SAFFET ATİK YAZDI- KORONAVİRÜSÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (2)

Ana Sayfa » GÜNCEL » SAFFET ATİK YAZDI- KORONAVİRÜSÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (2)

04.05.2020 - 10:17

SAFFET ATİK YAZDI- KORONAVİRÜSÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (2)

 

 

Koronavirüsün Düşündürdükleri (2)

 

Orta ve Uzun Vadede Neler Olabilir?

 

Günümüzde sürdürülen ve kısa vade de devam etmesi beklenen salgın önlemleri,  orta ve uzun dönemdeki değişikliklerin de ip uçlarını veriyor.  Her şeyden önce önümüzdeki dönem, bireysel özgürlüklerin ve hareketliliğin önemli ölçüde kısıtlandığı, evi ve aileyi ön plana çıkaran,   çalışma alanlarından  çok  yaşama/barınma  alanlarının  esas alındığı, üretimden çok insan yaşamının  ön plana çıktığı ya da çıkacağı bir yaşam biçimini ve toplum yapıyı işaret etmektedir. Muhtemeldir ki, günlük hayatın her anında ve her konuda;  düşük yoğunluklu düzenlemelerle ve faaliyetlerle karşılaşacağız. Kuşkusuz bu varsayımlar, korona sorunun tekrarlama ve/veya yeni benzer bir salgının yaşanması olasılığı üzerine yapılmaktadır.  Bu bağlamda örneğin, yaşamımıza yeni aparatların yaygın olarak gireceği de açıktır. Örneğin;  toplu olarak bulunulan alanlara Güvenlik Tarama Cihazları/Sensörleri gibi Salgın Tarama Cihazları/Sensörleri de yerleştirilecektir.  Muhtemelen havaalanlarında,  okullarda, fabrikalarda, AVM lerde ve benzer diğerlerinde bunlarla sıkça karşılaşacağız.  Bu taramadan geçmeden normal hayata başlayamayacağız.

 

Pek çok konuda ciddi sorunlar yaşayacağız. Görünen O dur ki, en fazla sorun da ekonomik yapıda ve istihdamda görülecektir.  Üretim biçimi, ulaşım/taşımacılık, spor, tatil anlayışı ve dinlence ve benzer konularda aşağıdakiler beklenebilir.

 

Üretim Biçiminde Değişiklikler ve Teknolojide Gelişmeler

 

Her şeyden önce, tarım sektörü itibar kazanacaktır. İnsanların gıda güvenliği ve yeterliliği içinde beslenmeleri, gıda almaları yaşamsal önem taşıyacaktır. Özellikle gelişmiş ülkelerde,  öncelik tarım sektörüne verilecektir. Bu ülkelerde ve kısmen gelişmekte olanlarda;  şimdiye dek görülmemiş ölçüde mekanizasyon, hatta üretime “sayısallaştırılmış teknolojik destek” uygulanacaktır. Bir anlamda sayısallaştırılmış tarımsal  üretim  görülecektir.  Sanırım tarım ürünlerinde “genle oynama”  uygulaması çok sorgulanacak ve bu konuda çok ciddi denetim sağlanacaktır.   

 

İmalat sanayinde sermaye yoğun ve ileri teknoloji ile üretim olanakları gündeme gelecek ve Fordist /Kitle Üretimine alternatifler aranacaktır. Bunlar arasında butik/uzmanlaşmış üretim yöntemleri üzerinde ağırlıkla durulacaktır.  

 

Gelişmiş sanayi ülkeleri için bir diğer çözüm,  sanırım fazla ustalık bilgisi gerektirmeyen üretimin az gelişmiş ya da gelişmekte olan yan (fringe) ülkelere daha da kaydırılması olacaktır.  

 

Robotik teknoloji ve üretimde, algılama teknolojilerinde, genetik mühendisliğinde, bilişimde, tıbbi teknolojilerde, biyokimya  ve ilaç sanayinde daha da büyük aşamalar kaydedilmesi beklenmelidir. Bu bağlamda; üretimde insan makina değişim oranının daha da yükseleceğini tahmin etmek zor değil.  Gündemde olan yapay zeka uygulamalarına geçiş hızlanacaktır. Üretimde insanın fiili ve fiziki gücünün giderek azalacağı söylenebilir. Kuşkusuz yukarıda sıralananlar ve benzer diğerleri,  özellikle gelişmiş ülkelerin gündeminde olacaktır.   

 

Hizmetler sektörü, son birkaç on yıldır; özellikle inşaat, ulaşım/taşımacılık ve turizm alt faaliyetlerinde hızla gelişmektedir.  Ancak, bu sektörler özellikleri gereği; yüz yüze hizmet üretimini ve sunumunu gerektirmektedir. Krizden en fazla etkilenen ve/veya etkilenecek sektörler de bunlardır.  Aşağıda konuya biraz daha açıklık getirilmiştir.  

 

Ulaşım ve Taşımacılık

Kitle ulaşımında sıkıntılar yaşanacaktır ve değişim beklenmelidir. Daha çok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde görülen sıkışık kent içi taşımacılığına çözüm arayışları gündeme gelecektir. Bu bağlamda, araçların yolcu kapasiteleri azalacak, daha seyrek bir kent-içi taşımacılık düzenine geçilecektir. Bu tür çözüm arayışları hava taşımacılığı için de geçerlidir. Taşımacılıkta düşen kapasiteler, sefer frekansını artıracak ancak taşıma maliyetleri yükselecektir.  Bu doğal olarak daha az hareketlilik anlamını taşıyacaktır.

 

Bisiklet ve elektrikli bisiklet kullanımı giderek yaygınlaşacaktır. Benzer bir gelişme yaya hareketliliğinde de görülecektir.  Yaya trafiği önemli ölçüde artış beklenmelidir.  

 

Bu çok genel hatlarıyla verilen gelişmeler, kentlerin mekânsal yapılarını, planlama sistematiğini ve pratiğini değiştirecektir. 

 

Tatil Anlayışı ve Dinlence

Tatil ve dinlenme anlayışında köklü değişiklikler beklenmelidir. Sıkışık kitle turizminden alternatif turizme önemli kaymalar olması kaçınılmazdır. Bu bağlamda; yakın çevre ve doğa turizmi ön plana çıkacak, kırsal turizm önem kazanacaktır. Benzer biçimde, kültürel turizm bağlamında geçmiş değerler ve gelenekler yeniden keşfedilecektir.  

 

Konaklama ve yeme-içme tesislerinin  düşük yoğunluğa ve seyrek yerleşme düzenine geçmesi zorunlu görülmektedir.  Devasa tatil komplekslerinden, küçük, özgün, butik tesislere kayma beklenmelidir.   Personel ve ziyaretçilerin sağlık taramaları günlük yapılacak ve duyurulacaktır.  Bunları görüşleri turizm sektörü ilgilileri de benimsenmektedir. 

 

Spor

Kamuoyunu yakından etkileyecek gelişmelerden bir kısmı sportif faaliyetlerde olacaktır.  Günümüzde çok yaygın olan seyircili spor türlerinden, az seyircili amatör branşlara, ihtisas sporlarına ve halkın aktif spor yaptığı dallara geçiş beklenmelidir. Ancak bu gelişmeler yaygın olarak salgın riskinin devam ettiği uzun vadede gerçekleşebilir.  Ancak, yine de kişisel sporlara dönüş olacağı kestirilebilmektedir.  

 

Orta ve Uzun Vadede Mekansal Biçimleniş ve Değişen Paradigmalar

 

Bu yazının ana maçlarından birisi salgın dönemi ve sonrasında mekânsal dönüşümlerin nasıl olacağını mesleki kaygılarla tartışmaktır. Bu önemli salgından sonra anlaşılan mekânsal yapılara ilişkin kuramsal dayanaklar ve planlama paradigması bir ölçüde değişecektir.   

 

Her şeyden önce; çalışma, barınma ve dinlence alanlarına ilişkin planlama anlayışı,  makro-form, kentsel ulaşım ve altyapı planlama ve projelendirme ölçüt ve ilkeleri gözden geçirilecektir. Yaşananlar ve beklenenler;  köklü bir Paradigma değişikliğini işaret etmektedir. Hemen ifade etmek gerekir ki, daha sağlıklı ancak daha pahalı bir kentsel yaşam sürdüreceğiz.  Bunun ödenebilir olması temel sorun olarak belirmektedir.

 

  • Daha önce değindiğim gibi, kırsal kesimin ağırlığının artması beklenmelidir. Arazi Kullanma Bütçesi ve Deseni bu yönde değişebilecektir. Yoğunluklarda düşme eğilimi belirecektir. Bu duruma, İstanbul başta olmak üzere, Türkiye metropollerinin hiç alışık değillerdir. Gelişmeleri birlikte izleyeceğiz.
  • Yerleşim alanları kendine yeterli olarak planlanacaktır. Çalışma ve Barınma Alanlarının birbirlerine yakın tasarlanması eski bir planlama ilkesidir. Bunun uygulanmasına şahit olacağız.   
  • Ulaşım Sistemlerinde ve ulaşım planlamasında esnek olmayan seyahatlerin minimizasyonu gündeme gelecektir. Enerji sakınımına özel bir önem verilecektir.
  • AVM lerin ortaya çıkması ile bildiğimiz geleneksel merkez kavramı ve kuramı değişikliğe uğramıştı. Salgından sonra bu değişiklik bir başka yöne evrilebilir. Muhtemelen kapalı mekanlar artık çok cazip olmayacaktır.  Cadde alışverişinin tekrar yaygınlaşması beklenmelidir.  
  • Bunlara benzer pek çok konu kuşkusuz gündeme gelecektir. 

 

Planlama tüm bunları ve benzerlerini kucaklamak için hazırlıklı olmalıdır. Bu yazı ileriye dönük olası gelişmeleri gündeme taşımak ve tartışma olanağı yaratmak için kaleme alınmıştır. İddiası sadece bu kadardır.  Pek çok konu eksik kaldığı açıktır, bunlar katkılarla giderilebilir.  Belirtmek gerekir ki, son yıllarda kentsel gelişme ve inşaat faaliyetlerinde inanılmaz hırslarla, toplumsal gereksinmeler, hakkaniyet ve kamu yararı hiçe sayılarak  akıl almaz olumsuzluklar yaşanmıştır. Büyük sorunlara neden olunmuştur.  Bu salgın bir ders niteliğinde yaşanmaktadır.  Bu dönemde metropollerde neredeyse geçici de olsa Yavaş Şehir (Cittaslow) tarzı yaşam önerilmektedir.  Bu ne yaman bir derstir.

 

Toplumsal ve Siyasi Yansımalar

 

Yukarıdaki tahminlerin en önemli ortak paydası; belli sektörlerde (ulaştırma, turizm, kişisel hizmet sunumları ve benzerleri)  iş ve istihdam kaybının kaçınılmaz olduğu gerçeğidir. Salgın döneminin kanımca en önemli sonucu ve sorunu  bu olacaktır.  Bunun toplumsal yansıma ve sıkıntıları büyük olacaktır. Buna şimdiden hazırlık yapmak gerekmektedir.  

 

İkinci sonuç,  toplumun daha pahalı bir yaşam süreceğidir.  Belki çevreye daha  duyarlı, daha düşük yoğunluklu ve sakin bir yaşama geçilecektir ancak bunun maliyetini kimler nasıl ödeyecektir. Bu değişim ödenebilir (affordable) olacak mıdır?  Düşük gelir gruplar ne yapacaktır?

 

Bazı çevreler bu tür iş ve istihdam kayıp ve zor ödenebilir hizmet alımının sosyal patlamalara neden olacağını savunmakta, böyle bir gelişmenin otokratik bir yönetime sürdürülebileceğini savunmaktadır. Bu olasılık üzerinde çok ciddi olarak durulmalıdır.

 

Bir diğer husus,  gelecekte tarif edilen teknolojik ve bilimsel gelişmelerin ancak, geliri yüksek gelişmiş ülkelerde ortaya çıkabileceği, küresel salgının etkisinin  az gelişmiş ülkelerde  daha fazla görüleceği gerçeğidir. Ülkeler arasında gelişmişlik farkının ölümcül olacağı anlaşılmaktadır.

 

Korona Krizi, ayrıca birkaç hususun önemini gözler önüne serdi.  “Sosyal adalet ve hakkaniyet” ve “Sosyal hizmet sunumlarında eşitlik ve hizmete erişebilme hakkı”. Bunların toplumun tüm kesimlerine ödünsüz sağlanmasının gerektiği net olarak anlaşıldı.

 

Bu ve benzeri konularda, sol düşünce etkili politikalar üretmek ve kamuoyu ile paylaşmak zorundadır.  Bunu ummak istiyorum.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :