21 Nisan 2021 - Hoş geldiniz

SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- 21. YÜZYILIN ÇARI PUTİN

Ana Sayfa » ÇOK OKUNANLAR » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- 21. YÜZYILIN ÇARI PUTİN

Eklenme : 07.04.2021 - 16:12

SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- 21. YÜZYILIN ÇARI PUTİN

 

 

İki gün önce Aljazeera International’da, Putin’in 2036’ya kadar görevde kalmasını garantileyen kararnameyi imzaladığı haberi verildi.

Geçen yılın ocak ayında, yani bir yıldan uzun bir süre önce bu sütunda,  “Ölünceye Kadar Tacını Bırakmak İstemeyen Son Rus Çarı:Putin” başlıklı yazımız nedeniyle bizim için beklenmeyen bir gelişme değildi ama yine de teyide muhtaç olduğunu düşünerek, iki gündür izlediğim  güvenilir dış kaynaklara göre haber doğruydu.

Geçen haftaki yazımızın sonunda, Biden’ın, “yeni dönemde en büyük çatışma, otokrasi/demokrasi kavgası olacak” şeklinde yer verdiğimiz sözlerini, daha mürekkebi kurumadan, haklı çıkaracak izlenimi veren bu önemli gelişmeyi gelin birlikte anlamaya çalışalım.

 

Putin kimdir?

Putin, SSCB döneminde, 16 yıl boyunca çalıştığı KGB’deki(İstihbarat Servisi) görev süresinin son beş yılını albay rütbesiyle Doğu Almanya’daki Dresden’de geçirip, 1989/90’da Berlin Duvarı’nın çökmesini takiben  siyasete atılarak Rusya Başkanı Boris Yeltsin’in ekibinde görev aldı.

Kremlin’deki son  bürokratik görevi de  Rusya Federal İstihbarat Teşkilatı FSB başkanlığı!

Yani kırkına kadar yaşamının neredeyse yarısını aktif istihbaratçı olarak geçirmiş birisi olmasının, zihinsel formasyonu hakkında ciddi bir ipucu verdiğini söylemek abartılı olmasa gerek.

1999’da Yeltsin’in  başbakan olarak atadığı Putin, onun istifasının ardından başkanlığa vekalet etti. Ardından 2000’de yapılan başkanlık seçimlerini kazanarak Rusya’nın başına geçti. 2004’de yapılan seçimi de kazanan Putin, peş peşe iki dönem başkanlık ardından yeniden aday olamayacağı için, 2008’de yapılan seçimde, başkanlığı döneminde başbakan olan Medvedev’in başkan seçilmesini sağladı, kendisi de başbakan oldu.

Sonraki başkanlık seçiminin yapıldığı 2012’de, dört yıl aradan sonra tekrar başkan seçilen Putin, Medvedev döneminde başkanlık süresinin dört yıldan altı yıla uzatılması nedeniyle 2018’de yapılan seçimi de kazanarak başkanlık koltuğunu korudu. Mevcut anayasaya göre, 2024’de başkanlığı sona erecek Putin, koltuğunu bırakmamak için tezgahladığı oyununu, geçen yılın temmuz ayında yapılan referandumda anayasa değişikliği ile lehine sonuçlandırdı.

Esas amacı, 2024 seçiminde yeniden adaylığının önündeki anayasal engelleri kaldırmak olan Putin, referandumda oylanacak anayasa değişikliğine, yan süs olarak, emeklilere verilecek asgari ücret, eşcinsel evlilikleri yasaklama, en temel değer olarak “Tanrıya inanç” ve Rusya yasalarının uluslararası anlaşmaların üzerinde olduğu gibi, Rus şöven milliyetçilerinin oylarını almaya dönük maddeler ekletti.

 

Muhalefetin sesi Navalny

2009 yılından bu yana politik aktivist olarak Putin’e karşı çıktığı için, batı basını tarafından “Putin’in en çok çekindiği adam” olarak nitelendirilen, Rus Muhalefeti Koordinasyon Konseyi üyesi genç avukat  Aleksei Navalny referandum sonuçlarına, hileli ve gerçeği yansıtmayan büyük bir yalan olduğu için şiddetle karşı çıkmıştı.

Rusya’da yolsuzluk karşıtı kampanyalar yürüten FBK adındaki vakıfın kurucusu olan Navalny, Putin’in  “Birleşmiş Rusya Partisi” yöneticilerini  uzunca bir süredir hırsızlık ve sahtekarlıkla suçlamakla kalmıyor, Putin’i Kremlin’de kurduğu “feodal devlet” aracılığıyla, eski Çarlar gibi, Rusya’nın kanını emen adam olarak suçlamaya başladı.

Hatırlanacağı gibi Navalny geçen yılın ağustos ayında Sibirya’dan Moskova’ya dönerken uçakta şiddetli bir şekilde rahatsızlanmış ve Omsk kentine mecburi iniş yapan uçaktan alınıp kaldırıldığı hastanede komaya girmişti. İki gün sonra güçlükle alınan izinle Almanya’nın başkenti Berlin’de bir üniversite hastanesine götürülen Navalny’nin  yapılan tetkiklerinde zehirlendiği ortaya çıkmıştı. İki aylık tedavi sonrası iyileşip ülkesine döndüğünde Moskova hava alanında tutuklanmış ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak, daha önce tecil edilen bir cezasını çekmek üzere bir cezaevine sürgün edildi.

 

Putin’in önlenemeyen ihtirası

Öyle anlaşılıyor ki, Putin’in geçen yılın 1 temmuz günü yapılan referandum sonuçlarını, daha fazla bekletmeden Kremlin’in kontrolundaki parlamentodan geçirip imzalayarak, 2024 seçimlerinin üç yıl öncesinde yürürlüğe geçirmesi bazı soruları gündeme taşıyor. Çünkü, her ne kadar,  ülkesinde henüz ciddi bir rakibi olmadığını düşünüyor olsa da, aktivist Navalny’de somutlaşan muhalif hareket nedeniyle, acaba gücünün sınırlanmış olmasından kaygı duyduğu söylenebilir mi?

Putin’in, kamuoyunun büyük bir bölümünü her türlü manipülasyonla yönlendirdiği biliniyor.

Yani, içeride muhaliflerini acımasızca bastırması, düşman olarak tanımladığı dış güçlere karşı sinsi espiyonaj faaliyetlerini, rakip ülkelerin seçimlerine  müdahaleye, hatta adam zehirlemeye kadar vardırmaktan kaçınmaması da artık iyi biliniyor.

Uluslararası bazı yorumcular, onun bu uygulamalarıyla uluslararası kamuoyuna “her şeye hakim” görüntüsü vermeye çalışırken, aslında  hayli zayıf bir “lider”  izlenimi verdiğini vurguluyorlar.

Diğer yandan, tarihte benzer otokratlara karşı, ya çevresindeki elitlerin, ya da önünde sonunda Navalny vb aktivistlerin ateşleyeceği genç kesimlerin tepkisinin bir gün karşısına çıkmasından korktuğuna işaret ediliyor. Yine bazı uluslararası yorumculara göre, Putin’in devlet üzerindeki kişisel kontrolunu tahkim etmesi için kullanabileceği araçlar giderek bir hayli sınırlı hale gelmiş bulunuyor. Bazı siyaset bilimcilerce, Putin’in, yirmi yılı geçen “kişisel otokratik” iktidarı boyunca, yargı, bürokrasi, seçimler, partiler ve meclis üzerindeki manipülasyonları ile, ekonomik büyüme, sosyal sorunları çözme konularında başarılı olması bir yana, görevinden sorunsuz bir şekilde ayrılmasının bile artık mümkün olamayabileceğine vurgu yapılıyor. (Foreign Affairs, May/June 2021)

 

Putin Rusya tarihinin en uzun hüküm süren “Çar”ı mı olacak?

 SSCB tarihe gömülmeden önceki son lider Gorbachev’in ardından kurulan Rusya Federasyonu’nun ilk başkanı Yeltsin çok kısa bir süre sonra görevden ayrıldı. Yeltsin’in ardından  2000 yılının başında başkanlığa vekalet ile iktidarı ele geçiren Putin, o yıldan bu yana “demokrasi”yi araç olarak kullanarak iktidarı elinde tuttu. Anayasa değişikliği sonrası 2036’ya kadar iktidarda kalmasının önü açıldığına göre, 36 yıllık kesintisiz iktidarı ile, Çar’lar dahil en uzun süre iktidarda kalan liderlerden olacak.

Çünkü, 2036’da görevi süresi sona erdiğinde 36 yıllık iktidarı ile Putin, Çarlık dönemi sonrası en uzun görev yapan Kızıl Çar Stalin’den 6 yıl, 17.yüzyılda hüküm sürmüş Çar Mikhail Romanov’dan 4 yıl, 18.yüzyılın Çariçesi Katerina’dan 2 yıl uzun hüküm sürmüş olacak.

Bu gidişle, 16. yüzyılda yarım yüzyıl hüküm sürmüş Korkunç İvan’ı geçmek için 2036’da kim bilir hangi atraksiyon ve manipülasyonları planlayıp uygulayacak!

 

 

Otokrasi/Demokrasi kavgası

20.yüzyılın ilk yarısındaki büyük ülkelerin otokratik yönetim tarzlarının, hızla diğer ülkelere de bulaşarak sonunda  2.Dünya Paylaşım Savaşına neden olduğu hatırlanırsa,  Çin lideri Xi Jinping ile başlayan sürecin Putin tarafından benimsenip uygulamaya sokulmasının hiç de hayra alamet olmadığını söylemek yanıltıcı olmaz.

Çünkü, halen bazı ülkelerde popülist/otokratların ülkelerini yönettiği ve birçoğunun da otokrasiye teşne olduğu düşünüldüğünde, yakın geleceğin insanlık açısından vahim gelişmelere gebe olduğunu söylemek falcılık sayılmamalı.

O nedenle,  zamanımızın üç büyük ülkesinden ikisinin başında, kendilerince “seçim” adını verdikleri kirli manipülasyonlarla iktidarlarını ömür boyu garantiye alan liderlerin, bir hayli uzun süre ülkelerinin ve dolayısıyla dünyanın kaderi üzerinde büyük rol oynayacakları düşünüldüğünde, Biden’ın, dünyanın otokrasi/demokrasi kavgalarına sahne olacağı öngörüsü hiç de yabana atılır gibi görünmüyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Benzer Haberler

Facebook'ta Biz

Çanakkale Rent a Car Banka Kredisi diş rehberi Bozcaada Otelleri Bozcaada Otelleri Bozcaada Pansiyonları