20 Ocak 2021 - Hoş geldiniz

SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- ABD’DEKİ AYAKLANMA KARŞISINDA YAŞAMSAL SORU: DÜNYA TRUMP(LAR)DAN KURTULABİLECEK Mİ?  

Ana Sayfa » DÜNYA » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- ABD’DEKİ AYAKLANMA KARŞISINDA YAŞAMSAL SORU: DÜNYA TRUMP(LAR)DAN KURTULABİLECEK Mİ?  

Eklenme : 07.01.2021 - 10:31

SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- ABD’DEKİ AYAKLANMA KARŞISINDA  YAŞAMSAL SORU: DÜNYA TRUMP(LAR)DAN  KURTULABİLECEK Mİ?   

 

Yazının başlığına bakıp; “geçen yılın kasım ayındaki seçimlerle kurtuldu ya; şimdi bu ne anlam taşıyor” şeklinde haklı bir soru akla gelebilir. Ayrıca “Covid-19  nasıl bir fırsat yaratabilir” sorusu da hiç aykırı kaçmaz.

İlk sorunun yanıtını yani, her ne kadar ülke Trump’dan kurtulmuş  gibi görünüyorsa da,  seçim sonuçlarının ortaya konmasından bu yana geçen son iki ayda onun sergilediği tavırlara bakarak durumu anlamaya çalışalım.

 ABD seçimleri sonuçlarına göre  “Seçilmiş Başkan” olarak adlandırılan Biden ve ekibinin görevi aldığında, iyice kutuplaşmış toplumu nasıl toparlayacağı konuşulurken, diğer taraftan seçim sonuçlarını kabul etmemekte direnen Trump, Beyaz Saray’da kalmak için kelimenin tam anlamıyla debelenmeyi sürdürüyor.

Diğer yandan, ABD Anayasa’sına göre, 20 Ocak’taki devir-teslim gününe  kadar, Trump’ın işgüder (caretaker) olarak  yönetme sorumluluğunu taşıdığı ABD’de, pandemi bütün hızıyla sürüyor. Yeni  bulaşlar ve ölümlerde dünya rekorları kırılıyor. Ayrıca, yıl  sonuna kadar planlanlanan 20 milyon kişiyi aşılama hedefinin ancak %15’i oranında, yani yaklaşık  3 milyon kişi aşılanabilmiş durumda.

Hala koltuğunu bırakmama derdinde bir “başkan”!

Ancak, son iki aydır en öncelikli işinin koltuğunu korumak olduğu artık iyice açığa çıkan Trump, pandemi ile mücadele konusundaki bütün olumsuzlukların sorumluluğunu, yürütmedeki kendi seçtiği arkadaşlarına yüklemekten kaçınmıyor. Yani kendisi adeta “pirüpak”,  yani eski söylemle,”her türlü hatadan münezzeh!”

İşte bu “adam”, görevde bulunduğu dört yıl boyunca, ABD’lilerin ve  dünyanın gözü önünde, akla gelen gelmeyen, şaşırtıcı davranışları sergilemekten, özellikle dış ilişkilerde inanılmaz kararlar alıp, bunları fütursuzca uygulamaktan kaçınmadı.

Bu dört boyunca yaptıklarının  benzerlerine, başta kendi ülkesi olmak üzere batılı birçok demokratik ülkenin siyasi tarihinde rastlanmış mıdır?

Sorunun yanıtını bilmiyorum ama Afrika ülkelerinde sıkça rastlandığını söylemekte bir sakınca görmem.

Yani başkanlık süresi boyunca söylediği 20 binin üzerinde yalana, son iki ay gibi kısa bir sürede, bütün dünyanın tanık olduğu akıl almaz siyasi atraksiyonlar da eklendiğinde, eğer bir demokratik ülke siyasetçisinin bu tür “marifet” rekorlarını yayınlayan Guinness veya benzeri bir skala olsaydı, Trump’ın, açık ara önde koşmakla kalmayıp, kırdığı rekorun kolay kolay egale edilemeyeceğini tahmin etmek herhalde yanlış olmazdı.

Hele son manevrası “dillere destan” niteliği ile uzun yıllar unutulmayacak cinsten!

 

Trump’ın Son Manevra Girişimi

Trump’ın seçimi kaybetmesi halinde, Beyaz Saray’da kalmak için  hangi oyunları sahneye sürebileceği, başta ABD olmak üzere diğer batı ülkeleri medyasında birçok yorumcu tarafından dile getirilmişti.

“Hakkını” vermek gerekirse, Trump bu olasılıkların tamamına yakınını deneyerek bu yorumcuları doğrulamakla kalmadı, daha önce kimsenin aklına gelmeyen görülmemiş, duyulmamış (çocuk yapmaz denen) bir şeyi daha geçen hafta yaptı.

Georgia Eyalet Hükümetinin seçimlerden sorumlu bakanı Cumhuriyetçi Brad Raffensperger’i  telefonla arayarak, eyaletteki seçimin kendi lehine dönüştürülmesini sağlamak üzere ihtiyacı olan 11780 oyun bulunması için, zaten üç kez sayılmış oyların bir kez daha sayılmasını istedi.

Açıkça “üç kez sayılan oylar, bir kez daha neden sayılmasın; bir daha say ve bana ihtiyacım olan oyu bul” anlamındaki sözlerini kah yalvararak, kah tehdit ederek bir saat boyunca tekrarladı.

Elbette başarılı olamadı.

Ancak bu görüşme The Washington Post gazetesinin acar muhabirlerinin ağına takıldı ve dün gazetenin web sitesinde yayınlanmakla kalmadı, dünya medyasında, muhtemelen izleyicileri hayretler içinde bırakan ilk haberler arasında yer aldı.

Geçmişteki bazı yazılarımızda Trump için, dilimizde de epeydir kullanılan ve diğer anlamları yanında “hayret verici, tuhaf” tipteki insanları anlatan  “fenomen adam” sözlerini kullanmıştık. O günlerden bu yana Trump’ın her fırsatta benzer sahneleri sergilediğini gördükten sonra, bu sözleri yetersiz bulup, önüne başka sıfatlar eklemek de gerekebilir.

………………Ancak yazının bu bölümünü bitirmeden, dünyanın başka “demokratik” ülkelerindeki “Trumplar”ın, açığa çıkmayan benzer marifetleri olduğunu, ancak o ülkelerin  medyası üzerindeki baskılar nedeniyle bunların kolay kolay açığa çıkmadığını vurgulayarak, yazının başlığındaki soruya dönelim……………….

Evet öyle görünüyor ki hem dünya, hem de ABD en azından önümüzdeki dört yıl için Trump gibi bir “siyasetçi”den  kurtuldu.

Ancak, Trump’ın sayılan toplam 155 milyon dolayındaki oyun yaklaşık %48’ine tekabül eden 74 milyonunu aldığı dikkate alınırsa, her türlü tuhaflığına karşın, “Trumpizm” olarak adlandırılan sürecin ABD toplumunda hala önemli desteğe sahip olduğunu düşünmek yanlış olmaz.

Sonunda Trump ABD tarihinde görülmemiş bir ayaklanmayı  başlattı

Nitekim, bu satırların yazıldığı şu sırada, medyada ABD’nin başkenti Washington D.C.’deki Kongre Binası’nın Trump taraftarlarınca sarılıp saldırıya uğradığı haberleri geçmeye başladı.

Anayasaya göre kasım ayında yapılan seçimlerin ardından Kongre’nin 6 Ocak tarihinde bir araya gelip yeni seçilen başkanın seçimini  onaylaması gerekiyor. Ancak sabah saatlerinde Trump taraftarlarına yaptığı açıklamada, seçim sonuçlarını kabul etmemekte kararlı olduğunu kesin dille bildirip, Biden’ın onaylanmasını protesto etmek üzere Kongre Binası’na gitmelerini ve  kendisinin de onlara katılacağını söyledi.

Diğer taraftan başkan yardımcısı Mike Pence’i Kongre’ye gönderip, Temsilciler Meclisi ve Senato ortak toplantısında Biden’ın onaylanmasını engellemesini istedi.

Ama Pence daha sonra Anayasa’ya bağlı kalacağını ve Trump’ın talebini yerine getiremeyeceğini bildirdi.

Ardından ABD tarihinde görülmemiş şekilde, Trump taraftarları Kongre Binası’na saldırıp içeriye girdiler ve güvenlik güçleri ile çatıştılar. Kongre üyelerinden bazıları odalarında mahsur kaldı. Olaylar sırasında bir kadının ciddi şekilde yaralandığı bildirildi.

Gecenin yarısında Biden beklenen konuşmasında, Trump taraftarlarının yaptıklarının protest değil, ABD tarihinde görülmemiş bir “ayaklanma” olduğunu söyleyerek, Trump’ın derhal hareket geçip, televizyonlardan taraftarlarına “ayaklanmayı derhal durdurmaları” çağrısını yapmasını talep etti.

Birkaç dakika sonra da, Trump’ın Beyaz Saray’dan yayınlanan bir videosunda, ayaklanan taraftarlarına, bu seçimin Demokratlar tarafından çalındığını söylemekten vazgeçmeyeceğini, ancak onların gerekli mesajı yeterli ölçüde aldıklarını söyleyip, evlerine dönmelerini istedi.

Böylece 1814’de Britanyalılar tarafından basılmasından 207 yıl sonra  ABD Kongre Binası”nın (Capitol Hill), seçimi kaybeden başkan Trump’ın çağrısı üzerine taraftarlarınca basılması, ABD tarihine kara bir leke olarak geçti.

…………………….Gecenin geç saatlerinde Aljazeera tv’ye demeç veren bir yorumcu, bu durumun suçlusunun sadece Trump değil, kendisi dahil bütün Amerikalılar olduğunu  söylerken, dünyada 27 ülkede iktidarda olan sağ popülist liderlerin bu denli desteklenmesine, demokratik çerçevede yeterli düzeyde karşı çıkılmaması halinde, benzer ayaklanma sahnelerine her an hazır olmak gerektiğini ifade etti………………………….

Bu yazıda “ABD ve dünyanın Trump’lardan Kurtulması için Covid-19 Bir Fırsat Olabilir mi?” sorusuna yanıt arayacaktık.

Ancak yazının ortasına gelindiğinde ABD’nin başkentinden ayaklanma haberleri gelmeye başlayınca, başlığı değiştirip, olayları da içeren bir “haber-  makale” halinde okuyucunun dikkatine sunmanın daha isabetli olacağını  düşündük.

Olayların önümüzdeki günlerde göstereceği gelişmelere göre, yorumlarımıza devam edeceğiz.

Ancak yazıyı bitirmeden, gelişmeleri canlı yayınla aktaran BBC’nin Washington stüdyosunundaki  yayıncının şu sözlerini paylaşalım:

“Bu olayların dünyanın dört bir köşesindeki popülist liderler tarafından izlendiğine kuşku yok. Umarım demokrasinin ne denli kırılgan olduğunu  onlar da bu vesile ile anlamışlardır.”

Benzer Haberler

Facebook'ta Biz

Çanakkale Rent a Car Banka Kredisi diş rehberi Bozcaada Otelleri Bozcaada Otelleri Bozcaada Pansiyonları