SURİYE’NİN VURULMASINA GAZETECİLERİN BAKIŞI

Ana Sayfa » GÜNCEL » SURİYE’NİN VURULMASINA GAZETECİLERİN BAKIŞI

14.04.2018 - 20:45

SURİYE’NİN VURULMASINA GAZETECİLERİN BAKIŞI

 

Suriye uzmanı, yazar Hüsnü Mahalli;

”Birçok savaş gördüm böyle aptalca, saçma başka bir savaş görmedim. Amerika bir haftadır ‘Suriye’yi vuracağız’ diyor. Füze ile bazı noktalara vurup kaçıyorlar. Derdiniz ne ? Tiyatro mu bu? Samimiyseniz savaş ilan edersiniz. Boşaltılmış hava üstünü bombalamak ancak Donald Trump’ın zekası ile ölçülebilir. Bu saldırının Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün Suriye’de incelemeler yapmasından önce gerçekleşmesi çok enteresan. Bıraksınlar heyet inceleme yapsın. Silah kullanılmış mı, kullanılmamış mı gidip incelesinler. ABD incelemeden bir şey çıkmayacağını biliyor. Günlerdir nükleer atıldı iddialarını yayıyorlar. Bari rezil olduk. ‘Vuralım’ dediler. Vurdular. Dışişleri Bakanlığı operasyonun ‘İnsanlığın vicdanına tercüman olduğunu’ söylemiş. Türkiye neden böyle bir açıklama yaptı anlamakta zorlanıyoruz. Emperyalist bir saldırı ne zamandan beri insanlığın vicdanına tercüme oluyor. Türkiye yakında bu saldırının kendisine döneceğini görecektir. Türkiye’ye yapılan saldırıda da bakanlık böyle bir açıklama yapmaz. Yapılan bu açıklama ile Türkiye Batı’ya göz kırpmaya çalışıyor.”

 

Nevval Sevindi:

Emperyalizmin Üç atlısı (ABD, İngiltere, Fransa) Suriye’yi vurdu. En son konuşan Türkiye oldu ve bugün sabah “Çok memnun olduğunu” belirtti Dışişleri. Onunla da yetinmedi ekledi: “Tüm insanlığın vicdanına tercüman olan bu operasyon…” Bu çok acı!

Hiçbir kanıt göstermeden “kanıtlar bende” diye ortalığa dökülen Macron ve hiç sormayan diğer ikili kendi kamuoylarını bile ikna edemediler. “İnsanlığın vicdanı”bu filmi daha önce görmüştü. O zaman muhalif olanlar şimdi alkışta!

İran ve Rusya liderleriyle poz veren Erdoğan dün geç saatlerde ve Müslüman alemin kutsal bir gününde vurulan Müslüman bir ülke için “çok memnun oldu”. İran güçlerinin olduğu yerleri vuran koalisyon güçleri Rus üslerine dokunmadı. Rusya da bunu açıkladı. Rusya’ya dokunmama nedeni onlarla savaşmama sinyali mi? Rusya cevap vermeyecek mi?

İran bunun bedeli olacağını açıkladı.

Suriye’yi Osmanlı’dan koparmak için uğraşan, didinen Fransa ve İngiltere bir yüzyıl önce oradayken arkasında da Amerika vardı. O gün planlarını bozan Mustafa Kemal! Şimdi kuyruk acısını çıkarmak için her türlü propaganda ve desteği veren, o günkü yalanları benimseten emperyalizmin üç atlısı “Esad gitsin” arkasına sığınarak bölgeyi paylaşmak, Akdeniz’i ele geçirmek ve Türkiye’yi buradan kovmak planlarını adım adım uyguluyor.

PKK/PYD, İslamcı adı altındaki tüm teröristlere yüzlerce TIR dolusu silah veren, eğiten ve para saçan emperyalist güçlerin Kürt devleti hayalleri Ermeni hayalleriyle birlikte 100 yıldır devam ediyor.

Kürt devleti kurulması için her yeri kana buladılar. Türkiye PKK ile 40 yıla yakındır savaşırken üçü de ve onlara bugün katılmayan ‘Doğu Alman’ Merkel de desteklediler. Desteklemeye devam ediyorlar. 100 yıl önce Araplarla işbirliği yapan aynı güçler bugün de onlarla işbirliği içinde.

İşte kanıtı: ABD’nin Suriye’deki (sözde) kimyasal üretim tesislerini vururken kullandığı askeri üsler sıra sıra:

Kıbrıs İngiliz üssü.

Türkiye İncirlik.

Ürdün Muwaffaq Salti hava üssü.

Katar Al Udeid hava üssü (ABD kapatacağım dediğinde yalvaran Katar)

Birleşik Arap Emirliği Abu Dabi Üssü…

Emperyalizmin atlıları Yunan ve Arap ittifaklarından asla vazgeçmez. Onlar tam bir emir kulu çünkü. Biz ise Atatürk’ün dediği “bağımsızlık karakterimdir”sözünü hatırlatıyoruz.

Dün “hava yumuşadı” diyen Cumhurbaşkanı sözü havadayken harekat vurdu!

Başka ne var?

Bugün kimyasal uzman heyetin gideceği ilan edilmişti ve onlar gitmeden vurdular. Neden acaba? Kimyasal depoları ve bir araştırma merkezini vurduklarını söyleyen emperyalist güçler bunun sonucunda gazların nereye gittiğini de açıklamadılar. Kimyasal gazları Alaaddin’in lambasına mı doldurdular?

Japonya’ya nükleer bombalar atmış ABD’nin kimyasal silah duyarlılığı göz yaşartıyor. Boşuna Japonlar 18. yüzyıldan itibaren Batılı Hıristiyanlara “kızıl saçlı barbarlar” dememiş. Çünkü din adına, misyonerlik ve Hıristiyanlık adına hem birbirlerini, hem dünyanın her yerini kırıp geçiren emperyalist güçler için 3. Dünya Savaşı motivasyonları “İslam”, yine din!

Fransa Protestan halkını kesmeye doyamamıştı, sonra sömürdüğü ülkelerde soykırımlar yaptı. Pasifikte gizlice yaptığı nükleer denemelerde ölenleri ise bilmiyoruz! Kanıtlar gibi Fransa’nın cebinde gizli….

Uluslararası kurallar yerle bir ediliyor bu güçler tarafından… Devamlı… Ulusal güçleri hedef alıyorlar ve planlarını gerçekleştirene kadar maşa kullanıyorlar. Maşa bolluğundan yana hiç sorunları yok.

İŞİD, El Kaide’yi ve daha bir çok değişik isimde terör örgütü yaratan emperyalist güçler ne girdikleri Afganistan’dan çıktı, ne Irak’tan, ne Suriye’den… Pakistan’ı ne hale getirdi ortada.

Terör destekçisi mahşerin üç atlısı sömürge tarihinin de altın harfli isimleri….

Kazan Türkü Abdürreşid Efendi yazmış zaten (1908): Haçlı savaşlarından beri bütün Avrupalılar Müslümanlara ebedi düşman oldular. Son iki yüzyıl Avrupalıların izlemekte olduğu siyaset, bütünüyle İslam karşıtlığıdır.

Araplar bu güçlerin oyuncağı diye “İslam dostu” pazarlaması yapamayız. Bir kere KKTC lehine oy kullanmamış Araplar mı Müslüman?

Oyun oyun içinde….

Gerçek şu: Vurmaya devam edecekler…

İran hedefte…

Sonra sıra Türkiye’de…

Kürt devleti kuracaklar…

Türkiye’yi Akdeniz ve Ege’den kovmak için her şeyi yapacaklar.

Ulus devlet ulusun çıkarlarını koruyan demektir. Türkiye’nin her açıdan bütün çıkarları korunmalı, yapılan olumlu hamleler de devam etmelidir.

Türkiye tehlikeyi görmek zorunda. Varlığı buna bağlı…

 

 

Cumhuriyet gazetesi yazarı ve Uluslararası Hukuk Uzmanı Özgür Mumcu :

”ABD, Fransa ve Birleşik Krallık’ın Suriye’ye karşı düzenlediği son saldırı uluslararası hukuka aykırı. Bu askeri müdahaleye izin veren bir Güvenlik Konseyi kararı bulunmuyor. Hatta ABD Kongresi’nin devre dışı bırakılmasının Amerikan iç hukuku bakımından da hukuki sorunlar yarattığını ileri sürenler var.

İçeride sıkışan Trump’ın gündem değiştirmek için bu operasyonu düzenlediği düşünülebilir. Üç müttefikin askeri hamlesinin kapsamının kısıtlı kalacağını düşünüyorum. Aksi durum sönmekte olan Suriye savaşının üzerine benzin dökmek anlamına gelir.”

 

Cumhuriyet gazetesi yazarı Aslı Aydıntaşbaş:

”ABD Başkanı Donald Trump’ın günlerdir Twitter üzerinden yaptığı şov sonrası Suriye’ye füzeler yollaması, medyatik bir hamle olmanın ötesinde, ne Suriye’deki savaşın gidişatını değiştirir, ne de ABD’nin yeni bir Suriye stratejisi olduğu anlamını taşıyor.

Arap coğrafyasındaki savaşlara “Yesinler birbirini” diye bakan Trump, Suriye’yi Rusya’ya hediye etmeye çoktan razı.

Bu yüzden operasyon, günler önce boşaltılan 3 askeri üsle sınırlı tutuldu ve hedefler önceden Rusya’yla paylaşıldı. Bu, tam bir danışıklı dövüş. Medya şovu. İçeride FBI’ın Rusya soruşturması yüzünden iyice sıkışan ABD Başkanı, Suriye’ye 100 tane Tomahawk göndererek ‘devlet adamı’ görüntüsü vermek istiyor. Ne Ameri’kan borsası, ne de medyası olaya fazla ilgi gösteriyor. Çünkü Trump’ın, ne Suriye’deki gidişatı değiştirmek ne de müdahil olmak gibi bir niyeti yok.

Bu yüzden de Rusya’dan bir iki itiraz dışında fazla bir tepki beklemeyin. Biraz bağır-çağır olabilir; ancak bu göstermelik Tomahawk gecesinde Rusya’nın büyük tepki vermesini gerektirecek hiçbir neden yok.

Üçüncü dünya savaşı falan çıkmıyor. Dağılabiliriz.

Suriye iç savaşında yarım milyon insan öldü, bunlardan sadece 1900’u ‘kimyasal silah’ yüzünden can verdi. Ne hazindir ki dünyanın ‘kırmızı çizgisi’, katliam ve insan ölümleri değil; klor gazı. Suriye’ye verilen mesaj çok net: ‘Kimyasal silah kullanma da ne yaparsan yap. Ben bakmıyorum.’

Beşar Esad dün sakin sakin sabah iş yerine giriş anını Twitter’da paylaşmış. Rahat çünkü Suriye iç savaşında son dönemece girdiğini düşünüyor. Rusya ve İran’ın yardımıyla muhaliflerin son direniş kalesi sayılan Doğu Guta’da da hakimiyet kurdu. Orada direnen ‘İslam Ordusu’ adlı muhalif grup, Türkiye’nin de içinde olduğu bir anlaşmayla silahlarını teslim etti. 13 bin savaşçı ve aileleri, otobüslere binip kuzeye, bizim sınıra geldiler. Bir bölümü, şu meşhur el-Bab’a, bir bölümü çadır kamplarına ya da Fırat Kalkanı bölgesindeki diğer şehirlere yerleştiriliyor. Böylece Ruslar, Türkiye eliyle palazlanan ‘Sünni muhalefeti’ yine Türkiye’nin yardımıyla bitirmiş oluyorlar. Rejim, asla o insanların yeniden dönmesini istemiyor. Artık onlar, bizim himayemizde.”

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :