TÜRKİYE’NİN CHP’YE OLAN İHTİYACI ULUÇ GÜRKAN

Ana Sayfa » GÜNCEL » TÜRKİYE’NİN CHP’YE OLAN İHTİYACI ULUÇ GÜRKAN

11.04.2018 - 7:59

TÜRKİYE’NİN CHP’YE OLAN İHTİYACI               ULUÇ GÜRKAN

Günümüz Türkiye’sinde CHP’ye olan ihtiyaç her zamankinden daha fazladır.

*          *          *

Türkiye’de toplumsal yapı ayrışmanın eşiğindedir. Bizi birbirimizden ayıran etnik ve dini kimliklerimiz bizi birbirimizle birleştiren Cumhuriyet yurttaşlığı kimliğimizin önüne geçmiştir. Bir arada yaşama iradesi zedelenen Türkiye bu bakımdan endişe vericidir.

 

Büyük başarıların sağlandığı söylenen ekonomi gerçekte yerinde saymaktadır.

 

Dış politikada ise büyük bir çöküş yaşanmaktadır. Uluslararası itibarımız sıfırlanmıştır.

*          *          *

Türkiye’de siyaset bu bağlamda bir sorun çözme mekanizması olma özelliğini yitirmiştir. Siyaset sahnesinde bir tür “politik star sistemi” yaratılmıştır.

 

Bu sistemde daha çok starların insani maceralarıyla meşgulüz. Ülke sorunlarını çözme işlevi, bu sistemin starlarının özel yaşam öykülerinin altında ezilip gitmektedir.  Sonuç, son yılların bocalayışlarını da besleyen, Cumhuriyetin ilk kuşaklarından çok farklı, bezgin ve umutsuz bir toplumdur.

 

*          *          *

Bu koşullarda ülkemizde demokrasi de “çoğunluk yönetimi” olma özelliğini yitirmekte, yerini Cumhuriyetin kuruluş felsefesiyle barışık olmayan bir “azınlık diktasına” bırakmaktadır. Ülkemizde, yolsuzlukların örtülmesi ve toplumun İslami yaşam biçimine alıştırılması amacına dönük bir dar kadro diktası adım adım oluşturulmaktadır.

 

Hem içeriden hem de dışarıdan, gerçekte hiç de demokratik olmayan, hatta demokrasinin dışına düşmüş bir siyaset tarzı topluma dayatılmaktadır. Doğru işletilmeyen demokrasi ile birlikte ülke de hızlı adımlarla siyasi bir uçuruma yuvarlanmaktadır.

 

Seçimler, parti içi demokrasiyi yok eden merkez yoklaması sistemi ve temsilde adalet ilkesini rafa kaldıran yüzde 10 barajı nedenleriyle çare olma özelliğini yitirmektedir. Gün geçtikçe siyaset ve siyasetçiye olan inanç ve güvenini biraz daha yitiren geniş halk kitleleri, son derece kısır fakat çatışmaya dahi dönüştürülebilecek bir gerginliğe itilmektedir.

 

*          *          *

Türk toplumunda büyük hayaller öldürülmüştür. Birey sadece kendisi için hayal kurabilmektedir. Bireysel köşe dönüş üstün değer durumuna getirilmiştir.

 

Köşe dönmeci hezeyan toplumsal dengeleri ve sosyal devlet anlayışını önemli ölçüde yıkmıştır. Bireyin öncelikle ve özellikle kendisini kurtarması biçiminde somutlaşan bu hezeyan beraberinde “çürümüşlüğü” ve “ahlaksızlığı” da taşımaktadır.

 

*          *          *

Yüz yüze olduğumuz bu felaket tablosu kaçınılmaz değildir. Kaderimiz, alınyazımız hiç değildir. Tabloyu değiştirebilir, hatta bütünüyle tersine çevirebiliriz.

 

Bunu gerçekleştirmek CHP’nin hem görevi hem de sorumluluğudur.

 

CHP kurtuluşun ve ulusal bağımsızlığın partisidir. Türkiye Kurtuluş Savaşı ile bir yenilgi ve çöküntü ortamında, açık anlatımıyla ülke işgal altındayken, demokrasiye adım atmıştır.

CHP kuruluşun ve aydınlanmanın partisidir. Saltanat ve hilafet kaldırılmış, egemenlik gökyüzünden indirilip yeryüzünde ulusa devredilmiştir. Altı yüz yıllık hukuk, siyaset ve egemenlik kavramları, kurumları yerlerini yeni ve çağdaş bir anlayışın kavramları ile kurumlarına terk etmişlerdir. Laik ve demokratik Cumhuriyeti oluşturmuş, “kul”un “birey”e dönüşmesi gerçekleştirilmiştir.

 

CHP geleceğin partisidir. CHP Türkiye’nin geleceğe açılan kapısıdır.

 

*          *          *

Bugün gelinen noktada seçmen solda yeniden yapılanmayı ve yenilenmeyi CHP’ye dayatmıştır.

CHP, aynen 1970’lerdeki gibi yeni bir örgütlenme modeli ve yeni bir program ortaya koymak ve kendisini yenilemek durumundadır.

CHP halka, aynen 1970’lerdeki gibi, güncellenmiş ve zamanın ruhunu gerçekten içselleştirmiş yeni programının yanı sıra yeni bir örgütlenme modeliyle gitmelidir. İnsanı kucaklayacak, halkın temel yaşamsal sorunlarına somut çözümleri böylece üretecektir. Bu amaçla devlete, Atatürk’ün hayalindeki “kimsesizlerin kimsesi” olmak görevi ve ödevini yükleyecek,  sadaka zihniyetiyle çürütülen sosyal devleti yeniden inşa edecektir.

 

CHP iktidarında, ak günleri simgeleyen “herkes için fırsat, herkesten sorumluluk, herkesin toplumu” hedefine insanca yöntemlerle ulaşılacaktır.

 

Böylesi bir hedef, toplumu bir arada tutan bağları, dolayısıyla toplumun kendisini de güçlendirmeyi içerir. Birey ancak toplum içinde gelişebilir ve bireylerin potansiyellerinin tam olarak kullanılması güçlü bir toplum yapısının oluşmasına bağlıdır.

 

*          *          *

CHP’nin yeni örgütlenme modeli parti içi demokrasi temeline dayanmalıdır.

Her koşulda genel başkan sultasına son verilmelidir. Üyelik güvencesi sağlanmalı, milletvekili adayları dahil bütün seçim görevleri, aidatını ödemiş üyelerce gerçekleştirilen önseçimlerle belirlenmelidir.

Örgütler de;

  • Genel merkezin bekçisi değil, halkın öncüsü olacak,
  • Halktan kopuk değil, halkın içinde, gerekirse kapı kapı dolaşarak sorunlara üretilecek çareler ile çözümleri anlatacak, seçilmişler temelinde oluşturulmalıdır.

*          *          *

CHP’nin yeni programı, insanı kucaklayabilmeli, halkın temel yaşamsal sorunlarına çözüm üretebilmelidir. Örneğin, AKP’nin sadaka anlayışına dayalı yardım paketlerinin alternatifi, iş güvencesini pekiştiren ve işsizlik sigortasının kapsamı genişleten kademeli bir programla yaratılmalıdır.

Geniş halk kitleleri, yoksulluk ve işsizliğin kaçınılmaz kader olmadığına, CHP’nin sol programıyla aşılabileceğine, gelir dağılımının düzeltileceğine, bölgeler arası gelişmişlik farkının giderileceğine inandırılmalıdır.

Bunun yolu, yeni programı sözün ötesinde somut projelere dayandırabilmektir.

CHP’nin bire bir insanla ilgili somut ve bilgi temeline dayanan projeleri, Türkiye’yi daha ileriye götürmenin; medeni hakları, istihdam ve refahı; kadın ve erkeklere fırsat eşitliğini teşvik edecek güvenli ve sağlıklı koşullar oluşturmanın anahtarıdır.

 

*          *          *

Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada kimsenin taşeronu olması gerekmez. Atatürk’ün başlattığı ve Bülent Ecevit’in izlediği “bölge merkezli dış politika” stratejisi, Türkiye’yi bulunduğu coğrafyada bir dünya oyuncusu olarak öne çıkartmıştır. Günümüzde, yandaş medyada yere göğe sığdırılamayan AKP dış politikası ise aslında Türkiye’yi dünya oyuncusu düzeyinden çok daha aşağılara, coğrafyası içinde o da sınır komşularıyla kısıtlı bir etkinliğe indirgemiştir.

 

Türkiye, dış politika sahnesindeki yerine yeniden bir dünya oyuncusu olarak almalıdır. Ancak, bu kendiliğinden ya da başkalarının himmetiyle gerçekleşemez. Türkiye’nin yeniden güçlü bir iradeyle ve Cumhuriyetin kuruluş felsefesi doğrultusunda yönetilmesi gerekir. CHP , ülkesi ve ulusuyla Türkiye’nin kısa ve uzun vadedeki çıkarlarını bilen, öngörebilen ve kollayan kadrolarıyla bu görevi de yerine getirebilmelidir.

 

*          *          *

Türk ulusu, hangi etnik kökenden, hangi dini inançtan olursa olsun herkesin kendi öz kimliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin ayırımsız kaynaşmış yurttaşlarının birliğinden bütünlüğünden oluşacaktır. Ana dilin öğreniminin de, ibadetin özgürce ve inandığı yerde yapılmasının da önündeki engeller kaldırılacaktır.

 

Atatürk’ün tanımıyla “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkı” anne ve babasından doğduğu kimlikleriyle bu topraklarda Türk ulusunun öz unsurları olarak yaşamaktan mutluluk ve gurur duyar hale gelecektir. Bölünme algısı ve varsa arzusu böylece, bu anlayışla aşılacaktır.

 

CHP için önümüzdeki süreç gerçek anlamıyla bir varoluş mücadelesidir. Türkiye’ye unutturulmak, bizden de vazgeçmemiz istenen CHP, Türkiye’nin yönetimine yeniden ağırlık koyabilmelidir.

 

*          *          *

Gün, laik ve demokratik Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşatmak için harekete geçmenin, yüz yüze olduğumuz felaketi umuda dönüştürmenin günüdür. Gün, demokratik solu ulusal kökleriyle buluşturacak bir büyük buluşmanın, bir büyük uzlaşmanın günüdür.

 

Demokratik soldaki büyük atılıma öncülük etmek, Türkiye’yi uçurumun kıyısından döndürmeye azmetmiş olan bizim için tarihi bir sorumluluktur. Türkiye’nin sahipsiz kalmadığını göstermek, geniş halk kitlelerinin dalga dalga gelerek ortak bir bilince doğru yürüyüşünü örgütlemek, kaçınılmaz görevimiz, vazgeçilmez ödevimizdir.

 

Demokratik geniş halk kitlelerin yeniden  “Biz de varız, bu ülke bizden sorulur” diyerek CHP’de toplanması, Türkiye’nin gerçek umudu olacaktır.

 

Günümüz koşullarında önümüzdeki felaketi umuda, umudun coşkusuna dönüştürecek olan biziz, hepimiziz.

 

ULUÇ GÜRKAN – TBMM eski başkan vekili- önceki dönem milletvekili

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :