TEVFİK KIZGINKAYA YAZDI- A-NORMALLEŞEN TÜRKİYE

Ana Sayfa » GÜNCEL » TEVFİK KIZGINKAYA YAZDI- A-NORMALLEŞEN TÜRKİYE

03.10.2020 - 15:09

Tevfik Kızgınkaya

Tevfik Kızgınkaya

yazarın tüm yazıları
TEVFİK KIZGINKAYA YAZDI- A-NORMALLEŞEN TÜRKİYE

 

 

A-NORMALLEŞEN TÜRKİYE

 

Ekonomiye bakan 29 Eylül Salı günü açıkladığı Yeni Ekonomi Programla iktidarın çaresizliğini itiraf etmiştir. Tanıtımda kullanılan Yeni Dengelenme, Yeni Normal, Yeni Ekonomi gibi süslü tanımlarla da ekonomideki tıkanmışlığın üstünü örtmeye çalışmıştır. Ekonomiye bakanın “döviz kuru benim için önemli değil” sözleri de ekonominin gerçek durumunu göstermektedir.

Baştan söyleyelim, aynı ekonomi politikasının başına “yeni” kelimesi koymakla krizden çıkılacağını iddia etmek en hafifinden halkı kandırmak demektir.

İçinde üretime, çiftçiye, KOBİ’lere, esnafa, emekliye yani halkın gelirine ilişkin en ufak bir önlemin bulunmadığı bu program uluslar arası sermayeye ve para piyasalarına selam vermekten başka bir anlam taşımamaktadır.

Orta Vadeli Planın (OVP) yasal adının propaganda amaçlı değiştirilmesi bile devlet ciddiyetinden ne kadar uzaklaşıldığını ve Türkiye’nin kişiye ait bir şirket gibi yönetildiğini göstermektedir.

*****

“Yolsuzluk, yoksulluk ve yasakları yok edeceğiz,” “Türkiye normalleşecek” iddiasıyla iktidara gelen RTE-AKP’nin bu süreci nasıl yönettiğine bakalım.

  • YOLSUZLUK, Çiğdem Toker’in “Kamu İhalelerinde Olağan İşler” kitabını yazmasına ve ödüller kazanmasına neden olacak boyutlara ulaştı. Ancak sorgulanamıyor. Halkın yani bizlerin vergileriyle oluşan devletin bütçesi, kendilerine bağlı beş şirkete sorgusuz sualsiz verilen “ihalelerle” harcanıyor. Kamu kuruluşu olan Halk Bankasının ve devleti yönetenlerin adları uluslar arası yolsuzluk iddialarına karışmış olması ise ülkemiz adına üzüntü verici bir durumdur.
  • YOKSULLUK için, açlık sınırı 2434 TL, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 7850 TL iken asgari ücret 2325 TL ise, Halkın yüzde 80’i açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşıyorsa başka bir söze gerek var mı? İşsizliğin gençlerde yüzde 25’e, genelde yüzde 30’a yükseldiği koşullarda yoksulluk adına ne söylenebilir ki? Tarlada, atölyede, fabrikada üretim yok edildi. Yabancı markaların mallarını tüketiyoruz, bedelini de dövizle ödüyoruz. Sonuç olarak işsizliği ve yoksulluğu yaşıyoruz.
  • YASAKLAR, iktidarın yönetim politikasının tanımıdır. Gerçekleri konuşmanın, eleştirmenin, itiraz etmenin, hakkını aramanın, muhalefet yapmanın, Ulusal Bayramları kutlamanın “yasak” olduğu tek adam yönetiminde Demokrasi de yasaktır. Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle 1 yılda 36 bin 66 kişiye soruşturulma açılması, 12 bin 298 kişi yargılanması ve 3 bin 831 kişi ceza alması yasakların nasıl yok (!) edildiğinin bir başka göstergesidir.

Yolsuzluklara yasal kılıf giydirilmiş, yoksulluk yönetilmiş, yasaklar çoğaltılmıştır.

RTE-AKP iktidarı normalleşme adına Türkiye Cumhuriyetini ANORMALLEŞTİRMİŞTİR.

*****

RTE-AKP iktidarına göre normalleşen Türkiye’de;

  • Adalet kavramı yoktur,
  • Hukuk devleti yoktur,
  • Yargı Bağımsızlığı yoktur,
  • Meclisin yetkisi yoktur,
  • Yönetenlerin denetimi yoktur,
  • Basın özgürlüğü yoktur,
  • Ulusun egemenliği yoktur…
  • Tek kişinin egemenliği vardır.

Hedef; Demokratik Laik Cumhuriyeti ve parlamenter sistemi ortadan kaldırmak ve tek adam iktidarını kurmaktır.

Bu koşullarda RTE-AKP neden iktidarda kalabiliyor, sorusunun yanıtı uyguladıkları siyasi stratejide ve algı yönetiminde saklıdır.

  1. Kavramaları ve kurumları önce kirletmek ve karalamak, ardından da haklın gözünde itibarsızlaştırmak ve yok etmek,
  2. İtibarsızlaştırdığı alanda kendi uygulamasını “normalleşiyoruz” gerekçesi ile çözüm olarak sunmak,
  3. Sunduğu çözümde sorun çıkarsa önemsizleştirmek, sıradanlaştırmak ve gündemden düşürmek,
  4. Sürekli bir karşıt yaratmak ve karşıt karşısında mağdur konumunda olmaktır.

Bu yolda attığı adımlara bakalım;

  • İlk olarak, hedefine ulaşmada kendisine engel olarak gördüğü kurumlara yöneldiler. Yargı, silahlı kuvvetler ve üniversiteler karalandı, itibarsızlaştırıldı ve normalleşiyoruz diyerek kendilerine göre yapılandırıldı.
  • Yetmedi, hukuka ve halkın çıkarlarına aykırı uygulamalarına engel olan Barolar Birliği, TMMOB ve Türk Tabipler Birliği hedefe konuldu. Şimdi de hedefte Anayasa Mahkemesi var.
  • Gündemi değiştirmek, Cumhuriyeti ve muhalefeti suçlamak için “Camileri ahır yaptılar, başörtüsünü yasakladılar” yalanına başvurdular.
  • Sağlıktan eğitime, ekonomiden yargıya, çalışma yaşamından devletin yönetimine kadar yapılan tüm düzenlemelerin nedeni hep “normalleşme”, gerekçe ise “ileri demokrasi ve milli irade” oldu.
  • Kim karşı çıkarsa ve eleştirirse “bunlar gelişmemize, demokrasiye” karşı diyerek suçlandı ve yargı eliyle susturuldu.
  • Gerçekleri ve doğruları anlatan ve yazan bilim insanları, gazeteciler, aydınlar, yurttaşlarımız ya işlerinden oldu ya da cezaevlerinin karanlığını yaşadılar.

Sonuçta RTE-AKP iktidarı Türkiye Cumhuriyetini ANORMALLEŞTİRMİŞTİR.

*****

İşin gerçeği;

AKP, tek adamlık bir paylaşım partisidir.

Varlığını sürdürebilmek için iktidarda kalmak ve devletin olanaklarını kullanmak zorundadır.

İktidarda kalabilmek için önce AB yolunda yürüdüler, sonra “açılım” dediler, zaman geldi milliyetçi, gün geldi Atatürkçü bile oldular.

Denetlenemeyen ve hesap sorulamayan bir düzen yarattılar.

İktidara gelirken çıkarttık dedikleri gömlek bugün üstlerindedir.

RTE-AKP için normalleşme, Türkiye’nin ılımlı İslam Cumhuriyeti haline dönüşmesidir.

*****

Türkiye’nin acilen NORMALLEŞMESİ gerekmektedir.

Normalleşmek için Cumhuriyetin kuruluş ilkeleri ve felsefesine dönülmelidir.

Türkiye halkçı, aydınlanmacı, kalkınmacı, kamucu ve devrimci anlayışla çağın koşullarına uygun Cumhuriyet politikaları ile yönetilmelidir.

Türkiye’nin normalleşmesi için her şeyden önce SİYASETİN NORMALLEŞMESİ gerekmektedir.

Nasıl, sorusuna yanıtı bir başka yazıda arayalım.

 

 

 

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :