28 Eylül 2021 - Hoş geldiniz

SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- AFGANİSTAN’IN BUGÜNÜ ANLAMAK İÇİN ”11 EYLÜL” LE BAŞLAYAN SÜRECE BİR BAKIŞ

Ana Sayfa » DÜNYA » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- AFGANİSTAN’IN BUGÜNÜ ANLAMAK İÇİN ”11 EYLÜL” LE BAŞLAYAN SÜRECE BİR BAKIŞ

Eklenme : 01.08.2021 - 12:57

SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- AFGANİSTAN’IN BUGÜNÜ ANLAMAK İÇİN ”11 EYLÜL” LE BAŞLAYAN SÜRECE BİR BAKIŞ

 

Türkiye’nin Suriye’de yaşadığı ve yaşamakta olduğu sıkıntıların dumanı üstünde tüterken içine doğru sürüklendiği Afganistan’da olup bitenlerin geçmişi bugün de bilinmezliğini koruyan ”11 Eylül” olaylarına dayanıyor.

Şimdi 20 yıl  önceye dönüp 11 Eylül 2001 gününü hatırlayalım.

O gün, ABD’nin kuzeydoğusundaki hava alanlarından Kaliforniya’daki havaalanlarına uçmak üzere kalkan dört sivil uçak, intihar timlerince havadayken ele geçirilip rotaları değiştirilmişti.

Uçaklardan ikisi  NewYork kentindeki  İkiz Kuleler olarak bilinen Dünya Ticaret Merkezi’ne, biri Virjinya’daki ABD Genel Kurmay binası Pentagon’a saldırmış, dördüncüsü de Washington’daki Beyaz Saray veya Kongre Binası’na saldırmak üzere uçarken, yolcuları ile teröristler arasında uçakta çıkan kargaşa sırasında Pensilvanya kentine düşmüştü. Saldırılar çok sayıda insanın canını kaybetmesine, daha çoğunun yaralanmasına ve büyük maddi kayıplara neden olmuştu.

The NewYork Times gazetesi bu dehşet verici olaylar zincirini “ABD tarihinin en kötü ve  cüretkar saldırısı” olarak nitelendirmişti. Gerçekten de 2.Dünya Savaşı’nda Japonların pasifikteki ABD üssü Pearl Harbor’a saldırısından çok daha ağır bir saldırı ile karşı karşıya kalınmıştı.

 

Oğul Bush’un Teröre Karşı “Haçlı Seferi” Kararının ilk aşaması

19 kişiden oluştuğu anlaşılan saldırganların Wahabi İslamcı/ El-Kaide Örgütü’ne bağlı teröristler oldukları düşüncesinden hareketle, dönemin ABD başkanı Oğul Bush, teröre karşı Haçlı Savaşı adını verdiği dünya çapındaki saldırı hareketini başlattı.

Öncelikle, ABD yönetiminin, El-Kaide ve lideri Usame bin Ladin’i ülkesinden çıkarma talebine olumlu yanıt vermeyen Taliban yönetimini alaşağı etmek üzere Nato güçleri Afganistan’ı derhal işgal etti.

Ardından, 90’ların başındaki “birinci körfez krizi”nin onuncu yılının sonunda, Pentagon’un masa başında ürettiği Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğu ve Saddam’ın El-Kaide ile işbirliği yaptığı yalanı üzerine kurulu istihbarat üzerine Irak, 2003 yılı Mart ayında ABD askeri güçleri tarafından işgal edildi, ülke savaş alanına döndü ve kısa bir süre sonra Saddam yakalanarak “yargılandı” ve idam edildi.

 

Condoleeza Rice’ın “ Orta Doğuyu Dönüştürme” başlıklı yazısı

 7 Ağustos 2003’de The Washington Post gazetesinde, dönemin ABD başkanı Oğul Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr.Condoleeza Rice’ın “Orta Doğu’yu Dönüştürme” başlıklı makalesi yayımlandı.

Bu makalede kısaca ifade etmek gerekirse “siyasi ve ekonomik zafiyetleri yüzünden, neredeyse küresel terörist yetiştirme merkezi haline gelen orta doğunun 22 ülkesinde, demokrasi, hoşgörü, refah, barış ve özgürlük sağlamak üzere uzun dönemli bir dönüşüm için, ABD ve ortaklarının ivedilikle harekete geçmesi gerektiği” ifade edildi.

En önemlisi de, “Fas’tan Basra Körfezi’ne uzanan coğrafyada yer alan ülkelerin  yüksek potansiyelinin daha geniş özgürlük, güvenlik ve bölge insanına fırsat sağlayacak tarzda kullanılması için ABD’nin yardım yapmaya kararlı olduğuna” vurgu yapılmaktaydı.

Ne yazık ki; sonraki gelişmeler, Dr.Rice’ın Orta Doğu ülkelerine demokrasi götürme iddiasının ne denli boş olduğunu ortaya koydu. Sonradan anlaşıldı ki, Irak’ta kitle imha silahlarına dair istihbarat uydurmaydı. Ayrıca Saddam’ın El-Kaide terör örgütü ile ilişkisi de yoktu. Sonuçta Bush yönetiminin, 11Eylül saldırısı nedeniyle ülkesinde yükselen öfkeyi dindirmek için başlatmaya karar verdiği Haçlı Seferi’ne gerekçe yaratılmış oldu.

Ancak yaklaşık yirmi yıl sonra Irak’tan çekilmeye karar verildiğinde ABD çok sayıda askerini kaybetmekle kalmamış, hazinesinden çıkan milyarlarca doları da Irak topraklarına gömmüştü. En acısı da, bütün bu süre boyunca yüz binlerce Iraklı yaşamını yitirmiş, zaten Şii/Sünni ayrımı yüzünden birbirinden kopuk toplum iyice birbirine düşmanlaştırılarak  bölünmüş,  siyaseten de, ABD’nin planladığının tam tersine ülke İran Şii İslam Devleti’nin etki alanına girmiştir.

Afganistan’da da, benzer şekilde, yaklaşık yirmi yıl boyunca trilyonlarca maddi kayıp bir yana, çok sayıda askerini kaybederek  şu günlerde çekilmekte olan  ABD, geride savaştan perişan olmuş bir ülke bırakmaktadır. Sonuç olarak, Taliban’dan korkan halkın bir bölümü akın akın ülkeden kaçmaya yönelirken,  kalanların ve ülkenin akıbetleri ise tahmin bile edilemez hale gelmiştir.

Sonraki yazılarımızda Afganistan’daki gelişmeleri ayrıntılı olarak ele alacağız. Ayrıca 2010’da başlayan ve Dr.Rice’ın makalesinde söz edilen 22 ülkeden bazılarını kanlı iç savaşlara sürükleyen Arap Baharı adı verilen sürecin 10.yılında bu ülkelerin geçirdiği aşamaları değerlendireceğiz.

 

 

Benzer Haberler

Facebook'ta Biz

Çanakkale Rent a Car Banka Kredisi diş rehberi Bozcaada Otelleri Bozcaada Otelleri Bozcaada Pansiyonları