SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- DiEM25-AVRUPA’DA DEMOKRASİ HAREKETİ VE İLERİCİ ENTERNASYONALİZM

Ana Sayfa » GÜNCEL » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- DiEM25-AVRUPA’DA DEMOKRASİ HAREKETİ VE İLERİCİ ENTERNASYONALİZM

26.12.2018 - 14:52

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- DiEM25-AVRUPA’DA DEMOKRASİ HAREKETİ  VE İLERİCİ ENTERNASYONALİZM

Yanis Varoufakis’i meraklı okuyucular hatırlayacaklardır ama ben yine de kısaca bilgi vereyim.

Varoufakis Ocak 2015 seçimlerinde Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) temsilcisi olarak Yunanistan Parlamentosu’na girdi. Alexis Çipras liderliğindeki hükümette Maliye Bakanı oldu. İktisat Profesörü olan Varoufakis parlamentoya girene kadar birçok üniversitedeki görevlerinden sonra, ABD’nin Teksas Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı.

Yunanistan Maliye Bakanı olarak AB ile yürüttüğü borçlarını ödememe politikası, partisi içinde rahatsızlık yaratınca görevinden ayrıldı. Şubat 2016’da arkadaşı Hırvat Filozof Sreçko Horvat ile DiEM25 olarak bilinen (Democracy in Europe Movement 2025) Avrupa Demokrasi Hareketi 2025’i ş kurdu.

DiEM25 Hareketi’ni başta, Almanya’da parti kurmak suretiyle örgütleyip, Mayıs 2019 AB seçimleri için hazırlık yaparken diğer Avrupa ülkelerinde de benzer çalışmalar başlattı. Geçen Kasım ayında da, ABD’nin 2016 seçimlerinde Demokrat Parti’den Başkan Aday Adayı olan Bernie Sanders ile bir araya geldi.

ABD’nin Vermont eyaleti Burlington kentindeki buluşmaları sonunda DiEM25 ile Sanders Vakfı arasında güçbirliği oluşturmaya karar verdiler. Ardından dünyadaki bütün ilericilerin birleşmesi için artık zamanın geldiğini ilan ederek, dünyanın her ülkesindeki ilericileri bu küresel harekete davet ettiler. Hareketin adını da İLERİCİ ENTERNASYONEL olarak belirlediler.

Buraya kadar tanıtmaya çalıştığım bu hareketin ortaya çıkış amaçları ve ne yapmak istedikleri hakkında edindiğim bilgileri, yine özet halinde okuyucuların dikkatine sunmak istiyorum.

2008 sonrası dünyaya bakıldığında bir milliyetçi enternasyonelin inşa edildiği görülüyor. Kuzey’de Macar Viktor Orban’dan, güneyde Brezilyalı Jair Bolsanoro’ya, doğuda Filipinli Rodrigo Duterte’den, batıda Donald Trump’a kadar liderler adeta bir sağ  koalisyon görüntüsü veriyorlar.

Bu liderlerin hepsi, bir yandan insan haklarını bastırıp, azınlıkları günah keçisi ilan ederlerken, öte yandan kendi aileleri ve destekçileri için yolsuzluğun yaygınlaşmasını kolaylaştırıyorlar.

Ayrıca IMF, Dünya Bankası, ILO (Uluslararası İşçi Örgütü) gibi kuruluşlar 1970/90 arasında Davos Düzenine teslim olarak finans elitlerinin yararına hizmet eder hale getirilerek, aslında temsil etmek üzere kuruldukları ülkeleri ve çalışan kesimleri büyük ölçüde unuttular. 

Aslında hükümetleri eline geçirmiş bu “milliyetçi enternasyonalistler”in  esas istedikleri, kontrol edilmeden sadece kendilerine çalışsın istedikleri uluslararası kuruluşlar.

Nitekim ABD Güvenlik Başdanışmanı John Bolton’un BM Güvenlik Konseyi için; “bana kalsa bu konseyde bir tane devamlı üye bırakırım; o da ABD’dir” şeklindeki küstahlıkta sınır tanımayan sözleri bu anlamda ibret vericidir.

Günümüzde artık, finansal krizde kaybedilen on yılın ardından, Davos Global Düzeni küresel öfkenin altında ezilmiş hale geldi. Ancak ne trajiktir ki; bu haklı öfkenin rüzgarı, aynen 1930’lardaki krizde olduğu gibi yabancı düşmanlığını yaygınlaştırdı.

Ana başlıklar olarak bu tesbitlerle yola çıkan İlerici Enternasyonalist Hareket, ilk planda Franklin D. Roosevelt’in 1930 krizinden çıkış için, 1933/38 arasında ülkesinde uyguladığı (New Deal) Yeni Görüş’ün ilerici versiyonunun, küresel ortakların katılacağı bir konsey tarafından hazırlanmasını öneriyor.

Sanders’e göre de; küresel servet ve gelir eşitsizliğinin ulaştığı inanılmaz boyutlar yanında, kemikleşen oligarşi, tırmanan otoriterlik ve militarizme karşı çıkmak için ilerici bir uluslararası harekete olan ihtiyaç her geçen gün artıyor.

Çözümün de, Varoufakis’in  önerdiği doğrultuda, çalışan insanların küresel çerçevede bir araya gelerek; ortak gelecek, refah içinde güvenlik ve herkes için onurlu yaşama dönük bir program oluşturulmasında olduğunu belirten Sanders;

” dünyanın geleceği tehlikede; gelin hep birlikte ileriye doğru yola çıkalım” diyor.

Neo-Liberal düzenin bütün dünyada yaptığı büyük  tahribat dikkate alındığında, bu yeni hareketin  tesbit ve önerilerine, kanımızca katılmamak mümkün değil. 

Hele gelişmekte olan bazı ülkelerde oksimoron (birbirine zıt iki kavramın birlikte kullanılması) olduğuna aldırılmadan, arkaik İngilizce’den bulunup kullanılan “illiberal demokrasi” yaklaşımıyla, klasik demokrasinin uygulamadan kaldırılması kabul edilebilir bir durum gibi görünmüyor.

New York Times’ın yayınlarının en çok satanlar arasında ilk sırada yer alan Fareed Zakaria’nın kitabında; illiberal demokrasi diye adlandırılan düzenin, aslında illiberal otokrasiden başka bir şey olmadığı aktarılarak, bu durumun 21.Yy’ın en büyük tehlikelerinden biri haline gelme olasılığından söz edilmektedir.

Bu hareketin ilk sınavına, Mayıs 2019’da yapılacak AB Parlamentosu seçimlerinde gireceği anlaşılıyor. Konjonktürel olarak, AB Parlamentosu’na üye seçen birçok ülkede Sol/Sosyal Demokrat Partilerin bir hayli güç kaybettiği zamana denk geldiği düşünüldüğünde, şansı artar mı; bekleyerek göreceğiz.

Ancak, Fransa’daki son Sarı Yelekliler Hareketi’nin, partilerden bağımsız, Sosyal Medya hareketi olarak başarılı bir şekilde ortaya çıkabilmiş olmasının, bu İlerici Enternasyonalist Hareket üzerinde destekleyici bir rolü olur mu; bunu da bekleyerek göreceğiz.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :