TECAVÜZ BİR SAVAŞ STRATEJİSİDİR- GÜLDAL ÖKTEM OKUDUCU

Ana Sayfa » GÜNCEL » TECAVÜZ BİR SAVAŞ STRATEJİSİDİR- GÜLDAL ÖKTEM OKUDUCU

11.05.2018 - 10:06

TECAVÜZ BİR SAVAŞ STRATEJİSİDİR- GÜLDAL ÖKTEM OKUDUCU

TECAVÜZ BİR SAVAŞ STRATEJİSİDİR

 

Vietnam; “Türk halkı hayranlık verici bir cesaret ve fedakârlık ruhuyla uğursuz Sevr anlaşmasını yırttı ve bağımsızlığını kazandı. Emperyalizmin düzenlerini yendi ve sultanın tahtını devirdi. Bitkin, parçalanmış ve çiğnenmiş bir ulusu, birleşmiş ve güçlü bir cumhuriyet haline getirdi, devrimini yaptı” diyen HoŞiMinh’in ülkesi…

Bağımsızlık…

Özgürlük…

Eşitlik…

Adalet…

Onur…

Dayatan koşulların niteliğine uygun örgütlenmelerle ve can pahasına korunmuştur çoğu zaman.

ABD’nin Vietnam’ı işgal sürecinde,12 ile 14 yaş arasında ki genç kızların çoğuna ve binlerce kadına tecavüz eden ABD askerleri, Saygon’u neredeyse açık genelev haline getirmişti. Saygon’da bir anayla gelininin tarlada Amerikalı askerlerin tecavüzüne uğraması, Vietnamlı kadınları öfkeden çılgına çevirdi. 1970’de Vietnamlı kadınlar, “VİETNAMLI KADINLARIN ONURUNU SAVUNMAK ÜZERE BİR KADIN KURULU” oluşturdu. Amerikan birliklerinin çekilmesini isteyen bir Kurultay toplayarak bir eylemlilik başlattı.

 

Eylemlere bir örnek:

“ Kadınlar küçük kümeler halinde, başlarında örtüleri ellerinde bastonlarıyla hiç kimsenin dikkatini çekmeden pazara gittiler. Birden bire bir noktada toplaşıverdiler. Başlarındaki örtüler bir anda bayrağa dönüştü. Ve “Amerikan Emperyalistleri Güney Vietnam’dan Dışarı” gibi sloganlar atmaya başladılar. Çeşitli kurumlara dilekçeler vermek üzere küçük kümeler halinde birbirlerinden ayrıldılar. Birçoğu tutuklandı. Kucaklarında bebekleriyle çevre yerleşim bölgelerinden gelen kadınlar tutukluların salıverilmesi için büyük bir gürültü ve kargaşa yarattı. Güney Vietnamlı resmi yetkililer sloganlar ve çocuk ağlamaları arasında tutuklu kadınları salıvermek zorunda kaldı.”

 

ABD Vietnam’da 3 milyon insanı katletti.

Ve defoldu gitti.

 

Tüm savaşlarda tecavüzün bir savaş stratejisi olarak kullanıldığının şahididir insanlık.

Türkiye savaşta ve yabancı askerlerin işgali altında değil ama stratejik bir savaş aracı olan “tecavüz” hep gündemde ve kurban sayısı her gün daha da artmakta.

 

Neden?

Tam da şu anda; yurdumuzun bir köşesinde, bir kadın ya da çocuk şiddet görüyor, taciz ya da tecavüze uğruyor, öldürülüyor, çocuk yaşta evlendiriliyor, yetmiyor anne oluyor.

Her gün ama her gün çocukların ve kadınların insan haklarına tecavüz ediliyor.

 

AKP’nin 16 yıllık iktidarında, şiddet-istismar-taciz-tecavüz korkutucu boyutlara ulaştı.

Çocuk istismarı vakalarında son 10 yılda 700 kat artış var.

2017 yılında 409 kadın cinayeti işlendi. 387 çocuk cinsel istismara uğradı.

332 kadına cinsel şiddet uygulandı.

Türkiye, 18 yaş altında evlendirilen kız çocukları oranında, Avrupa’da birinci sırada ve neredeyse her 3 evlilikten biri çocuk evliliği…

Basına yansıyan haberlerden derlenen sayılar bunlar. Gerçek çok daha ürkütücü…

 

Sayılar bazen sadece semboldür.

Oysaki her sayı bir utancın, silinmesi olanaksız acıların ve kayıpların hikâyesidir. O sayıların içinde, hikâyelerinin taşınamaz ağırlığı altında nice acı çığlık atar. İşte iki çığlığın kısa hikâyesi…

 

“38 günlüktüm. Yalnızdım.

Hastaneye getirildiğimde kimliğim yoktu.

“bebek” diye kaydettiler.

Kafatasım kırılmıştı. Vücudum ısırıklardan morarmıştı.

Adli Tıp raporuna; “vücuda organ sokmak suretiyle cinsel yönden istismar” yazdılar.

Ölü bir bebeğim ben.

Ölüyken de yalnızım.

Üzerime kim toprak atar bilmiyorum.”

 

“Ensar Vakfından Muammer B.’nin tecavüz ettiği 45 erkek çocuktan biriyim ben.

Bakanın; “Buna bir kere rastlanmış olması, karalamanın gerekçesi olamaz” dediğini duydum.

Bunu herkes duydu…

Herkes kendi oğlunun başını okşadı, yemeğine devam etti.

Sonra da uyudu.

Ben artık hiç uyumuyorum.

Şu an kuyunun dibindeyim, diğer 44 arkadaşım da yanımda.

Sesimizi duyan var mııııııı?”

 

**

Tecavüz de işgal gibi insan hayatını ve onurunu hedef alan bir ele geçirme eylemidir.

Erdemsizliğin ve zorbalığın en ilkel dışa vurumu,hakkı olmayana zor yoluyla sahip olma girişimidir.

Tecavüz öyle bir silahtır ki; bir kişiyi hedef almış gibi görünse de, asıl hedef tüm toplumdur.

Toplumu ya da bireyi dize getirme, özsaygısını yok edip hiçleştirme yöntemidir.

Kişiliksizleştirmenin, kimliksizleştirmenin, efendi köle ilişkisi yaratmanın yoludur.

Kadını erkekle eşit görmeyen, küçük görme ve aşağılamaya dayalı, örgütlü bir devlet politikasıdır.

Güçsüzlük ve öç almanın, şiddetin ve vicdan yoksunluğunun yansıması olan tecavüzün hedefinde yaşam tarzımız da vardır.

Dolaylı da olsa, Türkiye’nin rejim sorununun öznesidir.

Örgütlü ve politik bir kötülüktür tecavüz.

Derin bir tarihsel hesaplaşmanın ürünüdür.

Kadın erkek eşitsizliği üzerine inşa edilen bir toplum modelinin davet ettiği en çirkin, en vahşi yöntemdir.

Ortadan kaldırılmasının yolu da; kadınların ve çocukların, dolayısıyla tüm toplumun onurunu savunmak üzere harekete etmekten geçer.

Sabır isteyen, özveri ve emek isteyen, bedel ödemeyi gerektiren bir mücadeleden ve ilkeli bir örgütlenmeden geçer.

Örgütlü bir şekilde, cesaretin, aklın öncülüğünde, onu destekleyen iklimin yaratıcısı olan iktidarı eylemiyle-söylemiyle-ideolojisiyle yıkmaktan geçer.

 

Kadınların kararlılığı da bu süreçte başat rol oynar.

Ve her halde, koşullar ABD işgali altındaki Vietnam’dan daha ağır değildir.

Ve her halde, bizim eylemlerimiz, Vietnamlı kadınların onurunu savunmak üzere oluşturdukları kadın kurulunun eylemlerinden daha fazla risk içermez.

 

GÜLDAL ÖKTEM OKUDUCU- CHP KADIN KOLLARI ESKİ GENEL BAŞKANI

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :