SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- ABD’DE SEÇİMLERE ÜÇ AY KALA TRUMP BEYAZ SARAY’I BIRAKMAMAK İÇİN BAKIN NELER PLANLIYOR

Ana Sayfa » GÜNCEL » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- ABD’DE SEÇİMLERE ÜÇ AY KALA TRUMP BEYAZ SARAY’I BIRAKMAMAK İÇİN BAKIN NELER PLANLIYOR

02.08.2020 - 14:16

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- ABD’DE SEÇİMLERE ÜÇ AY KALA TRUMP BEYAZ SARAY’I BIRAKMAMAK İÇİN BAKIN NELER PLANLIYOR

 

KASIM SEÇİMLERİNE ÜÇ AY KALA

ABD’DEKİ GELİŞMELER IŞIĞINDA TRUMP’IN DURUMU

 

ABD’de, Covid-19’un pandemi haline dönüştüğü mart ayından bu yana her alanda beklenmedik yeni gelişmeler ortaya çıkmaya devam ediyor.

 

Ana başlıklara şöyle bir bakalım:

 

* Pandeminin bir türlü istenen düzeyde kontrol altına alınamaması;

*Geçen mayıs ayında bir siyah Amerikalı’nın polis tarafından öldürülmesinin ardından, “Siyahların Hayatı Önemlidir” gösterilerinin şiddetinin artarak birçok  eyaletin büyük kentlerine yayılmasının önüne geçilememesi;

*Ekonominin görülmemiş boyutlarda küçülmesi;

*İşsizliğin tekrar tırmanmaya başlaması;

*Rusya başkanı Putin’in ABD üzerinde oynadığı soğuk savaş oyunlarının bir kısım ABD’liyi kaygılandırması.

 

İşte sıralamaya çalıştığımız sorunlar zinciri, seçime hazırlanan Trump yönetimini iyice köşeye sıkıştırıyor gibi görünüyor.

 

Bu sorunlardan üçü üzerinden Trump’ın arkasındaki kamuoyu desteğini araştırmak üzere ABC News/Ipsos tarafından 29/30 temmuzda yapılan araştırmanın sonuçları iki gün önce açıklandı.

 

Buna göre Amerikalı’ların üçte ikisinin, son günlerin üç önemli konusu olarak öne çıkan;  pandeminin ve siyah Amerikalı’lara uygulanan ırkçı/eşitsizlikçi  tutumun neden olduğu ulusal kargaşanın yönetimi yanında Rusya ile ilişkiler açısından Trump yönetimini desteklemediği anlaşıldı. Bir başka ifadeyle, ası geçen  araştırma sonucunda, desteğin % 36 olduğu belirlendi.

 

Trump’ın en büyük taraftar grubunu oluşturan kolej mezunu beyazlar arasında bile, her üç konudaki destek % 50’lere kadar inmiş görünüyor.

 

Diğer taraftan geçen ayın ortalarında Washington Post/ABC News’ün kayıtlı seçmenler üzerinde ortaklaşa yaptığı özel anketler, Demokrat aday adayı Biden’ın, Trump’ın 15 puan önünde olduğunu gösterdi. Ayrıca ABD’nin en eski kamuoyu araştırma kurumu  Gallup’un yayınladığı son veriler de bu durumu teyit etti.

 

Bu sonuçların, pandemi öncesindeki kamuoyu yoklamaları sürecinde bir hayli rahat görünen Trump ve ekibini ciddi bir şekilde kaygılandırmaya başladığı anlaşılıyor.

 

Hatırlanacak olursa, sürecin başlarında durumu pek kavrayamayan Trump ve ekibi, ABD’nin büyük bilimsel ve teknolojik gücü ile, Çin kaynaklı bu virüsü kısa zamanda bertaraf edeceklerini düşünerek, virüsün yayılmasını önlemeye dönük kayda değer önlem bile almadılar.

 

Ancak bilindiği gibi pandemi mart ayından bu yana geçen yaklaşık beş aya yakın süre içinde, tam tersi yönde büyük bir hızla yayılarak, başta ekonomi olmak üzere birçok parametre açısından dünyanın 1 numaralı süper gücü ABD’yi büyük ölçüde sarstı. İşsizlik oranı, sadece dört ay içinde 1929/30 büyük depresyonunun ötesine taştı. Son verilere göre nisan ve haziran ayları arasında ekonomi yıllık bazda % 33 dolayında daraldı.

 

TRUMP NEREYE KOŞUYOR ?

 

Aslında geçen yılın sonlarına doğru, kongredeki demokratların başlattığı “impeachment” azil sürecinden, kendi partisinin senatodaki çoğunluğu sayesinde kurtulan Trump son derece rahatlamıştı. Hatta ABD’nin en önemli sosyo-ekonomik göstergelerinden biri olan işsizliği, ABD tarihinin gördüğü en düşük düzeye indirdiğini böbürlenerek anlatıyor ve kasım ayında yapılacak seçimleri kazanacağından hiç kuşku duymuyordu.

 

Ancak devam eden salgında ortaya çıkan bu veriler Trump ve ekibini bir hayli paniğe sevketmiş görünüyor. Bu panik Trump’ın son günlerde sergilediği jest ve mimikler yanında söylemlerine de yansıyor. Nitekim geçen perşembe günü, anayasa gereği kasımda yapılacak başkanlık seçimlerinin pandemi nedeniyle ileri bir tarihe ertelenmesi şeklinde dışa vuran çaresizliğini dile getirmekten çekinmedi.

 

Trump’ın bu önerisinin yürürlüğe girmesi için Kongre’nin iki kanadında da onaylanması gerekiyor. Ancak öneri, gerek Senato’daki çoğunluğa sahip kendi partisinin lideri Mitch McConnel, gerekse Temsilciler Meclisi’nde  azınlıkta olan aynı partinin grup lideri Kevin McCharty tarafından kabul edilmedi.

 

Bazı yorumculara göre, partisinin gruplarınca bile karşı çıkılacağını bilmesine rağmen Trump’ın bu öneriyi dillendirmesinin nedeni, seçimi  kaybetmesi halinde sonuçlarını kabul etmemek için şimdiden gerekçeleri hazırlamak.

 

Nitekim bu konuda üç gün önce kendisine sorulan bir soru üzerine, pandemi nedeniyle oy vermeye gitmek istemeyecek çoğunluğun posta ile oy kullanmayı tercih edeceğini, bu yöntemin ise posta örgütünün yetersizliği nedeniyle her türlü hile ve  istismara açık olduğunu ifade etti. Hatta, bazı dış ülkelerde hazırlanacak sahte  oyların posta yoluyla gönderilmesi suretiyle seçim sonuçlarının etkilenebileceğine değindi.

 

TRUMP BEYAZ SARAY’DAN AYRILMAK İSTEMİYOR

 

Aslında bir süredir bazı gözlemciler, Trump’ın seçimi kaybetmesi halinde  Beyaz Sarayı kolay kolay bırakmayacağını açıkça ifade ediyorlar. Bunlardan biri de 1986 yılında Colorado Senatörü olarak Kongre’de bulunmuş olan Tim Wirth.

 

Bu bağlamda Newsweek dergisinin 7 mart tarihli sayısında Timothy E. Wirth  Tom Rogers tarafından yazılan yazının başlığı şöyleydi: “Trump Seçimi Kaybedebilir- Ama Başkan Olarak Kalabilir”.

 

“Kasım seçiminde Joe Biden’ın Trump’ı yenmesi ihtimali giderek artıyor. Çünkü Trump, başka birçok nedenin dışında pandemi yönetiminden tutun da,  polis gücünü kullanımındaki ırkçı tutumu nedeniyle, giderek ulusun beklentilerinden kopuyor” cümleleri ile başlayan yazının devamında Trump’ın gücünü muhafaza etmek için iki yola başvurabileceğinden söz ediliyor.

 

İlki, seçmen listeleri yeniden düzenlenirken yasanın öngördüğü nedenlerle bazıları zorunlu olarak liste dışı bırakılırken,  oy kullanma hakkına gerçekten  sahip olan bir kısım seçmeni de liste dışı bırakmak; 50 bin dolayındaki seçim gözlemcisini yeniden belirlemek; kentlerde sandık sayısını azaltıp, sandık başına seçmen sayısını arttırmak suretiyle oluşması kaçınılmaz uzun kuyruklar nedeniyle bazı seçmenleri oy kullanmaktan vazgeçirmek.

 

Wirth’in düşüncesine göre, sandık ve seçmen listeleri ile bu şekilde oynamanın dışındaki ikinci yol,  seçimleri kaybettiğinin belli olmasının ardından Trump’ın seçimlere hile karışmış olduğu iddiasını yüksek sesle dile getirip seçim sürecini yargıya taşıması. Bu arada, ABD anayasasının bazı özel haller için kendisine tanıdığı “acil durum” ilanı yetkisini, cumhuriyetçi kongre üyelerinin de desteği ile kullanmak. Böylece Beyaz Saray’da kalma süresini mümkün olduğunca uzatmak!

 

Diğer yandan, geçmiş seçimlerde bazen demokratlara, bazen de cumhuriyetçilere destek verdikleri için  “swing states” olarak adlandırılan bazı eyaletlerde Joe Biden az farkla önde çıkarsa, posta yoluyla kullanılan oylara  Çin’in bilgisayar korsanları “hackers”  tarafından müdahale edildiği iddiası ile bu eyaletlerdeki sonuçlar için  Adalet Bakanlığı’nı göreve çağırmak!

 

Senatör Wirth’e göre Trump’ın seçimi kaybetmesi halinde  bu yolların birine veya birkaçına başvurarak Beyaz Saray’da istediği süre boyunca kalması hiç de ihtimal dışı değil.

 

Trump’ın başkanlık süresi boyunca uygulamalarına bakıldığında, dilinden düşürmediği “America First -Önce Amerika” sloganının,  aslında daha çok “Trump First- Önce Trump” olduğu çoktan anlaşıldığı için, ABD’nin yıl sonuna doğru, daha önce görülmemiş bir kargaşa ortamına sürüklenmesi mümkün gibi görünüyor. Kısa sürede sona ermeyeceği giderek açığa çıkan pandeminin sosyo-ekonomik süreçlere etkisinin daha da yakıcı olacağı düşünüldüğünde, ihtimal daha da artıyor.

 

Bu durumda şu soruyu sormadan olmaz: Bu kargaşanın dünyaya etkisi ne olur?

 

1989’da Berlin Duvarı’nın çökmesi ABD için, 1980’lerden bu yana bütün dünyada hakim kılmak istediği “Sınırsız Kapitalizm” ideolojisini dayatmak için çok önemli fırsat oldu. İdeolojinin en önemli araçlarından biri olan  “küreselleşme” olgusu Çin’i yöneten Komünist Parti tarafından bile benimsendi.

 

Böylece ABD dünyanın yegane oyun kurucusu ülke oldu. Kanımca bu aşamada, yukarıdaki sorunun devamı olarak şu son soruyu sormanın tam zamanı:

 

Acaba ABD’li seçme ülkenin karşı karşıya bulunduğu bu durumu demokrasiyi daha çok sahiplenerek mi, yoksa Trump’ın  son dört yıldır Putin ve Xi Jinping’e öykünerek, zaman zaman saklayamadığı otoriterlik, hatta totaliterlik arayışına destek vererek mi sürdürecek?

 

Öyle sanıyorum ki bu sorunun yanıtı, 2.Dünya Savaşı’nın ardından büyük ölçüde ABD’nin dümen suyunda seyrederek sonunda, Trump ile benzer öykünmeler içinde olan liderlerin yönetimine mahkum olan bizim gibi ülkeleri de yakından ilgilendiriyor.

 

 

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :