SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- SURİYE KRİZİNDE TÜRKİYE AÇISINDAN KRİTİK GÜNLER VE ATATÜRK’ÜN ”YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ” İLKESİ

Ana Sayfa » GÜNCEL » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- SURİYE KRİZİNDE TÜRKİYE AÇISINDAN KRİTİK GÜNLER VE ATATÜRK’ÜN ”YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ” İLKESİ

14.10.2019 - 18:42

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- SURİYE KRİZİNDE  TÜRKİYE AÇISINDAN KRİTİK GÜNLER VE ATATÜRK’ÜN ”YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ” İLKESİ

 

 

‘ Barış Pınarı ‘ operasyonu sürerken, hafta sonu ilginç gelişmeler ortaya çıktı. Bu gelişmelerle ilgili ‘ flash ‘ niteliğindeki haberleri anında sitemizde izliyorsunuz.

Bu yazımda bendeniz de sizlere, son gelişmeler üzerine ABD basınında çıkan yorumlardan seçtiğim, kanımca bir hayli gerçekçi birini aktarmak istiyorum.

Seçtiğim yorum bu sabah,  Ishaan Tharoor imzasıyla The Washington Post’da yer aldı. Tharoor’un yorumlarını uzun süredir dikkatle izliyorum. Bana göre bir hayli analitik gerçekçi yaklaşımı ilgi çekiyor. O nedenle Tharoor’un uzun yorumundan ilginç olan pasajları aktarıp, kendi yorumumu da kısaca eklemek isterim.

İşte Tharoor’un analizinden bazı pasajlar:

” Bir hafta önce Trump’ın, Türklerin Kuzey Suriye’ye yapacağı harekatı engellemeyeceğini bildirmesi, Washington’daki çok sayıda siyasetçi ve askeri çevreleri adeta şoka sokmuştu.

Aradan geçen sadece birkaç günde görünen o ki; Trump yönetimi bu kararlarıyla ektiklerini biçer hale düştü.

Ayrıca binlerce sivilin, Türklerin öncülüğündeki ilerlemeden kaçmaya çalışırken, zaten bir milyondan fazla kişinin sefalet içinde yaşadığı Irak Kürdistan’ına doğru yol alması kaygıları arttırdı.

Savaş alanında bunlar olurken, Trump golf oynadığı yerden attığı twitler ile ülkesini Ortadoğu’nun bu ‘ bataklık ‘ haline gelen bölgesinden  kurtarmaya çalıştığını bildirdi.

Aynı saatlerde Savunma Bakanı Esper de CBS tv’de pazar günleri yayınlanan ‘ Ulusla Yüzleşme ‘ programında, ABD’nin bölgedeki konumunun artık taşınamaz hale geldiğini, bu nedenle yaklaşık 1000 dolayındaki ABD askerinin çatışma alanından çekileceğini açıkladı

Bu çekilme açıklamasının, geçen hafta ortalarında, ” ABD’nin Kürt müttefiklerini terk etmeyeceklerine ” dair Pentagon’dan verilen güvencelerin ardından gelmesi dikkat çekiciydi. Üstelik yüzlerce İŞİD’linin tıkıldığı hapishanelerin halen Kürtlerin kontrolünde olduğu bilinmesine karşın.

Bu arada Esad rejimi güçlerinin, daha önce SDF’nin kontrolünde bulunan yerleri birlikte korumak üzere Kürt güçlerine katıldığına dair haberler de pazar akşamı geldi.

Öyle anlaşılıyor ki; verilen sözlere karşın ABD tarafından terk edildiklerini anlayan Kürtler yüzlerini sonunda Esad’a çevirmek zorunda kalmış bulunuyorlar. Nitekim Suriye Kürtlerinin üst düzey politikacılarından birinin Reuters’e söylediğine göre, SDF yöneticileri, Esad Rejimi ve Rus temsilcilerle, Suriye’deki Rus hava üssünde bir araya gelip anlaşma zemini aramışlar.

Pazar akşamı, SDF’den yapılan bir açıklamada, daha önce ABD güçleriyle birlikte kontrol ettikleri alandan Türkleri birlikte püskürtmek üzere Rejimi davet ettikleri bildirildi.

Bu davet, sahadaki birçok unsur açısından kaçınılmaz bir sonuç olduğu kadar Kürtleri de rahatlatan bir unsur oldu.

Nitekim adını Nevruz olarak bildiren bir Kürt kadın, Esad ile yapılan bu anlaşma, eğer akan kanı durduracaksa, bırakın yapılsın; çünkü günün sonunda rejim de, bizler de Suriyeli’yiz.

Aslında, ne kadar örtmeye çalışırlarsa çalışsınlar, Türklerin gerçek amaçlarının, SDF’nin son birkaç yıldır Suriye’nin kuzeydoğusunda Rojova dedikleri bölgede, ABD’nin otonom bölge kurmalarının önüne geçmek olduğu biliniyor.

Ankara SDF’i, uzun yıllardan bu yana Türkiye’yi kana bulayan ayrılıkçı PKK’nin uzantısı olarak görüyor. Bu nedenle, Suriye’nin kuzeydoğusunun Şam’ın şemsiyesi altına girmesi Türkiye’yi tatmin edecek bir sonuç olabilir.

Bazı güvenilir analistlere göre, Esad ve Suriye Kürtleri arasında bir uzlaşma yolunda Rusların üstleneceği bu önemli girişim, krizi sessiz bir şekilde sonlandırmak üzere, hem Ruslar, hem de Türkler için şimdilik tatmin edici bir sonuç üretebilir.

ABD, daha doğrusu Trump’ın bu durumda yapabileceklerinin sınırlı olduğunu belirten bazı uzmanlar, ABD’nin, Suriye’den aniden ayrılmaya karar vermesinin kaçınılmaz olduğuna işaret ediyorlar.

Bu uzmanlar, ayrıca,  ABD’li politikacılar ve askerlerin Suriyeli Kürt savaşçılar için  sevgi ve minnet duyguları ne kadar büyük olursa olsun, Washington’un reel politiği açısından, Türkiye’yi kendi tarafında tutma ihtiyacının belirleyici olacağını vurguluyorlar.

Şunu da unutmamak gerekir. Trump yönetimindeki bazı üst düzey politikacıların tavırları SDF üzerinde ‘ sınırsız destek ‘ yanılsamasına neden olmuş olabilir. Bu politikacılar, aynı zamanda İran’ın Suriye’deki destek ve etkisini sonlandırmak isteyenlerdi. Ancak her iki konuda da Trump’ı ikna edemedikleri anlaşılıyor. ”

Kanımca bu son derece tutarlı analiz ve yoruma bakılarak sorulacak şu soru son derece haklı ve meşrudur.

Krizin başlarındaki duruma benzer bir duruma dönülecek idiyse, bir milyona yakın insan niçin öldü, niçin milyonlarca sığınmacı insanlık dışı yaşam koşulları ile karşı karşıya bırakıldı?

Aslında krizin başlarındaki duruma tam da dönülmedi ama sonuç ne olursa olsun; kanımca, emperyal güçlerin yöneticisi siyasetçiler ile onlara özenen bazı ülke siyasetçilerinin, ilkel hırslarını tatmin etmek için savaşları araçsallaştırması gerçekliği ile bir kez daha karşı karşıya kalındı.

Kuşkusuz bazı ülkeler bu işten bir hayli kazançlı çıkarken, diğer bazıları da amaçlarına kısmen ulaştılar. Ancak, onca kan ve sefaletten sonra, artık kimin kazançlı çıktığını hesaplamak yerine, başta zavallı Suriye halkları olmak üzere, insanlığın büyük kayıplara uğradığını söylemek mümkündür.

O nedenle, Tharoor’un yazısında belirttiği gibi, son 7/8 yıldır insanlık dışı vahşetin yaşandığı uzun kara günler, umalım da bir an önce son bulsun.

İnsanlık bu utanç verici sonuçlar üreten vahşetten bir ders alır mı?

Umarım alsın.

Ama yüzyılımıza kadar insanlığın biriktirdiği, başta ahlak olmak üzere insani yüksek değerleri alt üst eden, emperyalizmin son aşaması olduğunu düşündüğüm ‘ küresel neo-liberal ‘ düzen sürdükçe, önümüzdeki dönemlerde benzer sahnelerle yerkürenin başka bölgelerinde de karşılaşmak hiç şaşırtıcı olmaz.

Eminim bu düzenin yerküreyi egemenliği altına aldığı bu dönem, gelecekte insanlığın yüz karası olarak değerlendirilecektir. Ne yazık ki başta batılı emperyalist ülkeler olmak üzere, hemen bütün yerküredeki siyasi liderler, ekonomik büyüme ‘ fetişizmi ‘ ile yönettikleri insanların büyük bölümünü, ‘ insani varoluş ‘un derin anlamından uzaklaşmasına neden oldular.

Karl Marks’ın bir başka bağlamda kullandığı eşsiz kavramla, yönettikleri insanların büyük bölümünü, insan varoluşunun yüce değerlerine ‘ yabancılaştırdılar ‘.

Ancak inanıyorum ki bizler, Cumhuriyet’imizi kuran Atatürk’ün emanetçileri olarak, O’nun ‘ Yurtta Barış; Dünyada Barış ‘ şeklinde sunduğu kavramı güçlü bir kararlılıkla seslendirebilirsek, bütün ezilmiş toplumlar için örnek oluşturan Kurtuluş Savaşı’nın ve sonrasında verilen çağdaşlaşma mücadelesinin taşıdığı anlamı dünyaya belki yeniden hatırlatma fırsatını yakalarız.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :