YURTSEVERLİK.COM GELİŞMELERİ ÖNCEDEN SEZİYOR. SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- CEZAYİR’DE OLANLAR YENİ BİR “ARAP BAHARI”NIN HABERCİSİ Mİ?

Ana Sayfa » GÜNCEL » YURTSEVERLİK.COM GELİŞMELERİ ÖNCEDEN SEZİYOR. SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- CEZAYİR’DE OLANLAR YENİ BİR “ARAP BAHARI”NIN HABERCİSİ Mİ?

08.03.2019 - 16:53

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
YURTSEVERLİK.COM GELİŞMELERİ ÖNCEDEN SEZİYOR. SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- CEZAYİR’DE OLANLAR YENİ BİR “ARAP BAHARI”NIN HABERCİSİ Mİ?

Başkent Cezayir’de  başlayan protestoların, son iki haftadır ülke çapında yaygınlık kazanmaya başladığı görülüyor. Protestoların görünürdeki hedefi, 18 Nisan’da yapılacak seçimlerde, başkan Abdelaziz Bouteflika’yı beşinci kez  aday olmaktan vazgeçirmek!

Bilindiği gibi 82 yaşındaki Bouteflika, ülkedeki İslamcılara karşı verilen ve on yıl süren iç savaşın ardından, 1999’dan bu yana yirmi yıldır iktidarını koruyor. Ancak 2013 yılında geçirdiği bir felç sonrası tekerlekli sandalyeye mahkum durumda yaşamını sürdürüyor. O günlerden bu yana da; yılda ancak bir iki kez tekerlekli sandalye ile halka görünüyor ama konuşmuyor, çok muhtemeldir ki; geçirdiği felç nedeniyle konuşamıyor.

Bouteflika’nın bu durumu, bazı gözlemciler tarafından, metaforik bir şaka da olsa, Cezayir’de ( gerontocracy) yaşlı yöneticiler iktidarının yerleştiği şeklinde yorumlara yol açıyor.

Hatta seçimlerin yaklaştığı şu günlerde ülkede olup olmadığı bile bilinmiyor. Çarşamba akşamı Aljazeera’da yapılan bir tartışma programında söylendiği gibi, sağlık durumu iyice ağırlaştığı için İsviçre’de olabileceği dile getiriliyor. 

Bilindiği gibi Cezayir, Fransız’lara karşı verdiği savaş sonunda 1962 yılında bağımsızlığını kazanmıştı. O tarihten bu yana, iktidarı eline geçiren devrimci Ulusal Liberal Cephe (FLN) ülkenin başında!

Washington Post Yazarı Ishaan Tharoor’a göre, bir hayli yıpranmış rejimin tepesindeki Bouteflika, üst düzey askerler, istihbarat servisleri ve zengin işadamları kliği tarafından destekleniyor.

2011 yılında siyasi kalkışmaların Arap dünyasını ateşlemesi üzerine Mısır, Libya ve Tunus diktatörleri ortadan kaldırılırken, Bloomberg’den Bobby Ghosh’a göre, Bouteflika cömert sübvansiyonlarla, ülkesindeki ekonomik gerilimi yatıştırabilmişti. 

Ancak bugünlerde petrol fiyatlarının düşmesiyle, hükümet sosyal harcamalarını kısıtlamak zorunda kaldı. Ghosh bu durumu, hükümetin zamanında dağıttığı sübvansiyonların anılarının, kısa sürede unutulduğuna bağlıyor ve Arap Baharı’ndan sekiz yıl sonra, bazı Cezayirli’lerin yeni bir devrim için hazırlanmakta olabilecekleri tahmininde bulunuyor.

Cezayir Hükümeti onlarca yıldır, Kuzey Afrika’daki İslamcı militanlara karşı koruyucu duvar olma siyaseti izledi. Bu yüzden, Avrupalılar tarafından  bölgesel dengenin korunmasında olumlu rol aldığı düşünüldü. Hatta terörizm karşıtı operasyonlarda işbirliği yapması nedeniyle, ülkedeki muhalefetin boğulması kaynaklı, demokrasi eksiklikleri Batılılar tarafından görmezden gelindi.

Bouteflika’nın gidişinin yaklaştığını bilen taraftarları ise hazırlık yapmak üzere zaman kazanmaya çalışıyorlar. Ancak başkanın hastalığının farkında olan öfkeli ve gözü açılmış gençler ise, başkan taraftarların hazırlıklarının meşruiyetini çoktan sorgulamaya başlamış durumdalar. 

Yine Ishaan Tharoor, Cezayirli insan hakları avukatı Mustapha Bouchachi’nin, başkanın hem devleti yönetecek, hem de görevlileri atayacak durumda olmadığını, bir mafya grubu tarafından esir alınmış durumda olduğunu söylediğini yazıyor.

Ancak geçtiğimiz pazar günü yoğunlaşan eylemler sonunda, protestocular bir anlamda küçük bir zafer kazanmış durumdalar. Bouteflika’nın göstericilere hitaben yazdığı bir mektupta, beşinci dönem aday olacağını, muhtemelen de kazanacağını, ancak yetkisini gelecek yıl yapılacak seçimlere hazırlık olmak üzere ” ulusal diyalog” tesisi için kullanacağını söylediğine vurgu yapılıyor.

Bu mektup, Bouteflika’nın protestoculara ilk cevabı olmanın yanında, onların ileri sürdüğü nedenleri anladığını açıkça ortaya koyduğu şeklinde görüşlere de rastlanıyor. Ancak Avrupa Konseyi Kuzey Afrika uzmanı Andrew Lebovich, bu açıklamaya rağmen protestoların sürmesi halinde ne yapılacağına dair hiçbir işaretin bu mektupta yer almadığına dikkat çekiyor.

Ancak bütün bunların, Cezayir’de pek rastlanmadık şekilde, öğrencilerin öncülüğündeki büyük kalabalıkların sokağa dökülmesine de engel olamadığı görülüyor.

Diğer taraftan düne kadar sükunetini koruyan ordudan ilk uyarı salı günü geldi. Ordunun başkomutanı General Gaed Salah bir askeri okuldaki konuşmasında, 1980’lerin sonunda başlayıp on yıl süren ve 200 bin kişinin yaşamını yitirdiği iç savaş günlerine geri dönüşe asla izin verilmeyeceğini söyledi. 

Yine Aljazeera’nın günlük ‘Inside Story’ adlı programında, iki gün peşpeşe Cezayir’deki protestolar analiz edilerek tartışıldı. Protestoların aslında Bouteflika’nın kişiliğinde, ülkeyi yirmi yıldır yöneten Derin Devlet’i hedef aldığına değinildi. 

Programa Cezayir’den katılan araştırmacı sosyolog Amel Boubekeur, rejimin son yirmi yıldır toplumu baskı altında tutarak, insanların biraraya gelmelerini engellediğini, ancak ilk kez bu protestolar vesilesiyle insanların birbirine güven kazanmaya başladığına dikkat çekti. 

Katar Üniversitesi’nde çalışan Cezayirli akademisyen Yousef Boundel ise, Cezayirli’lerin iç savaş yıllarında ve Arap Bahar’ı sürecinde diğer ülkelerdeki kötü gelişmelerden ders aldıklarını, bu yüzden protestoların şiddete dönüşmeyeceğini düşündüğünü ifade etti. Aksi durumda ordunun müdahale edebileceğine değindi. Ancak nüfusun %45’ini oluşturan 30 yaş altındaki gençlerin, başta iş olmak üzere iyi bir yaşam talep ettiklerini ve protestoların giderek ülke çapında yaygınlık göstereceğini belirtti.

Oxford Üniversitesi’nden Michael Willis ise, ordunun 1982’deki gibi bir müdahalesinin beklenmediğine vurgu yaparak aslında ülkenin büyük bir doğal gaz ihracatçısı olarak yakın geçmişte ekonomik olarak pek sorun yaşamadığına değindi. Ancak 2014’den bu yana doğal gaz fiyatlarının beklenmedik düşüşünün, ekonomiyi ciddi sorunlarla karşı karşıya bıraktığını ve gençlerin bu durumdan büyük kaygı duymaları yüzünden rejim değişikliği talep ettiklerine işaret etti.

Bu arada rejim taraftarlarının ise, protestoların arkasında Venezuela’dakine benzer bir dış gücün bulunduğuna kesin gözüyle baktıkları anlaşılıyor.

En kaygı verici taraf ise, Bouteflika’nın görevi bırakması halinde ülkenin nereye sürükleneceğinin belirsizliği! Çünkü protestocuların elinde, yeni bir seçim talebinden başka henüz bir B Planı bulunmuyor.

O zaman şu soru kendiliğinden ortaya çıkıyor: Acaba Cezayir’de yaygınlaşan bu protestolar, 2003’de ABD’li Condoleeza Rice’ın Washington Post’da yazdığı makalede ipuçlarını verdiği, Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırlarının değişeceğine dair siyasetin ertelenmiş uzantısı mı?

1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından tek süper gücün hakimiyetine girmiş gibi görünen dengesiz uluslararası siyasi yapı, yeni yüzyılda Çin’in giderek büyük güç kazanmasıyla, kartların yeniden karılmasını gerektirip, dünya yeni bir bloklaşmaya doğru mu gidiyor, sorusunun kanımca geçerliliğini koruduğu zamanlardan geçiyoruz.

Bu arada, bize ne mi olacak? Orası da ayrı bir soru işareti ama, BOP’un yani Condoleeza Rice’ın 2003 programının  eş-başkanı olduğumuza göre, ne bileyim, herhalde korkacak bir şey yoktur. Kendi ayağımıza kurşun sıkacak değiliz ya!

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :