SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- AVRUPA- İRAN İLİŞKİLERİNDEKİ DİKKAT ÇEKİCİ GELİŞMELER VE TRUMP- DÜNYA KADAR HABER BU MAKALEDE

Ana Sayfa » GÜNCEL » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- AVRUPA- İRAN İLİŞKİLERİNDEKİ DİKKAT ÇEKİCİ GELİŞMELER VE TRUMP- DÜNYA KADAR HABER BU MAKALEDE

02.02.2019 - 8:41

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- AVRUPA- İRAN İLİŞKİLERİNDEKİ  DİKKAT ÇEKİCİ GELİŞMELER VE TRUMP- DÜNYA KADAR HABER BU MAKALEDE

AVRUPA- İRAN İLİŞKİLERİNDEKİ

DİKKAT ÇEKİCİ GELİŞMELER VE 

TRUMP’IN AVRUPA İLE YENİ ÇELİŞKİLERİ 

Uzunca bir süredir, bir taraftan Fırat’ın batısı, doğusu, Suriye’de güvenli bölge; diğer taraftan yerel seçimlerde kim kime ne söyledi, kim istifa etti, kim geri aldı derken; ayrıca Venezuela da gündemin üst sıralarında görünürken; doğumuzdaki önemli komşumuz İran’da, bizi de yakından ilgilendirdiğini düşündüğüm ilginç gelişmeler yaşanıyor.

Bu konuda, uluslararası medyada dikkat çekici yayınlar, tartışmalar yapılıyor. 

Bendeniz de bu yazımda, bu gelişmelerden bazılarını, köşemin sınırları içinde, sitemiz okuyucularının dikkatlerine sunmak istiyorum.

Zaten İsrail ve ABD’nin bir numaralı hedefi olmanın yanında, Trump’ın, Obama döneminde yapılan nükleer anlaşmasından çekilmesi ile, ABD ile ilişkileri bir hayli gergin hale gelen İran’ın, AB ülkeleri ile ilişkilerinde geçtiğimiz günlerde çok önemli bir gelişme yaşandı.

Washington Post’un 31 Ocak sayısında, Ishaan Tharor’un köşe yazısındaki yazısına göre; Fransa, İngiltere ve Almanya Dışişleri Bakanlıklarının ortaklaşa yayınladıkları bir bildiri ile, Avrupalı şirketlerin, ABD finans sistemini rahatsız etmeden İran ile iş yapabilmelerinin yolunun açılabileceği ortaya kondu. Fransız yasalarının öngördüğü, Özel Amaçlı Araç (SPV-Special Purpose Vehicle) adlı kanalın bu amaçla kullanılacağı açıklandı.

Bu kanalın, İran ile Avrupa arasında, ABD ambargosunu rahatsız edecek bir para transferi olmadan, bazı ürünler için firmalar arası karşılıklı basit barter usulüne imkan verdiği ifade edildi. Bu kapsamda yapılacak ticaret, başta gıda olmak üzere ilaç ve tıbbi cihazları kapsamakta, lüks maddeleri ise dışlamaktadır. İranlılar ise, bu şekilde başlatılacak ticaretin yakın gelecekte bazı ek maddelerin de dahil edilmesiyle genişletilebileceğini beklemekteler.

Batılı gözlemcilere göre, bu girişimin sembolik değeri çok yüksek. Çünkü Avrupalı liderler, Obama döneminde yapılan ve ABD’li istihbarat kuruluşlarının bile halen yararlı bulduğu Nükleer Anlaşma’dan, çekilme kararı alan Trump’ı bu kararından vazgeçirmek için büyük çaba gösterdiler. Ancak Trump kararından vazgeçmediği gibi, Tahran’a uygulama kararı aldığı ambargolara yenilerini eklemekten çekinmedi.

Avrupa-İran Forumu kurucusu Esfander Batmangheldji’nin, Londra merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Liderlik Ağı’na verdiği bilgiye göre; ABD’nin kullandığı zorlayıcı baskılara karşı, Avrupa’nın bu girişimi, bir ilk karşı duruş oluşturuyor. Aynı kurumdaki bu toplantıya katılan Avrupa Konseyi Dış İlişkiler Kıdemli Uzmanı Elli Garenmayeh de, Avrupa ülkeleri bakanlıklarında, Trump yönetiminin siyaset aracı olarak kullandığı aşırı ambargoları, bir şekilde yıpratacak taktikler üzerinde çok ciddi çalışmalar yapan uzmanlar olduğunu söylüyor. 

” Hiç kimse, bu girişimin, sorunu temelden çözecek bir sihirli değnek olduğu gibi bir yanılsama içinde değil” diyen Garenmayeh, ” ancak üç ülkenin oluşturduğu bu yeni girişimin, Trump’a karşı geliştirilecek daha dirençli duruşların başlangıcı olduğunu” ekliyor.

Diğer taraftan Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas da Romanya’daki toplantılarda; bu girişimin, başkaları farklı görüşlere sahip olsalar da; üç Avrupa ülkesinin kararlı birliktelik içinde, ABD’den ayrılarak, kendi yollarında gideceklerinin işareti olduğunu söylüyor.

Trump’n ise elbette çok farklı bir görüşü var. O şimdiye kadar, Avrupalıı muhatapları üzerinde, Tahran’ı sıkıştırma konusunda kendilerine destek olmaları için yoğun baskı uyguladı. Bir taraftan, Avrupa’nın batılı ülkelerine bu baskıyı yaparken, diğer taraftan doğuya dönüp, Macaristan ve Polonya gibi milliyetçi-illiberal ortaklarının güvenini kazanmaya çalıştı.

Bu ayın sonunda Varşova’da ‘Ortadoğu Sorunları’ üzerinde bir toplantı yapılacak. Bu toplantının, önce ” Tahran’ın Ortadoğu’daki Etkisine Karşı Durmak” başlığı altında yapılması tasarlanmışken, diğer katılımcılardan gelen yüksek sesli itirazlar Trump Yönetimi’ni, ” bu bir İran karşıtı bir koalisyon oluşturma toplantısı değil” şeklinde ton düşüren açıklama yapmaya zorladı.

Ancak, İran konusundaki bu politik ayrışma, Atlantik’in iki yakasındaki yakın dostlar arasında bir süredir ortaya çıkan yarığı daha da genişletip, derinleştiriyor. Bir çok Avrupalı kamu görevlisi, geçen senenin sonunda Pompeo’nun, Brüksel’de yaptığı konuşmadan adeta şok olmuşlardı. 

O konuşmasında Pompeo; Avrupa sulh ve refahının temeli olan çok yönlülüğe saldırmış ve kıtanın yükselen sağcı milliyetçiliğini coşkuyla kutlamıştı.

Financial Times’da editör onayı gerektirmeyen bir yazısında, Brookings Enstitüsü’nden Constanze Stelzenmüller, Trump yönetiminin, İsrailli yazar Yoram Hazony’nin yeni çıkan kitabında yer verdiği tezi benimsediğini belirtiyordu. 

Hazony’nin bu tezine göre; AB, Alman emperyalizminin bir aracı olarak diğer Avrupa devletlerini meşruiyet dışı hale getirmeye çalışmaktaydı.

Diğer taraftan ise, Trump ve ortaklarının desteklediği Brexit’in yarattığı karmaşa ise, en sert Euroseptik milliyetçi platformların görüşlerini bile yumuşatmaya başlamıştı. 

Öyle ki; İtalya’nın Matteo Salvini, Luigi di Maio, Macaristan’ın Orban, Polonya’nın Jaroslaw Kaczynski, hatta Almanya’nın AfD gibi başarılı popülist ve milliyetçileri bile AB’den ve Euro’dan ayrılma fikrini geride bırakmışlardı.

Önümüzdeki aylarda, Trump’ın kıta politikası ile ilgili kritik testleri ile karşılaşılacak gibi görünüyor. Bu çerçevede aşırı sağcıların, Mayıs ayında yapılacak AB Parlamentosu seçimlerinde daha büyük pay alma beklentileri var. 

Bu arada, Avrupa’lı liberal ve merkez kanattakilerin, Trump’ın azgın milliyetçiliğine karşı, seslerini bir hayli yükseltmeleri bekleniyor. Bu tartışmalar sırasında İran’ın özel durumunun, salvoların başlarında yer alması gayet doğal olacak gibi görünüyor.

İran’ın baş etmek zorunda olduğu tek sorun bu değil!

Al-Monitor haber sitesinde 30 Ocak’ta çıkan bir yazıda Anton Mardasov, İran ve Rusya’nın Suriye’de, adeta ” halat çekme” oyununa benzer bir çekişme içine girdiğine değiniyor.

Bu çekişmenin ana nedeni olarak da; 25 Ocak’ta Rus Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergei Ryabkov’un CNN-INT’e verdiği demeçte, İran ve Suriye’yi ” (müttefik-ally) olarak nitelendirmekten kaçınıp, İsrail’in güvenliğinin korunmasına vurgu yapması gösteriliyor.

Yani görünen o ki; dış siyasetteki ustaca oyunları iyi oynaması ile bilinen İran Diplomasisini önümüzdeki dönemde çok ciddi sınavlar bekliyor. İzlemeye değer!

Bekleyip, göreceğiz!

Ziyaretçi Yorumları

Hayrettin Şulen15 Şubat 2019

Sömez abi sizin bu tarafınızı bilmiyordum. Bizleri aydınlattığınız için çok teşekkürler.

İlgili Terimler :