REKLAMCI ÜMİT ALAN: ”İNSANLAR KORKUDAN TWİTTER’DAN WHATSAPP’A KAÇIYOR.”

Ana Sayfa » HAYATIN İÇİNDEN » REKLAMCI ÜMİT ALAN: ”İNSANLAR KORKUDAN TWİTTER’DAN WHATSAPP’A KAÇIYOR.”

20.11.2018 - 21:09

REKLAMCI ÜMİT ALAN: ”İNSANLAR KORKUDAN TWİTTER’DAN WHATSAPP’A KAÇIYOR.”

 

 

Türkiye’de sosyal medya çok seviliyor. 14 milyonu aşkın kişinin kullandığı Twitter’da bazı radikal değişiklikler yaşanması

Twitter CEO’su Jack Dorsey, ‘like’ butonunu kaldıracağını açıkladıktan kısa bir süre Twitter’da daha kaliteli tartışmaların dönmesi için kullanıcıların takipçi sayılarını da kaldırmayı düşündüklerini duyurdu. Biz de yaşanması muhtemel bu değişikliklerin etkilerini reklamcı ve yazar Ümit Alan ile konuştuk.

Twitter hiç beklenmedik değişikliklere gidiyor. Twitter CEO’su Jack Dorsey, ‘like’ butonunu kaldıracağını açıkladı. Dorsey bu kararı, ‘like butonunun yeterince benimsenmemiş olmasından’ dolayı verdiğini söyledi. Türkiye’deki Twitter kullanıcıları için‘like’ önemli değil mi sizce?

Çok önemli. ‘Like’ butonu Türkiye’deki kullanıcılar için kurtarıcı vazifesi görüyor, büyük kolaylık sağlıyor. Hatırlayın, ‘like’ ilk çıktığında yeterince ilgi çekmemişti… Bugünse bir tweet, dört ‘retweet’ alıyorsa, 40 defa ‘like’lanıyor.

Türkiye’de 14 milyondan fazla Twitter kullanıcısı var. ‘Retweet’yerine neden ‘like’ yapmayı tercih ediyoruz artık? 

Bir başkasının görüşünü ‘retweet’ etmek artık o kadar kolay değil. Zira insanlar başlarına bir şey gelmesinden çekinir oldu.

‘İnsanlar korkudan ‘like’ butonu kullanıyor’

Twitter kullanım şeklimiz özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra değişti. ‘Retweet’ yerine ‘like’ daha çok kullanılmaya başladı. Niye böyle oldu? 

Korkudan tabii ki. Zaten 15 Temmuz sonrası dönemde Twitter’dan çok büyük bir kaçış oldu. İnsanlar geçmiş paylaşımları ortaya çıkmasın diye hesaplarını kapattı. Kalanlar için de ‘retweet’ yerini daha çok ‘like’a bıraktı.

‘Like’ hayatımızdan çıkarsa ne olur; yokluğu hissedilir mi peki?

Hissedilir, çünkü ‘like’ da görüşleri paylaşmak için motive edici. ‘Like’ gidince ‘retweet’ artmaz. Zaten 15 Temmuz döneminden sonraki olağanüstü hal ortamında da insanlar alternatif arayışına girdi. Örneğin WhatsApp gruplarına ciddi bir kaçış oldu, bu hala sürüyor.

Ne oluyor WhatsApp’ta?

İnsanlar yakın çevrelerinde oluşturdukları gruplar içerisinde yorum ve paylaşım yapıyor. Böylece kendilerini daha güvende hissediyorlar. Yeni bir muhalefet alanı olarak WhatsApp’ı gösterebiliriz. Ancak WhatsApp’ın çok önemli bir sorunu da var.

Nedir o? Yalan haber mi?

Evet, yalan haberlerin yayılmasında WhatsApp ne yazık ki çok etkili. Durum o kadar vahim ki, örneğin Hindistan’da WhatsApp ana mecra haline geldi. Böylece yalan haber de muazzam arttı. Hindistan devleti bugün WhatsApp gruplarının kurucu ve yöneticilerine yaptırım uygulamayı tartışıyor. Yalan haberin önünü alamıyorlar çünkü.

ABD başkanı Trump’ın seçilmesinde özellikle Facebook’taki yalan haberlerin etkisinin çok baskın olduğu yorumlanmıştı. WhatsApp’ta sahte haberler de Facebook kadar etkili mi? 

Oldukça etkili. Kısa bir süre önce WhatsApp’tan yayılan bir sahte haber yüzünden Meksika’da iki kişi yakılarak öldürüldü. WhatsApp grupları bu konuda Twitter’dan da çok daha kullanışlı.

Hangi açıdan kullanışlı?

Bir haberin kaynağını Twitter’da geriye dönerek bulabilirsiniz. Ancak WhatsApp’ta bu mümkün değil. Bakıyorsunuz en güvendiğiniz yakınlarınızdan bir haber geliyor… Ona da güvendiği birinden gelmiş. Ama bunun ilk kimden çıktığı belirsiz. Yani insanların birbirlerine olan güvenlerinin suiistimal edilmesinden söz ediyoruz.

‘Twitter’da çok takipçisi olanlar birbirine benziyor’

Twitter’a dönersek…  Yüz binlerce, milyonlarca takipçileri olan kişiler var. Ancak tanınmış isimlerin attıkları tweetler birbirlerine çok benziyor. Aynı görüşü aynı şekilde tweetliyorlar. Neden bir düşünceyi dile getirmede bu kadar büyük bir benzerlik var aralarında?

Etkileşim her şeyin önüne geçmiş çünkü… Yani çok fazla takipçisi olan kullanıcılar birbirlerinin tweetlerini takip ediyor, o kişinin hangi tweetinin ne kadar ‘like’, ‘retweet’ aldığını, altına nasıl yorumlar yazıldığını kontrol ediyor.

Neden kontrol ediyor? 

Aralarında beğeni almak ve takipçi sayısı gibi rekabet alanları var. Bu yüzden de ne yazık ki aynılaşıyorlar. Herkes aynı vasata doğru ilerliyor. Star hastalığı hepimizi bir şekilde sardı. Ancak şu bir gerçek ki starlar da bize yani sıradan insanlara benzedi.

Starlar bize nasıl benziyor? 

Starlar önceden daha ulaşılmaz insanlardı. Şimdi sosyal medyada hayatlarının neredeyse her anına tanığız. Hiçbir gizemi kalmadı. O yüzden sosyal medyadan uzak kalmayı başaran starları ben daha akıllı buluyorum.

Bir tweetin çok ‘retweet’ ve ‘like’ alması için nasıl yazılması gerekiyor? 

İçinde ya bir kinaye olacak ya yergi ya da bunların tamamını içine alan espriler. Bu yüzden hem milyonluk kullanıcılar, hem de siyasetçiler böyle tweetler atıyor çünkü alkışı çok seviyorlar. Yapıcı, bilgi verici tweetlerin etkileşimi her zaman çok daha az.

Günümüzde sosyal medya ekibi diye yeni bir iş dalı var. Bu grup ne yapıyor, sorumlulukları ne?  

Özellikle siyasetçiler ve sanatçılar çok yaygın olarak kullanıyor. Bu ekipler, algoritmalara göre hareket ediyor. Yani sosyal medyada neyin nasıl etkileşim aldığı belli. Algoritma o tarz iletileri öne çıkarıyor. Onlar da ‘trend’e göre paylaşımlar yapıyor. Tabii bu onlar için önemli zira “Bu post şu kadar beğeni aldı, şu kadar retweet edildi” diye işverene hesap veriyorlar.

Siyasetçiler, Twitter’ı ciddiye almamalı

Fotoğraf: Reuters

Özellikle siyasetçilerin Twitter paylaşımları nasıl duruyor? 

Çoğu siyasetçi Twitter hesabını kendi kullanmıyor. Twitter hesaplarını sosyal medya ekibine veya danışmanlarına emanet ediyor. Ortaya etkili bir sonuç çıkmıyor. Onlar da vasatı takip ediyor. Özellikle vekiller Twitter’ı çok ciddiye almamalı.

Niye? 

Sosyal medya, bir önceki seçimde başka partiye oy vermiş insanlara ulaşmak için doğru bir mecra değil.

Muhalefet milletvekilleri televizyonlara çıkarılmıyor. Twitter da onlar için bir medya alanı vazifesinde. Ne yapacaklar peki? 

Evet öyle ancak sosyal medyada aldıkları etkileşimleri baz almamaları gerek çünkü siyaseti zaten kendilerine oy verecek olanlara yapıyorlar. Bununla seçim kazanılmaz. KONDA’nın bir araştırmasına göre AKP seçmenlerinin sadece yüzde 14’ü Twitter’da yer alıyor. Bu yüzden aldığınız ‘like’lar da ‘retweet’ler de kendi seçmen grubunuzun alkışları oluyor. Vekiller, ‘echo chamber’ denilen yankı odasında yani sadece kendi seslerinin yankısını duyuyorlar. Bu yankı odasından nasıl çıkar da bana oy vermeyen seçmene hitap ederim düşüncesi yok. Varsa yoksa alkış hastalığı.

Uzun yıllardır reklam sektöründesiniz. Muhalefet partileri, bugünkü şartlarda en etkili reklam ve kampanyayı nasıl yapabilir? 

Türkiye gibi ülkelerde en etkili siyaset alanı bence hala sokak. Kapı kapı gezmek, yüz yüze iletişim kurmak şart. Ayrıca partilerin en önemli güçleri örgütleridir ve en iyi, etkili reklam da uzun vadede örgüt eliyle yapılandır. Billboard’ların kullanılmaya devam edilmesi her zaman etkili bir yöntemdir. Sosyal medya haddinden fazla önemsenmemeli. Kaldı ki sosyal medya kötülüğün yayılması açısından da çok etkili bir mecra.

Nasıl yani? 

ABD seçimlerinde sosyal medya daha çok olumsuz iletişim için kullanıldı. Sahte ve kötü haber sosyal medyada iyi olana göre daha çok tıklanıyor. Bu haberler daha kolay yayılıyor. Medya bu yüzden felaket haberlerini seviyor.

‘Çok takipçili olmak o kitlenin kalitesini göstermiyor’

Milyonlarca takipçiye sahip gazeteci ve yazarlar var. Bu gazete gazeteci ve yazarların sosyal medyada paylaştıkları yazı ya da haberleri, takipçi sayılarına nazaran çok az okunuyor. Neden böyle bir çelişki var sizce?

Yüzbinler, milyonlar, o gazetecinin, yazarın okuyucuları olduğu anlamına gelmez; çoğu kez adını duymuştum anlamına gelir. Özellikle ekran yüzleri çok dikkat çeker. Bu isimleri takibe alırken ana refleks de “Bu ismi ben televizyondan biliyorum” olur. Oysa sosyal medya, TV’den farklı bir mecra.

Hangi yönden farklı?

Birincisi, farklı beceriler istiyor. Hele ki söz konusu kişi ana akımdaki işine son verilip ekranın büyüsünden de çıkmışsa, iyice vasata bağlıyor. İşte bu yüzden milyon takipçisi olanların ürettiği bazı işler, takipçi sayılarına oranla tıklanmıyor.

İkinci nedeni ne? 

Twitter’da çok dikkat dağıtıcın done var. Evet, kişi milyon takipçisi olanı takibine almış ama başkaları da var onun listesinde. Önceden bir gazetecinin rakibi diğer gazeteciydi. Bugünse rakibi kedi videosu da olabilir; 19 yaşındaki YouTuber da olabilir. Hepsi aynı akışın içinde dikkat çekme yarışı veriyor. Zaten Facebook’undan Twitter’ına hepsi aynı kavganın içerisinde.

Nasıl bir kavga bu?

Hepsi “Kullanıcı, bir saniye daha benim mecramda kalsın” kavgası veriyor. Netflix’te bir dizi bitiyor ve birkaç saniye sayarak hemen yeni bölüme geçiyor. Her platform o akışta yer kapma mücadelesi veriyor. Düşünün Netflix’in CEO’su, “Bizim rakiplerimiz arasında uyku da var” dedi. Uykunun dahi rakip görüldüğü bir ortamda, milyonlarca takipçiye sahip olmanız hepsi avcumun içinde anlamına gelmez.

Dorsey, ‘like’ butonun yanı sıra radikal bir değişiklikten daha söz etti ve kullanıcıların takipçi sayısını gizlemek istediğini açıkladı. Bu sayede Twitter’ın daha kaliteli tartışmaların olduğu bir platforma dönüşmesini arzuladığını belirtti. Takipçi sayısının gösterilmesi Twitter’ı niye kalitesiz kılıyor sizce?

Çok takipçi sayısı olanlar daha itibarlı kabul ediliyor. Oysa bu durum o kişinin kaliteli bir kitlesi olduğu anlamına gelmez. Üstelik reklamcılar da artık uyandı.

‘Reklamcılar da takipçi sayılarıyla ilgili uyandı’

Reklamcılarda nasıl değişiklikler yaşanıyor? 

Eskiden çok takipçili kişiler doğal influencer (etkileyici) kabul edilirdi. Artık iş değişti. Takipçinin kalitesi önem kazandı. Mikro influencer dediğimiz takipçi sayısı az da olsa doğru hedef kitleye ulaşan insanlar var. Böylece hem daha az para harcıyorsun hem de gerçekten ulaşmak istediğin kitleye sesleniyorsun.

Takipçi sayıları gizlenirse sizce Twitter cazibesini yitirir mi? 

Dorsey, takipçi sayısını gerçekten gizlerse Twitter’a olan ilgiyi azaltabilir. Ödül mekanizması insanlar için önemli. Fikirleriniz yayıldığında, beğeni aldığınızda hormon salgılamanız bile değişir. Bunu insanların elinden almak akıllıca olmaz. Bu yüzden Dorsey bu kararından vazgeçer gibi geliyor.

24 Haziran seçimlerinden sonra siyasi karar almada sosyal medyanın değil yine televizyonun etkili olduğu yorumlandı. Peki televizyon kullanma şeklimiz hiç değişmedi mi? 

Oldukça değişti. Haberler hala izleniyor ancak tartışma programları izlenmiyor. Bu da çok normal. Ergenekon  dönemlerini hatırlayın. O zamanlar tartışma programları bir şey ifade ediyordu.

Nasıl? 

Karşı karşıya farklı görüşler diziliyor, gerilim ve dramatik çatışma yaşanıyordu. Sinemanın da, tiyatronun da, dizilerin de bütün olayı Yunan tragedyasından beri dramatik çatışmadır. Bugünse herkes aynı şeyi söylüyor, bu şekilde izlenecek bir şey çıkmıyor ortaya.

Televizyon izleyenler ağırlıklı olarak hangi kitleden oluşuyor? 

Reuters’ın 2018 Türkiye’deki medya üzerine sunduğu rapora göre sağ seçmenin yüzde 59’u, televizyondan haber alıyor. Kendine solcu diyenlerin ilk tercihiyse yüzde 45 ile dijital medyayı kullandığını ifade ediyor. Merkezde duran kitlenin ana haber kaynağı da yüzde 50 olarak televizyon çıkıyor.

‘Uzun köşe yazıları artık okunmuyor’

Algoritmaları anlattınız. Algoritmalar dijital medyadaki haberlerin nasıl olmasını istiyor? 

İçeriğin kısa olmasını istiyor. Bugün aynı manşetle çıkan iktidara yakın medyayı eleştiriyoruz. Ancak dijitalde muhalif yayınlar da farklılıklarını kaybetti. Bizi yönlendiren şey tık almak olduğu için aynı başlık formatı, aynı içerik kullanılıyor.

Peki insanlar uzun uzun köşe yazanları okuyabiliyor mu? 

Hayır, uzun yazı okuma alışkanlığımızı kaybettik. Algoritmaların bizi götürdüğü yer de zaten “Kısa yazalım, ilgi çekici bir başlık atalım” şeklinde oluyor.

Ama bizde çoğu köşe yazarı hala çok uzun yazıyor…

Yazarı olduğum BirGün gazetesi artık köşe yazarlarından 3 bin 500 vuruşu aşmamalarını istiyor. Tabii benim gibi veri, araştırma paylaşıp, bunları yorumlayan biri için çok sınırlı bir limit bu. Evet, uzun okumayı artık sevmiyoruz, ya tıklamıyoruz ya da bir tıklayıp hemen çıkıyoruz. Ne de olsa bugün Instagram’daki fotoğraf fonlu aforizmalarını kitaplaştırıp, buradan milyonlar kazanan yazarlar var, böyle bir dönemdeyiz. Kaynak-Diken- Minez Bayülgen

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :