TARIMDA ÖNCE PARADİGMA DEĞİŞİKLİĞİ GEREKİYOR- Prof. Dr. AZİZ EKŞİ

Ana Sayfa » GÜNCEL » TARIMDA ÖNCE PARADİGMA DEĞİŞİKLİĞİ GEREKİYOR- Prof. Dr. AZİZ EKŞİ

11.04.2018 - 6:52

TARIMDA ÖNCE PARADİGMA DEĞİŞİKLİĞİ GEREKİYOR- Prof. Dr. AZİZ EKŞİ

 

 

 

 

Türkiye’de tarımsal üretimde bir gerileme dönemi yaşanmaktadır. Bu gerilemenin başlıca nedeni liberal yaklaşımla tarımın dalgalanmaya bırakılmasıdır.

Gerilemenin bitkisel üretime yansıması;  1990-2015 döneminde ekili alanın %17 azalmasıdır. Başka bir deyişle 3.2 milyon ha alana üretim dışı kalmasıdır. Bu dönemde kişi başına buğday üretimi de 380 kg’dan 290 kg’a düşmesidir. Bunu doğrulayan ikinci gösterge ise nüfus artışına karşılık hayvan varlığının 56.7 milyondan 55.5 milyona azalması ve böylece kişi başına hayvan varlığının 1.07’de 0.71’e düşmesidir. Sonuçta Türkiye’nin yağlı tohum ve ham yağa ek olarak canlı hayvan, kırmızı et ve baklagil ithal etmeye başlamasıdır.

Bu gidiş tarımsal üretimin ve gıda güvencesinin ciddi bir tehdit altında olduğunu gösteriyor. Günü kurtarmaya yönelik tarım politikaları durumun her yıl daha da kötüleşmesine yol açıyor. Yerli üretim giderek azalırken dışa bağımlılığımız giderek artıyor.

Bu gidişin ivedi olarak durdurulması, bitkisel ve hayvansal üretimin arttırılarak kendine yeterliliğin sağlanması ve ithalata bağımlılığın sonlandırılması gerekiyor. Bunun koşulu ise çiftçiliğin kazanç getiren bir uğraşa dönüştürülmesi ve bu amaçla çiftçiye insanca yaşayacağı bir ortamın ve gelir garantisinin sağlanmasıdır.

Buna ulaşmanın yolu ise tarımda liberal politikaların terk edilerek yerli kaynaklara dayalı, doğayı ve çiftçiyi korumaya odaklı ve  ülke koşulları ile uyumlu bir tarım politikası uygulanmasından geçiyor. Bu kapsamda atılması gereken öncelikli adımlar aşağıdaki gibidir:

(1)          Tarım sektöründe kooperatifleşme, başlıca çiftçi örgütlenmesi olmalı ve kamu tarafından desteklenmelidir. Kooperatifleşmeyi yaygılaştırmadan tarımsal üretimin planlanamayacağı, yeniliklerin çiftçiye ulaşamayacağı ve çiftçinin ürününü değeri pahasına satamayacağı açıktır. Tarımsal destekler de çiftçiye kooperatif üzerinden ulaşmalıdır.

(2)          Tarımsal destekleme uygulamalarının üretime yansımadığı görülüyor. Bunun başlıca nedeni; destek toplamının yetersiz olması(GSMH’nın %0.5’inden düşük), destek kriterlerinin gerçekçi olmaması ve desteklerin gerçek üreticiye ulaşmamasıdır. Bu nedenle tarımsal destek tutarı, önce ilgili yasada öngörülen GSMH’nın %1’i düzeyine çıkarılmalıdır.Desteklerin gerçek üreticilere ulaşması sağlanmalıdır. Bu amaçla destek kriterleri gerçekçi olmalı ve üreticilerin desteklere ulaşması kolaylaştırılmalıdır.

(3)          Tarımsal üretimde aile çiftçiliği daha fazla pay sahibi olmalıdır. Aile çiftçiliği tarımın sürdürülebilirliği açısından olduğu kadar doğal kaynakların korunması ve kentlere göçün azaltılması açısından da önemlidir. Aile çiftçiliğine hem kooperatifleşme, hem de destekleme kriterleri ile destek olunmalıdır.

(4)          Çiftçiliğin terk edilmesine yol açan başlıca faktörlerden biri de tarımsal girdi fiyatlarının yüksekliğidir. Girdi fiyatları ürün fiyatlarından daha hızlı artmakta ve her geçen yıl çiftçinin durumu kötüleşmektedir. Bu nedenle başta mazot olmak üzere tohum, gübre, ilaç,  damızlık ve yem gibi girdilerin ürün maliyetindeki payı tedarik ve destekleme yolu ile azaltılmalıdır. Ayrıca girdilerin yerli üretimi desteklenerek dışa bağımlılık azaltılmalıdır.

(5)          Kırsal ortamın (yol,su,elektrik, sağlık,eğitim vb) geliştirilmesi için köykent projesi yeniden uygulamaya konulmalı ve aynı havzada bulunan ve güçlerini gönüllü olarak birleştiren köy gruplarına öncelik verilmelidir.

(6)          Tarımda sulamaya elverişli alanın (8.5 milyon ha) henüz %60’ı sulamaya açılmıştır. Sulama yatırımlarının öncelikle tamamlanarak tarımsal üretimin doğal koşullara bağımlılığı azaltılmalı ve  tarımsal verim arttırılmalıdır. Ayrıca iklim değişiminin tarımsal üretim açısından olası olumsuz etkileri tartışılmalı ve önlemi tanımlanmalıdır.

(7)          Üretim planlaması halkın yeterli ve dengeli beslenme gereksinimi dikkate alınarak yapılmalıdır. En önemli yetersizlik hayvansal protein açığıdır. 2013 yılında kırmızı et üretiminden kişi başına düşen pay ABD’de 132 kg, AB’de 84 kg iken Türkiye’de 35 kg’dır ve bu değer dünya ortalamasından(41 kg) bile düşüktür. Bu nedenle, gıda güvenliği açısından hayvansal üretimin artırılmasına öncelik verilmelidir.  Ayrıca  gıda güvenliği açısından ise kayıt dışı ve hileli gıda üretimi engellenmelidir.

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :