SAFFET ATİK YAZDI- TOPLUMSAL BEKLENTİ DEĞİŞİKLİĞİMİZ ”İYİ YAŞAMDAN” ”SAĞ KALMA AMAÇLI TOPLUMSAL DÜZENE” EVRİLDİ

Ana Sayfa » GÜNCEL » SAFFET ATİK YAZDI- TOPLUMSAL BEKLENTİ DEĞİŞİKLİĞİMİZ ”İYİ YAŞAMDAN” ”SAĞ KALMA AMAÇLI TOPLUMSAL DÜZENE” EVRİLDİ

04.06.2020 - 8:01

SAFFET ATİK YAZDI- TOPLUMSAL BEKLENTİ DEĞİŞİKLİĞİMİZ ”İYİ YAŞAMDAN” ”SAĞ KALMA AMAÇLI TOPLUMSAL DÜZENE” EVRİLDİ

 

Toplumsal Beklenti Değişikliğimiz;  İyi Yaşamadan  “Sağ Kalma Amaçlı Toplumsal Düzene”

Bir yazı düştü ekranıma, yazıdaki bir saptama çok düşündürücü ve ilginç geldi bana.

Güney Koreli felsefeci, kuramcı, yazar Byung-Chul Han, Koronavirüsle ortaya çıkan durumu  “İyi yaşama duygusunu tamamen kaybeden, hazzın da sağlığa feda edildiği bir sağ kalma toplumu”na geçiş olarak nitelendiriyor.

Ne gariptir, yaşamı kolaylaştırmak ve iyi yaşamak için inanılmaz teknolojik ilerlemelerin yapıldığı, günlük hayatta konfor düzeyini artırmak için akıllı evlerden akıllı şehirlere geçildiği, yapay zeka uygulamalarının yaygınlaştırılmaya çalışıldığı bir dönemde; salgınla birlikte bütün gayretlerin “sağ kalma toplumu” için sarf edildiğinin iddia edilmesi, en azından bunun düşünülmesi ders çıkarılması gereken bir değişiklik.

Byung-Chul Han “Bu gidişle sanki daimi bir savaş halinde yaşıyormuşuz gibi, sağ kalmak nihai gerçeğimiz haline gelecek” diyor.

Bu koşullarda bazı sert önlemler “biyopolitik karantinalar” olarak nitelendirilebilir.

Nitekim Türkiye’de de 65 + yaş grupları için getirilen evden çıkmama kararlarının ardındaki politik motifler tartışma konusu haline geldi. Sosyal medyada gruplar oluşturuldu, sanırım son günlerde çok yoğun bir mesaj trafiği yaşanıyor, bu yasaklamalar, kimlere politik kazanç sağlayabilir? Bunlar konuşuyor.

Kimi çevrelerde en çok korkulan husus, bazı ağır politik dayatmaların gündeme gelmesi ve totaliter rejimlere kayma olasılığı. Bazı kaynaklarda küresel ekonomik küçülmenin % 40 lara ulaşacağı, belirtiliyor Bu olumsuzlukların, iş kaybına ve istihdam hacmi daralmasına yol açması kaçınılmazdır. Ekonomik sorunlar yaşayan, iş ve gelir kaybına uğrayan yığınların tepkilerini dizginlemek çok kolay almayacaktır. Uzmanlar özgürlüklerin daralmasının kitlesel histeriye yol açmasından, korku ortamında insaniyet yoksunu davranışların artmasından endişe ediyorlar. ABD’deki son akıl almaz olaylar bu açıdan da değerlendirilebilir. Genelde endişe edilen husus, alınacak sert önlemelerin zamana yayılması ve süreklilik kazanmasıyla; toplumda ve bireylerde yaşam sevincinin ve hazzının giderek azalmasıdır.

Salgının ortaya çıkardığı zorunlu değişiklikler ve bunlara ilişkin sorgulamalar, küresel ölçekten yerel ölçeğe kadar ölçek farklılık gösteriyor.

Salgın Ülkelerin Sosyal Politikalarının Yeterlilik ve Etkinlik Düzeyini Gösterdi.

Bir iddia da  “dünyanın gücünün Batıdan uzaklaşarak biraz daha Asya’ya doğru kaymasına” ilişkin.

Bu görüş yeni bir çağın başlangıcındayız düşüncesinde.

Uzak Doğu ülkelerinin, teknoloji ve bilişim alanlarında elde ettiği göz kamaştırıcı başarının yanı sıra; otomotiv, gemi yapımı ve çelik üretimi gibi geleneksel imalat sanayi dallarında bile elde ettikleri yüksek otomasyon, makine/insan oranı gelişmeyi sergiliyor. Bu gelişme akademik dünyaya ve finans sektörüne de yanıyor. Pek çok Uzak Doğulu üniversite akademik başarı liginin en üst sıralarında. Benzer bir performans bankacılık sektöründe de izlenebiliyor.

Öte yandan demokrasinin doğduğu ve geliştiği, insan haklarının ilk kez telaffuz edildiği, sanayi ve sanayi toplumunun en önce serpildiği batı dünyasında ciddi gerilemeler ve başarısızlıklar görülüyor.

Avrupa’da ve özellikle ABD de eleştirilerin dozajı yükseliyor ve ABD ezberleri bozuyor. ABD de sağlık sektörü “parası olmayan ölür” gibi çok ağır eleştirisel bir motto ile özetleniyor. Son olaylar gösteriyor ki, toplumsal hizmet sunumları da, kişisel haklara saygı da, hoşgörü de sınıfta kaldı.

Avrupa da, ABD kadar olmamakla birlikte, sağlık hizmetlerinin hiç de öyle düşündüğümüz gelişmişlik düzeyinde olmadığını ortaya çıktı. Ancak, özellikle kuzey ülkeleri, örgütlenme becerilerinin çok yukarılarda olduğunu, salgının ilk şokunu atlattıktan sonra, bir kez daha sergiledi.

Salgın pek çok sektöre yansıdı. Çok farklı yorum ve değerlendirmelere neden oldu. Bunları özetlemek olanaklı.

Salgın Sosyal Tabakalaşmayı Net Olarak Ortaya Koydu.

Çalışma hayatında; iş dallarına ve meslek gruplarına göre farklılaşma net olarak yaşandı. Sanayi üretiminin durmaması, kentsel hizmetlerin verilmesi, toplumsal hizmetlerin (sağlık, güvenlik, savunma vb) aksamaması için belirli alt sektörlerde çalışanlar işi bırakamadı. Tarım sektöründe de mevsimsel ürün takviminde göre çalışıldı, kritik dönemlerin kaçırılmamasına özen gösterildi. Özetle, Salgından etkilenme ve risk faktörü sektörlere göre değişiklik gösterdi.

Farklılaşma sosyal tabakalaşmada da net olarak görüldü. Dezavantajlı grupların salgından daha fazla etkilendiği anlaşıldı. Sosyal farklılaşma, etnisiteyi de kapsadı. ABD de Covit-19’dan ölen Afro-amerikalı sayısının beyazlardan daha fazla olduğu bildirildi.

Yaş Gurupları Farklılaşması

Sağlık istatistikleri yaş grupları arasındaki risk farkını net olarak ortaya koydu. Yaşlılar dezavantajlı ve riskli gurup olarak beliriyor. Bu nedenledir ki, Türkiye’de de 65+ yaş gruplarına eve kapanma dahil özel önlemler uygulanıyor. Almanya’da ortalama yaşam beklentisi 81,5 yıl, Covit-19’dan ölenlerin de adet olarak en fazla 81 yaş grubunda olduğu açıklandı. Her ne kadar, üstü kapalı biçimde ”Ölenler zaten ortalama ömrünü doldurmuşlardı.”yorumu yapıldıysa da, yaşlıların alınan önlemleri çok sıcak karşılamadığı da biliniyor. Yaşlılar ile karar vericiler ve yönetenler arasında, sosyal medyaya yansıyan da gerilimler yaşandı ve yaşanıyor.

Mekansal Farklılaşma ve Sorgulamalar

Kapalı ve kapılı alanlarda inşa edilen, bir veya birkaç yüzme havuzu bulunan, yeşil alanları  kuşbakışı görebilen çok katlı  konutlar residans olarak adlandırıldı ve çok yüksek fiyatlarla satıldı. Şimdi bunların ardındaki mantık sorgulanır oldu.  Asansör kullanımı bile salgın endişelerinin önemli ayrıntılarından biri. Petrol zengini ama yerleşme kültürü yoksunu Körfez ülkelerinin yapılanma ve yoğunluk modelini, rant uğrana nasıl bu kadar tercih ettik diye hayıflanıyoruz.

Kentsel yerleşmelerin aşırı yoğunluğu ve sıkışıklığı endişe nedeni oldu.  Ulaşım sistemlerinin yoğun kullanımı ve iç içelik bir başka sorgulama konusu.  Bisiklet kullanımı hiç olmadığı kadar sempatiyle gündeme geldi, hemen herkes yerel yönetimlerden bisiklet yolu talep ediyor.  Bu örnekler çoğaltabilir.

Özetle, salgın yeni bir anlayışın ve belki iddialı olacak ama yeni bir çağın tetikleyicisi  habercisi olarak değerlendirilebilir.

Yaşamın her alanında ve kesitinde paradigma değişiklikleri bizleri şaşırtsa ve pek mutlu etmese de artık gündemde.

 

Öyle anlaşılıyor ki, önümüzdeki önemde,  şimdiden kestiremediğimiz bir süre;  kulağa pek hoş gelmese de, “sağ kalmak için çaba sarf edeceğiz.“

Daha önceki 2 yazımda; Türkiye’de salgına bağlı olarak beklenen yaşam alışkanlıkları değişikliklerini açıklamaya çalıştım. Özellikle turizm ve ulaşım/taşımacılık sektörlerindeki olası değişimleri dile getirdim. Bunların önemli bir kısmı 1 Hazirandan bu yana daha da belirgin olarak gerçekleşti. Gazete kupürlerinden bir kolaj yaparak gelişmeleri göstermek istedim ama teknik olanaksızlıklar buna izin vermedi. Daha sonra, ekonomik endişelerle önlemlerde seyrelmeler ve yumuşamalara şahit olduk.

Yine de, Salgının ortaya koyduğu olumsuzlukların, ekonomik daralmaların ve olası iş kayıplarının maalesef süreceği anlaşılıyor.  Yaşam zorlaşıyor ve daha da pahalı hale geliyor.

Küresel Ölçekte Bazı Değerlendirmeler

Aslında salgın küresel ölçekte, Türkiye’yi olduğu kadar pek çok ülkenin ekonomisini de sarsıyor. Çok sayıda ülke darboğazda, işin vahim tarafı bunun ne kadar süreceği de kestirilemiyor. Ancak, “Sağ kalmak çabası”nın temel motif olacağı, ülkelerin de buna göre kriz stratejileri geliştireceği tahmin edilebiliyor.  Öyle ki, Çin’in kullandığı yöntem ve yönetsel tarzın yaygınlaşacağı bile savunuluyor.  Kuşkusuz bunlar spekülatif iddialar ve bunların zaman içinde izlenerek, deneyimlenerek değerlendirilmesi gerekiyor.

Yine de önümüzdeki dönemde ve orta/uzun vadede; ekonomik ve teknolojik bağlamda eksen kaymaları beklenebilir. Bu kaymaların Uzakdoğu yönünde olacağı iddia edilebilir. Bu coğrafyanın, kaydettiği teknolojik ve ekonomik gelişmelere ek olarak politik olarak da güç kazanacağı savunulabilir. ABD nin inanılmaz ölçüde prestij kaybına uğradığı, yaşlı Avrupa’nın  daha da yaşlandığı  göz önünde tutulursa, bu kayma olasılığını hiç de yabana atmamak gerekir. Uzakdoğu ülkeleri için yaşam savaşı vermek zaten pek de yabancı oldukları bir şey de değildir.

 

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :