1 Ağustos 2021 - Hoş geldiniz

SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- YOLSUZLUK ÇİN KAPİTALİZMİNİN KORTİZONU MU?

Ana Sayfa » ÇOK OKUNANLAR » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- YOLSUZLUK ÇİN KAPİTALİZMİNİN KORTİZONU MU?

Eklenme : 03.07.2021 - 10:30

SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- YOLSUZLUK ÇİN KAPİTALİZMİNİN KORTİZONU MU?

 

 

İktisatçılar sıklıkla, yolsuzluğun ekonomik büyümeye zarar verdiğinden söz ederler. Bu önermenin tersine, ekonominin hızlı büyümesine katkıda bulunan yolsuzluk türünden söz edenler de var. Bu görüşü savunanlar, örnek olarak, 19.yüzyılda ABD’de yaşanan Altın Çağ (Gilded Age) ve 20.yüzyılın ikinci yarısının başlarında Mao Zedong’un ölümünün ardından ortaya çıkan Çin Altın Çağı’nı gösteriyorlar.

Bu yazıda Foreign Affairs dergisinin son sayısında “Pekin’in Soyguncu Baronları” başlığı ile yer alan ilginç analizden yararlanarak “Yolsuzluk” konusunun Çin’deki boyutlarını, bunun ekonomik büyümeye etkisini ve lider Xi Jinping’in, bu sürecin ülke çapında olumsuz etkilerini önlemek için çabalarını anlamaya çalışacağız.

Şöyle bir olay düşünelim:

“Bir hayli zengin bir işadamı, yüklenicisi olduğu bir demiryolu projesinde kullanmak üzere düşük faizli kredi almak için yetkilileri bol kepçe doyuruyor. Kim bu yetkililer? İşadamının yükümlendiği altyapı projesinin bütçesini hazırlayan arkadaş ve dostları. Bu yetkililerin bazılarının aile mensupları da demiryolu inşaatlarına çelik satan üreticiler. Bunlar işadamının projesini özel fiyatlarla öylesine şişiriyorlar ki, alabileceği kredi katlansın, kazancı da yükselsin.”

Kalkınma projeleri yoluyla, hükümetin her düzeyindeki yetkililerin rüşvet almasına olanak sağlayan bu tür öyküler, bir süredir Çinli’ler için olduğu kadar bizim gibi demokrasisi tırpanlanmış ülkelerde de olağan karşılanabilir. Ancak bu öyküdeki işadamı Çinli veya başka bir ülkeden değil, Amerikalı! Olay da Çin’de veya başka bir ülkede değil, Amerika’da yaşanmış.

 

ABD’de “ahbap çavuş kapitalizmi”nin başlangıcı

 Yukarıdaki öyküde, 19.yüzyıl ABD’sinin kodaman işadamlarından biri olan Leland Stanford adlı demiryolu inşaatı yüklenicisinin iş yapma biçimi özetlenmiş. Stanford, ülkesinde demiryolları inşa ederek büyük servet sahibi olurken, yukarıdaki öyküde işaret edilen büyük yolsuzluklara da bulaşmış bir işinsanı. Kendisi büyük servet yaptıktan sonra Kalifornia Valisi, ardından senatör olmuş. Tek çocuklarını erken yaşta tifodan kaybeden karı koca Stanfordlar, oğullarının anısına, bugün dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olan Leland Stanford Jr. University adındaki üniversiteyi kurmuşlar.

1861-65 yılları arasındaki iç savaşın yakıp yıktığı Kuzey Amerika’da Birleşik Devletler adeta yeniden inşa edilmeye başlandı. 1870’lerden itibaren olağanüstü büyüme ve dönüşüm sürecine girildi. Yeni teknolojiler ile yeni sanayi tesisleri kuruldu ve  yeni altyapılar sayesinde ürünler uzaklara taşınmaya başladı. Bu süreçte kırsal kesimden milyonlarca kişi çiftçiliği bırakıp fabrikalarda çalışmaya koşmuştu. Bütün bunların sonucu olarak da, kapital kontrolsuz bir şekilde serbestçe akmaya başladı.

Süreç, risk alabilen girişimciler için büyük servetlerin birikimine fırsat sağlarken, işçi sınıfı çok düşük ücretlerle çalıştırıldı. Siyasetçiler kodaman işinsanları ile girift ilişkiler kurarken, pazarlar spekülatörlerin insafına bırakıldı.

Aynı zamanda büyük yolsuzlukların yaşandığı bu dönem, içeride ekonomik, sosyal ve politik reformların önünü açarken, dışarıda emperyal kazanımlarla birlikte Birleşik Devletlerin 20.yüzyılın süper gücü olmasında büyük rol oynadı.

ABD kapitalizminin yolsuzluklarla örülü bu tarihi arka planının oluşturduğu “iş kotarma kültürü” benzeri günümüzde lobicilik denilen “yasal” kılıf içinde sürdürülüyor. Öyle ki; ABD iş dünyası, kendilerine yasaların tanıdığı limitleri aşacak şekilde kamu kaynaklarından yararlanmak için, başta başkan adayları olmak üzere siyasetçilerin seçim kampanyalarına  maddi destek vermekle kalmıyor, siyasi görevleri sona erdiğinde onlara refah içinde yaşayacakları pozisyonlar sağlıyor.

 

21.yüzyıl Çin’in Altın Çağı mı?

 Geçen yüzyılın üçüncü çeyreğinden itibaren Çin’in giderek yükselen büyüme hızına bakıldığında, günümüz Çin’inin Altın Çağı’nı sürdüğü söylenebilir. Çünkü aynen ABD örneğinde olduğu gibi, Çin’de de, parti yetkilileri tarafından desteklenen özel girişimcilerin servetlerinin inanılmaz boyutlara doğru tırmandığı anlaşılıyor.

Yolsuzluk üzerinde çalışanlar için Çin aslında bir hayli şaşırtıcı görünüm sergiliyor. Çünkü normal koşullarda yolsuzluk, genellikle göreli fakir ülkelerin süreğen sorunudur. Hatta bu ülkeler üzerindeki gözlemlerden hareket edilerek yolsuzluk ile yoksulluk arasında güçlü bir ilişkiden söz edilir.

Ancak Çin’deki yolsuzluğun bir hayli yüksek olmasına karşın, ülkenin son otuz yılda giderek artan bir hızda büyümesi şaşırtıcıdır. Sürekli ve yüksek büyümeye karşın Xi Jinping de zaman zaman, ülkesindeki yolsuzluktan derin kaygı duyduğunu ifade etmekten çekinmemektedir.

 

Yolsuzluk Algılama Endeksi

 Uluslararası Şeffaflık Enstitüsü (UŞE) her yıl Yolsuzluk Algılama Endeksi yayınlamaktadır. 2020 için yayınlanan ve 179 ülkeyi içeren endeksteki ilk beş ülke sırayla Yeni Zelanda, Danimarka, Finlandiya, İsviçre ve Singapur’dur. Çin 78.sırada bulunmaktadır. Yeri gelmişken ifade etmek gerekirse Türkiye, Çin’in de gerisinde 80. sıradadır.

Beklendiği gibi yüksek gelirli demokratik ülkeler yolsuzluk açısından en temiz olanlardır. Peki Çin’in hızla büyüyen ekonomisine karşın bir hayli gerilerdeki yeri nasıl açıklanabilir?

Muhtemelen, UŞE’nin kullandığı tek boyutlu ve oldukça basit olmasına karşın genel kabul gören Yolsuzluk Ölçütü Çin’deki büyüme/yolsuzluk ilişkisini açıklamakta yetersiz kalmaktadır.

 

Klasikleşmiş yolsuzluklar

Yolsuzluklar klasik olarak şu üç kategoride sınıflandırılmaktadır: İlki, bazı polis vb görevlilerin sokakta ayaküstü aldıkları küçük rüşvetler; ikincisi elitlerin vergisiz off-shore hesaplarına aktardıkları vergi hırsızlıkları; üçüncüsü de kamu görevlilerine bürokratik işleri kolaylaştırıp, hızlandırmaları için, ya doğrudan, ya da komisyoncu aracılığıyla verilen büyücek rüşvetlerdir ve bu üç türe de fakir ülkelerde sık sık rastlanmaktadır.

O ülkelerin insanları bu üç tür rüşvetin yasadışı olduğunu bilir ve çoğu zaman çaresizce ülkelerinin doğal gerçekliği olarak kabul ederler.

 

Kısa ara not

Bu üç kirli rüşvet türünün bizim ülkemizde de son elli yıldır geçerli olduğu, toplumun büyük kesimi tarafından bilinmektedir. Hatta 1980’lerin başlarında ülkemizin en üst bürokratik kademelerinde bulunduktan sonra Başbakan, hatta Cumhurbaşkanı olan bir zatın bu kirli işlere bulaşan kamu görevlilerini, “Benim memurum işini bilir” sözleriyle olumladığını, belki gençler bilmez ama yaşı uygun olanlar gayet iyi hatırlar.

 

Çin’de kapitalizme geçiş ve yolsuzluk

 Mao Zedung’un 1976’da ölümünün ardından kısa süreliğine iktidarı ele geçiren “dörtlü çete” bir yana bırakılırsa, 1978’de başa geçen Deng Xiaoping, katı merkezi sosyalist ideoloji yerine, sınırlı pazar ekonomisine geçişi sağlayan pragmatizmi benimsedi. Planlı ekonomi çerçevesinde  yerel hükümetlere büyük yetkiler tanıdı. Böylece aparatchiks denen parti üyesi bürokratların, partiye bağlı kalmaları kaydıyla çıkar sağlamalarının yolu açıldı. Her kademedeki kamu görevlileri kendi çıkarları için bu stratejiye dört elle sarıldılar.

Deng’den sonra Jiang Zemin reformları daha da ileriye taşıyarak “sosyalist pazar ekonomisi” ile batılı kuramcıları şaşkına çevirdi. Bu dönem ile birlikte Çin’de, ABD’nin 1870’lerdeki dönüşümünü hatırlatan gelişmeler yaşanmaya başladı. Merkezi planlama gevşetildi, ekonomideki kamu ağırlığı önemli ölçüde düşürüldü. Sonuçta ülkenin göreli olarak gelişmiş kıyı bölgelerinde rüşvetin önemli ölçüde azaldığı görüldü.

Ancak 2000’den sonra kamu altyapı yatırımlarının hız kazanmasıyla birlikte yolsuzluk parti üst kademelerine sıçrayarak giderek büyüdü ve kontroldan çıktı.

 

Yolsuzluk Çin Kapitalizminin Kortizonu mu?

 ABD’nin Michigan Üniversitesi’nden Dr.Yuen Yuen Ang, Çin’in bu döneminden sonraki büyük yolsuzlarını ele aldığı “Çin’in Altın Çağı: Ekonomik Büyüme & Büyük Yolsuzluk Paradoksu” adlı kitabında, “büyük yolsuzluğa karşın Çin ekonomisi niçin ve nasıl büyüdü?” sorusu üzerindeki çalışmalarının sonuçlarına yer verdi.

Eriştiği en önemli bulgu, Çinli zengin işinsanlarının, partinin üst kademelerindeki yetkilileri büyük yatırım projelerine angaje etmek için onlara yaptıkları ödemeler.

Bu tür ödemeleri “access money” (erişme parası) olarak adlandıran Ang, bu yolsuzluk türünün büyüme üzerinde “kortizon” etkisi yaptığını iddia ediyor. Büyüme üzerindeki bu etki bir yandan siyasetçinin  prestijini arttırıp cebini doldururken, işadamına da astronomik kazançlar sağlıyor.  Ancak kortizonun yan etkisi eşitsizlik ve sistemik risklerin artmasında görülüyor.

Bu tür yolsuzluğun en tipik örneklerinden biri Çin’in önceki demiryolları bakanının 140 milyon $ rüşvet almasıyla ortaya çıktı. Bu büyük rüşvet  içinde, bakana ayrıca hediye edilmiş 350 apartman dairesi dahil değil!

Bir diğer örnek ise bir devlet bankası yöneticisinin 100 metresi ile kurduğu hareminde, tam üç ton nakit para ve çok sayıda sanat eseri ve dinazor fosilleri koleksiyonunun yakalanmış olması!

Ang’a göre yolsuzluğun devasa boyutlara ulaşmasının ana nedeni, Çin’deki “reform” olarak adlandırılan kararların “parti hükümeti”nin gücünü azaltmak bir yana arttırmış olması.

 

Xi Jinping’in işi bir hayli zor görünüyor

 2012’de Çin Komünist Partisi CCP’nin başına geçtiğinden bu yana başta yolsuzluk olmak üzere çok sayıda skandal ile mücadele etmek zorunda kalan Xi döneminde yaklaşık sekiz yüz milyon kişi fakirlikten kurtarıldı ama partili elitler de büyük çıkarlar sağladı.

Nitekim eşitsizliği ölçen Gini katsayısı uzunca bir süredir 0.50-0.55 dolayında seyrediyor. Bu katsayı ABD’de 0.45 düzeyinde. Yani hala “sosyalist” olduğunu iddia eden bir ülkedeki eşitsizlik, dünyanın en büyük “kapitalist” ülkesi ABD’den daha yüksek.

Bir hayli ironik ama gerçek!

Halbuki Xi göreve başladığında politbüro üyeleri karşısında yaptığı ilk konuşmasında; “yolsuzluk partiyi de devleti de yıkar” sözleriyle izleyeceği yolu açıkça ortaya koymuştu. Nitekim o günlerden bu yana bakıldığında “yolsuzlukla mücadele” açısından ülkesinin en uzun ve kapsamlı siyasetini izlediği söylenebilir. Bu çerçevede “ hem sineklerden, hem de kaplanlardan kurtulacağız” diyerek  2018 yılında alt düzey bazı parti üyeleri dahil 1.5 milyon kişi dolayında kamu görevlisi cezalandırılmıştı.

Nitekim bu sert önlemler rüşvetçiler üzerinde etkili olmuş,  lüks ürünlerin satışında ani düşüşler ortaya çıkmıştı. Kısaca söylemek gerekirse, Xi’nin 2018’deki baskısı, partili rüşvetçi kamu görevlilerini bir ölçüde korkuttu ama parti gücünün ekonomi ve bürokrasi üzerindeki büyük etkisini kıramadı.

Xi’nin başlarda giriştiği yolsuzlukla mücadele kampanyalarında denediği “aşağıdan yukarı” yöntemi yerel yönetimlerin bazılarında başarılı olmasına karşın, parti üst katmanlarının karşı çıkmasıyla durduruldu. Bir süredir de tam tersine, “yukarıdan aşağıya” şeklindeki yöntemle parti üyesi bürokratların partiye koşulsuz sadakat göstermeleriyle yolsuzluk sorununun çözülmesi umuluyor.

Ancak şimdilik görünen o ki, ülke, bu yöntemle de “ahbap çavuş kapitalizmi”nin neden olduğu yolsuzluklardan kurtulabilmiş değil.

Xi, belki de,  Covid-19 salgını ile mücadelede kendisinde konsolide ettiği yetkiler ile başarılı olduğunu düşünüp güçlü bir liderliğin yegane çare olduğuna karar vermiş olabilir.

Nitekim özellikle batılı kapitalist ülke yorumcuları tarafından bir süredir  “Xi, Mao döneminin merkezi kumanda yönetimini geri getirme peşinde mi?” sorusu soruluyor.

Hafta başında CCP-Çin Komünist Partisinin 100.Yılı kutlamalarındaki eski günleri hatırlatan görkeme ve Xi’nin, Mao’nun Kültür Devrimi’nin simgesi elbiseyle halkın karşısına çıktığına bakılırsa, bu soru hiç de yersiz sayılmamalı.

Ancak, 70’lerdeki Deng Xiaoping döneminde girdiği “komünist parti hükümeti ile kapitalizm” sürecinde büyümede rekorlar kırarak siyaset kuramcılarını şaşkına çeviren Çin’in, aradan geçen neredeyse yarım yüzyıl sonra “tek adam diktası” ile “kapitalizm” denemesine kalkışması kendisini ve bütün dünyayı nereye taşır?

Yanıtının tahmin edilmesi çok güç bir sorudan öte, adeta bilmece!

 

Benzer Haberler

Facebook'ta Biz

Çanakkale Rent a Car Banka Kredisi diş rehberi Bozcaada Otelleri Bozcaada Otelleri Bozcaada Pansiyonları