SAFFET ATİK YAZDI- 2019 YEREL SEÇİMLERİ SONRASI BİR DEĞERLENDİRME: BAŞARININ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ VE YÖNETİMİ ÜZERİNE -2-

Ana Sayfa » GÜNCEL » SAFFET ATİK YAZDI- 2019 YEREL SEÇİMLERİ SONRASI BİR DEĞERLENDİRME: BAŞARININ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ VE YÖNETİMİ ÜZERİNE -2-

18.02.2020 - 18:25

SAFFET ATİK YAZDI- 2019 YEREL SEÇİMLERİ SONRASI BİR DEĞERLENDİRME: BAŞARININ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ VE YÖNETİMİ ÜZERİNE -2-

 

 

Yazımın Birinci Bölümünde sözünü ettiğim konjonktürde yapılan 2019 yerel seçimlerinde; Karadeniz hariç kesiminde ve ekonomisi görece gelişkin yerlerde belediye başkanlıklarını  genelde sol görüş  kazanmıştır.  Nitekim; İstanbul,  Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya gibi ilk beş büyük ilin dördünün büyükşehir belediyelerini CHP almıştır. Yurtseverlik.com da yayınlanan ilk iki yazımda bu durumu mekânsal olarak ayrıntıda analiz etmiştim.

Politik Yansımalar ve Başarının Sürekliliği İçin Neler Yapılabilir?

Bu başarının sürdürülebilmesi ve doğru yönetilebilmesi için yoğun çaba gerekmektedir. Bu bağlamda neler yapılabilir? Bunların bazılarını aşağıda açıklamaya çalıştım. Ancak, hemen belirtmeliyim ki, bu satırların sahibi politikacı değildir. Sadece mesleki deneyimleri ve birikimlerini kullanarak, düşündüklerini sıralamaktadır.

Ayrıca ifade etmek gerekir ki, bu yazıda ağırlıklı olarak mekânsal  öneriler ve bazı toplumsal öngörüler geliştirilmiştir.  Kuşkusuz, ekonomik, çevresel, mali,  kurumsal, yönetsel ve benzeri  diğer konular içeren öneriler ve politik söylemler seçilmiş  yerel yöneticiler tarafından  dile getirilecektir.

Her şeyden önce, yerel yönetimlerin insan odaklı ve toplam kalkınma hedefli strateji planlarını ve bunlara bağlı eylem planlarını üretmeleri, var olanlarını gözden geçirmeleri,  güncellemeleri ve kamuoyuna mal etmesi gerekmektedir. Bunları strateji planları ve eylem programları olarak kamu oyuna net ve kolay anlaşılabilir biçimde açıklanmalıdır. Bazı belediyelerimizin, bir yasal zorunluk olarak bunları yıllardır yapmaktadırlar. Ancak, bu  yeni konjonktürde bunların uygulanması ve kamuoyuna mal edilmesi gerekmektedir.

Pek çok yerel yönetim;  Planlamanın ve yatırım kararı alma sürecinin kurumsallaşamaması nedeniyle, yatırımlarını herhangi bir olabilirlik etüdü olmaksızın gerçekleştirmektedir. Bu durum çoğu kez keyfiliğe de yol açmaktadır.  Karar alma, planlama ve projelendirme süreci kurumsallaştırılmalıdır. Tüm teknik ve yönetsel kurallara uymakla birlikte, karar alma sürecinin bürokrasiye boğulmaması ve hızlandırılması gerekmektedir.

İlk Aşamada Yapılabilecekler

Bu konjonktürde en önemli gereksinmeleri karşılamak ve kentsel yaşamı kolaylaştırmak stratejik ana hedef olmalıdır.

Bu bağlamda; merkezi hükümetin mali kaynakları olabildiğince kısıtlayacağı bilinmeli, strateji ve program üretiminde bu gerçek göz önünde tutulmalıdır.  Nitekim; İktidarın CHP’li Büyükşehirlere karşı metro yatırımlarındaki tavrı her şeyi ortaya koymaktadır.  Yerel yönetimler, iyi bir halkla ilişkiler programı çerçevesinde; hangi programların engellendiğini, hangi yatırımlarının finanse edilmediğini, hangi yapım işlerinin yarım kaldığını kamuoyuna net olarak ve  tüm medyatik araçları kullanarak açıklamalıdır.

Bu koşullarda kuşkusuz olabildiğince öz kaynaklara dönülmelidir. Mali durumları zaten güçlü olmayan yerel yönetimler, bu durumda yapabileceklerini daha akılcı ve seçici yöntemlerle belirlemelidirler. Bunları kategorize etmek de olanaklıdır.

Hemen belirtmek gerekir ki bu bölümdeki öneriler mekânsal planlama ve düzenleme ağırlıklıdır. Yaşamsal önemi olan ulaşım ve altyapı sunumlarına bu yazıda değinilmemiştir.

Toplumsal Kampanyalar  – Hemşerilik ve Aidiyet Duygusu Kazanımı

Yerel yönetimlerin yapacağı çalışmaların ilki; toplumsal kampanyalar ve toplum moralini yükseltme programları olarak adlandırılabilir.  Büyük kentlerde yaşayanlar; son yıllarda hem ekonomik krizlerle ve hem de laik ve çağdaş yaşama yapılan saldırılarla ve ötekileştirilmelerle yıpranmıştır. Pek çok kişi, özellikle emekliler için hoşgörü ortamının yüksek olduğu kıyı yerleşmelerini bir kaçış noktasıdır.

Kalıcı çözüm büyük kentlerde toplumsal kondisyonun artırılmasında aranmalıdır. Yönetimler,  kentlilerin moralini yükseltecek tüm eylemlere ön ayak olmalıdırlar. Her şeyden önce; hemşeriler, yaşadığı kentte kendini güvende hissetmeli, düşüncelerinden ötürü hor görülmeyeceklerinden emin olmalıdırlar. Hemşeriler yaşadıkları kentten gurur duymalıdırlar.

Sanatsal ve Sportif Faaliyetlerin Geliştirilmesi ve Toplum Tarafından İçselleştirilmesi

Toplumu rahat ettirecek ve toplumsal hoşgörüyü artıracak eylemler desteklenmelidir.  Bunlar, aidiyet duygusunu artıracak faaliyetler, kültürel ve sportif etkinlikler, çoğu kez, karşı görüşlüler tarafından  eleştirilse de festivallere, şenliklere,  il tanıtım günlerine önem verilmeli, hemşerilik etkinlikleri desteklemelidir. Ayrıca;  kentin adını taşıyan film ve sanat festivalleri ve benzerlerine sahip çıkılmalı,  bilimsel konferans ve etkinlikler sürekli gündemde tutulmalıdır. Bunların;  gerekirse profesyonel hizmet alınarak veya akademianın katkıları sağlanarak, uluslararası kalite ve düzeyde yapılması önerilmektedir. Sportif etkinliklerin desteklenmesi ve kente mal edilmiş spor kulüpleri ve onların başarısı toplumsal morali yükseltmek için diğer önemli olanaklardır.

Az Maliyetli Kentsel Düzenlemeler ve Donatılar

Öngörülen bir diğer öneri seti az yatırım gerektiren donatı ve düzenlemelerim hızla yapılmasıdır. Bu yatırımlar da bir stratejik plana bağlanmalıdır. Donatıların yer seçimi için bir merkez-uç modeli kurulabilir. Hangi donatıların merkezi nitelik taşıdığı, merkezde yer alması ve daha büyük nüfusa hizmet sunması gerektiği bir modelle saptanabilir.  Merkez uç modelinin sonucu olarak; yerleşmelerin dış halkalarında;  nüfus büyüklüğünün ve yoğunluğunun az olduğu kesimlerde görece daha ufak donatılara yer verilmelidir. Bu çok bilinen ve sıkça uygulanan model bir planlama disiplini içinde ve bilinçli olarak uygulanmalıdır.

Bu bağlamda bir “Donatı ve Servis Sunum Planı”nın yapılması gerekecektir.  Merkezde ve dış halkalarda yer alacak donatıların neler olacağı bir kentsel tipolojisi çalışması ile belirlenmelidir.  Bu çalışma, toplumsal kabul ve kucaklama programları içermeli ve özellikle toplumun dezavantajlı kesimlerini,  dar gelirlileri kesinlikle kapsamalıdır.

Daha somut ifadelerle ifade edilecek olursa¸ yukarıda önerilen tipoloji denize kıyısı olan kentler,  içinden nehir geçen kentleri ve Anadolu’da yer alan kara kentleri olarak farklı gruplarda  geliştirilebilir.

Kıyı ve Akarsu Kenarı Düzenlemeleri  – Hemşerilere Nefes Alma Alanları Açılması

Deniz ve/veya nehir kıyısına sahip yerleşmelerde ufak düzenlemelerle çekici kentsel mekanlar yaratılabilir. Eskişehir bunun en tipik örneğidir.  Deniz kıyısında olan metropollerde yerel ölçekli bütüncül kıyı yönetimi,  planlaması ve düzenlemesi yerel yönetimlerce gerçekleştirilebilir.  Kıyılar halkın kullanımına daha donatılı biçimde açılabilir. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin akademik katkı da alarak yaptığı çalışmalar dikkat çekicidir ve örnek alınabilir. Kıyının düzenlenmesi, yaya ve bisiklet yollarının yapımı, açık ve yeşil alanların düzenlenmesi, hatta bunların tematik olarak kurgulanması, gerekli izinlerin alınarak balıkçı barınaklarının bir kısmının halka açılması, dinlenme teknelerine buralara yanaşma olanaklarının sağlanması;  mekan ve yaşam kalitesinin artırılması için önemli adımlardır. Bunlar kamulaştırma gerektirmeyen yerlerde öncelikle yapılabilir. Örneğin, ırmak ağızlarında ufak karasal (in land) yanaşma ve barınma yerleri düzenlenebilir, hatta gelir getirici donanımlar da eklenebilir.  Bu düzenlemeler özellikle orta ve alt gelir grupları için yapılmalıdır.  Bunlara denizel etütlerin olumlu sonuç verdiği yerlerde hemen başlanmalıdır. Bu satırların sahibinin Türkiye Turizm Kıyı Yapıları Master Planında İstanbul için önerdikleri halen geçerliliğini korumaktadır.

Üst gelir grubunun gereksinme duyduğu kıyı yapıları, marina ve yat limanları ilgili kamu kuruluşları ve özel kesim tarafından zaten yapılmaktadır.

Benzer düzenlemeler, nehirli şehirlerde de yapılmalıdır.  Akarsuların kenarlarının yerleşmenin gereksinmelerine göre rekreatif amaçlı düzenlenmesi, yaya ve bisiklet yolları ile bezenmesi, kano ve kürek sporları için parkurlar yapılması ve benzerleri gündemde olmalıdır. Su yüzeyleri ve akarsu kenarları  ufak düzenlemelerle kentli buluşturulmalıdır.

Görsel ve Kentsel Kalitenin Artırılması

Yerleşmelerde mekan ve yaşam kalitesinin artırılması  bir diğer kısa vadeli ve çok büyük yatırım gerektirmeyen eylemlerdir. Türkiye kentleri büyük ölçüde temel altyapıya sahiptir.   Bu nedenle kentsel tasarım ve peyzaj projeleri kolaylıkla geliştirebilir.  Kentlerin çağdaş düzenlemelere,  parklara ve açık alanlara,  sportif tesislere gereksinimi fazladır.  Yerel yönetimler, mali olanakları doğrultusunda, ufak büyük demeden bunları hemşerilere sunmaları gerekmektedir.  Burada verilmek istenilen; mesaj;  gerçekten bunalmış durumda bulunan orta ve alt gelir gruplarını rahatlatacak ve kent hayatına katacak önlemlerin ivedilikle alınmasıdır.  Bu önlemlere, içkili yerlerin sağlanacak kolaylıklar bile eklenebilir.

Benzer çalışmalar topoğrafik yapısı uygun kentlerde manzaraya hakim bakı noktaları yada orman varlığına bağlı kent ormanları kurulması ve donatılması, az yatırımlı ve kısa vadede yapılacak çekicilikler olarak belirmektedir.  Bazen iki bank bile görüntüyü değiştirmektedir.

Tarihi Kentsel Dokuların Korunması ve Canlandırılması

Yukarıda sıralanan önerilerin, tarihi kentlerde geleneksel yerleşim dokusu içerisinde gerçekleştirilmesi çok daha değerli olacaktır. Tarihi dokuların korunması ve canlandırılması, halkın kullanımına açılması  vakit kaybedilmeden üzerine gidilmesi gereken konuların başında gelmektedir.

Sonuca Doğru

Bu yazının ana amacı günümüz siyasal ve ekonomik konjonktürde nelerin yapılabileceğinin sıralanmasıdır. Geçen dönemde; İstanbul ve Ankara için geliştirilen yüksek maliyetli, gerçekçiliği kuşkulu fantezilerin yerine, düşük maliyetle insan odaklı nelerin yapılabileceği anlatılmaya çalışılmıştır.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :