TEVFİK KIZGINKAYA- TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN 100. YILI

Ana Sayfa » GÜNCEL » TEVFİK KIZGINKAYA- TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN 100. YILI

21.04.2020 - 18:29

TEVFİK KIZGINKAYA-  TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN 100. YILI

 

 

Demokrasinin temeli ve çatısı, Ulusal Egemenliğimizin kaynağı olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) açılışının 100. Yılına ulaştık.

Bugün, varlığımızı borçlu olduğumuz böylesi önemli bir olayın 100. Yılını yaşamak bir şanstır. Ancak TBMM’nin açılışı ve varlığı, sadece 23 Nisan’larda bir günlük bir bayram olarak kutlanılacak bir olay değildir.

TBMM’nin anlamını ve geleceğimiz açısından önemini bilmek için 100 yıl önceki kurulduğu dönemin koşullarını, kuruluşunu, niteliğini ve işlevini sonuçlarıyla beraber iyi görmemiz gerekmektedir.

1920 koşullarında memleketin ve milletin hali:

 İşgal edilmiş bir ülke,
 Maliyesi yabancıların kontrolünde ekonomisi borç batağında bir devlet,
 Hukuken var olan yetkisiz bir İstanbul Meclisi,
 Sevr projesine imza atmış ve teslim olmuş bir yönetim,
 İngiltere ile işbirliği yapan bir Padişah, Halife Sultan,
 Yıllardır cepheden cepheye koşturan, savaşmaktan yılmış ve yorgun düşmüş insanlar,
 Ulaşımın ve iletişimin olmadığı köylerde (40 bin) yoksulluğun ve cehaletin karanlığında, hastalıklarla boğuşarak yaşayan padişahın kulları, bir ümmet toplum…

 

****

 

Mustafa Kemal Atatürk, bu koşullarda Samsun’dan başlattığı Özgürlük ve Bağımsızlık mücadelemizin karargahı olarak seçtiği Ankara’ya geldikten sonra kurduğu ilk yapı, BMM’dir. (11921’de TBMM adını almıştır.) TBMM’nin açılışı için Heyet-i Temsiliye adına yayınladığı 19 Mart 1920 tarihli genelge, bundan sonraki süreci belirleyen son derece önemli bir belgedir.

“Valiliklere, Bağımsız Sancaklara ve Kolordu Komutanlarına, … Şu halde devlet merkezinin korunmasını milletin bağımsızlığını ve devletin kurtarılmasını sağlayacak tedbirleri düşünmek ve uygulamak üzere millet tarafından olağanüstü yetkiler taşıyan bir meclisin Ankara’da toplantıya çağrılması ve dağılmış olan milletvekillerinden Ankara’ya gelebileceklerin de bu meclise katılmaları zarurî görülmüştür. Bu bakımdan aşağıda verilen talimat gereğince seçimlerin yapılması, yüksek ve derin vatanseverlik anlayışından beklenir.” On beş gün içersinde yapılması istenen seçimler sonrasında 23 Nisan 1920 Cuma günü saat 14.45’te açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi;

• İstanbul’dan, Meclisi Mebusan’dan gelen 92,
• Birisi Yunanistan’dan olmak üzere, diğerleri Malta’dan (sürgünden) gelen 14,
• 19 Mart tebliğine göre seçilmiş 232 milletvekili olmak üzere toplam 66 seçim çevresinden seçilen 337 milletvekilinden oluşmuştur.

Tarık Zafer Tunaya, Meclisin açılışını şöyle tanımlıyor:

“…Meclis açıldığında bütün Türkiye oradadır: Fesli Osmanlı modernistleri, liberaller, inkılapçılar, Bolşevik sempatizanı solcular, üniformalı askerler, sarıklı hocalar, kavuklu Alevi dedeleri, mahalli kıyafetleriyle Kürt şeyh ve aşiret reisleri…”

Mustafa Kemal Atatürk, meclisin yetkileri ve hükümetin kurulması konusundaki fikirlerini bir önerge ile TBMM’ne sundu. 24 Nisan 1920’de kabul edilen önergeye göre kabul edilen ilk kararlar şunlardır;

1. Hükümet kurmak gereklidir.

2. Geçici kaydıyla bir hükümet reisi tanımak veya padişah kaymakamı atamak doğru değildir.

3. Mecliste toplanmış olan milli iradeyi vatanın kaderine hakim kılmak temel ilkedir. BMM’nin üstünde bir güç yoktur.

4. BMM, yasama ve yürütme yetkisine sahiptir. Meclisten seçilecek bir heyet meclise vekil olarak hükümet işlerini görür. Meclis başkanı hükümetin de başkanıdır.

5. Padişah ve halifenin durumu bulunduğu baskıdan kurtulduktan sonra meclis tarafından belirlenecektir.

Meclis Başkanlığına seçilen Mustafa Kemal Atatürk, TBMM açılışını ve varlığını; “Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O
da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir” sözleriyle tanımlamıştır. (Aklın Yolu Cumhuriyet s.89-90)

Bugün öncelikle görmemiz gereken temel nitelik; TBMM, 1920’de hepimizin aile büyükleri olan dedelerimizin, ninelerimizin, babalarımızın, annelerimizin desteği ve katılımlarıyla kurulmuş HALKIN MECLİSİ’dir, ULUSUN MECLİSİ’dir.

 

*****

 

Böylesi koşullarda kurulan TBMM, aldığı kararlarla tarihte İLK’lere imza atmıştır.

• Tarihte Ulusal Bağımsızlık Savaşı yöneten ilk ve tek GAZİ MECLİS’tir.
• Ulusal Bağımsızlık Savaşımız Meclis tarafından, demokrasinin kuralları ile yönetilmiş
ilk ve tek Bağımsızlık Savaşıdır.
• Bağımsızlık Savaşının tüm kararları Meclis tarafından alınmıştır.
• Meclis Başkanı olan Mustafa Kemal’e Başkomutanlık görevi ve yetkileri Meclis kararı ile verilmiştir.
• Ulusal Bağımsızlık Savaşımız Emperyalizmin askeri alandaki ilk yenilgisidir.
• Türkiye Cumhuriyetinin bağımsız bir Devlet olarak tanınmasını sağlayan Lozan Barış Antlaşmasını onaylayan iradenin sahibidir. Lozan, emperyalizmin siyasi masadaki ilk ve tek yenilgisidir.
• 29 Ekim 1923’de Cumhuriyeti ilan ederek Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran da TBMM’dir ve dünyada “DEMOKRATİK DEVRİMLE” devlet kuran tek Meclistir.

Dünya tarihinde böylesi ilklerin sahibi olan TBMM’nin, bugün parlamenter demokratik yönetim şeklinden uzaklaşılarak işlevsiz bir konuma düşürülmesi kabul edilemez bir durumdur. Bizler için çağdaş yaşamımızın vazgeçilmez niteliği olan Demokratik Laik Sosyal
Hukuk Devletinin güvencesi konumundaki Meclisimize sahip çıkmak hepimizin yurttaşlık görevidir.

TBMM’nin bugünümüz ve geleceğimiz için ne anlama geldiğini Atatürk’ün yüzyıl öncesindeki sözlerinde görüyoruz. “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, millîdir; tamamıyla maddidir, gerçekçidir. Var sanılan ülküler arkasında, o ülkülere ulaşmak için değil, fakat ulaştırmak hülyasıyla milleti kayalara çarparak, bataklıklara batırarak, en sonunda kurban ederek mahvetmek gibi cinayetten kaçınan bir hükümettir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütün programlarının ilkesi şu iki esastır: Tam bağımsızlık, kayıtsız ve şartsız millî egemenlik!”

*****

Cumhuriyet bir ‘Devrim’dir. Bağımsızlığımızı ve Cumhuriyetimizi sürdürebilmek için sürekli gelişime gereksinim vardır. Cumhuriyet Devrimini sürdürecek olanlar ise bizleriz. Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı uyarı ve çağrı bugün için de geçerlidir: “Biz, büyük bir
devrim yaptık. Ülkeyi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Birçok eski kurumu yıktık. Bunların binlerce taraftarı vardır. Fırsat beklediklerini unutmamak gerekir. Ulusun ve devrimin içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için, bütün ulusalcı ve cumhuriyetçi güçlerin bir yerde toplanması gerekir.”

Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri her kuşaktan gençler içindir. Yüz yıl sonra bizler; Cumhuriyetimiz temelinde buluşmak, Atatürk İlkelerinin gösterdiği çağdaş uygarlık yolunda yürümek, Kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emaneti olan Tam Bağımsız, Demokratik Laik Cumhuriyeti ve Sosyal, Hukuk Devletimi yaşatmak ve geleceğe taşımakla sorumlu ve görevliyiz.

Kurtuluş Savaşımızın önderi ve Başkomutanı, TBMM’nin ilk Başkanı, Türkiye Cumhuriyetimizin Kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, TBMM’nin kurucu milletvekillerini, Kurtuluş Savaşımızdan bugüne Ulusumuzun özgürlüğü ve Devletimizin bağımsızlığı, Vatanımızın bütünlüğü uğruna can veren şehitlerimizi ve gazilerimizi saygıyla ve şükranla anıyor ve selamlıyorum.

Tevfik Kızgınkaya

Ziyaretçi Yorumları

İsmail Çevik22 Nisan 2020

Anadolu Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyetlerinden,
Samsun Havza Amasya Erzurum Sivas kongrelerinden gelen,
Heyeti Temsiliye nin önderliği etkinliğiyle,
İşgal edilen dağıtılan payidah Meclisi mebusan dan ve
Yeni seçilenlerden ibaret milletvekillerinin ilk oturumda toplanması ile
23 nisan 1920 de;
Kurulan
Devletin ,
kurtuluşu kuruluşu için dualarla açılan,
fevkalade yetkili
gazi
Türkiye Büyük Millet Meclisi nin,
Anadolu da Trakya da güney de
Milli misaki nı
koruyarak;
Kuvayi milliye ruhu ile emperyalizme sömürgeciliğe
işgale
yedi düvele karşı kavramanca varıyla yoğuyla savaştığı,
Baş kaldıran
mazlum uluslara
örnek olduğu,
Osmanlılığı saltanatını, Arap İslamlığının Hilafetini yıkarak,
tarikatlar ve tekkeler de kapatılarak,
Çağdaş laik aydınlanma ile bilimin egemenliğin millet de halk ta olduğu gerçeklerini,
Bizlere
kalıcı sağladığı,
yaşanmış olup bilinmektedir.

Geleceğimizi
çocuklara ve gençlere
dünya barışına
adanan
100 yıllık ~asırlık
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin
Büyük Meclisinin
adına yaraşır yakışan şekilde
23 nisanda da kutlanması gerekir.
Varlığını ,
23 nisan a borçlu camiilerden
ezan okunduktan sonra
istiklal marşı ve diğer marşların okunması ve milli duyguların yaşatılması gerekir.

Covid 19 pandemi nedeniyle sokağa çıkma yasağı konulmasının,
cumhuriyet nimetleriyle iktidara gelenlerin
demokrasiyi yaşam biçimi yerine,
araç olarak görenlerin
iktidarda olduğu ve
iktidarlarını,
yasama yürütme yargı basın ve örgütler şeklinde paylaşmadığı sürece,
Bağımsızlığın halkın ve çocukların geleceğinin tehlikede olduğu ve de gelecekte
demokrasinin barışın kurulmasının zor olacağı da görülmektedir.

O halde,
iktidarın çöküntü hallerine ve haberlerine uygun olarak halkın örgütlenmesi ve
iktidar kadrolarının oluşturulması
2023 e kadar da cumhuriyet ve demokrasinin acilen sağlam kurulması gerekir.
Bu vesile ile bağımsız özgür ülkemizi ve
güzel ülkemizde özgür yaşama olanaklarını,
Bizlere
sağlayan başta
Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarına sonsuz şükranlarımızı sunmayı borç bilmekteyiz.

Mehmet Ali Kankotan23 Nisan 2020

Değerli Tevfik Kızgınkaya, günün önemine ilişkin son derece anlamlı ve geleceği aydınlatıcı güzel bir makale olmuş. Sizi tebrik ediyor; aydınlatıcı çabalarınızın devamını diliyorum.

Zeliha Doğan Yeşil23 Nisan 2020

Bu tarih hep yazılacak. Ve bütün dünya bu tarihi okuyacak. Çünkü bu tarih hep en büyük başarı olarak var olacak. Anılacak. Yazanlara selam olsun.

İlgili Terimler :