SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- FRANSA’DA NELER OLUYOR?

Ana Sayfa » GÜNCEL » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- FRANSA’DA NELER OLUYOR?

03.12.2018 - 22:45

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- FRANSA’DA NELER OLUYOR?

FRANSA’DA NELER OLUYOR?

Akaryakıt zamlarını gerekçe göstererek sosyal medya üzerinden örgütlenen insanlar son günlerde başta Paris olmak üzere birçok yerde gösteriler düzenlemeye başladılar.

Son birkaç gündür, protestoların şiddet dozu iyice arttı ve yüzlerce kişi tutuklandı, yüzlercesi de gözaltına alındı. Basında çıkan haberlerden anlaşıldığı kadarıyla, Sarı Yelekliler olarak adlandırılan göstericiler yalnızca Macron ve hükümete değil, kendilerini yalnız bırakan, başta siyasi partiler olmak üzere, sendikalar ve STK’lara da öfkeliler.

Bir süredir, Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelerde Sol/Sosyal Demokratların bugünlerdeki son derece acıklı durumu ve geleceğine ilişkin araştırmalar yapıyorum. Bu bağlamda, Fransa’daki yeni siyasi yapı hakkında öğrendiklerim çerçevesinde, isyan görüntüsündeki bu hareketin beni pek şaşırtmadığını söylemek isterim.

Neden mi şaşırtmadı? Fransa’da son yıllarda siyasi yelpaze öylesine gerilmiş durumda ki; 18.yy’ın sonlarından bu yana dünyayı değiştiren ilk isyanı başlatmakla kalmayıp, sonrasında taleplerinin duyulmadığı hallerde isyan bayrağını çekmekten geri kalmayan Fransız halkının, bu gerilime başkaldırmasının beklenen bir gelişme olduğunu düşünüyorum. 

Ayrıca bu başkaldırının, son yapılan kamuoyu yoklamalarında toplumun %75’lere ulaşan kesimince desteklendiğini de eklemek isterim.

Gelin o zaman, son zamanlarda Fransa’da bir hayli gerildiğinden söz ettiğim siyaset sahnesine birlikte bir göz atalım. 

Öncelikle ifade etmeliyim ki; Macron’un Mayıs 2017’de Cumhurbaşkanı seçilmesini takiben Fransa’da siyaset sahnesi birçok parçaya bölündü. 

Sağ ve soldaki eski partilerin çoğu ortadan kayboldu. Komünist Partisi büyük ölçüde kayıplarına rağmen hala sahnede. Radikal Sol yükselişte ama Melenchon ile nereye yol alacaklarını kestirmek bir hayli güç. Le Pen’in seçimdeki zayıf performansına karşın radikal sağ olarak sahnede olduğu görülüyor. Cumhuriyetçiler ise bir hayli zayıflamış durumdalar. 

Sosyalist Parti’ye gelince; 5.Cumhuriyet’in en başarısız Cumhurbaşkanı olan Hollande’dan sonra iyice zayıfladığını söylemek mümkün. Bu durum Fransız Sosyalistlerinin ilk yenilgisi olmasa da; eğer parti kendisine kısa sürede çeki düzen vermeyi başaramazsa, yakın gelecekte kaybolup gideceği bile konuşulur hale geldi. 

Adeta siyasi atomizasyon niteliğindeki bu yeni durumu yaratan adamın Macron olduğu ve sonuçta Fransız Siyaset Sahnesinin yeniden düzenlenmesinin gündeme geldiği anlaşılıyor. İlk bakışta ” bu adam nereden çıktı böyle” sorusunu sorduracak tarzda inanılmaz bir sürpriz olan Macron’un ortaya çıkışında, Fransız Sosyalist Partisi içindeki derin çelişki ve çatlakların baş neden olduğu ifade ediliyor.

Önceki Cumhurbaşkanı Hollande’ın yarattığı boşluğu, herhangi bir  parti desteği olmayan, bankacılıktan gelen, denenmemiş olmasına karşın, Sosyalist Parti’nin yolun sonuna geldiğine inanıp Parti’den ayrılan kitlelerin Macron’u yarattığı şeklinde genel bir kanı hakim olmakla birlikte, iş ve siyaset dünyasından son derece önemli bazı liderlerin de destekledikleri belirtiliyor.

Hatta seçimde kazandığı zafer sonrası, birçok eski sol ve sağ partilerden önemli politikacılar da onun saflarına katıldığından söz ediliyor.

Bütün bu sürece rağmen, Fransa’da uzunca bir süredir siyasi partilerden, sendikalardan ve STK’lardan umudunu kesmiş kitlelerin oluşturduğu ‘Anti-Parti’ hareketinin giderek güçlendiği ve isyandan başka çare bulamadığını söylemek de abartılı olmasa gerek. 

Aslında “Parti” kavramını red eden bu hareketi kullananların başında, partisiz Macron’un ‘Marchee/İleri’ hareketi ile seçimleri kazandığını ama sonrasında oldukça geleneksel bir parti gibi hareket ettiğini de unutmamak gerek.

O yüzden, bazı siyasi analistlere göre, özellikle bugünlerde 

‘Popülizm’ üzerinde çalışan akademisyen ve öğrencilerin Fransa’da olan bitene yakından bakmaları tavsiye ediliyor. 

Çünkü popülizmin her türünün, hiçbir zaman ve hiçbir yerde olmadığı kadar, bugünlerde Fransız siyasetini sarsabileceğinden söz ediliyor.

Paris Belediye Başkanı’na göre, 1968 Mayıs’ından bu yana son elli yıldır bu düzeyde bir şiddet yaşanmamış.

Son üç  haftanın Cumartesi günleri dozunu bir hayli arttıran bu gösterilerin nerede duracağı ise şimdilik bilinmiyor.

Bazı yabancı haber ajansları ve gazetelerin sıkı yönetim vb beklentileri, France 24 Kanalı’nın tartışma programlarına katılan Fransız uzmanlarca abartılı bulunuyor.

Macron’un Sırbistan gezisini kesip, Başbakan Edouard Philippe’ye, siyasi liderler ve göstericilerin temsilcileriyle bir araya gelme talimatı üzerine yapılan çağrılara göstericiler ve aşırı soldan red yanıtı gelmesi dün gecenin son ilginç haberiydi.

Protestocuların taleplerine baştan beri duyarsız kalan Macron’un nihayet soruna eğilmesi, göstericiler tarafından 

nefret objesi haline gelmesinin önüne geçememiş görünüyor.

Bugünlerde artık en çok korkulan, olayların bütün Fransa’ya yayılması yanında, 1968 Olaylarını andıran tarzda, benzer sıkıntıların yaşandığı diğer ülkelere de sıçraması.

Bekleyip göreceğiz!

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :