SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- GERÇEKTEN FENOMEN ADAM ŞU TRUMP !

Ana Sayfa » GÜNCEL » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- GERÇEKTEN FENOMEN ADAM ŞU TRUMP !

18.05.2019 - 21:49

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- GERÇEKTEN FENOMEN ADAM ŞU TRUMP !

ABD Başkan’ı Trump 2017 başında başkanlık koltuğuna oturduğu ilk günlerden bu yana bir çok yabancı haber kanalında, genellikle baş haber oldu.

Daha önce eşi benzeri görülmüş müdür bilmiyorum ancak teslim etmek gerekir ki;  adam sürekli dünya gündeminde kalmayı bir şekilde başarıyor. 

Hiç Google’lamaya ihtiyaç olmaksızın şöyle bir hafızamı yokladığımda bakıyorum da; çok ilginç sahnelere tanık olmuşuz bu süre boyunca! 

2016 seçimleri öncesi, kampanya çalışmaları sırasında Rus hackerların, Hillary Clinton’un hesabından ortaya döktüğü söylenen belgelerle seçimleri etkilemelerinden tutun da; damadının bu etkileme sürecinde Rus ajanları ile işbirliği yaptıklarına, kendisinin de bu konuda yargısal araştırmayı engellediğine kadar bir sürü itham! 

Bunlar arasında, bir zamanlar Trump ile ilişkisi olduğunu söyleyen bir kadının ortaya çıkması ve susması karşılığında kendisine Trump’ın avukatı tarafından on binlerce dolar verildiğini iddiaları bile var. İşte tam da o günlerde bazı muhaliflerinin, artık “impeachment-azil” sürecinden kurtulamaz dedikleri günlerde bile dimdik ayakta kalmayı başarmış bir adam Trump!

Diğer taraftan, uluslararası siyasette ‘klasik diplomasi nezaketi” dışı söylem ve eylemleriyle, başta uluslararası diplomatlar olmak üzere, kendi insanları dahil, birçok aklı başında insana ” bu kadar da olmaz” dedirtecek kertede söylem ve eylemlerine ne demeli?

Dış ilişkilerdeki geleneksel diplomasi dışı tavrı:

Gelin bunlardan bazılarını hatırlayalım. Kronolojiye aldırmadan şöyle bir saymaya kalksak; Paris İklim anlaşmasından çekilmesi; NATO bitmiştir diyerek Avrupa’yı tehdidi; Macron’u önce kanka ilan edip, Avrupa Ordu’su konusunda onunla bozuşması; Beyaz Saray’da Merkel’in uzattığı eli sıkmazken, Suud Prensi Muhammed bin Salman’ı göklere çıkarması!

Bitmedi! ABD,  Meksika ve Kanada arasındaki yirmi yıllık NAFTA’yı iptal edip, bu ülkeleri tehdit ile yeni bir anlaşmaya zorlaması; Kuzey Kore’ye önce demediğini bırakmamasına karşın ardından ülkenin lideri Kim Jong-Un ile el sıkışması; Güney Amerika ve Meksika’dan göçü engellemek üzere, Demokratlar’ın muhalefetine karşın, duvar örmekte direnmesi!

Bitti mi? Hayır! Filistin-İsrail geriliminde, kendinden önceki başkanların kısmen tarafsız siyasetinin tam tersine, İsrail’i koşulsuz destekleyip, başkentini Kudüs’e taşıması; Venezuela’nın iç savaş eşiğine gelmesindeki katkısı, Başkan Maduro’ya karşı yeni Başkan olarak Guaido adındaki Meclis Başkanı’nı tanıması; Suriye’den çekiliyorum yalanını söyleyip, oradaki Kürt silahlı güçler ile bölgede ikinci bir İsrail oluşumuna destek vermesi; Suud’lu gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, Suud Prensi Salman’ın adamları tarafından öldürülmesinin bütün dünya tarafından lanetlenmesine karşın Prense güçlü bir tarzda sahip çıkması!

Dahası ve en önemlisi de; ABD’nin çıkarlarını tehdit ettiği gerekçesiyle Çin ile ticaret Savaşı’na girmesi ve İsrail için bölgede en büyük tehdit olarak gördüğü İran ile, kendinden önce Obama döneminde, BM’nin P5+1 olarak adlandırdığı ülkelerin imzaladığı (JCPOA-Ortak Kapsamlı Eylem Planı), İran Nükleer Anlaşması’ndan çekilip, İran’a yüksek perdeden tehditle ambargo uygulaması ve uygulatmaya kalkması!

Aklıma gelen bu olayların çok azı dışındaki önemli bir bölümü hala çözülmeyi bekleyen sorunlar olarak masada duruyor. Çünkü, sorunlu olduğu ülkelerin liderleri, karşılarındaki adamın her koşulda tahmin edilebilir olmanın ötesinde davranışlar sergileyebiliyor olmasından ciddi kaygı duyuyorlar. Yani, Trump’a ‘ el verip kol kaptırmaktan’ korkma tedirginliği içindeler. 

İç siyasette yasa ve geleneklere aykırı tavırları:

İç politikadaki görüntü de, en başından beri adeta tuhaflıklar zinciri! Örnek olarak son olayı hatırlamak yeterli olur sanırım.

Olay, 2016  seçimlerine Rusya’nın müdahalesi ve muhaliflerinin iddia ettiği hilenin soruşturulması. 

Bilindiği gibi uzun tartışmalardan sonra özel görevli savcı Mueller soruşturma için iki yıl çalıştı. Beşyüz sayfaya yakın raporunu Adalet Bakanı/Başsavcı Barr’a sundu. Senatonun sorguladığı Barr, Demokratlar’ın baskısına rağmen raporun tamamını açıklamaya yanaşmadı. 

Daha sonra da; Temsilciler Meclisi’nin celp kararına rağmen, gidip orada ifade vermeyi reddetti. Ardından Trump “başkanlık istisnai karar” yetkisini kullanarak, raporun tamamının, hem parlamentonun iki kanadına, hem de kamuoyuna açıklanmasını durdurdu.

Trump’ın göreve geldiği günden bu yana, eşine pek rastlanmamış bu tuhaflıkların arkasındaki temel neden nedir sorusu, anladığım kadarıyla bütün dünyanın sorduğu soru olmaya devam ediyor. 

ABD’li olsun olmasın, birçok yorumcunun görüşüne göre;   “Önce Amerika” sloganı ile yola çıkan Trump, bu amacına ulaşıp seçmenlerine verdiği sözleri yerine getirmek için, tutarlı/tutarsız olup olmadığına bakmadan siyaset üretirken, ortalama ABD’linin üç büyük korkusuna oynuyor.

Bunlardan birinin “küreselleşme” olduğunu ve bu olgunun ABD’yi işsizlikle tehdit ettiğini, bunun en büyük sorumlusunun Çin olduğunu kabul ettirmeye çalışarak Çin ile ticaret savaşına geniş çapta destek buluyor.

İkincisinin, “yoğun göç ve uyuşturucu kaçakçılığı” olduğunu ve bunun en büyük nedeninin Meksika’nın tutumu olduğundan hareketle, sınıra duvar örme siyasetini seçmene satmakta güçlük çekmiyor.

Üçüncüsü de; 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından onca süre geçmesine karşın, ABD’liler üzerinde hala süren korku dolu dehşetin izlerini kullanarak, “uluslararası terör”ün ülkesini hedef aldığını ve bunun ardında en önemli unsurun İslamcı teröristler olduğu iddiasını seçmenine kolaylıkla satması!

Bu üç korkuyu seçmenlerine pompalamakta başarılı mı?

Kamuoyu yoklamalarına bakılırsa, yurttaş desteğinde bir azalmak yok.

Peki ABD ekonomisi nasıl gidiyor? Görünen o ki; Trump döneminde ekonominin zafiyet göstermek bir yana, iyiye gittiğine dair işaretlerin yoğunluğundan söz ediliyor. 

Bütün bu lehinde gibi  görünen tesbitlere karşın, hem içerden, hem dışardan yoğun eleştiriler de almıyor değil.      Ülke içinde, doğal olarak en büyük eleştiri ABD demokratlarından geliyor. Bunlar Trump’a, popülizmden yasa tanımazcılığa kadar yoğun ve ağır eleştiriler yöneltiyorlar.

Dışarıda ise; özellikle Avrupa medyası ve siyasetçilerinden, kimi zaman yüksek tonda eleştiriler sürüyor. Bunlar arasında, başta Almanya’nın ABD’ye olan sanayi ürünleri ihracatını engellemesinden, NATO ve uluslararası siyasetindeki tutarsızlığına ve son olarak da İran’a haksız ambargoya kadar birçok konu yer alıyor.

En son geçenlerde Rusya’yı ziyareti öncesi, Brüksel’e uğrayan ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ile görüşen AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Mogherini, İran ile yapılmış eski anlaşmadan çıkmayı düşünmediklerini açıkça vurguladı. Ayrıca ambargo ile mutabık olmadıklarını ortaya koydu ve Pompeo’ya itidal tavsiye ederek, yeni bir düzenleme önerdi.

Öte yandan, 2020 Kasım’ında yapılacak başkanlık seçim dönemine bir yıl kala kampanyaların başlayacağı Kasım’a, şunun şurasında altı ay gibi kısa bir süre kaldı. 

İlk dönemine başladığı 2017’nin başında, çoğu gözlemcinin, önündeki dört yılı bile tamamlayamayacağını düşündüğü Trump, ikinci dönem adaylığına doğru koşmaya çalışıyor.

ABD siyasi spektrumunun sosyal demokratları, hatta bazı aşırı sağ kesim sözcülerince “sosyalist” oldukları söylenen Demokrat’ların, Trump’ın bu koşusunu engelleyip, engelleyemeyecekleri, kendi içlerinde bir bütünlük sergilemelerine bağlı görünüyor.

Ayrıca, önümüzdeki hafta yapılacak AP ( Avrupa Parlamentosu ) seçimlerinde, AB çapında popülist olarak adlandırılan ve bir süredir Trump ile sempatik ilişkiler kurduğu bilinen aşırı sağ partilerin alacağı sonuçların, 2020 Kasım ayında yapılacak ABD başkanlık seçimlerinde Trump’ın  şansını bir ölçüde etkileyeceği düşünülüyor.

ABD ve AB’de önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak bu siyasal gelişmelerin, kanımca ülkemizi bekleyen yeni siyasi süreçleri etkilemesi elbette kaçınılmazdır. 

O nedenle yakından izlemekte yarar olduğunu düşünüyorum.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :