THERESA MAY BÜTÜN BİLİNMEYENLERİYLE İLK DEFA YURTSEVERLİK.COM’DA İRDELENİYOR. SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- BREXİT VE BİR KADIN SİYASETÇİNİN DİRENCİ

Ana Sayfa » GÜNCEL » THERESA MAY BÜTÜN BİLİNMEYENLERİYLE İLK DEFA YURTSEVERLİK.COM’DA İRDELENİYOR. SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- BREXİT VE BİR KADIN SİYASETÇİNİN DİRENCİ

15.12.2018 - 21:14

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
THERESA MAY BÜTÜN BİLİNMEYENLERİYLE İLK DEFA YURTSEVERLİK.COM’DA İRDELENİYOR. SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- BREXİT VE  BİR KADIN SİYASETÇİNİN DİRENCİ

BREXİT VE

BİR KADIN SİYASETÇİNİN DİRENCİ

Kimden söz ettiğim anlaşılmıştır: İngiltere Başbakan’ı Theresa May!

Biz Türkçe’de İngiltere olarak adlandırıyoruz ama uluslararası alanda ülkenin iki adı daha var. Birisi Birleşik Krallık (UK/United Kingdom), diğeri de Büyük Britanya (GB/Great Britain). Bunu neden hatırlattım. Çünkü tartışılan konu sadece İngiltere değil de ondan. 

Brexit deyince, İngilizler, İskoçlar, Galliler ve en önemlisi Kuzey İrlandalıları kapsayan Büyük Britanya’nın AB’den ayrılmasıdır söz konusu olan. Konuya çok yakın olmayan okuyucularım için ifade etmem gerekir. ‘Brexit’ kısaltması da, İngilizce Britanya ve Exit (çıkış) sözcüklerinin birleştirilmesinden türetilen bir kelimedir.

Ancak kolay anlaşılması için, biz yine kendi dilimizde kullandığımız adıyla yani İngiltere olarak devam edelim.

İngiltere’nin AB’ye girme sürecine bakmadan önce kısaca AB’nin ortaya çıkışını bir hatırlayalım.

Avrupa ülkelerinin bir araya gelmesi fikri bir hayli eski ama yaşama geçişi, savaş sonunda  1951 yılında altı ülkenin Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu  ile gerçekleşiyor. Daha sonra 1957’de bu yapı AET-Avrupa Ekonomik Topluluğuna dönüşüyor.

Başlarda İngiliz Milletler Topluluğu (Commonweatlth) olarak sömürgelerini kontrolu altında tutan İngiltere AET’ye ilgi göstermiyor. Ancak sömürgelerinin kontrolunu büyük ölçüde elinden kaçırmaya başlayınca 1961’de başvuruyor. 

Fransa’da 5.Cumhuriyet’in kurucusu Cumhurbaşkanı De Gaulle tarafından, özellikle ABD’ye bağımlılığı ve diğer iç sorunları nedeniyle reddediliyor. 1967’de tekrar başvurduğunda yine De Gaulle’den aynı yanıtı alıyor. De Gaulle’ün 1969 referandumu sonrası görevi bırakmasından hemen  sonra başlatılan ve dört yıl süren müzakereler sonunda 1973 başında üyeliğe kabul ediliyor.

Ancak bir ada ülkesi olarak, aslında kıta Avrupa’sının birliği olan AB’ye, uzun yıllar boyunca, pek de yakın durmadığını anlıyoruz. Para birliğine katılmıyor; Schengen adı verilen, üye olmayan dört ülkenin bile katıldığı sınırları birleştirip kontrol eden anlaşmaya da katılmıyor. Bu ayrıksı tavrı konusunda çok şey yazıldı söylendi; bunlardan bu yazıda söz etmeyeceğim.

Nihayet son yıllarda, ülkelerindeki savaşlar olmak üzere birçok başka nedenden ötürü kitleler halinde oluşan göçler Avrupa kapılarına dayanınca, İngiltere sınırlarını koruma bahanesi ile AB’den ayrılmaya karar verdi. Bunun nedenlerini de tartışmayacağım.

Bu yazının devamında, kısaca da olsa, ele almak istediğim konu, kadın Başbakan Theresa May bağlamında İngiliz Demokrasisi ve bu yapıda yetişen bir kadın siyasetçinin bütün dünyaya verdiği demokrasi ve liderlik dersi! 

Hatırlanacaktır! 2016’nın ortalarında, zamanın Başbakanı David Cameron Brexit kararının alınmasını halka sormak için referanduma gitti. Aslında referandumdan ‘AB’de Kalma’ kararının çıkmasını bekliyordu. Ancak halk %52 çoğunlukla ‘AB’den Çıkma” kararı verince, bu beklemediği sonucu ‘güvensizlik’ olarak kabul eden Cameron istifa etti. 

Cameron’un sadece bu tavrı bile, bırakın bir halk oylamasını, girdiği dokuz seçimi kaybetmesine karşın, koltuğunu bir türlü bırakmayan bizdekilere, başlıbaşına bir siyaset ve demokrasi dersidir, ama anlamak isteyene elbette!

Cameron’un ardından Muhafazakar Parti liderliğine, eski İçişleri Bakan’ı, 59 yaşındaki Theresa May geçti ve halkın çoğunluğunun verdiği ayrılma kararının yürütülmesi gibi ağır bir sorumluluğu üstlenmekten kaçınmadı. 

O günden bu yana, merakımdan fırsat buldukça konu ile ilgili haberler yanında, İngiliz Parlamentosu’ndaki görüşmeleri izlemeye çalıştım. İngiliz Parlamentosu’ndaki görüşmeleri izlemek, gerçekten başka ülkelerde pek rastlanmayan sahneleriyle, ilgi duyanlar için pek de eğlencelidir. 

Benim gibi meraklı olanlar bilir; hoşluk, oturma düzeninden başlar. Ekrandan izlediğinizde, ortadaki büyük masanın solunda önde Başbakan ve ekibini, sağda ise önde ana muhalefet Başkan’ı ve ekibini görürsünüz. 

Tartışmalar sırasında söz alanlar, arka sıralardaki kendi yerlerinden konuşurlar. Başbakan ve muhatabı Muhalefet Lideri ise, masanın iki tarafında birbirlerine üç beş metre mesafeden hitap ederler.

En geride de; oturumu yöneten,(Speaker/Konuşmacı denen) Başkan yer alır. Çok istisnai haller dışında Başkan’ın pek sesi çıkmaz ve ekranda da görünmez. Gürültüler yükseldiğinde arada bir sükunete davet eden sesini duyarsınız. 

Çünkü çok da seyrek olmayan tarzda, her iki partinin arka sıralarından çıkan seslerin volümü yükselebilmektedir. Ama sözlü atışmanın dışında, bırakın bizde ve bazı ülkelerde rastlanan, galiz küfür yanında baş göz yarmayı, en ufak bir fiziki temas olmaz.

Neyse; May ile devam edelim. 

Son iki yıldır, şaka bir yana, kadıncağızın başına gelmedik kalmadı. Kimlerden mi? Başta kendi partisi içinden; sonra tabii muhalefetten; medyadan; belki de en acısı kızgın İngilizlerin ‘eurocrat’ dedikleri, Brüksel’deki AB adına müzakereleri yürütenlerden!

Son iki yıldaki ayrıntılara hiç girmeden, gelin son bir hafta içindeki gelişmeler karşısında, May’in sergilediği inanılmaz duruşa bir bakalım.

Kendi partisi üyelerinden, üstelik içlerinde Brexit’in yürütülmesi sorumluluğu olan bakanın da bulunduğu bazı bakanların kısa bir süre önce görevden ayrılmaları May’i yıldırmadı. Yeni seçtiği bakanlarla yoluna devam etti. 

Kendi partisindeki muhterisler bununla yetinmedi. Geçen hafta parti içinden topladıkları 48 güvensizlik imzası ile parti grubunda May’i parti başkanlığından düşürmek için güvenoyu talep ettiler. Düşüremediler!

Bu arada AB’ye verdiği söz gereğince parlamentoda yapması gereken oylamanın red ile sonuçlanacağını gördü ve oylamayı, parlamenter geleneklerinde pek rastlanmadığı tarzda erteledi. Kendi partisi dahil parlamento başkanından gelen ağır eleştirilere de aldırmadı.

Bunun üzerine May, bir hafta içinde birkaç kez Brüksel’e gidip, AB ile yapılan anlaşmada, özellikle Kuzey İrlanda’nın, İrlanda Cumhuriyeti ile ilişkileri için bazı yumuşatmalar istedi. 

Önce ret edildi. May Londra’ya eli boş döndü. 

Eurocrat’ların karşısında küçük duruma düştüğüne aldırmadı. Cuma günü bir kez daha gitti ve istediği bazı yumuşamalar konusunda sinyaller alarak Londra’ya döndü.

Bu son temasları sırasında, Eurocrat’lardan birinin kendisi hakkında kullandığı aşağılayıcı kelimeyi bile, muhatabına saldırıda bulunmadan geri aldırttı.

Bütün bu koşullarda Brexit’in nasıl gelişeceği hala bilinmiyor.

Yeniden referandum dahil birçok seçenek hala masada. Ancak şu aşamada anladığım kadarıyla  Başbakan May’in bunca direnç ve ısrarlı kararlılığının altında, Britanya’nın neredeyse bölünme aşamasına gelmesinin önüne geçme düşüncesi yatıyor. 

Çünkü, İskoç’ların AB’de kalma tercihi nedeniyle, Birleşik Krallıktan ayrılmak için referandum talepleri her an gündeme gelebilir. Öte yandan Kuzey İrlanda’nın ise, Brexit sürecinde, AB üyesi olan İrlanda ile birleşmesinin olasılığı da artabilir.

Ülkenin bu yaşamsal krizi sırasında ana muhalefet İşçi Partisi ne yapıyor, diye sorulacak olursa; anlaşılan bu aşamada, büyük ölçüde kendi iç sorunları yüzünden bir yön belirleyemedikleri için, ikircikli siyaset izlemekten başka yol bulamamış görünüyor.

Bütün bu sürecin yorumunu her bir okuyucunun kendi değerlendirmesine bırakırken, bendeniz kısaca şunları söylemeden yazıyı sonlandırmak istemem.

Yüzyıl öncesine kadar ” üstünde güneş batmayan imparatorluk” olarak tanımlanan gücüyle, uluslararası siyasette hep “oyun kurucu” olmuş İngiltere’nin, 21.yy’ın ilk çeyreğini geçmek üzere olduğumuz şu günlerde sergilediği görüntü, günümüzün azgın emperyalistleri ve emperyal heveslerle hayal kuran bazı muhteris liderler için bir ders olur mu; bilemem. 

Ancak bu zorlu süreç boyunca, Başbakan Theresa May’in karşılaştığı her olumsuzluğu, demokratik çerçevede kararlılıkla aşma direnci ve kararlı olgunluğu, kanımca kendi ülkesindekiler dahil, demokratik olan veya olduğunu sanan ülkelerin siyasetçilerine liderlik dersi niteliğinde. 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :