SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- BURNUMUZUN DİBİNDE IRAK’TA, MEZHEPSEL NEDENLERE DAYANMAYAN, YOKSULLUK TEMELİNDE SÜREN KİTLESEL EYLEMLERDE OLUK GİBİ KAN AKIYOR

Ana Sayfa » GÜNCEL » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- BURNUMUZUN DİBİNDE IRAK’TA, MEZHEPSEL NEDENLERE DAYANMAYAN, YOKSULLUK TEMELİNDE SÜREN KİTLESEL EYLEMLERDE OLUK GİBİ KAN AKIYOR

11.11.2019 - 8:59

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- BURNUMUZUN DİBİNDE IRAK’TA, MEZHEPSEL NEDENLERE DAYANMAYAN, YOKSULLUK TEMELİNDE SÜREN KİTLESEL EYLEMLERDE OLUK GİBİ KAN AKIYOR

 

IRAK’TA KAN BANYOSU VE İÇ SAVAŞA DOĞRU..

Eski komşumuz Irak’ta son bir ayı geçen süredir, halkın kitlesel protestoları giderek artan bir biçimde devam ediyor.

Peki niçin ‘Eski komşumuz’ dedim?

Çünkü Suriye Krizi’nin girdiği yeni aşamada ve Barış Pınarı Harekatı’ndan sonra, zaten iyice karışmış olan bölgede, kimin, kimin sınırında olduğunu belirlemek son derece güç hale geldi. O yüzden ben de Irak için şimdilik ” eski komşumuz” demeyi seçtim.

Evet; eski komşumuz Irak, sanki hükümetin kontrolünden bir hayli çıkmış, kaynağı henüz belirsiz olan kitlesel protesto eylemleriyle kaynıyor.

Reuters’den John Davison ve (WSJ) Wall Street Journal’dan Ghassan Adnan/ Isabel Coles’un geçenlerde bir gün arayla verdikleri haberlerde ortaya konan protestolarda giderek insan kaybı ve yaralı sayısının artmakta olduğu bildiriliyordu.

Öte yandan Aljazeera TV’sinin dün akşamki ana haber programında, ekim ayının başından bu yana yaşamını kaybedenlerin sayısının 319 olduğu bildirildi. Yaralı sayısının ise 15 binin üzerinde olduğu da verilen bilgiler arasında.

Ayrıca yaralılara acil yardım hizmeti sağlamak için bir araya gelenler,kendilerine  hükümete bağlı  silahlı güçler tarafından saldırıda bulunulduğunu iddia ediyorlar. Hükümet sözcüsü ise bu silahlı güçleri tanımadıklarını ve kim olduklarını anlamaya çalıştıklarını söylüyor.

O zaman şunu soruyoruz: Irak’ta neler oluyor?

WSJ muhabirlerine göre, ekonomik kötü yönetimin kontrolsüz harcamaları ve yaygın yolsuzluk kalkışma olaylarının ana nedenleri arasında yer alıyor.

Uzun ve çok acıya mal olan ABD’nin ülkeyi işgal yıllarının ardından toplumda bir rahatlama umudu oluşturulmuştu. Ancak, aradan geçen 16 yılda peş peşe gelen hükümetler, ülkenin petrol zenginliğini kullanarak, nüfusun 40 milyonu bulduğu ülkede, ekonomiyi canlandırma konusunda halkın beklentilerini karşılayamadılar.

Ülkede her yıl işgücüne katılan 800 bin gencin iş bulma şansları yok denecek kadar az iken, fakir ve zengin arasındaki eşitsizlik her geçen gün artmaya devam ediyor.

Çoğu işsiz ve genç, kaybedecek fazla kaybedecek şeyleri olmayan insanların talebi; ülkenin bir parçası olarak kabul edilerek, insan onuruna yakışır düzeyde iş bulup ailelerini ayakta tutabilmek.

Burada küçük bir parantez açmak istiyorum: Anlattıklarım size tanıdık geldi mi? Ya da Irak’ta halk hareketine dönüşen eylemlerin nedenlerine bir yerlerden aşina mısınız?

Şimdi devam edelim.

36 yaşındaki işsiz Salam Radif’in sözleriyle; ‘ insanlar mucize beklemiyor, temel ihtiyaçlarını karşılama peşindeler ‘.

Yükselen protestolar bir yıl önce ekonomiyi düzeltme sözü ile Başbakan olan Sorbonne’lu iktisatçı Adil Abdülmehdi’yi bir hayli zor duruma sokmuş gibi görünüyor.

Bir süre önce protestocuları yatıştırmak için, ivedilikle iş, aş ve iyi yaşam temini için harekete geçileceğini söyleyen Abdülmehdi, şimdiye kadar sözünü yerine getirecek her hangi bir iyileştirme programı ortaya koyamadı.

O yüzden protestocular, geçen sürede Abdülmehdi’nin sözlerinin karşılığı olmadığını gördükleri için taleplerini yükselterek politikacıların tamamının siyaset sahnesinden çekilmesini talep etmeye başladılar.

