SEÇİM GÜVENLİĞİ Mİ, İKTİDAR GÜVENCESİ Mİ?-ERGÜN AYDOĞAN

Ana Sayfa » GÜNCEL » SEÇİM GÜVENLİĞİ Mİ, İKTİDAR GÜVENCESİ Mİ?-ERGÜN AYDOĞAN

20.04.2018 - 7:24

SEÇİM GÜVENLİĞİ Mİ, İKTİDAR GÜVENCESİ Mİ?-ERGÜN AYDOĞAN

 

 

Joseph Stalin ‘’Oyları kimin verdiği değil, kimin saydığı önemlidir.’’ demiş.

Oyları kimin saydığı değil, sayanları kimin izlediği önemlidir, diyelim.

Mühürsüz oy verenler, yasaya rağmen mühürsüz oyları geçerli sayanlar, mühürsüz oyların geçerli sayılacağına dair yasa çıkaranlar, usulsüzlüğü yasal hale getirenler daha önemlidir!

AKP ittifak ortağı MHP ile birlikte yıldırım hızıyla 20 saatlik mesai ile diğer partilerin görüş ve önerilerini yok sayarak millet iradesine gölge düşürecek bu yasal düzenlemeyi TBMM’den geçirdi. Sandık güvenliği, seçim güvenliği tartışmaları uzun süre devam edecek/ediyor.

Daha önce en çok oy alan 5 siyasi partinin bildirdiği isimler arasından, kura ile ad çekme yöntemi ile sandık kurulu başkanı belirleniyordu. Yeni düzenlemeyle sandık kurulu başkanları kamu görevlisi olacak yani iktidar belirleyecek.

Sandık kurulu en az beş üyeden oluşur. Sandık kurulu başkanı ve 4 üye sandık kurulunu oluşturur. Bu üyelerden biri sandık kurulu ‘memur’ üyesidir. Diğerleri siyasi parti üyeleridir. Sandık Kurulu Başkanı ve Sandık Kurulu memur üyesi devlet memurlarından Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir.

Şimdi gelelim esas zurnanın zırt dediği yere!

Sandık başında ihtilaflı bir durumda; iki memur üye, bir de AKP’li üye etti üç; sandık kurulu beş kişi olduğuna göre çoğunluk otomatik olarak iktidarın eline geçti.

Şimdi buradan objektif, tarafsız karar çıkar mı?

İktidarın belirlediği sandık kurulu başkanı iktidarın isteği/emri dışına çıkabilir mi?

Mühürsüz zarflar geçerli sayılacak, işaretli ve çizik zarfların özel işaret olup olmadığı kesin olarak anlaşılamayan zarflar geçerli sayılacak.

Kim sayacak?

Sandık başkanı!

Kimin lehine sayacak?

Durun daha bitmedi

Aynı apartmanda, aynı sokakta oturan seçmenler farklı yerlere dağıtılacak, eşinizle farklı sandıklarda oy kullanacaksınız.

Kimin kim olduğunu bilmeyeceksiniz.

Rusya’da olduğu gibi bir kişinin birden fazla oy kullanabilmesinin önü açılacak.

Bunun gerekçesi, seçmen üzerinde başkaları tarafından baskı oluşturulmaması imiş!

Ne demişler: Minareyi çalan kılıfını uydurur!

Peki, seçmen kontrolü ne olacak?

Çok yazıldı ama bir daha uyaralım: Mezardaki ölüler bile kalkıp oy kullanacaklar!

Durun daha bitmedi: Seyyar sandık olabilecek.

Yani sandık istenilen yere taşınabilecek! Oy kullanmaya gelemeyen hastaların ayağına sandık götürülecek. Kim götürecek? İktidarın belirlediği sandık kurulu başkanı, kamu görevlisi!

Cumhurbaşkanı ve milletvekili pusulaları aynı zarfa konacak. Neden? Cumhurbaşkanı ve TBMM ayrı organ değil mi? Her organın ayrı seçilmesi gerekmez mi?

Bunu bir kez daha vurgulayalım: Sandık kurulu başkanı iktidarın belirlediği kişi.

Diyelim ki seçmenlerden herhangi biri kolluk kuvvetlerini sandık başına çağırdı.

Ortaya çıkan tablo: Gelen kolluk kuvvetleri ile birlikte iktidarın belirlediği görevliler oy verme ve sayım süresince sandık başındalar.

Hani sopalı seçimden şikâyetçiydiniz?

Sopa elinize geçince meşru mu oldu?

İlçe seçim hakimleri iktidarın atadığı hakimler.

Kaymakamlar iktidarın memuru olduğunu söyleyenler.

Valiler iktidar adına görev yaptıklarını söylemekten çekinmeyenler.

Şimdi buradan çok şüpheci olduğumuz, devletin kamu görevlilerine güvenmediğimiz gibi bir sonuç çıkabilir. Doğru, biz güveniyoruz ama, kamu görevlileri de kendilerine güvenmiyor. Birçok kamu görevlisi artık eskisi gibi olmadığını, iktidarın sözünden çıkamadıklarını, çıktıkları anda baskılarla karşılaştıklarını söylemediler mi? Bazıları da çıkmam, çıkamam çünkü iktidar beni bu makama getirdi diyerek gerçeği apaçık ortaya koydu.

Diğer taraftan iktidar bu seçimleri bir varlık yokluk savaşı gibi görmekte.

İktidardan gitmemek için ne gerekiyorsa yapacak durumda. Demokratik yöntemlerle, demokrasi adına işbaşına gelenler, demokrasi adı altında, demokrasi dışı her türlü yöntemi kullanmaya hazırlar.

Gitmek istemiyorlar.

Gitmemek için her türlü yola başvuruyorlar.

Demokrasi mi? Demokrasi ‘araç’ değil miydi?

Amaca ulaşmak için gerekirse papaz elbisesi giyilmeyecek miydi?

Giyiliyor da! Bugüne kadar erken seçim istemek vatan hainliği diyenler, seçimleri 17 ay öne alarak, baskın seçim kararıyla acil seçime gidiyor. Demokrasi için mi? iktidarlarını sürdürmek için.

Çıkın sokağa, kime isterseniz sorun, seçim sonuçlarına güveniyorum diyen bir tek kişi bulamazsınız.

Şimdi bunu söylemenin tam sırası: Allah yakışan iftiradan korusun.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :