SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- SEÇİME AZ KALA TRUMP’IN BAŞI VERGİ NEDENİYLE DERTTE

Ana Sayfa » GÜNCEL » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- SEÇİME AZ KALA TRUMP’IN BAŞI VERGİ NEDENİYLE DERTTE

29.09.2020 - 7:39

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- SEÇİME AZ KALA TRUMP’IN BAŞI VERGİ NEDENİYLE DERTTE

 

SEÇİME AZ KALA TRUMP’IN VERGİ YÜZÜNDEN BAŞI DERTTE

 

Uzunca bir süredir Trump’ın geçmiş yıllarda vergi ödeyip ödemediği, ödediyse ne kadar ödediği sadece ABD kamuoyunda değil, bütün dünyada merak konusuydu. Ancak yapılan bütün soruşturmalar Trump tarafından bir şekilde engelleniyordu.

 

The New York Times gazetesinin 27 Eylül tarihli sayısında Russ Buettner, Susan Craig ve Mike McIntire adındaki gazetecilerin haber-makalesinde, Trump’ın son yirmi yıldan daha uzun süre öncesine kadar giden vergi kayıtlarına nihayet erişildiğinin bildirildiği haberi büyük yankı uyandırdı.

 

Başkanlık seçimine yaklaşık 35 gün gibi kısa bir süre kala ortaya çıkarılan son derece önemli bilgiler içeren bu makaleye gelin kısaca bir göz atalım.

 

TRUMP’IN TUHAF VERGİ İŞLERİ

 

Trump başkan olmadan önceki 15 yılın 10 yılında hep zarar beyan ederek hiç vergi vermemiş. Başkanlığı kazandığı yıl ve görevdeki ilk yılında, federal gelir vergisi olarak sadece 750’şer $ ödemiş.

 

Kamuoyu yoklamalarına göre seçimi kaybetme riskiyle karşı karşıya olan Trump, bu tahminleri tersine çevirip seçimi kazanmak için her yola başvururken, diğer yandan yüz milyonlarca dolarlık borcu şahsi kefaletiyle aldığı için finansçılarının ciddi bir sıkıntı içinde olduğu anlaşılıyor.

 

Ayrıca yıllar önce büyük zarar ettiği bahanesiyle aldığı 72.9 milyon $’lık vergi iadesinin yasal olup olmadığının tespiti amacıyla (IRS)Gelir İdaresi’nin açtığı  dava da henüz karara bağlanamamış durumda. Kararın aleyhine sonuçlanması halinde 100 milyon $’ın üzerinde ödeme yapmak zorunda kalacak olması finansçılarını rahatsız eden ikinci sorun.

 

Trump’ın bu vergi iadesi ile ilgili bilgileri, “kişisel/ özel” bilgiler olduğu gerekçesiyle uzunca bir süredir kamuoyundan gizlediği biliniyor. Ancak vergi vermemek için zarar beyanını alışkanlık haline getirerek yüz milyonlarca vergi iadesi almayı sürdürmesi, Trump’ın “iş adamı” profilini anlamak için ilginç bir gösterge.

 

Bu günlerde ortaya çıkan kayıtlara göre, seçimleri kazanamaması halinde ağır finansal tehditlerle karşı karşıya kalması muhtemel olan Trump’ın işgal ettiği başkanlık konumu ile “çıkar çatışması”  içinde olduğuna aldırmadan yaptığı işlerden para kazanmayı sürdürdüğü anlaşılıyor. Bir taraftan Beyaz Saray’da otururken, önceki başkanlar döneminde pek karşılaşılmamış yöntemlerle, konumundan yararlanarak para kazanmaktan  kaçınmıyor. Sahip olduğu çok sayıda golf alanlarına, oteller vb işletmelerine birçok lobici, yabancı devlet görevlisi ve başkanla görüşmek, ondan talepte bulunmak  isteyenler akın ediyor.

 

The Times’ın bulgularına göre Trump’ın yurtdışı şahsi işleri zaman zaman Amerikalı diplomatları da sıkıntıya sokuyor. Başkan olarak göreve başladığında, artık yurtdışındaki şahsi işlerini takip etmeyeceğini beyan etmesine karşın, görevinin ilk iki yılında yurtdışı gelirleri  73 milyon $’a ulaşmış. Bu paranın büyük bölümü İskoçya ve İrlanda’da sahip olduğu golf alanlarından gelirken,  1-3 milyon $ dolayındaki küçük meblağlar da, Filipinler, Hindistan ve Türkiye gibi otoriter eğilimli liderlerin yönettiği ülkelerde işletme lisansları anlaşmalarından gelmiş.

 

İlginçtir ki, son dört yıllık görevi boyunca halkın gözünü boyamaktan vazgeçmeyen Trump’ın gizemli finans öyküsü üzerinde, başta gazeteciler olmak üzere, savcılar, muhalefet politikacıları, hatta komplo teorisyenleri bile, bir iki küçük bulgu dışında başarılı olamadılar.

 

Elbette dosyalar açıldığında birçok sorunun yanıtsız kalacak  olması yanında, birçok belgede yer alan soruların boş olduğu görülecek. Çünkü Trump’ın Gelir İdaresi’ne sunduğu belgeler, bağımsız denetçi gözetiminden geçmediği için bütünüyle kendi beyanlarının oluşturduğu bilgiler. Muhtemelen o belgelerde Trump’ın varlıklarından kazandığı yüzlerce milyon dolar görünmeyeceği için sahip olduğu gerçek serveti de ortaya çıkmayacak. Ayrıca daha önce Rusya’da yaptığı işlerle işgili bilgiler de o beyanlarda görülmeyecek.

 

The Times’ın bulgularının özeti üzerine Trump Organizasyonu’nun avukatı Alan Garten, “bilgilerin hepsi değilse bile çoğunun doğru olmadığı görülüyor” diyerek belgelerin aslını talep etti. Ancak The Times bilgi kaynağının deşifre olmaması için Garten’in istediklerini vermedi.

 

Bunun üzerine avukat konuyu saptırarak Trump’ın ödediği başka vergilerden söz ederek, “son on yılda Başkan Trump kişisel (personal) vergi olarak federal hükümete on milyonlarca $ tutarında vergi ödedi; bunlar arasında adaylığını ilan ettiği 2015’den bu yana ödediği milyonlarca kişisel vergi de bulunmaktadır” şeklinde beyanda bulundu.

 

Öyle anlaşılıyor ki, avukat Garten “kişisel vergi” terimi ile Trump’ın evinde kullandığı çalışanların sosyal güvenlik, sağlık sigortası, ve vergi kalemlerini birleştiriyor. Garten ayrıca başkanın borçları arasında, iş sahiplerinin kamu yararına yaptıkları tarihi eserlerin korunması gibi işler için vergi indirimlerinin borç olarak düşünülmesinin yanlışlığından söz ederek konuyu çarpıtmaya çalışıyor.

 

The Times’ın incelediği vergi beyanname verilerinde, masraf yazılmaması gereken birçok harcama kalemi yanında, 2013 Moskova Dünya Güzellik Yarışması sırasında Trump’ın orada elde ettiği milyonlarca dolar gelirin de muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmediği görülüyor.

 

Bütün bu iddialarla ilgili belgeler, mahkeme dosyalarındaki deliller ve kayıtlar, başkanın kurduğu imparatorluğun boyutunu göstermekle kalmıyor, her fırsatta tekrarlamaktan büyük bir zevk aldığı “milyarder iş adamı” imajının bütünüyle kendi çalışmasının sonucu olduğu iddiasının ne denli boş ve yanıltıcı olduğunu ortaya koyuyor.

 

Bütün bu iddialar mahkemelere taşınıp siyasi kavga haline geldiğinde Trump çok ilginç yanıtlar verdi. Seçilmesinin akabinde bu iddialarla ilgili olarak ne diyeceğini kendisine soran Associated Press muhabirine gayet pişkince,  insanların bunları neden öğrenmek istediklerini anlamadığını, öğrenip de ne yapacaklarını merak ettiğini; aslında inanılmaz kârlı işlerde nasıl başarılı biri olduğunun öğrenilmesinin daha faydalı olacağını söyledi.

 

Hatta bir seferinde, galiba yine 2016’da, “vergiden kaçmanın” bir yetenek işi  olduğunu belirterek,  böyle bir yetenek sahibi olmanın kendini daha zeki hale getirmesi ile övündü.

 

Elbette işe yeni başlayacağı o günlerde bazı insanlar, başkanlar düzeyinde daha önce pek karşılaşmadıkları bu üslubun pek farkına varamadılar. Aslında açıkça söylemek gerekirse orta sınıf Amerika’lı için başkanlarının üslubundan çok ekonomiyi nasıl yönettiği önemlidir. Görevinin ilk üç yılında binlerce kez yalan söylemiş olmasının da pek sakıncası olmadığı, Covid-19’un ABD’de salgın hale gelmesinin öncesinde mart ayı başında görüldü. Trump, Çin’e karşı verdiği ticaret savaşında öne geçmiş ve işsizliği ABD tarihinin en düşük düzeyine indirmekle övünür olmuştu. Nitekim o günlerdeki kamuoyu yoklamalarında Demokratların aday adayı Biden’ın 5 puan önünde görünüyordu.

 

Mart ayı ortalarına doğru salgın ülkeyi sarıp, karantina önlemlerine  başvurulunca işsizlik yavaş yavaş yükselerek % 30’ların üzerine tırmandı ve  40 milyon kişiye ulaştı. İşte o günlerden bu yana, daha önce Trump hakkında söylenen bazı gerçekliklere inanmayan ABD kamuoyunun bir bölümü bunlara kulak vermeye başladı.

 

The Times’daki haber-makalede Trump’ın vergi yolsuzluğu/usülsüzlüğü açısından birçok örneğe daha ayrıntılı olarak  yer veriliyor.  Mesela kendisinin ve eşinin saç bakım giderleri ( malum başkanın genç görünmesinde en önem verdiği şey saçlarının stilidir), masa örtüleri, aile üzerindeki emlak vergileri vb birçok harcama genel giderler faslından kayda geçirilip matrahtan düşülmüş. Danışmanlık giderleri olarak çocuklarına yapılan aile içi ödemeler de benzer uygulamaya tabi tutulmuş.

 

Bir de Türkiye ile ilgili bir haber dikkatimi çekti. Hatırlanacaktır; Trump, Doğan Holding’le  işbirliği yaparak, İstanbul Levent’te “Trump Towers” olarak bilinen iki iş kulesi yaptı. Doğan Holding patronu Aydın Doğan’ın damadı M.Ali Yalçındağ 2008 yılında bu kulelerin yapımı için gereken lisans anlaşması karşılığı Trump’a 13 milyon $ ödenmesini sağladı. Bunun karşılığı olarak, ABD ile Türkiye arasında işbirliğini geliştirmek üzere kurulan (TAİK) Türk-Amerikan İş Konseyi başkanlığına getirildi. Başkan seçildiğinde Türkiye’den aldığı 1 milyon $’ın çok üstündeki  bu meblağın Gelir İdaresi’ne bildirilip bildirilmediği bilinmiyor. Konu hakkında bilgisine başvurulan Yalçındağ her şeyin yasalara uygun olduğunu söylemekle yetindi.

 

Daha da uzatmadan yazının sonuna gelecek olursak; seçilememesi halinde Trump’ın ciddi finansal krize gireceği anlaşılıyor. Kendisine sorulduğunda, bunun nedeninin başkanlık görevi için yaptığı fedakarlıklar olduğunu söyledi. Hatta geçen ekim ayında Minneapolis’te yaptığı bir konuşmada:

“Benim, halkın sırtından zenginleştiğimi söyleyenler var; halbuki başkan olduktan sonra ben milyarlar kaybetmeme karşın aldırış etmedim; zira zengin olmak güzel bir şey fakat milyarlar kaybettim”.

 

The Times’da çıkan bu ayrıntılı haber-makaleye atıfta bulunan İngiliz The Guardian gazetesi yazarı Nathan Robinson bugünkü  makalesinde “Trump’ın vergi vermekten kaçınması ulusal bir onursuzluktur; sistemi suçlamasına izin vermeyin” çağrısında bulundu.

 

The Times’ın bu incelemesi, ABD vergi sisteminin yolsuzluğa açık olması yanında, ülkenin en yüksek konumundaki bir kişinin her türlü manevra ile vergi sorumluluklarından kurtulabildiğini ortaya koyması açısından gerçekten son derece düşündürücü.

 

Sondan bir evvelki söz olarak,  çoktan mahkemeler arasında defalarca gidip gelen Trump’ın,   vergi mi kaçırdığı yoksa vergiden mi kaçındığı konusu seçim yaklaştıkça hukukun sorunu olmaktan çıkıp siyasetin konusu haline geldiği söylenebilir.

 

Kongre’nin Temsilciler Meclisi kanadında çoğunluğu ellerinde bulunduran Demokratlar soruşturmayı seçimden önce Meclise çekip, kendi başkanlıkları altında kuracakları muhtelif komisyonlarda taraflara sorular sorarak Trump’ın yaptığı manevraları halka yansıtmak peşindeler. Çünkü seçimi kazanmaları halinde olayı bütün boyutları ile ortaya çıkaracaklarından eminler.

 

Trump’ın avukatlarına gelince;  dosyaları ellerinden geldiğince mahkemeler arasında dolaştırarak, Trump’ı kamuoyu nezdinde zor duruma düşürecek bazı gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek istiyorlar. Çünkü bu durumda mahkemelerden çıkacak kararlar aleyhlerine bile olsa, son kararı Yüksek Mahkeme verecek. Kaldı ki; daha geçen hafta hayatını kaybeden bir Yüksek Yargıç yerine, her türlü itiraza karşın Trump kendine yakın bir adayı atayarak Yüksek Mahkeme’deki dengeyi kendi lehine çevirmiş oldu.

 

Sonuç olarak, çağımızda siyasi ahlakın , dünyanın birçok yerinde giderek büyüyen yozlaşmasının tipik bir örneğini, dünyanın doğa bilimlerinde en gelişmiş ama siyaseten bir hayli bozulmuş başkanlık sisteminin yürürlükte olduğu ABD’de görmekteyiz. Bir hayli paradoksal görüntüsü ile gerçekten ibretlik bir durum.

 

 

 

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :