SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- GOOGLE, FACEBOOK VE GÖZETLEME KAPİTALİZMİ YA DA AKILLI MAKİNALAR ÇAĞI

Ana Sayfa » GÜNCEL » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- GOOGLE, FACEBOOK VE GÖZETLEME KAPİTALİZMİ YA DA AKILLI MAKİNALAR ÇAĞI

27.01.2019 - 8:23

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- GOOGLE, FACEBOOK VE GÖZETLEME KAPİTALİZMİ YA DA AKILLI MAKİNALAR ÇAĞI

 

 

Yurtseverlik.com’dan okuyucuya bir anımsatma: Yazarımız Sönmez Çetinkaya’nın aşağıdaki makalesi gözetleme kapitalizmi adlı kavramın dilimize, düşünce dünyamıza ilk defa girmesi açısından son derece önemli bir çalışma. Yaklaşık otuz yıl önce 1988’de Harvard Üniversitesi İş İdaresi Okulu’nun ilk kadın profesörlerinden biri olan Shoshana Zuboff”un ‘Akıllı Makinalar Çağı’ adlı kitabında derinlemesine işlenen bu kavram günümüz koşullarında yaşadıklarımızı anlamamız açısından hayati önem taşıyor. Kitap ne yazık ki henüz Türkçe’ye çevrilmedi. Çetinkaya’ya bu değerli bilgileri giderek kısırlaşan düşünce dünyamıza kazandırdığı için teşekkür ediyoruz.

Not: Bu yazı yayımlandığı tarihten itibaren 493 defa okunmuştur. Okuyucularımızın ilgisine teşekkür ederiz.

 

 

YENİ OLGU-YENİ KİTAP: ‘GÖZETLEME KAPİTALİZMİ’ ÇAĞI’NA HOŞ GELDİNİZ!

İngiliz The Guardian gazetesinin pazar eki olarak çıkan The Observer’in Teknoloji sayfasında, bu yazımın başlığında Türkçe’leştirmeye çalıştığım bir haber ve söyleşi yayınlandı.

Haberin orijinalinde; ‘ Surveillance Capitalism ‘ şeklinde, hiç alışık olmadığımız bir yeni kavram kullanılıyor. Yazının içeriğinden çıkardığım anlamla ben buna, kendimce ‘ Gözetleme Kapitalizmi ‘ dedim. Uygun mudur; çok emin değilim ama, izninizle şimdilik bu başlık altında yazıda ve söyleşide dikkat çeken hususları sizlerle paylaşayım.

Yazıda; 1439’da Johannes Gutenberg’in matbaayı icadı sonrası yaşanan dönemden daha derin etkilere sahip olacağı anlaşılan, devrim niteliğinde bir dönüşümden geçtiğimiz, kimilerince adına Bilgi Çağı denen bir dönemi yaşıyoruz; denilerek devam ediliyor.

Böylesi devrimlerin uzun erimli ne tür sonuçlar ortaya koyacağını belirlemek hep çok güç olmuştur. Aynen matbaa sonrası dört yüzyıl  boyunca, toplumları dönüştüren süreçler hatırlandığında, bu yeni devrimin de etkilerini tam olarak anlayabilmek, ancak bir iki yüzyıl sonra mümkün olacak gibi duruyor.

Hatırlanacağı gibi, matbaadan sonra neler oldu neler! 

Güçlü Katolik Kilisesi’nin altına sanki dinamit kondu; bugün modern bilim dediğimiz müthiş olgu ortaya çıktı; o tarihlerde bilinmeyen yeni meslekler kendini gösterdi; beyinsel düşünce biçimimizden tutun da, çocukluk kavramı hakkında bilindiği sanılan birçok şey yeniden tanımlandı.

Çağımızı başlatan bu devrim de, yakın ve orta gelecekte benzer, belki de daha farklı ağırlıkta sonuçlar ortaya çıkaracak gibi görünüyor. İlginç olan bir önemli husus da, bunların insanların amaçlarından çok, zihninin ortaya çıkardığı şeyler olması!

Birçok düşünce adamı gelecekte neler olabileceği hakkında düşünüyor, araştırıyor, yazıyor, çiziyor ama çabalarına bakarsanız, bilinen öyküdeki kör adamın fili tarifi gibi bir durum söz konusu sanki. Çünkü herkesin parça parça bazı görüşleri var ve bütün resmi görebilen henüz yok gibi.

Siber-Uzay Bilimcisi Manuel Castells’in dediği gibi; aslında tam bir ‘ öğrenilmiş şaşkınlık ‘ içindeyiz.

Shoshana Zuboff

İşte bu yüzden Shoshana Zuboff’un yeni kitabı büyük yankı yarattı. Yaklaşık otuz yıl önce 1988’de Harvard İş İdaresi Okulu’nun ilk kadın profesörlerinden biri olan Zuboff, ‘Akıllı Makinalar Çağı’ adında bir kitap yazdı. O kitabında sayısal teknolojinin, yönetici ve çalışanları nasıl dönüştürüp, değiştirdiği hakkında çok yararlı bilgiler ortaya koydu.

Daha sonraki yıllarda Prof.Zuboff’un pek sesi çıkmadı ama daha büyük bir gelişmeyi henüz kuluçkada tuttuğuna dair haberler de geliyordu. İlk ipuçları, biri 2015’de bir akademik dergide, diğeri 2016’da bir Alman gazetesinde çıkan yazılarında görüldü.

Bu iki yazıda da, Google, Facebook vb teknoloji şirketleri eliyle, kapitalizmin yeni bir türünün doğmakta olduğuna işaret ediyordu. O yazılar Büyük Fikir ( Big Idea) diye adlandırılan olgunun yaygınlaşmasının adeta ilk habercileri gibiydi.

Büyük Fikir!

Nihayet, bireysel olarak herbirimizin ve hemen hemen bütün insanların yaşamlarına giren sayısallaşma olgusunun etkilerini açıklayıp, büyük resmi anlatan iddialı girişim sonuç verdi.

Zuboff, kapitalizmin yeni bir türü olarak ortaya attığı bu olguya Gözetleme Kapitalizmi adını verdi, 

Bu sistemdeki şirketler, milyarlarca kişiye sağladıkları ücretsiz hizmetlerle, bir taraftan onları eğlendirirken, diğer taraftan, izinlerini almadan onların davranışlarını inanılmaz bir ayrıntıda gözetliyorlardı. İşte bu olgu hakkında Zuboff şunları yazdı!

” Bu piyasanın lider kuruluşları, tek taraflı olarak insanlar hakkında elde ettikleri bilgileri ham madde olarak kullanıp, davranış verilerine dönüştürdüler. Bu verilerin bir kısmı verilen hizmetin iyileştirilmesi için kullanılırken, kalan kısmı ise, gelişmiş üretim süreçleri olan ” yapay zeka sistemleri”ne aktarılıp işlenerek, bireyin, yakında ve daha sonraki aşamalarda ne yapacağının belirlenmesi için kullanılır hale getirildi. Sonuçta bu veriler, ” davranışsal gelecek piyasaları” adıyla yeni oluşmaya başlayan bir piyasada pazarlandı.

Gözetleme Kapitalistleri bu piyasadaki tekelci konumlarını büyük bir servete dönüştürmeyi başardılar. Bir anlamda, bizlerin gelecekteki davranışlarımız üzerinden adeta ” bahis” oynar gibi oynadılar.

Zuboff’a göre; bu durum aslında kapitalizmin uzun evrimi sonunda gelinen son aşama!

Atölye üretimiyle başlayıp, ardından seri üretime geçip kapitalistleşen, sonrasında da yönetim kapitalizmi, finans kapitalizmi derken şimdi de gizli gözetleme ile elde edilen insan davranış biçimlerine dair özel bilgilerin fütursuzca istismarına dayanan yeni bir kapitalizm türü ile karşı karşıyayız!

Bu şirketler başlarda, kullanıcıların verilerini bedelsiz olarak alıyor ve fütursuzca kendilerine mal ediyorlardı, Sonraki aşamada, kullanıcıların bu durumu açıkça protesto edip reddetmelerinden ötürü, bu defa kullanıcıların bilgisizlik ve dikkatsizliğini istismar eden, şeffaflıktan uzak teknolojiler kullanmaya başladılar. Bunu yaparken de, yasal takibe uğramamak için, bu işlere yasal sorumluluk yüklemeyen ülkelere kaydırdılar işlerini.

Bu yöntemle Google, basılan her kitabı alıp sayısallaştırdı; ancak hiçbir telif hakkı ödemedi. Bu kadarla da kalmadı, yerküre üzerindeki her sokağı, her evi kimseden izin almadan fotoğrafladı.

Facebook ise, kullanıcıların çevrimiçi ( online) işlemlerini, kullanıcının bilgisi dışında diğer Web sayfaları bildiricilerine aktaran işaretçileri (beacons) geliştirdi. 

Bunlar, başkalarını istismar yoluyla rahatsız etmekte sakınca görmeyenlerin benimsedikleri “özür dilemek, izin istemekten kolaydır” çirkinliğine sarılmakta sakınca görmediler.

Bir zamanlar, güvenlik uzmanı Bruce Schneir; ” Gözetleme internetin iş modeli olacaktır” dediğinde, aslında Zuboff’un şimdilerde aydınlattığı küresel gerçekliğe işaret ediyordu.

Zuboff’un 660 sayfalık bu yeni kitabının, Adam Smith ile başlayıp, Max Weber, Karl Polyani ile devam eden, hatta Karl Marks’ı da içine alan bir geleneğin devamı niteliğinde olduğunu düşünenler var.

Gözetleyenler ve Gözlenenler

Demokrasiye Büyük Tehdit

Bu gözetleme olgusunun ilginç olduğu kadar tehlikeli boyutu, bu işlerin devlet ile kapitalist ortağı arasında işbirliği halinde yürütülüyor olması. Bunların birlikte kullandıkları sayısal teknoloji ile bir tarafta görünmeyen, bilinmeyen ve sorumsuz gözetleyenler; diğer tarafta gözetlenenler olmak üzere insanlar iki gruba ayrılmış oluyor. Öyle olunca da, bu bilgi asimetrisi güç asimetrisine dönüşüp, demokrasiyi tehdit eden güçlü bir unsur haline geliyor.

Aslında birçok demokratik toplumda, devletin vatandaşları üzerinde, yasalarla belirlenmiş kısıtlı gözetlemesi kabul edilebilir bir durumdur. Ancak bu olayda, hiçbir kural ile kendisini sınırlamayan bir özel şirketin de gözetme işine ortak olması söz konusudur ki; bu ciddi bir sorundur ve demokratik anlayış tarafından kabul edilebilir değildir.

Bu çarpıklığı açıkça ortaya koyan Zuboff, şirketlerden bunları düzeltmelerini talep etmek, bir zürafanın boynunu kısaltmasını istemek veya bir inekten geviş getirmekten vazgeçmesini beklemek gibi absürd bir şey olur diyor. Çünkü bu tür talepler, bu devlerin ana mekanizmalarını bozacağı için bir varoluş tehdidi olarak algılanacaktır.

Zuboff’un bu kitabını inceleyen bazı yorumcular, kitabın bu yeni tür kapitalizmin, demokrasiye yönelttiği tehditler açısından uyarıcı olması nedeniyle, Thomas Piketty’nin dev eseri “21.Yüzyılda Kapitalizm” gibi, şimdiye kadar ihmal ettiğimiz bazı gerçekleri görmemizi sağlayan çok önemli bir kaynak olarak nitelendiriyorlar.

Son söz;

Eğer toplumlarımızı yakıp yıkmaya başlamış bu yeni kapitalist mutant’ı (bozulmuş form ) dizginlemekte başarılı olamazsak, yakın gelecekte “Bu kadarını bilmiyordum” sözlerine sığınmanın bir anlamı olmayacağı için kendimizi ağır biçimde suçlayacağımız anlaşılıyor.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :