SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- TRUMP’IN ERDOĞAN’A OSAKA’DA SERGİLEDİĞİ OLUMLU TAVIR GERÇEKÇİ Mİ? S-400’LER NİÇİN SORUN OLMAYA DEVAM EDECEK?

Ana Sayfa » GÜNCEL » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- TRUMP’IN ERDOĞAN’A OSAKA’DA SERGİLEDİĞİ OLUMLU TAVIR GERÇEKÇİ Mİ? S-400’LER NİÇİN SORUN OLMAYA DEVAM EDECEK?

03.07.2019 - 9:17

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- TRUMP’IN ERDOĞAN’A OSAKA’DA SERGİLEDİĞİ OLUMLU TAVIR GERÇEKÇİ Mİ? S-400’LER NİÇİN SORUN OLMAYA DEVAM EDECEK?

 

Geçen hafta Japonya’nın Osaka kentinde toplanan G20 zirvesinde, Erdoğan’ın Trump ile yaptığı görüşmeye ilişkin haberler sosyal medyada farklı yorumlara neden oldu.

Kimileri olumlu algılarken, kimileri de sürecin magazin yönününü köpürttü. 

Piyasalara bakıldığında, döviz üzerindeki yoğun baskı azalma trendine girer gibi görününce, TL az da olsa değer kazanırken borsa yükselme eğilimine girdi.

Ancak ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin 1 Temmuz pazartesi günü yayınlanan basın bildirisinde yer alan bir haberin, Erdoğan Trump görüşmesini takiben geçtiğimiz hafta sonu yansıyan olumlu haberleri ne şekilde etkileyeceği merak konusu haline büründü.

Çünkü Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı, Trump’ın partisi Cumhuriyetçi’lerden Eliot L.Engel, Başkan Trump ile Erdoğan arasında Osaka’da yapılan görüşme raporu ile kendisine ulaşan bilgiler üzerine hemen bir açıklama yapma gereği duydu.

Temsilci Engel’in Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Bürosu’ndan yayınlanan ayrıntılı açıklamasında şu hususlara yer veriliyordu. 

 

“Türkiye’nin Rus silahları alması hem NATO’nun, hem de ABD’nin ulusal güvenliğini tehlikeye sokacaktır. Türkiye, hassas NATO ve Amerikan sistemleri yanında, Rusların gelişmiş hava sistemlerini kullanamaz. Başkan Erdoğan’ın böyle bir yola gitmesinin, ne gibi sonuçlar doğuracağını da bilmesi gerekir.

Gerek Kongre, gerek Savunma Bakanlığı, gerekse ABD Hükümeti’nin bütün diğer unsurlarının açıkça ortaya koyduğu gibi; Türkiye S400’leri alırsa, F35’leri alamayacağı gibi, Ortak Saldırı Jet’leri üretiminden de çıkarılmakla kalmaz ambargolarla karşı karşıya gelir. Eğer Türkiye S400’lerle F35’leri birlikte kullanmaya kalkarsa, gelecekte hem ABD’li, hem de müttefik F35 pilotlarının yaşamlarını büyük riske sokar. Başkan Trump öncelikle, uçaklarımızı uçuran kadın ve erkek pilotlarımızı düşünmek zorundadır; yoksa çaresiz durumdaki bir Türk otokratın gücünü korumasını değil! 

Kimse Erdoğan’ın Putin ile sıkı fıkı olmasına neden olmadı. ABD baştan beri Türkiye ile çalışmaya sıcak bakarak mukayeseli olarak avantajlı hava sistemleri önerdi. Başkan Erdoğan oyun oynamayı bırakıp, Batı ve Rusya arasında seçimini bir an önce yapmalıdır. Başkan Trump, karşısında güçlü adam görüntüsünde birini bulduğunda, hep yaptığı gibi, bu defa da, demokrasinin, insan haklarının, hukukun ve basın özgürlüğünün altına dinamit koyan bir otoriter lidere hak ettiği uyarıyı yapma fırsatını kaçırmıştır. Başkan ülkemizin güvenliğini tehdit eden demokrasi düşmanlarını destekleyeceğine, kendi ülkesinin çıkarlarını düşünmelidir.”

 

İşte bu açıklama Osaka sonrası Erdoğan’la Trump arasında esen mutluluk rüzgarlarının hiç de gerçekçi olmadığını ortaya koyuyor.

Peki Osaka’da ne olmuştu da; Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi gibi ABD parlamentosunun son derece önemli bir kurumun Başkanı, kendi ülkesinin Başkan’ına, uyarıdan öte, böylesine ağır eleştiriler yöneltme gereksinimi duymuştu?

O zaman gelin, Trump Erdoğan arasındaki görüşmede neler konuşulduğuna bir göz atalım.

 

Trump- Erdoğan Görüşmesinde Konuşulanlar

İki siyasi liderin başkanlığında heyetler halinde bir araya gelinen toplantının başında, Erdoğan’dan övgü ile söz eden ve Türkiye ile ticareti mevcut hacmin dört misline çıkarmayı beklediklerini söyleyen Trump, Türkiye’ye büyük çapta askeri ekipman sattıklarına değindi. Ancak sözlerinin sonunda espri tonlu sözleri, Türkiye medyasında ve de özellikle sosyal medyada geniş yer buldu. Öyle ki; sözlerinin Türkçe karşılığı öyle midir; böyle midir diye, sosyal medyada hala sorgulanmaya devam ediliyor.

Ancak Türkiye ile ilgili kayda değer esas söylemini, daha sonra yaptığı basın konferansında, basının sorularını yanıtlarken ortaya koydu. Konu esas itibariyle, ülkede herkesin aylardır fikir beyan ettiği S400/F35 sorunu ile ilgili olarak bir basın mensubunun sorusuyla gündeme geldi. 

Bu konuda Trump özetle şöyle dedi: ” Türkiye’nin S400 satın alma kararının asıl sorumlusu Obama yönetimidir. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu Patriot Savunma Sistemi talebi, o zamanki ABD yönetimi tarafından reddedilmiştir. Türkiye bunun üzerine bu ihtiyacını S400’ler ile karşılama yoluna gitmiş, milyarlarca dolar da para ödemiştir. Buna rağmen, bu saatten sonra; ” gel sana Patriot’ları verelim” demek adil iş yapma ilkelerine uygun değildir”.

Türkiye’ye uygulanan ambargoların kaldırılıp, kaldırılmayacağı sorusuna verdiği kaçamak yanıtta ise net bir şey söylemek yerine, Erdoğan’ın iyi bir arkadaşı olduğunu, iki ülke arasındaki ticareti de, Erdoğan’ın telaffuz ettiği 75 milyar $’ın üzerinde, 100 milyar dolara kadar çıkaracaklarına vurgu yaptı. Türkiye’nin NATO ülkesi olarak, Obama yönetiminin uygulamalarını hak etmediğini tekrarladı. 

Bir soru üzerine, Türkiye’den davet aldığını ama ziyaret tarihinin henüz belirlenmediğini söylemekle yetindi.

Erdoğan’ın basın toplantısına gelince; S400-F35 gerginliğinden kaynaklanan ambargo hakkında sorulan soruyu yanıtlarken; ” Sn.Trump bugün bu konuya açıklık getirdi. Böyle bir şeyin olmayacağını da özellikle kendisinden dinlemiş olduk” dedi. Ayrıca; ” S400 hava savunma sistemleri gibi teslimat sürecinde olan bir sözleşmeyi inkar etmemiz Türkiye gibi bir devlete yakışmaz, bu iş bitti” sözlerini de ekledi.

Sanıyorum Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Eliot Engel’in tepkisini, Trump’in yuvarlak ifadelerinden çok, Erdoğan’ın bu sözleri tahrik etmiş olmalı ki; hemen bir deklarasyon ile Erdoğan’ı demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve basın özgürlüğünü dinamitleyici bir otokrat olarak niteleme ihtiyacı duymuş. Bu vesile ile de böyle bir lidere destek anlamına gelebilecek yaklaşımıyla da Trump’a ağır eleştiriler yöneltmiş.

Peki şimdi ne olacak? Trump düğüm haline geldiği anlaşılan bu sorunu çözebilecek mi? Kapalı kapılar ardında neler konuşulduğunu elbette bilmiyoruz ama en azından S400 konusunun Dış İlişkiler Komitesi’nin talep ettiği doğrultuda çözüleceği konusunda Kongre’yi ikna edebileceğini düşünmüş olmalı. 

Nasıl? 

Ya S400’ler alınmasına karşın, bir zamanlar NATO ülkesi Yunanistan’ın S300 satın alıp yaptığı gibi, kullanılmayıp ABD’nin gözetimi altında ambarlara çekilecek. Ya da, birkaç ay önceki bir yazımda değindiğim gibi Irak vb bir ülkeye kaydırılıp Türkiye ve ABD’nin denetimi altında işletmeye alınacak veya kullanılmayacak.

Şimdi soru şu: ABD’nin 2000’li yılların başında planladığı BOP için Ortadoğu’da öngördüğü ılımlı İslamcı lider arayışıyla Erdoğan’ı siyaseten desteklediğine benzer bir destek, son İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde kaybettiği prestijini yeniden kazanması için ABD tarafından tekrar verilebilir mi? 

Kanımca İstanbul seçimleri sonrası oluşan yeni iç siyasi konjonktürde Erdoğan’ın kullanabileceği yegane kaldıraç için tekrar ABD desteğini elde etmesi gerekiyor. Osaka’daki görüşmelere bakarsanız bu desteği almış gibi görünüyor.

Ancak diplomat yorumculara göre; Trump ne derse desin, ABD’de Establishment olarak adlandırılan, başını Kongre’nin çektiği yapı ikna edilmeden, Erdoğan’ın böyle bir desteği elde etmesi imkansız değilse bile çok güç olacaktır.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :