SİYASET BİLİMCİ DOMİNİQUE MOİSİ: KUTUPSUZ BİR DÜNYA BİZİ BEKLİYOR OLABİLİR

Ana Sayfa » GÜNCEL » SİYASET BİLİMCİ DOMİNİQUE MOİSİ: KUTUPSUZ BİR DÜNYA BİZİ BEKLİYOR OLABİLİR

04.05.2020 - 22:41

SİYASET BİLİMCİ DOMİNİQUE MOİSİ: KUTUPSUZ BİR DÜNYA BİZİ BEKLİYOR OLABİLİR

 

Fransız siyeset bilimci Dominique Moïsi’nin Project Syndicate için kaleme aldığı koronavirüs sonrası dünya güç dengelerinin değişimi ile ilgili Medyascope.tv’de yayımlanan makaleyi paylaşıyoruz..



Koronavirüs salgını üç temel jeopolitik eğilimi hızlandırıyor: Asya’nın yükselişi, ABD’nin gerilemesi ve Almanya’nın Avrupa içinde güçlenmesi. Bu değişimler bir araya geldiğinde 2030 dünyasını iyi bir biçimde şekillendirebilir. Fakat o zamandan önce siyasi liderler mevcut krizi aşmalı ve bir asır önceki felaket hatalarını tekrarlamamalıdır.

Günümüzde, gelecek ve geçmiş ters düşüyor gibi görünüyor. Koronavirüs dünyanın çoğunu acımasızca dijital ekonomiye ittiğine göre birçok insan salgın öncesi dünyaya geri dönmek istemeyecek.

Virüs kürelleşmenin sona erdiğini göstermiyor. Fakat küreselleşmenin belirli bir çeşitliliği ile ilgili kötü bir kehanette bulunuyor. Örneğin, liderler sosyal mesafe kuralına uygun şekilde bir ağ kurmak yerine Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu‘nun yıllık toplantısında yoğun bir kalabalığın içine girmek isteyecekler mi?

Ancak her şeyden önce, salgın Asya‘nın yükselişini (sadece Çin’in değil) ve Batı‘nın özellikle de ABD‘nin düşüşünü teyit ediyor.

Dünyanın en güçlü askeri gücü olan ABD, koronavirüsle karşılaştığında silahsız kaldı. Ülkenin sağlık sistemi salgının ölçüsüyle baş edemedi (ABD bu konuda yalnız değil), yemek yardımı almak için oluşan uzun kuyruklar “Yeni Düzen” öncesi Büyük Buhran dönemini hatırlattı. ABD’nin siyasi liderleri, işleri daha da kötüleştirdi ve ülkenin uluslararası imajını daha da karaladı.

ABD, Kasım ayında yapılacak olan başkanlık seçimlerinde Başkan Donald Trump‘ı bir kenarda bırakarak onurunu ve insanlığının bir kısmını kurtarabilir. Ancak bu eski Başkan Barack Obama’nın da vurguladığı gibi Demokratların tahmini adayları Joe Biden‘ın arkasında birleşmelerini gerektirecek.

Biden’ın gerçekten kazanma şansı var. ABD’li seçmenler koronavirüs salgınında oluşan ekonomik tahribat yüzünden Cumhuriyetçileri cezalandırabilir, tıpkı Güney Kore seçmenlerinin Başkan Moon Jae-in’in iktidar partisini, yönetiminin koronavirüs ile mücadele konusundaki başarılarını takiben mutlak bir meclis çoğunluğu ile ödüllendirmesi gibi. Fakat Trump seçimleri kaybetse bile, ABD daha önceden işgal etmiş olduğu merkezi küresel konumu geri kazanamayacak.

Ancak ABD’nin düşüşü Çin’in küresel meşaleyi taşıyacağı anlamına gelmiyor. Koronavirüs salgını, şeffaflık eksikliği de dahil olmak üzere Çin hükümetinin kusurlarını ortaya çıkardı. Oradaki salgın, 2020’nin ilk çeyreğinde dramatik bir ekonomik çöküşe neden oldu ve ülke ikinci bir salgın dalgasına karşı savunmasız kaldı. Bütün bunlar dünyanın iki kutuplu olmasından ziyade kutupsuz olabileceğini gösteriyor.

Ne Rusya ne de Avrupa Birliği en üstteki bu boşluğu dolduramaz. İran ve Türkiye gibi Rusya da krizi az hasarla atlatabilir. Aslında, Başkan Vladimir Putin Rusya’nın kırılgan muhalefet partilerinden ziyade salgından korkuyor olabilir.

Salgına çok belirsiz bir başlangıç tepkisinden sonra – hafifçe söylemek gerekirse- AB, üç kadın lider sayesinde bir miktar toparlıyor gibi görünüyor: Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde. Ancak bu kriz asıl olarak Avrupa’nın direncinden ziyade Almanya’nın gücünü gösterdi.

Avrupa’nın en kalabalık ülkesi olmasına rağmen, Almanya, AB akranlarından dört kat daha az ölüm kaydetti. Yakın zamana kadar aciz bir lider olarak görülen Merkel, şu an diğer tüm Avrupalı liderlerden daha yüksek bir güven derecesine sahip. Bir politikacının etik içgüdülerini takip edebileceğini kanıtladı -tıpkı 2015’te Almanya’nın kapılarını göçmenlere açtığı gibi- ve bunun beş yıl sonra korku ve belirsizliğe karşı en iyi koruma olarak görülebileceğini kanıtladı.

“Geçmişimizdeki en önemli yıl 1920

Koronavirüs salgınının bir sonucu olarak tarih gerçekten de değişiyorsa, doğru dersleri çıkarmak için geçmişe bakmamız gerekiyor. Bu açıdan en önemli yıl 1920’dir.

Bir yüzyıl önce, I. Dünya Savaşı‘nın hemen ardından yıkıcı İspanyol gribi salgını sırasında liderler karşılaştıkları zorluklarla baş edemediklerini kanıtladılar. Sonuç olarak dünya ilk olarak Büyük Buhran’a sonrasında ise II. Dünya Savaşı’na yenik düştü.

Günümüz liderleri farklı fakat aynı derecede korkutucu sorunlar ile karşı karşıya. Özelikle, sadece vatandaşlarını korumak ve ekonomiyi yeniden başlatmak arasında değil, özgürlük ve güvenlik arasında da hassas bir denge kurmak zorundadırlar.

Eğer hükümetler ekonomiyi halk sağlığı üzerinde önceliklendirme konusunda çok ileriye giderlerse, her ikisi için de büyük risk taşıyan ikinci bir koranavirüs salgını riskiyle karşılaşırlar. Benzer şekilde, her şeyden önce özgürlüğü savunurlarsa ve izleme teknolojilerinin Asya’daki salgını yumuşatmaya katkısını göz ardı ederlerse, bir gün, daha az ihtiyatlı ve ılımlı siyasi güçlerin özgürlükçü ilkeleri vahşiçe uygulayabilme riskiyle karşı karşıya kalırlar.

1920’lerde ve 1930’larda korkunç bir savaş sonrası ortaya çıkan pasifizm, faşizmin zaferine ve çok daha korkunç bir küresel çatışmaya katkıda bulundu. Bugün, ekonomik açgözlülüğün veya özgürlükçülüğün bizi eşit derecede yıkıcı bir yola sokmasına izin vermemeliyiz.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :