TEVFİK KIZGINKAYA YAZDI- CUMHURİYET’İN KIRILIŞI (1)

Ana Sayfa » İÇ ve DIŞ SİYASET » TEVFİK KIZGINKAYA YAZDI- CUMHURİYET’İN KIRILIŞI (1)

07.11.2020 - 17:12

Tevfik Kızgınkaya

Tevfik Kızgınkaya

yazarın tüm yazıları
TEVFİK KIZGINKAYA YAZDI- CUMHURİYET’İN KIRILIŞI (1)

 

 

Yaşamımızı olumsuz etkileyen kırılmaları yaşamaya devam ediyoruz. 30 Ekim Cuma günü yeryüzünün 16 kilometre altındaki FAYLARIN KIRILMASI sonucu meydana gelen deprem İzmir’de 504 binada hasara, 7 binanın yıkılmasına, 1035 insanımızın yaralanmasına ve 114 insanımızın da yaşamlarını kaybetmesine neden oldu. Bu doğal doğa olayında doğal olmayan bina yıkımları sonucunda İNSANLARIMIZIN YAŞAMLARI KIRILDI.

Bu olayın bir başka üzücü yönü ise bu büyük acıyı paylaşamayan ve depremin nedenini İzmirlilerin çağdaş yaşama sahip çıkmalarına bağlayan ümmetçi zihniyete sahip bazı “insanların” varlığı oldu. Aynı topraklarda birlikte yaşadığımız bu “insanların” bir Millet-Ulus olmanın getirdiği duygu birliğini yitirmesi ise bir başka KIRILMADIR.

Bu durum, yüz yıl önce emperyalist işgale karşı Kurtuluş Savaşını kazanmamızı ve Türkiye Cumhuriyetini kurmamızı sağlayan Ulus olma bilincinin ve birlikteliğinin yitirilmekte olduğunu göstermektedir.

Cumhuriyetimizin kuruluş ilkelerinin ve değerlerinin kırıldığı ve yok sayıldığı bugünkü Türkiye’ye neden ve nasıl geldiğimizi görmeye çalışalım.

*****

Cumhuriyetin kuruluş hedefi, insanları çağdaş yaşama biçimine sahip eğitimli ve bilinçli yurttaşlar olan çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış bir ülke yaratmaktır.

Ancak siyasette ve ülke yönetiminde uygulanan politikaların sonucunda kuruluş ilkelerimiz KIRILMIŞ ve Cumhuriyet hedefinden uzaklaştırılmıştır.

Doğru değerlendirme yapabilmek için kuruluş döneminin koşullarını bilmek zorundayız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı sonrası için söyledikleri 1923 Türkiye’sinde Memleketin ve Milletin halini ve Cumhuriyetin amacını görmemiz için yeterlidir.

“Asıl savaşımız şimdi iki cephede başlıyor. 1. Cehalete, 2. Sefalete karşı.”

Cumhuriyetin çağdaş uygarlık düzeyine ulaşabilmesi için eğitimde cehaleti, ekonomide de sefaleti yok etmek gerekiyordu. Nüfusun yüzde 78’inin 40 bin köyde yaşadığı, ulaşımın ve iletişimin olmadığı koşullarda cehalete karşı “Toplu Eğitim Seferberliği”, sefalete karşı “Toplu Kalkınma Hamlesi” ile savaşılmıştır. Amaç, Cumhuriyeti eğitimi ve ekonomisiyle köye sokmaktır. Sürecin ayrıntılarına daha önceki yazılarda yer verdiğim için yinelemeden geçiyorum. Bu iki cephede verilen savaşların sonucunu 10. Yıl Marşının dizelerinde görüyoruz.

“Çıktık açık alınla on yılda her savaştan,

On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan.

Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan,

Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan…”

*****

On yıl gibi kısa bir sürede eğitimde ve ekonomide gelinen seviyenin ülke geneline yayılması, köylünün-Halkın eğitimli ve ekonomik açıdan güçlü özgür yurttaşlar olması amacı büyük çiftlik sahiplerini ve toprak ağalarını rahatsız etti ve CHP içinde ilerde Demokrat Partiyi kuracak olan muhalif liberal bir grup oluştu.

Bu süreçte yaşanılanlar, günümüzde var olan sorunları yaratan nedenlerin başında gelmektedir.

Kalkınma yolunda;

  • Mustafa Kemal Atatürk Meclisin açılış konuşmasında (1936) tarım politikasının hedefini modern tarıma geçmek olarak açıkladı.
  • Bir yıl sonra yine Meclisin açılış konuşmasında (08.11.1937) topraksız köylünün toprak sahibi olmasını sağlayacak “Toprak Reformunu” dile getirdi.
  • 02.1937 Topraksız köylüye toprak verilebilmesi Anayasa’ya alındı.
  • 06.1945 Toprak Kanunu kabul edildi.
  • Toprak Kanunu 1950’ye kadar yürürlükte kaldı ama uygulanmadı.

Eğitim yolunda;

  • 04.1940 Köy Enstitülerinin kurulması kanunu kabul edildi.
  • 09.1946 İsmail Hakkı Tonguç görevinden alındı.
  • 11.1947 Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı
  • 01.1954 Köy Enstitüleri tamamen kapatıldı.

Görüldüğü gibi Cumhuriyetin eğitimi ve ekonomisi ile köye ve köylüye-Halka ulaşması 1945 yılından itibaren muhalif liberal gurubun ve kurdukları (07.01.1946) Demokrat Partinin çabaları ile engellenmiş ve Cumhuriyetin hedefi KIRILMIŞTIR.

*****

1946’da Devletçilik anlayışla hazırlanan 5 yıllık sanayi planı değiştirilerek (1947) liberal kadrolardan oluşan bir kadro tarafından özel teşebbüsün rolünün arttıran ve tarım, ulaştırma ve enerji sektörlerine öncelik veren “Türkiye Kalkınma Planı” hazırlandı.

1947 CHP Kurultayında de sermaye çevrelerinin ekonomik talepleri benimsendi ve devletçilik, esas olarak özel teşebbüse yardım etmeye yönelik bir ilke olarak yeni baştan yorumlandı. Böylece, korumacı halkçı ekonomi politikası ve ekonomik bağımsızlığımız terk edilmiş ve Devletçilik İlkemiz KIRILMIŞTIR.

Özellikle W. Churchill’in tahrik ettiği Sovyet Rusya’ya ve komünizm “tehlikesine” karşı Türkiye’yi koruma isteğinin de etkili olduğu bu değişim, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerine de yansımış ve ABD ile şekillenmeye başlayan siyasi ilişkiler BM üyeliği ile somutlaşmıştır.

  • Türkiye 1947’de IMF’ye, Dünya Bankası’na ve Avrupa İktisadi İşbirliği Örgütü’ne üye olmuştur.
  • 12 Temmuz 1947 – ABD’den yardım isteyen Türkiye Cumhuriyeti ile ABD arasında “Askeri Yardım Anlaşması” imzalanmıştır.
  • 04 Temmuz 1948 – ABD ile “Ekonomik İşbirliği Anlaşması” imzalandı ve Türkiye Marshall Planında yer almıştır.
  • 27 Aralık 1949 – “Türkiye ile ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Anlaşma” imzalanmıştır.

Cumhuriyetimizin temel niteliği olan “Tam Bağımsızlık” ilkemiz KIRILMIŞTIR.

*****

Yardım anlaşmalarının gereği ABD’den gelen değerlendirme gruplarınca hazırlanan raporlardan öne çıkan Hilts (1948), Thornburg (1950) ve Barker (1950) raporlarında bulunan ortak saptamalar ve öneriler Cumhuriyetin kuruluş ilkelerinin ve değerlerinin neden KIRILDIĞINI ve bugünün Türkiye’sine nasıl gelindiğini de göstermektedir.

  • Bugüne kadar uygulanan politika ve yapılanlar yanlıştır, terk edilecektir,
  • Türkiye tarım ülkesidir, tarım üretimi ile kalkınacaktır,
  • Sanayisi, tarımsal üretimde kullanılacak tarım alet ve gereçleri yapacak, ara malı, inşaat malzemeleri ve gıda maddeleri işleyecek şekilde hafif ve küçük ölçekte olacaktır,
  • Diğer tüketim maddelerini üretmek pahalıdır, dışarıda ucuzdur. İthal edilmelidir,
  • Kurduğunuz fabrikalar, kapatılacak ya da satılacaktır,
  • Demiryolu yerine karayollarına ağırlık verilecektir,
  • Devlet sanayiden ve ekonomiden çekilecek, yerli ve yabancı özel girişime (sermayeye) ağırlık verilecektir,
  • Özel girişimin önündeki yasal engeller kaldırılacak, iç ve dış ticaret hukuku yeniden düzenlenecektir,
  • Türkiye’ye yapılacak yatırım ve hizmetler ABD şirketleri tarafından karşılanacaktır,
  • Gerekli uzman, yönetici ve teknik personel ile kamu yönetiminde destek ABD’den sağlanacaktır.

Sıfırın da altındaki bir ekonomiye sahip Türkiye’yi 15 yılda sanayileşen ve kalkınan bir ülke haline getireceksiniz, sonra kişisel çıkarları korumak uğruna bu yoldan sapacak ve 15 yılda “Batılı güçlerin Türk ekonomisini kurtarma programına” muhtaç hale getireceksiniz.

Başkasının, hele ki emperyalizmin aklı ve parasıyla iş yapmaya kalkmanın sonucunu, çok değil 30 yıl önce Osmanlı Devletinin batışına tanıklık etmiş olan bu kişilerin ders almamış olması da kabul edilebilecek ve affedilebilecek gibi değil.

*****

Çok partili demokratik sistemde demokrasinin ve olmazsa olmazı olan laikliğin yok edilme süreci başlatılmıştır.

  • 06.1950, Ezanın Arapça okutulmaya başlanmasıyla,
  • 10.1950, Okullara zorunlu din dersleri konulmasıyla,
  • 1954 seçimlerinde ekonomideki dar boğaza karşılık DP’nin elde edilen büyük başarının verdiği güçle “Siz öyle güçlüsünüz ki, şu anda isterseniz Anayasa’yı bile değiştirebilir, hilafeti bile getirebilirsiniz.”(29.11.1955) dile getirilmesiyle,
  • 1957 seçimlerinde DP’nin siyaseti dini temelde yapmasıyla…

Demokrasi ve Laiklik İlkemiz KIRILMAYA başlanmıştır.

*****

Yazıyı uzatmamak adına 1980 sonrası Cumhuriyetimizin değerleri ve İlkelerimiz üzerine oynanan siyasi oyunları ve yaşanılanları gelecek yazıya bırakalım.

 

M. Tevfik KIZGINKAYA

07.11.2020

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :