”SURİYE ÇIKMAZI, YENİ VERGİLER, EYT’LİLER..SARAY’A GİDEN CHP’Lİ KİM? SKANDALI, GAZETECİLİKTEN ÇOK SİYASİ BİR MANEVRA.”

Ana Sayfa » GÜNCEL » ”SURİYE ÇIKMAZI, YENİ VERGİLER, EYT’LİLER..SARAY’A GİDEN CHP’Lİ KİM? SKANDALI, GAZETECİLİKTEN ÇOK SİYASİ BİR MANEVRA.”

24.11.2019 - 8:13

”SURİYE ÇIKMAZI, YENİ VERGİLER, EYT’LİLER..SARAY’A GİDEN CHP’Lİ KİM? SKANDALI, GAZETECİLİKTEN ÇOK SİYASİ BİR MANEVRA.”

 

Öncelikle mesleğin özünü hatırlayalım: Gazeteci için herhangi bir kaynaktan gelen bilgi, ancak iddia ya da duyum olabilir. Gazetecinin işi bu bilginin doğruluğunu araştırmaktır.

Kaynak, yani haber kaynağı, habere konu olan kişi, kişiler, kurum ya da tanıklardır. Gazeteci kaynak değildir. Gazeteci kaynaktan aldığı bilgiyi haber haline getiren meslek erbabı. Bu nedenle Turan’ın kaynak olarak bir başka gazeteciyi göstermesi geçersiz. O gazetecinin de “Haberi bir şekilde Kılıçdaroğlu’ndan ve bir başka CHPliden doğrulattım” demesi de geçersizdir. Çünkü bir iddiayı, bir duyumu doğrulayacak olan ancak iddiada adı geçen, söz konusu olayda kahraman ya da tanık olan birisi olabilir. “Kaynak-gazeteci” iddiayı yanlış kişilere doğrulatmış.

Artı Gerçek’ten Ragıp Duran’ın yaklaşımına göre Rahmi Turan, örneğinde, Saray’a yakın kaynağın verdiği bilgi(!) en az iki kaynaktan doğrulanmalıydı. Bu iki kaynak, itham edilen kişi ve Saray’ın resmi bir sözcüsü olmalıydı. Turan, bunları yapmadan bu iddiayı haber olarak gazetesinde yayınladığı için gazetecilik dışına düştü. Zaten belki de amaç gazetecilik değildi.

Ayrıca, iddiayı ilk öğrenen gazeteci bu “haberi” neden kendi medyasında yayınlamıyor da, gidip bir başka gazeteciye iletiyor?

Bir haberin doğruluğunu kanıtlayabilecek belge meselesi de önemli. Ayrıntılı bir araştırma ile görüşme yaptığı iddia edilen iki kişinin günlük programı, yakın çevresinden alınacak bilgiler, varsa bir görüntü haberin doğruluğunu güçlendirecek unsurlar. Tanık, yani görüşmeyi bizzat görmüş, katılmış bir kişinin verdiği bilgi de, belge niteliğinde sayılabilir.

Turan örneğinde bunların hiç biri yok.

Kaynak açıklanır mı açıklanmaz mı tartışması da çıktı bu arada.

Haber kaynağı, genel kuralda kaynak kişinin ya da kurumun zarar görmemesi için açıklanmaz. Kaynak, haber doğru olduğunda genel olarak açıklanmaz. Tek tek durumları incelemek lazım. Yoksa kamu çıkarı olan yerde ayrıca gazeteciyi, kamuoyunu yanılttığı için yanlış bilgi verildiğinde haber kaynağı açıklanabilir. Teşhir edilmesi gerekir. Gerçeğin bütün boyutlarıyla ortaya çıkarılması için de kaynak açıklanabilir. Yalnız bu açıklama, sadece polise, mahkemeye yani iktidar kurumlarına ya da ilgili taraflara değil, halkın haber ve bilgi alma hak ve hürriyetine hizmet etmesi için kamuya açıklanır.

Rahmi Turan’ın bilahare yaptığı “Haber kaynağıma güvendiğim için pişmanım yanlış yaptıysam özür dilerim” şeklindeki açıklaması geçersiz. Çünkü gazeteci haber kaynağının verdiği bilgiyi doğrulamakla görevli ve yükümlü bir mesleğin mensubu. Haber kaynağına güven, sübjektif/duygusal bir yaklaşım olamaz. Somut inceleme araştırma ile anlaşılır bir kaynağın verdiği bilginin doğru olup olmadığı.

Bu örnekte haber kaynağının açıklanması sayesinde, bu skandalın kasıtlı bir şekilde mi yoksa sıradan bir hata/ ihmal ya da meslek kurallarına riayet etmemek sonucunda mı gerçekleştiğini anlayabiliriz.

Sonuç olarak, Suriye çıkmazı, yeni vergiler ve zamlar, ABD’nin S400 yaptırımları ya da EYTler gibi önemli konuları gündemden düşürdüğü için, bu “Saray’a giden CHPli kim?” skandalının gazetecilikten çok siyasi bir manevra olduğu anlaşılıyor.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :