SICAK ANALİZ- İYİ PARTİLİ ‘’ESKİ SOLCULARIN’’ DÜŞÜNSEL İNTİHARI

Ana Sayfa » SICAK ANALİZ » SICAK ANALİZ- İYİ PARTİLİ ‘’ESKİ SOLCULARIN’’ DÜŞÜNSEL İNTİHARI

08.07.2018 - 16:44

SICAK ANALİZ- İYİ PARTİLİ ‘’ESKİ SOLCULARIN’’ DÜŞÜNSEL İNTİHARI

 

 

 

Sola en çok onlar zarar verdi.

Yönünü yitirmiş bir gemi gibi kayalıklara bindirdiklerinde yaptıkları açıklamalar kuşkusuz hüzün vericiydi ama daha da önemlisi bunların sol adına konuştuklarını iddia ederek yarattıkları izlenimlerin toplumu yanlış yönlendirmesiydi.

Ataol Behramoğlu 24 Haziran öncesi Meral Akşener’i umut olarak değerlendirip destekleyen, seçim sonrası çıkan tabloyu gördüğündeyse yanıldığını söyleyemese de, çekincelerini şöyle dile getiren bir isimdi:

‘’İyi Parti başkanından da doyurucu, inandırıcı bir ses çıkmadı. Buna karşılık partisinden AKP’ye katılımlar olabileceği yönünde işaretler geliyor. Baskılar karşısında kararlı duruşuna ve lideri olduğu hareketin bir merkez parti gereksinimini karşılama potansiyeline verdiğim, bana nice hakaretlere yol açan ve şimdi belki yine açabilecek olan desteğimi henüz çekmiyorum. Fakat bunu da ikinci bir hayal kırıklığı olarak not ediyorum.’’

Su akar yatağını bulur.

MHP’nin içinden doğmuş, kimisi ülkücü harekete yıllarını vermiş, bunu da gizlememiş hatta yeri geldiğinde övünerek söylemiş isimlerin katılımıyla kurulan İyi Parti’ye merkezde rol biçmek; her görüşe, her düşünceye kucak açtığını varsayarak peşinde gitmek ancak eski solcuların başarabilecekleri bir marifetti.

Zaten onlar Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonra, hangi siyasi gelenekten geldiğini, görevi süresince iktidarın yolladığı bütün yasalara nasıl itirazsız imza koyduğunu unutup, Erdoğan’ın karşısına demokrat bir kişilik olarak çıkarmamışlar mıydı? Gül’ün demokratlıkla uzaktan yakından ilgisi olmasa da, tepedeki iyi polis, kötü polis senaryosunda iyi polis rolünü oynasa da bizim eski solcular onu ille de yüceltmek için çok çaba harcadılar ama başaramadılar. Erdoğan’ın fendi Gül’ü ve arkasında birikmiş kaşar solcuları, kimi yorgun, çapsız sosyal demokratları yendi.

Dün Meclis’teki yemin töreninde İyi Parti İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz’ın, Bahçeli’nin elini öpmek için yarı beline kadar eğilmiş halinin fotoğrafı doğrusu unutulmayacak bir kareydi. Yine İyİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün kürsüde yemin ederken ülkücü işareti yapması da el öpen fotoğraf kadar etkileyiciydi.

Ama turpun büyüğü heybede.

İyi Parti’nin iki numaralı ismi Koray Aydın’ın MHP sıralarına giderek Bahçeli’nin elini sıkması bir nezaket gösterisi gibi algılansa da öyle olmadığının, yönünü arayan suyun yatağına doğru ilerlediğinin apaçık göstergesiydi.

Şimdi bunlara bakıp efelenen İyi Parti’ye gönül vermiş eski solcuların tepkilerini okudukça insanın küçük dilini yutası geliyor.

Meclis’te MHP’nin karşısında ters takla atma yarışına en çok içerleyenlerden birisi de Odatv’nin yazarlarından, derin analizci Murat Ağırel’di. Kendisi seçimlerde İyi Parti’nin İstanbul’dan milletvekili adayıydı. Ağırel Odatv’ye yaptığı açıklamada şunları söylemiş:

“Ben İYİ Parti üyesi olarak bu görüntüleri kabul etmiyorum… Ben solcu gelenekten gelen bir Kemalist olarak yemin töreninde sol elimi kaldırsam ne düşünülürse bende şu anda onu düşünüyorum… MHP de daha önce siyaset yapmış olabilirsiniz ancak bunca olay yaşanmışken el öpme nedir? Kesinlikle kabul etmiyorum ve şiddetle protesto ediyorum. İYİ Parti MHP değildir”

Bu paragrafın başından sonuna kadar ders niteliği taşıdığını vurgulamakta fayda var.

Solcu gelenekten geldiğini iddia eden birisinin İyi Parti’de konuşlanması gerçekten ‘’muhteşem’’ bir seçim. Solun 80’lerden bu yana nasıl tırpanlandığını, nasıl kapı kapı gezerek kendini heba ettiğini kanıtlaması açısından ibretlik bir yaklaşım bu.

Açıklamanın İyi Parti MHP değildir kısmına gelelim şimdi de.

Kaleminden kan damlayan, ‘’Derin analizler’’ yapan bir kişinin, İyi Parti MHP değildir saptaması, hangi çapta bir travmanın belirtisidir?

Kimsenin kuşkusu olmasın, ilerde 24 Haziran’ın sonuçlarını yazacak siyaset bilimcilerin literatüre kazandıracakları bir kavramı şimdiden söylemek mümkün: Düşünsel intihar.

Murat Ağırel ve diğerlerinin seçimlerine, peşinde sürüklendikleri oluşumlara baktıkça, başka bir tanımlama gelmiyor insanın aklına.

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :