SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- KORONA AŞISI YARIŞINDA CASUSLAR SAVAŞI

Ana Sayfa » GÜNCEL » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- KORONA AŞISI YARIŞINDA CASUSLAR SAVAŞI

08.09.2020 - 13:35

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- KORONA AŞISI YARIŞINDA CASUSLAR SAVAŞI

 

 

 

The New York Times gazetesinin internet sitesinde geçen hafta sonu  ilginç  bir yazı yer aldı. Julian E. Barnes ve Michael Mantovani imzalı bu yazıda, korona aşısı için, başta Çin olmak üzere bazı ülkelerin istihbarat servislerinin sürdürdüğü amansız casusluk girişimlerine yer verildi.

 

Bu yazıda sıralanan  bazı İDDİALARI, konuya ilgi duyan meraklı okuyucuların  dikkatine sunmanın ilginç olabileceğini düşündüm. Öncelikle bu iddiaların büyük bölümünün  ABD ve İngiliz istihbarat örgütleri kökenli kişiler ile yapılan söyleşilerden derlenerek ortaya konduğunu hatırlatmak isterim.

 

Nesnel bir sonuca ulaşmak için elbette suçlanan tarafların görüşlerine de yer vermek gerekir. Ancak geçmişte benzer olaylarda, benzer şekilde suçlanan malum ülkelerin her seferinde suçlamaları reddettikleri hatırlanacaktır.

 

O yüzden tek taraflı da olsa bu iddiaların, günümüzün bazı otokrat siyasetçilerin eline geçen yüksek teknolojiyi bir hayli kötüye kullanabildiklerini sergilemesi  açısından dikkat çekici olduğunu söylemek isterim.

 

O zaman gelin şimdi iddiaları özetleyerek ele alalım.

 

“Çin İstihbarat Servisinde görevli  bilgisayar korsanlarının (hackers) bir süredir en çok yoğunlaştıkları konu, başta ABD olmak üzere diğer ülkelerin korona aşısı çalışmaları sırasında elde ettikleri verileri elde etmeye (çalmaya) dönük faaliyetler yürütmek.

 

Bu faaliyetleri yürüten istihbaratçılar sadece Çinliler değil. Rusların en önemli istihbarat kuruluşu SVR de, ABD, Kanada ve Britanya’daki aşı çalışmalarını yürüten merkezleri yakın izlemeye almış görünüyor. Rusların bu espiyonaj çalışmaları, uluslararası fiber optik kablolarını izleyen bir İngiliz karşı casusluk örgütü tarafından kısa bir süre önce yakalandı.

 

Son günlerde elde edilen bilgilere göre İran da, başta ABD olmak üzere diğer ülkelerde sürmekte olan aşı araştırma çalışmaları  verilerine ulaşmak için önemli girişimlerde bulundu.

 

Kısaca söylemek gerekirse, dünyanın en etkin espiyonaj örgütlerinin son zamanlardaki en ciddi faaliyeti, diğer ülkelerde sürmekte olan korona aşısı araştırma verilerine ulaşmak.

 

Uluslararası casusluk faaliyetleri konusunda uzun yıllar çalışıp emekli olmuş veya  halen çalışan uzmanlardan alınan bilgilere göre, dünya istihbarat servislerinin barış zamanı uğraşlarının büyük bölümünün son zamanlarda korona aşısı çalışmalarına kaydığı anlaşılıyor.

 

Aşı çalışmalarında en büyük uzmanlık ve kaynağa  ABD’deki üniversite ve araştırma kuruluşlarının sahip olması, doğal olarak diğer ülke istihbaratçılarının faaliyetlerini bu ülkenin ilgili kurumlarına yöneltmesine neden oluyor. Bu yüzden ABD, en ileri çalışmaların yapıldığı üniversite ve araştırma kurumlarını korumak için bütün olanaklarını seferber ediyor. Hatta bununla yetinmiyor, asıl görevi Rus askeri gücünü ve terörist hücrelerini izlemek olan NATO’yu  bile, Kremlin’in bu tür casusluk faaliyetlerini  yakından izlemekle görevlendiriyor.

 

ABD ile Rusya arasındaki bu tarz casusluk ve karşı casusluk faaliyetleri,  aslına bakarsanız soğuk savaş döneminin “uzay yarışı” günlerinden kalma. Dünyanın yörüngesine uydu yerleştirme ve aya ulaşma hedefli o yarışların artık çok gerilerde kaldığı bu günlerde, doğal olarak casusluk faaliyetleri artık jeopolitik konulardan çok finansal getirisi yüksek konulara yönelmiş durumda.

 

Çin’in, DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ile ilişkileri dikkate alındığında, hem ABD, hem de Avrupa ülkelerindeki aşı çalışmaları üzerindeki korsanlığının bir hayli girift ağlarla örüldüğü anlaşılıyor. Bilindiği gibi DSÖ dünyanın birçok ülkesinde yürütülen aşı çalışmalarına dair verileri  yakından izliyor. Sonunda kamuoyuna açıklanan bu veriler, bazı istihbaratçılara göre, Çin’in DSÖ  ile henüz açığa kavuşturulamayan ilişkileri nedeniyle öncelikle Çin’in denetiminden geçiyor.

 

Virüsün ABD’de ciddi boyutlara ulaşacağının anlaşıldığı geçen Şubat ayı başlarında, ABD’li istihbaratçılar Çin’in bu faaliyetlerinden haberdar oldular. Bu nedenle başta  CIA olmak üzere ABD’li diğer istihbarat örgütleri, Çin’in DSÖ  içindeki etki ve gücünü yakın izlemeye aldılar. Bu izlemeyi takiben geçen mayıs ayında başkan Trump DSÖ’ye karşı sert tavır aldı.

 

Çinli korsanların odaklandığı yerlerin başında gelen  UNC (University of North Carolina- Nobel ödüllü yurttaşımız Prof.Dr. Aziz Sancar’ın çalıştığı üniversite) yanında, ABD’nin diğer bazı üniversitelerinin bilgisayar ağları da tehdit altına girmiş durumda.

 

ABD’li istihbaratçıların uyarısı üzerine Adalet Bakanlığı tarafından açılan soruşturma geçen Temmuz ayında sonuçlandı. Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı İstihbarat Servisi için çalışan iki bilgisayar korsanı hakkında iddianame hazırlandı. Amerikalı biyoteknoloji şirketlerine sızma girişiminde bulunan bu iki korsanın dışında Çin için çalışan çok sayıda başka korsanın, ABD’nin diğer üniversite ve araştırma kuruluşlarında da benzer girişimlerde bulunmuş olabileceğinden kuşkulanıldı.

 

ABD’nin federal polis örgütü FBI, kısa bir süre önce Çinli korsanların üniversitenin epidemiyoloji bölümünün bilgisayar ağlarına sızma girişiminde bulunduğu konusunda UNC yönetimini uyarmıştı. Bu bilgi UNC adına basına bilgi veren sözcü Leslie Minton tarafından doğrulandı. Minton ayrıca üniversitede kurulu  “24 saat boyunca izleme sistemi” sayesinde korsanların başarılı olamadıklarının belirlendiğini söyledi.

 

Çinli korsanların bu faaliyetleri dışında, ABD üniversitelerinden başka yollardan da bilgi çalma faaliyetleri yürüttüğü anlaşıldı. Bu yollardan biri de, bazı Çinli enstitülerin ABD üniversiteleriyle yürüttüğü ortak çalışmalarını bilgi sızdırmak için istismar etmeleriydi.

 

Bir başka yöntem ise, Çin istihbarat ajanlarının gerek ABD’de, gerekse diğer ülkelerdeki aşı araştırmalarında çalışanlar hakkında bilgi toplama faaliyetiydi. FBI’ın bu ikazları üzerine Trump geçen temmuz ayında, Çin’in Houston kentindeki konsolosluğunun kapatıldığını bildirdi.

 

ABD’li yetkililere göre, Çin vb ülke casusları hedef aldıkları Gilead, Novavax ve Moderna gibi biyoteknoloji şirketlerinden kayda değer bir bilgi sızdırmayı başaramadılar.

 

Benzer riskleri bertaraf etmek üzere, Rus korsanları izleyen İngiliz GCHQ adlı devlet elektronik gözleme ajansı, Çinlileri izleyen başta FBI olmak üzere ilgili  Amerikan İstihbarat Servisleri birlikte kurdukları ekipleri Amerikan biyoteknoloji şirketlerinin koruyucu sistemlerini güçlendirmek için görevlendirdiler.

 

İngiliz, Amerikalı ve Kanadalı istihbaratçıların geçen temmuz ayında kamuoyuna yaptıkları açıklamada, Rus korsanların hedefinin İngiliz Oxford Üniversitesinin AstraZeneca adlı ilaç şirketi ile  yürüttüğü aşı geliştirme projesi olduğu bildirildi.

Rus istihbarat kuruluşu SVR ile ilişkili Cozy Bear adlı bilgisayar korsanları grubundan Rus kimlikli kişiler bir süre önce yakalanmıştı. ABD’nin 2016 başkanlık seçimi sürecinde Demokrat Parti’nin bilgisayar ağını kıran kişiler oldukları bilinen bu kişilerin, bu defa da korona aşısı ile ilgili bilgilerin peşinde oldukları anlaşıldı.

 

Şimdiye değin aşı konusunda çalışan şirket ve üniversitelerden, verilerin çalındığına dair herhangi bir açıklama gelmedi. Ancak bazı korsanların söz konusu kuruluşların bir bölümünün bilgisayar ağlarına sızmayı başardıkları tesbit edildi. Bu tespit, Çinli ve Rus korsanların üniversiteler ve şirket  bilgisayar ağlarının zafiyetlerini belirlemekten vazgeçmeyeceğini  gösteriyor.

 

Şimdilik biri Rus, diğeri Çinli iki korsan ekip belirlenmiş olmakla beraber, her iki ülkenin diğer korsan gruplarının da aşı bilgilerini çalmak için olağanüstü çaba içinde oldukları anlaşılıyor.

 

Bu arada,  Rusya’nın onayladığı aşı  11 ağustos günü dünyaya duyuruldu. Tahminlerin ötesinde erken ortaya çıkan aşı haberi, Rus korsanların korona aşısı ile ilgili çalışmalarında başarılı oldukları kuşkusunu arttırdı.

 

Korona aşısı ile ilgili diğer ülke çalışmalarından bilgi çalınması görevinin  kendi servislerine verilmediğini ifade eden ABD’li istihbaratçılara göre, bu tür korsanca girişimler aşı geliştirme çalışmalarına ciddi zarar verebilir.

 

Diğer yandan ABD toplumunda,  büyük ölçüde kendi iç nedenlerinden kaynaklanan her tür  kutuplaşmanın büyümesinde Rus ajanların etkisi olduğundan hep kuşku duyulur.  Doğal olarak Rus ajanların, batıda geliştirilecek herhangi bir aşı için yürütülen bilimsel faaliyetleri izlemesi, gerekli gördüğü bilgileri  çalması beklenen bir durumdur”.

 

The New York Times’da yer alan bu yazı kanımca, ülke farketmeksizin küresel çapta  benimsenen neo-liberal  siyaset sosyolojisi pratiğini yansıtması açısından son derece ibretlik.

 

Son altı  ay içinde çoğu ABD’de olmak üzere, birçok ülkede  bir milyona yakın  insanın ölümüne neden olan bir pandeminin bir an evvel önlenmesi için, öyle anlaşılıyor ki, dünyanın önde gelen ülke lideri siyasetçiler  uluslararası işbirliği anlayışından ne yazık ki hala çok uzak.

 

Bir başka sözle, küresel çerçevede bütün insanlığı tehdit eden bir pandemi bile, günümüzde  önde gelen teknoloji zengini ülkeleri yöneten  siyasetçiler için bir “güç savaşı” aracı olarak kullanılabiliyor.

 

Bu kirli güç mücadelesinin aktörleri olan  bu siyasetçilerden insanlık yakın zamanda nasıl kurtulabilecek; sorusunu küresel çapta sorduran bir durum ile karşı karşıyayız ne yazık ki!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :