SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- HONGKONG’DA ŞİDDETİN ZİRVEYE ÇIKTIĞI ZAMANDA YAPILAN YEREL SEÇİM SONUÇLARI NE İFADE EDİYOR?

Ana Sayfa » GÜNCEL » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- HONGKONG’DA ŞİDDETİN ZİRVEYE ÇIKTIĞI ZAMANDA YAPILAN YEREL SEÇİM SONUÇLARI NE İFADE EDİYOR?

25.11.2019 - 16:41

Ortak Akıl Editörü

yazarın tüm yazıları
SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- HONGKONG’DA ŞİDDETİN ZİRVEYE ÇIKTIĞI ZAMANDA YAPILAN YEREL SEÇİM SONUÇLARI NE İFADE EDİYOR?

 

1842’deki Çin İngiltere Savaşı sonrası bir kısmı İngiltere’ye terk edilen HongKong adasının geri kalan kısmı da 99 yıllığına İngiltere’ye kiralanmıştı.

Büyük bir ticaret limanı olmanın yanında, imalat sanayiinin de gelişmesiyle HongKong ekonomisi 1950’den bu yana büyük bir atılım içine girdi.

Sonrasında, Çin’deki baskı ve fakirliğe başkaldıranların yanında, yükselen iş olanakları yüzünden diğer bölge ülkelerinden büyük göç alan HongKong’un nüfusu kat kat arttı.

99 yıllık kiralama süresinin sonuna yaklaşıldığı 1980’lerin başında İngiltere ile Çin’in komünist yönetimi arasında HongKong’un geleceği hakkında görüşmelere başlandı.

Çin Hükümeti, sürenin sonunda adanın yönetiminin kendilerine geçmesini talep etmekteydi.

1984’de varılan anlaşmaya göre, ” tek ülke, iki sistem ” adı verilen yöntemle HongKong’un 1997 yılında Çin’e iadesi üzerinde anlaşıldı.

Bu anlaşmaya göre, HongKong’un dış ilişkiler ve savunma konuları haricinde 50 yıl boyunca otonomiye sahip olması kararlaştırıldı.

Bunun sonucu olarak HongKong kendi sınırları içinde, kendi yasalarının yürürlükte olduğu bir bölge haline geldi. Böylece konuşma ve gösteri özgürlüğünün hak olarak kabul edildiği bir sistem öngörüldü.

Bu hakların en tipik göstergesi, 1989’da Pekin Tiananmen Meydanı’ndaki gösterilerin Çin Hükümeti tarafından kanlı biçimde bastırılmasını anma gösterilerinin yapılabildiği az sayıdaki yerlerin başında HongKong’un gelmesidir.

Ancak son zamanlarda Çin’in, HongKong’un iç işlerine karışmaya başladığına dair somut veriler ortaya çıkmaya başladı. Sanatçı ve yazarlar sansürden şikayetçi olmaya başladılar. HongKong’un en önemli beş kitapçısının ortadan kaybolduktan sonra Çin’de tutuklandıklarının ortaya çıkması, dikkatleri HongKong üzerinde yoğunlaştırdı.

HongKong’un yöneticisi,1200 kişilik bir seçim komitesi tarafından belirleniyor. Oy kullanma olanağına sahip olanların sadece yüzde 6’sının oylarıyla seçilen bu komite üyelerinin çoğu Pekin’e yakın kişiler.

Yasa yapıcı konseyin 70 üyesi ise Hongkonglular tarafından seçiliyor. Ancak bunların çoğu doğrudan seçilmediği için, sandalyelerin çoğu Pekin yanlıları tarafından işgal ediliyor.

Halkın seçtiği bazıları ise Pekin tarafından uygun görülmeyerek diskalifiye edilebiliyorlar.

Aslında HongKong’un Temel Yasa adı verilen dar kapsamlı anayasalarına göre, hem liderin, hem de konseyin daha demokratik yolla seçilmeleri gerekiyor. Ancak bu konuda ciddi anlaşmazlıklar şimdiye değin çözülmüş değil.

Çin Hükümeti 2014’de, kendi onayından geçmiş aday listeleri üzerinden Hongkongluların seçim yapmasını kabul edeceğini açıkladı. Ancak bu yöntem HongKong Meclisi’nde, utanç verici olarak nitelendirilip red edildi.

28 yıl sonra 2047’de Temel Yasa sona ereceğine göre, izleyen yıllarda HongKong Otonomisi’nin akıbetinin ne olacağı sorgulanırken, dipten dibe hareketlenen süreç, sonunda altı ay önce patladı.

Kıvılcımı çakan olay, Çin’in baskısı üzerine bazı suçları işleyen Hongkongluların Çin’e teslim edilmesi ile ilgili bir planın kitlelere ulaşmasıydı.

Başta gençler olmak üzere büyük kitleler günlerce sokaklara döküldü. Her geçen gün şiddet yükseldi. Ölenler ve yaralananlar oldu. Bunun üzerine HongKong Yöneticisi Bayan Carrie Lam, Eylül ayında halka verdiği bir deklarasyonla, söz konusu tasarının geri alındığını ilan etse de; sokaklar boşalmadı. Aksine karşılıklı şiddet daha da büyüdü.

Hatta Çin’de Komünist Parti yönetiminin 70.yıl kutlamalarının yapıldığı 1 Ekim’de, HongKong tarihinde rastlanmamış şiddet ve kaotik olaylara sahne oldu.

Kasım ayında giderek artan protestolara İngiltere, Fransa,ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerden sivil destek gösterileri gelirken; Çin’in Lideri Xi Jinping, Hongkonglu ayrılıkçıları ezmek ve kemiklerini toz haline getirmekle barbarca tehdit etti.

İşte şiddetin ve tehditlerin bu boyutlara vardığı zamanda, dün burada yerel seçimler yapıldı.

Yerel çerçevede sınırlı yetkilere sahip meclislerin seçimi de olsa, başta gençler olmak üzere görülmemiş ölçüde katılımının gerçekleştiği bu seçimlerde demokrasi taraftarları 452 sandalyenin 389’unu kazandı.

Seçimlerin yapıldığı dünkü pazar günü hiçbir sokak gösterisi ve şiddet olayının olmaması, kalkışmacıların demokratik yöntemlere saygılı olmalarının bir göstergesi olarak yorumlandı.

Pekin’e ve onun Hongkong’daki ” kuklaları”na ciddi bir ders niteliğinde olan bu sonuç bazı yorumculara göre, kendilerini Çinli olarak kabul etmeyen Hongkonglular için bir dönüm noktası olabilir.

Çünkü bu seçim, kısıtlı yetkilere sahip yerel meclisler için yapılmış da olsa; HongKong’un en kötü siyasi krizinin zirve noktasında ortaya çıkan sonuç olarak bir referandum olarak nitelendirilebilir.

Sandıktan çıkan bu sonucun demokratik güçlere sağlayacağı büyük desteğin, diğer yönetim meclislerine de önemli etkiler yapacağı kuşkusuzdur.

Nitekim seçim sonuçlarını yorumlayan HongKong Yurttaşlık Partisi lideri Leong verdiği demeçte; ” Çin Komünist Partisi HongKong’un sorunlarına olumlu yanıtlar vermediği sürece, mevcut kalkışma sona ermez” dedi.

Kalkışmaların başından bu yana konumu tartışmalı hale gelen HongKong Yöneticisi Carrie Lam ise ” Sonuçlar, toplumun sosyal durumun derin sorunlarından memnun olmadığını gösteriyor; hükümetim açık fikirle ve ciddi bir şekilde halkın sorunlarına eğilecektir” demekle yetindi.

HongKong’un sıradan bir yer olmayıp, başta ABD olmak üzere kapitalist batı için, Asya’nın en önemli ticaret ve finans merkezi olarak uluslararası gündemi daha uzun süre yakından meşgul edeceğini söylemek, sanırım yanlış olmaz.

Hele günümüzde iyice tırmanan ABD -Çin ticaret savaşları ve altında yatan küresel hegemonik  güç savaşı dikkate alındığında!

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :