25 Haziran 2021 - Hoş geldiniz

SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- “SİYASET SİHİRBAZI” NETANYAHU İÇİN NİHAYET YOLUN SONU MU?

Ana Sayfa » DÜNYA » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- “SİYASET SİHİRBAZI” NETANYAHU İÇİN NİHAYET YOLUN SONU MU?

Eklenme : 10.06.2021 - 15:04

SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- “SİYASET SİHİRBAZI” NETANYAHU  İÇİN NİHAYET YOLUN SONU MU?

 

Bu yazıda, demokrasiyi akla gelen her olasılığın ötesinde en aşırı bir tarzda istismar edebilen, oportünist, popülist vb hangi sıfatlarla nitelendirilirse nitelendirilsin yeterli olmayacak bir siyasetçi tipolojisinden söz edeceğiz.

 2019 yılı eylül ayında bu sütunda aynı başlıkla yazdığımız yazıdan bu yana geçen yaklaşık iki yıldan kısa bir süre boyunca İsrail Başbakanı Netanyahu iktidara tutundu. Ne yaptı etti, “siyaset sihirbazı” yakıştırmasını hak edercesine koltuğunu korudu ve yıllardır peşinde olan savcıları atlatmayı başardı.

 

İsrail’de Seçimler

 İsrail Meclisi Knesset için seçimler normal koşullarda dört yılda bir yapılıyor. Devletin kuruluşunu takiben, 1949 yılında yapılan ilk seçimden iki yıl sonra, 1951’de yapılan seçimden 2013 yılına kadar sadece bir erken seçim dışında bütün seçimler dört yılda bir yapılmış.

Başbakanın, milletvekili seçimlerinden ayrı bir şekilde doğrudan halkın oyuyla seçildiği 1996 seçimlerinde, İşçi Partisi adayı Shimon Peres’i yüzde bir oy farkla geçen Netanyahu koalisyon hükümeti kurmuştu. Normal zamanından bir yıl önceye alınan 1999 seçimlerinde tek oyla hem başbakan, hem de Knesset üyeleri için yapılan seçimleri kazanan “Tek İsrail” ortak grubundan  Ehud Barak başbakan olmuştu.  Ancak bir yıl sonra İkinci İntifada ve İsrail Arapları’nın kalkışması üzerine Barak başbakanlık için seçime gitmiş, 2001’de yapılan başbakanlık seçimini Likud’dan Ariel Şaron kazanmıştı. 2003’de yapılan normal seçimleri de yine  Likud’dan Ariel Şaron kazanmış. 2006’daki seçimleri ise yeni kurulan Kadima Partisi kazanmış, Ehud Olmert’in başbakanlığında koalisyon hükümeti kurulmuştu.

 

 Netanyahu’nun gitmemek üzere başbakan oluşu

 Ehud Olmert’in istifası üzerine yapılan 2009 seçimlerinde ilk sırayı Kadima Partisi almış olmasına karşın bu partiden Tzipi Livni hükümeti kuramayınca, Likud Partisi lideri Benjamin Netanyahu koalisyon hükümetini kurarak 1999 seçimlerinde Ehud Barak’a teslim ettiği başbakanlık koltuğuna oturmuştu.  Daha sonra zamanında yapılan  2013 seçimini de Netanyahu kazanmıştı. Koalisyonda çıkan görüş ayrılıkları yüzünden 2015’de yapılan seçimleri de kazanan Netanyahu hükümeti kurmuş, ancak 2019 seçimlerine yedi ay kala hakkında çıkan rüşvet söylentileri nedeniyle hükümet bozulmuştu.

 

İki yıl içinde dört seçim ama Netanyahu hala başbakan

2019 nisan ayında Likud Partisi ile, eski genel kurmay başkanı Benny Gantz’ın Mavi Beyaz Partisi aynı sayıda milletvekili çıkardı. Hükümeti kurma görevi alan Netanyahu başbakanlığa aday olmasından bu yana  ilk kez hükümeti kuramadı. Cumhurbaşkanı’nın hükümeti kurma görevini Benny Gantz’a vermesi beklenirken Netanyahu’nun girişimiyle Knesset erken seçim kararı aldı.

2019 eylül ayında yenilenen seçimlerde Benny Gantz’ın partisi Mavi Beyaz Likud’dan sadece bir milletvekili fazla çıkardı. Koalisyon kurmak için tarafların anlaşamaması üzerine Cumhurbaşkanı Rivlin yeni seçim kararı almak zorunda kaldı.

2020 Mart ayında yapılan 3.seçim sonucunda Likud Partisi 3 milletvekili ile Mavi Beyaz’ın önüne geçti. Ancak iki parti bu defa ulusal birlik hükümeti kurarak münavebeli başbakanlığın ilk dönemde  Netanyahu’da olması üzerinde  anlaştılar. Benny Gantz da Savunma  bakanı oldu. İsrail yasalarına göre bütçenin 23 aralıktan önce geçmesi gerekiyordu. Ancak Knesset’de bütçe geçmeyince koalisyon düştü ve 90 gün içinde yeni seçimlerin yapılması gerekti.

2021 Mart ayında yapılan seçimlerde Netanyahu’nun Likud Partisi yine ilk sırada çıktı ama 6 sandalye kaybetti. Yine görevi alan Netanyahu hükümeti kurmakta ikinci kez başarısız oldu. Bazıları geçmişte  birbirleriyle ortaklık kurmuş, bazıları ise birbirine karşı olmuş, biri de İsrail Arapları’nın partisi olmak üzere sekiz partinin oluşturması beklenen koalisyon, Netanyahu’nun on iki yıldır oturduğu başbakanlık koltuğunu altından almaya hazırlandı.

 

Netanyahu kolay bırakmayacak gibi

 1996 yılındaki ilk döneminden bu yana geçen çeyrek yüzyılın  on altı yılında başbakanlık yapan Netanyahu’nun kolay kolay teslim olmayacağı anlaşılıyor. Nitekim ülkesinin en uzun süreli  başbakanı olabilmesinin  nedenleri arasında şeytani yöntemleri kullanmaktan kaçınmayan saldırgan bir milliyetçi olması yatıyor.

Kaldı ki, Netanyahu’ya karşı oluşan koalisyonun 120 üyeli Knesset’te, şimdilik 61 üye tarafından destekleneceği dikkate alınırsa Netanyahu’nun bu oluşumu akamete uğratmak için pek zorlanmayabileceği de söylenebilir. Nitekim Netanyahu bir süredir, bu koalisyon projesinin “ülke için tehlikeli bir sol hükümet” çıkarmakla kalmayıp, “Arap’ların önünü açacağı” şeklindeki “ırkçı” tehditleri ile sağcı milletvekillerini tahrik etmekten geri durmuyor.

Bu tehdidine karşın, Netanyahu ülkenin sağ oylarını satmakla suçladığı yeni oluşumun ilk başbakanı olması beklenen Naftali Bennett’in  kendi hükümetinin eski genel kurmay başkanı ve aşırı sağcı bir politikacı olduğunu aklına bile getirmiyor.

Netanyahu’nun bu söylemleri, yakın arkadaşı ve destekçisi ABD eski başkanı Trump’ın rakipleri için söylediği “yüzyılın sahtekarlığının mimarları” sözlerini hatırlatıyor. Aynen Trump’ın dediğine benzer şekilde, kendisinin de “İsrail derin devletinin kurbanı” olduğunu her fırsatta haykırıyor.

Aslında Netanyahu, savcıların  hakkında rüşvet almak dahil yürüttüğü üç soruşturmayı savuşturmak için de bu söylemi uzunca bir süre boyunca tekrarlayıp durdu. Öyle ki, büyük ölçüde bu nedenle, ülkeyi son iki yıldır bitmek bilmeyen dört seçime sürüklemekten kaçınmadı.

Bu süre boyunca taraftarlarını tahkim etmek için neler yapmadı? Batı Şeria’daki Filistinli’lere ait topraklarda Yahudi yerleşimcileri destekledi. Hamas’ın tahriklerini fırsat bilerek hem Gazze’yi füzeleriyle alt üst ederek yüzlerce insanın ölümüne neden oldu, hem de yıllardır Kudüs’ün doğusundaki Şeyh Cerrah mahallesinde yaşayan İsrail vatandaşı Arap’ları evlerinden çıkaran Yahudi’leri teşvik etti.

 

Netanyahu taraftarlarının şiddet eylemelerine karşı uyarı

Bu arada İsrail İç Güvenlik Örgütü (Shin Bet), çok ender yaptığı bir duyuruyla, ülkedeki radikallerin, Netanyahu karşıtlarına yönelik şiddet eylemlerine girişebilecekleri konusunda uyarılar yayınladı. Şimdi kala kala tek  kaygı kaldı. O da, Netanyahu’nun, “kankası” Trump’dan kopya edebileceği, ABD Kongre salgını olarak bilinen  “6 Ocak” benzeri bir saldırı için taraftarlarını teşvik edip etmeyeceği!

Nitekim ülkenin  sol eğilimli gazetesi “Haaretz”de, Alon Pinkas’ın makalesinde yer verdiği şu görüşe göre: “Netanyahu taraftarlarının, hakimlere ve kurulan koalisyon partilerinin liderlerine yönelik tehditlerinin artmasından ötürü, söz konusu kişilere özel koruma önlemleri uygulanmaya başladı.”

Bütün bu tehditler konusunda, hem koalisyon başbakan adayı Bennet hem de koalisyon blokunun  önemli isimlerinden mevcut savunma bakanı  Benny Gentz geçen hafta sonu Netanyahu’yu sert bir şekilde uyararak “ülkeyi ateşe atmaktan” vazgeçip “demokrasiye sahip çıkmasını” istediler.

Netanyahu ve taraftarları bu sözlere hiç aldırmadılar. Hatta ateşli  taraftarlarının,  Bennet ve koalisyon ortağı merkez sol lider Lapid yanında  diğer liderlerin evlerinin önünde yaptıkları aşırı protestoları kınamadılar.

Halbuki göstericiler, 1995’de zamanın başbakanı Yitzhak Rabin’in katledilmesi sırasındakilere benzer pankartlar taşımış ve ölüm tehditleri içeren sloganlar atmışlardı. Diğer yandan ülkede en çok izlenen televizyon kanallarından birindeki programda Netanyahu’nun Likud partisi milletvekili May Golan, Bennet ve diğer koalisyon ortağı parti liderlerinin kuracakları hükümeti “terörist” ve “intihar bombacıları” olmakla suçlamıştı.

 

Sonuç

 Eğer Netanyahu, koalisyon için  güven oylamasının yapılması planlanan önümüzdeki pazar gününe kadar, koalisyon ortağı sağ milletvekillerinden en az iki kişiyi kopartamaz ise, öncekilerin aksine bu defaki kumarını kaybedecek ve savcıların eline düşecek.

Savcılardan bir şekilde paçayı sıyırabilirse, Likud partisi lideri olarak siyasetteki gücünü koruyabilecek. Ancak, tek amacı Netanyahu’dan kurtulmak olan yeni koalisyonun dönemin sonuna kadar birliğini koruyabilmesi bir hayli zor olacak.

Yani İsrail demokrasisi  önümüzdeki dönemlerde de sıkıntıdan kurtulabilecek gibi görünmüyor.

İsrail örneğinden hareket ederek, “demokrasi” kavramının son yıllarda bazı ülke liderlerince algılanmasındaki sorunun, giderek o ülkeleri  sosyo-politik-ekonomik olarak nasıl istikrarsızlaştırdığına değinerek yazıya son vermek yararlı olabilir.

Netanyahu’da somutlaşan bu lider siyasetçi tipolojisi, demokratik olduğu düşünülen bazı ülkelerde sıkça ortaya çıkar oldu. Bunların en dikkat çekicisine , geçen yıl kasım seçimlerinden sonra koltuğu bırakmamak için ülkesinin tarihinde görülmemiş kirli bir direniş sergileyen Trump’da tanık olundu.

Diğer bazı ülkelere de şöyle bir göz atıldığında, demokrasiyi kullanarak iktidara gelen liderlerin, ellerine geçen gücü bırakmamak için yasal, gayri yasal her yola başvurmaktan çekinmediğini görmek mümkündür. Ancak bu ülkeler, oksimoron bir kavram olduğuna aldırılmadan “illiberal demokratik” adlandırılarak uluslararası platformlarda meşrulaştırılmaktadır.

Ancak bu tutumun Netanyahu, Trump, Orban örneklerinde ortaya çıktığı gibi, ‘demokrasi’ kavramını, işine gelen doğrultuda dejenere edecek siyasetçi tipolojisini cesaretlendireceğini ve bundan kaçınmak gerektiğini  unutmamak gerekir.

 

 

 

 

 

Benzer Haberler

Facebook'ta Biz

Çanakkale Rent a Car Banka Kredisi diş rehberi Bozcaada Otelleri Bozcaada Otelleri Bozcaada Pansiyonları