Irak’taki durumu yakından izleyen Singapore National University Ortadoğu Çalışmaları Enstitüsü’nden kıdemli araştırmacı Fanar Haddad’a göre, olaylar Suriye Krizi’nin ilk günlerini hatırlatıyor.

Bu arada gerek AB, gerek Uluslararası Kızılhaç Örgütü ve diğer bazı sivil hak örgütleri Irak güvenlik güçlerine itidal tavsiye etmeyi sürdürüyorlar.

Ayrıca İngiltere’nin Bağdat Büyükelçisi’nin, Başkan Bahram Salih ve Başbakan Abdülmehdi ile görüşerek, güvenlik güçleri ve keskin nişancıların protestocular üzerinde oluşturdukları şiddet konusunda kaygılarını ilettiği bildiriliyor.

Başbakan Abdülmehdi ise yaptığı konuşmada, daha önce verdiği sözleri unutarak, 16 yılda yapılanları bir yılda yapabilecek bir sihirli çözüm gücü olmadığını  söyleyerek protestocuların tepkisini arttırmış durumda.

Hükümet çevrelerinden öğrenildiğine göre, düşük gelirli ailelere arsa temini, 100 bin dolayında konut inşası, 150 bin işsize gelir sağlama, 150 bin işsize de iş bulma konusunda çalışmalar devam ediyor.

Diğer taraftan hükümetin göstericilerden bir grupla yaptığı görüşmeler sonucunda, elinde master ve üstü diploma sahibi gençlerin Eğitim Bakanlığı kadrolarında istihdamının da planlama aşamasında olduğu belirtiliyor.

Ayrıca İŞİD ile savaş sırasında görev yapmayan güvenlik güçlerinin tekrar görevlendirilmesi ve hükümete çalışan müteahhitlere sürekli iş temini de diğer konuşulan önlemler arasında olduğu bildiriliyor.

Aslında, 2014/16 döneminde petrol fiyatlarının çökmesi ve İŞİD ile mücadele yüzünden Irak ekonomik sorunlarına yeterli düzeyde yönelemedi. IMF gözetiminde ücretlerde kısıtlamaya gitmek, yeni eleman alımlarını durdurmak ve vergiler artırmak mecburiyetinde kaldı.

Ancak 2018’den itibaren petrol fiyatlarının yükselmesi ile, 88 milyar $ olan hükümet bütçesi 2019’da 112 milyar $’a yükseltildi.  Ancak bir yılda ortaya çıkan bu yükselişin, kamu sektörü ücretlerindeki artışa ve Kürt Bölgesi’ne verilen tahsisatlara gittiğini de unutmamak gerek.

Gösteriler ve göstericilere dönecek olursak, birçok Iraklı’ya göre, özellikle Basra’daki gösterilerin arkasında İranlı paramiliter gruplar bulunuyor.

Diğer taraftan hizipler arası gerginlik sürse de, Saddam döneminden alınan ders doğrultusunda bu protestolarda hizipsel sorunların gündemde olmadığı da bir başka görüntü.

Protestoların en yoğun olduğu bölgeler arasında Bağdat ve Şii’lerin çoğunlukta olduğu güneydeki yerleşim yerleri gelmesine karşın tepkinin mezhepsel farklara değil siyasetçi sınıfına yöneltilmesinin, Irak için yeni bir durum olduğu anlaşılıyor.

Hatırlanacağı üzere 2012/13 yıllarında İŞİD’in Sunni destekçilerine karşı Şii kesimlerde büyük tepki oluşmuştu.

Sonuç olarak, hiçbir parti ve mezhepsel grubun öne çıkmadığı bu protestoların daha da artması halinde ne tür gelişmeler ortaya çıkabileceğini tahmin etmek çok güç.

Öyle anlaşılıyor ki; Abdülmehdi gibi hayli zayıf bir siyasetçiyi o göreve getirenler onun devamında yarar görüyorlar şeklinde bir yorum bugünlerde genel kabul görüyor.

Fakat bu destekçilerin kimler olduğunun anlaşılması bir yana, kestirilmesinin dahi güç olduğu bir dönem yaşanıyor Irak’ta!

Ancak sonunda bu sürecin bir iç savaşa dönüşme ihtimali de ortadan kalkmış görünmüyor.

Son söz:

Her ne kadar eski komşumuz desem de; hemen dibimizde yer alan Irak’taki bu gelişmeler konusunda hükümetimiz, stratejik demeyeyim ( strateji kavramının” derinlikten rezilliğe ” dönüşmesinden bu yana bu sözcüğü kullanmayı sevmiyorum) ama hiç olmazsa ‘olumsal / contingency  bir plan’ hazırlamış mıdır acaba?

Aslında Suriye Krizi’ndeki dağınıklıktan sonra pek umutlu değilim ama yine de ” umalım ki vardır” diyelim.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :