TARGEV BAŞKANI SAMİ DOĞAN YAZDI- 2020 YILI ÜRÜNÜ YAŞ ÇAY YAPRAĞI İÇİN AÇIKLANAN ALIM FİYATI BU YILDA ÇAY ÜRETİCİSİNİN ALIN TERİNİ KARŞILAMADI.

Ana Sayfa » GÜNCEL » TARGEV BAŞKANI SAMİ DOĞAN YAZDI- 2020 YILI ÜRÜNÜ YAŞ ÇAY YAPRAĞI İÇİN AÇIKLANAN ALIM FİYATI BU YILDA ÇAY ÜRETİCİSİNİN ALIN TERİNİ KARŞILAMADI.

15.05.2020 - 8:12

TARGEV BAŞKANI  SAMİ DOĞAN YAZDI- 2020 YILI ÜRÜNÜ YAŞ ÇAY YAPRAĞI İÇİN AÇIKLANAN ALIM FİYATI BU YILDA ÇAY ÜRETİCİSİNİN ALIN TERİNİ KARŞILAMADI.

 

 

 

 

TARGEV BAŞKANI – TARIMSAL GELİŞME, EĞİTİM VE SOSYAL DAYANIŞMA VAKFI

SAMİ DOĞAN

 

2020 YILI ÜRÜNÜ YAŞ ÇAY YAPRAĞI İÇİN AÇIKLANAN ALIM FİYATI BU YILDA ÇAY ÜRETİCİSİNİN ALIN TERİNİ KARŞILAMADI.

Yüz yıla yaklaşan üretim süreciyle çay yetiştiriciliği, Doğu Karadeniz bölgesinde  Artvin, Rize, Trabzon ve Giresun illerinde yörenin temel geçim kaynağı ve istihdam potansiyeli olmuştur. Özellikle Rize ve Artvin (sahil ilçelerinde)  illerinde çay bölge insanının tek geçim kaynağıdır. Çay 1960’lı yıllardan itibaren Rize ve Artvin illerinin  sosyal ve ekonomik yapılarını doğrudan etkilemiş, çay yetiştiricileri çay bedeli ile geçimini sağlarken, eğitim düzeyi düşük ve vasıflı olmayan insanlar için de çay fabrikaları sosyal güvenlik sağlayarak bölge insanının az da olsa büyük şehirlere göçünü önlemiştir. Bu illerimizde geçmişte üretilen mandalina, portakal ve mısır ile son yıllarda yetiştirilmeye çalışılan Kivi ve Likapa gibi ürünler ne yazık ki çayın alternatifi olamamıştır.

 

Çay üretimi yapılan Artvin, Rize, Trabzon ve Giresun illerimizde yıllar itibariyle dikim alanlarında  çok az değişme olmaktadır. Üretim miktarı da budama ve kotaya bağlı olarak bir miktar değişmektedir. 2019 yılında TUİK verilerine göre 199.645 kayıtlı üretici 785.692 dekar alanda  çay üretimi gerçekleştirerek 1.450.000 ton yaş çay yaprağı elde etmiştir.  Elde edilen bu çay yaprağı (46’sı ÇAYKUR’a ait, 229’u özel sektöre ait fabrikalarda) kamu ve özel sektöre ait  fabrikalarda işlenerek  yaklaşık 290 bin ton kuru çay elde edilmiştir. ( ÇAYKUR-Çay Sektörü Raporu)

 

Ülkemizde üretilen yaş çayın yaklaşık %65-70’i Rize ilimizde gerçekleşmektedir. Çay üretimi yapılan işletmelerin  yaklaşık %74’ü  5 dekardan daha az araziye sahiptir,  diğer bir ifade ile 147.737 ailenin sahip olduğu işletmeler (çay bahçeleri) 5 dekardan daha az araziye sahiptir.  Yaklaşık 200 bin işletmenin sadece 10 bin tanesi 10 dekardan büyük araziye sahiptir. Bu veriler çay üreticilerinin çok küçük araziye sahip (Türkiye ortalama işletme büyüklüğünden  yaklaşık 10 kat azdır) olduğunu göstermektedir.

 

Türkiye de çay peynir ekmek gibi tüketilen bir üründür, 83 milyon insan her gün çay içmektedir. Dünya da çay tüketiminde Türkiye ilk sırada yer almaktadır. Türkiye TUİK’in yapmış olduğu çalışmaya (2018 yılı) göre kişi başına 15,4 Kg yaş çay, 3,5 kg kuru çay tüketmektedir. Dolayısıyla, Türkiye’de  çay, gerek 83 milyon tüketici açısından,  gerekse 200 bin üretici  ailesinin geçimini sağlaması açısından vaz geçilmez bir üründür.

 

1984 yılına  kadar Türkiye’de üretilen çay yurtiçi talebi karşılamaktayken,  gelinen noktada bir kısmı yasa dışı yollardan olmak üzere yaklaşık 50 bin ton ithal edilmektedir. Bu durumun başlıca nedeni neo-iberal politikaların uygulamaya konulacağı gerekçesiyle (4 Aralık 1984 tarihli ve 3092 sayılı)  Çay Kanunu çıkarılarak çayın tarımı, üretimi, işlenmesi ve satışı serbest bırakılmıştır. Bu kanunla çayda devlet tekeli kaldırmış, çay tarım alanlarının belirlenmesi Bakanlar Kurulunun yetkisine bırakılmıştır.

 

Çay üreticileri çok küçük araziye sahip olmanın dışında gelir elde edebileceği başka tarımsal ürünleri bölgenin iklim ve arazi yapısı nedeniyle bulunmamaktadır. Dolayısıyla çay üreticilerinin bölgede yaşamlarını devam ettirmeleri  çay üretiminden elde edecekleri gelire bağlıdır. Yöre halkı geçimlerini ilgilendirmesi bakımından Çay alım fiyatlarının açıklanacağı Nisan ve Mayıs aylarını sabırsızlıkla bekler.

Tüm dünyada tarım ürünlerinin alım fiyatları belirlenirken bazı kriterler dikkate alınmaktadır. Bu kriterlerin başında ürünün maliyet fiyatı gelmektedir. Üretimin devam edebilmesi için mutlaka ürün alım fiyatının, o ürünün   maliyet fiyatının üzerinde olması gerekmektedir. Diğer taraftan ülkedeki gerçek enflasyon oranı, girdi fiyatlarındaki artış oranları, döviz kurlarındaki gelişmeler, dünya fiyatları, ürünün arz ve talep durumu gibi kriterler dikkate alınmaktadır.

 

Türkiye’de çay hasadı (1. sürgün, 2. sürgün ve 3. sürgün olmak üzere) genellikle 3 defa yapılmaktadır. ÇAYKUR tarafından çay alımlarında ikili kota sistemi uygulanmaktadır. Birinci kota; sürgün dönemlerinde (1.2.3. sürgün)   dekardan alınacak ürün miktarları olarak ÇAYKUR tarafından açıklanmaktadır. Genellikle ilk sürgün kotası daha fazla 3. sürgün kotası en düşük miktarda olmaktadır.  ikinci kota uygulaması, üreticinin günlük olarak satabileceği çay miktarı ile ilgili olan uygulama dır. Bu miktarı da  ÇAYKUR, günlük işleme kapasitesine bağlı olarak, toplam çaylık alan göz önüne alarak belirlenmektedir.

 

Türkiye’de günlük çay işleme kapasitesi yaklaşık 19 bin ton (9.100 tonu ÇAYKUR’a, 10 bin tonu Özel sektöre aittir) dur. Son yıllardaki çay alım kampanyaları incelendiğinde  2017 yılı hariç (ÇAYKUR %41)  diğer yıllar ÇAYKUR az da olsa özel sektörden daha fazla yaş çay alımı yapmıştır.

 

ÇAYKUR tarafından  uygulanan  kotalar ve ÇAYKUR’un ödeme durumu,  üreticinin ürününü kime satacağına karar vermesine etkili olmaktadır. Hükümet tarafından açıklanan ve taban fiyatı  diye adlandırılan fiyatlar alım dönemlerinde Tavan fiyat yerine geçmekte, hatta özel sektörün alım fiyatları taban fiyatın da çok altında olmaktadır.

 

Yaş Çay üretiminde  kullanılan girdilerden kimyevi gübre fiyatları en az %40, çay bezi, çay makası, yağmurluk, çuval, torba gibi gereçlerle, nakliye, ot alma  ve hasat  işçilik ücretleri bir önceki yıla göre en az %50  artmıştır. Üretim maliyetinde payı %70’lerin üzerinde olan işçilik gideri bu yıl bütün Dünya’yı tehdit eden CoVid-19 salgını sebebiyle (Gürcistan ve Azerbaycan uyruklu işçiler uygun fiyattan çalıştırılmaktaydı) işçi teminini zorlaştırmış ve hasad maliyeti daha da artmıştır. Dekardan alınan yaş çay yaprağı veriminin hemen hemen sabit (1500-1600 kg.) kalması  yaş çay yaprağının dekar ve Kg.maliyetinin  artmasına neden olmuştur.

 

 

 

 

Son yıllarda Yaş çay üreticileri sürekli gelir kaybına uğramıştır. Aşağıdaki tabloda Cari fiyatlarla Yaş  Çay alım fiyatları, alım fiyatlarındaki artış,  dolar  bazlı Yaş Çay yaprağı alım fiyatı ve bir gram altın alabilmek için gerekli Yaş Çay miktarları gösterilmektedir.

 

Yıllar Alım Fiyatı  TL/Kg Alım Fiyatındaki Artış(%) Alım Fiyatı Cent/Kg Alım Fiyatı (Altın/Çay)
2014 1,5 11,11 72 58
2015 1,7 13,33 65 60
2016 1,9 11,76 64 64
2017 2,13 12,11 60 68
2018 2,45 15,02 61 70
2019 3,03 23,67 51 83
2020 3,4 12,21 48 113

Kaynak: ÇAYKUR-Merkez Bankası

 

Yukarıdaki tablodan görüleceği gibi çay üreticisinin, borç ve tasarruf aracı  olan altın ve dolar karşısında önemli oranlarda (%94 ve %33) kaybı söz konusudur.

 

Tarımsal işletmelerin sürdürülebilir olabilmesi için  ürün fiyatlarından daha ziyade tarımsal  işletmelerin gelirleri dikkate alınarak,  yıllar itibariyle gelirlerin garanti edilmesi gerekmektedir. Eğer bir çiftçi ailesi ürettiği ürünlerden elde ettiği gelirle  geçimini sağlayamıyor ve  başka işlerde çalışarak geçinmeye çalışıyorsa o çiftçi ailesi  için açıklanan fiyat çok fazla bir şey ifade etmemektedir.

 

Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan ve ÇAYKUR tarafından 2020 yılı üretim  sezonunda alınacak yaş çay yaprağı  fiyatlarının yeniden (çayın maliyet fiyatı, enflasyon oranı, girdi fiyatlarındaki artış oranları, döviz kurlarındaki gelişmeler, dünya fiyatları, ürünün arz ve talep durumu gibi kriterler dikkate alınarak) belirlenerek Çay üreticisinin alın terinin karşılığının verilmesi gerekmektedir. Türk insanının geleceğinin garanti altına alınması tarımsal üretimin sürekliliğine bağlıdır. Tarımda süreklilik işletme (çiftlik) gelirine bağlıdır, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi tarımsal işletmelerin geliri garanti altına alınması gerekmektedir. Geliri garanti altına alınan çiftçii üretimden kopmaz, köyünü terk etmez. Geleceğimizi bugünden garanti etmemiz gerekmektedir. Bundan dolayı, birinci sürgün hasadı başlamadan önce 5 yıldır sabit tutulan Destekleme Priminin Kg. başına 43 kuruşa çıkarılarak alım fiyatının 3,7 TL/Kg’a yükseltilerek üreticinin emeğinin karşılığı verilerek, kişi başına çay tüketiminde dünyada ilk sırada olan ülkemizin çay üretiminin devamlılığının  sağlanması gerekmektedir. Diğer taraftan yasa dışı yollardan ülkemize sokulan işlenmiş çayın ülkeye girmemesi için tüm önlemlerin alınması gerekmektedir.

 

 

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :