SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- GENÇLERİ ANLAMANIN SİHİRLİ FORMÜLÜ: MİZAH VE HOŞGÖRÜ

Ana Sayfa » GÜNCEL » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- GENÇLERİ ANLAMANIN SİHİRLİ FORMÜLÜ: MİZAH VE HOŞGÖRÜ

17.10.2018 - 20:19

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- GENÇLERİ ANLAMANIN SİHİRLİ FORMÜLÜ: MİZAH VE HOŞGÖRÜ

 

Yıllardır bizim ODTÜ Mezuniyet Törenleri gerçek bir şenlik içinde geçer. Gençler, yıllarca süren ağır yorgunluklarının ardından törenleri bir bayram havasında kutlarlar. Dile kolay; derslikleri, laboratuarları, stüdyoları, kütüphaneleri ve çalışma odaları arasında mekik dokuyarak yaşadıkları en az dört yorucu yılın ardından şenlik dolu bir günü de hak etmenin sevincini yaşarlar.

Bu şenlik havasına çevirdikleri törenlerin başlangıcında, her bölüm mezunu öğrenciler, gruplar halinde DEVRİM stadına giriş yaparlar.

Beton tribünler, veli, arkadaş, eş dost, çoluk çocuk binlerce izleyici tarafından doldurulmuştur.

Mezunlar gruplar halinde geçerken, bölümlerinin adını taşıyan tanıtıcı pankartlar yanında, yaratıcılıkları ile hazırladıkları son derece ilginç görsel malzemelerle töreni bir şenliğe çevirirler. Herkes mizah anlayışına göre bu pankartlardaki görselleri değerlendirir. Kimi kahkahalar atar, kimi alkışlar, belki bazıları da kim bilir, sessizce öfkelenir ama sonuçta herkes barış ve neşe içinde yapar paylaşımlarını

İşte bu törenlerin geçmiş yaz aylarındaki sonuncusunda, birkaç öğrenci de hazırladıkları “Tayyipler Alemi” diye bir pankartı taşımışlardı.

Sonuçta, başta öğrenciler olmak üzere onların yakınlarından oluşan  beş bin kişinin, yaşamlarında belki de ilk kez katıldıkları büyük bir buluşmaydı bu.

Ancak bu kez o görseli taşıyan gençler, törenden bir süre sonra gözaltına alınmışlardı.

Neyse, gençler savcılığa gönderilmeden uzun bir süre gözaltında tutulurlarken, anneleri görevlilere yalvar, yakar olmuşlardı. Gelişmelerden Cumhurbaşkanı^’da haberdardı. ODTÜ öğrencileri arasında genellikle rastlandığı üzere meğer gençlerden biri savunma sanayi projelerinden birinden ödül almıştı.

Anladığım kadarıyla gençlerin bu özel durumunu da öğrenen Erdoğan ” Olur mu öyle şey, derhal serbest bırakın.” demeden önce, herhalde ” Getirin o kerataları huzura bakalım!” demiş olmalı ki, gençler geçen gün Saray’a götürülmüşler.

Haberlere göre Cumhurbaşkanı gençlerden birini üstün başarısı dolayısıyla kutlamış. Savunma sanayi gibi ülkemiz için çok önemli bir konuda başarılarının devamını dileyerek, o öğrenci sayesinde hepsini affetmekle kalmamış, birer yerli üretim cep telefonu da hediye etmiş. Kabulde bulunan bakanlardan biri de, gençler aleyhine açılan ağır ceza davasını geri çekeceklerini açıklamış.

Diğer üniversiteleri bilemem ama bizim ODTÜ’de yıllardır yapılan bu mezuniyet törenleri şenliklerinde kim bilir kaç kez, dönemlerin liderleri başta olmak üzere yüzlerce kişi hakkında buna benzer, belki daha ağır eleştiriler sergilenmiştir. Bunların muhtemelen tamamını, eleştirilenler çoğu zaman hoş görmüş, örneğin Demirel bu tür örnekleri mizah olarak algılayıp gülüp geçmişti.

Sorumu artık sorayım:

Mizah ile iç içe yaşamını renklendiren bu toplum nasıl oldu da son 16 yılda, mizah yanında, heykel, resim gibi sanat eserlerine dayanamaz hale geldi? Bence araştırılması gereken bir konu bu.

Mizah tanımı gereği eski dilde latife, frenkçe espri, yeni dilimizde şaka anlamında Arapça kökenli bir kelime olup, aynı zamanda ciddi bir sanat türünün adıdır. Mizahta temel hedef güldürme ise de, çok defa güldürmenin altında fert ve toplumlardaki aksaklıkları, çirkinlikleri eleştirme, iğneleme ve düzeltme amaçları gizlidir. Kin ve intikam duygusundan kaynaklanmayan mizahta küçük düşürme amacı yoktur. Halk zekâsının yarattığı mizahın özü, şaka sayesinde duygu patlamasının önüne geçmektir. Bu tanımı internette rastgele bulduğum “Filozof.net” sitesinden aldım.

Elbette başka tanımları da vardır. Hatta Osmanlıca’dan geçen “latife latif” olmalıdır, şeklinde bir özdeyişimiz bile var, var olmasına da, gençlerin öfkelerini, ağır da kaçsa, örneğimizdeki gibi, hakaret davalarıyla karşılamak ne kadar isabetlidir?

Unutmayalım ki içinde bulunduğumuz çağ, insan hakları tabanlı ” ifade özgürlüğü/freedom of expression” çağıdır. Bu ilkeyi benimseyen Anglo-Sakson ülkelerde “humour” kelimesinde karşılığını bulan mizah, birçok konu yanında iktidarların yarattığı adaletsizliklerin de eleştiri nesnesidir. Güldürürken sorgulamayı, hatta yıkıcılığı bile içerebilmektedir.

Çünkü mizah insanlığın özgürleşerek özne olma bilincini ve bütünsel insan olma özlemini ayakta tutan, insana özgü en temel sanatsal faaliyetlerin başında gelir. Bir genci bilimsel başarısından ötürü kutlamak elbette saygıdeğerdir, ancak aynı niteliksel özelliklerinden kaynaklanan yüreğindeki mizah duygusunu ( sense of humour) genci korkutarak yok ederseniz bilimdeki yaratıcılığını da yok edersiniz.

O nedenle hangi gerekçelerle olursa olsun, son on altı yıldır dayanılmaz ve taşınamaz boyutlara ulaşan toplumu kutuplaştırma siyasetinin bir an evvel bırakılıp, hoşgörü kavramının bütün anlamlarıyla toplumca kavranmasının vakti, çoktan geldi de geçiyor gibi!

Ziyaretçi Yorumları

Zeki Ertürk18 Ekim 2018

Değerli Kardeşim Sönmez,
Mesajın için teşekkürler. İlhan’ın daha iyi olmasına sevindim. Allah acil şifalar versin. Çok sevdiğim değerli bir kardeşimiz.
Allahtan ümit kesilmez. Biz tadilat nedeniyle bir süre daha Akbük’deyiz. Ankara’ya gelir gelmez ilhan’ı ziyaret ederim.
Son yazını okudum. Çok beğendim. Diğerlerini de okudukça fikrimi bildiririm.

Gözlerinden öpüyorum. Allaha emanet ol.

İlgili Terimler :