ÜNSAL ÖZTÜRK YAZDI- 5G, SİBER GÜVENLİK, İNSAN SAĞLIĞI

Ana Sayfa » EKONOMİ » ÜNSAL ÖZTÜRK YAZDI- 5G, SİBER GÜVENLİK, İNSAN SAĞLIĞI

06.04.2020 - 23:05

ÜNSAL ÖZTÜRK YAZDI-    5G, SİBER GÜVENLİK, İNSAN SAĞLIĞI

 

 

5G’de kullanılan frekans nedeniyle ölüm ve hastalıkların çoğaldığı, 5G baz istasyonlarının virüs yaydığı, havayı bozduğu vb gerekçesiyle bazı ülkelerde halkın önüne gelen anteni kırıp yaktığına dair bazı haberler internette dolaşmakta.

Öncelikle halk hangi antenin 5G, 2G, 3G vb olduğunu anlamaz. Bizim Çinli ile Koreliyi ayıramamız gibi.

İşin tekniğine girmeden sade halkın anlayacağı sadelikte anlatmaya çalışalım.

Öncelikle şu temel kuralı bilelim.

Zararsız teknoloji, zararsız cihaz vb yoktur.

İkinci ve önemli kuralımız enerjinin belirli bir orandan fazlası insana ve çevreye zararlıdır.

 

Ses, ışık, elektrik, radyasyon ve ısı bir enerjidir. Bu ve buna benzer enerjilerin belirli bir orandan fazlası doğal olarak insana ve çevreye zararlıdır.

 

Sesin belirli bir seviyeden yüksek olması kulak zarına zarar verir. Daha fazlası sağırlık yapar.

 

Işığın belirli bir orandan fazlası göze zarar verir, hatta kör edebilir.

Aynı şekilde elektriğin de belirli bir seviyeden fazlası insanı ya yakar ya da öldürür.

Radyasyon da bir enerjidir ve belirli bir seviyeden fazlası zararlıdır.

 

Gerekli güvenlik standartlarına ve önlemlere uyulduğu sürece her türlü teknolojinin kullanılmasında insan hayatını, sağlığını olumsuz etkileyecek şekilde bir zararı sözkonusu değildir. Örneğin evde, arabada ve cep telefonunda kullanılan elektrik ve batarya kaynaklı yaralanma ya da ölümlü kazanın olması gibi.

Gerekli teknik standartlara ve trafik kurallarına uyulmadığı takdirde arabanızla Samsun’dan Ankara’ya giderken de belirli bir ölçüde risk alıyorsunuz. Hatta uysanız da yine risk sıfır değildir. Nitekim üst geçidin altından arabanızla geçerken üstünüze köprüden bir taşıt düşebilir ki, buna benzer durumlar yaşanabilmektedir. Risk hayatın her anında vardır.

Cep telefonu ve baz istasyonu kullanımında önemli olan güvenlik kurallarına, teknik standartlara vb üretici ve kullanıcının uyması gerekir. İşin özü bu.

 

Şimdi cep telefonu ve baz istasyonunun halk sağlığı açısından olası olumsuz etkisine gelelim.

İyonize edici ve iyonize edici olmayan diye 2 çeşit radyasyon vardır.

İyonize edici olan radyasyon bilindiği üzere nükleer santralda kullanılan uranyum gibi radyoaktif elementlerdir.

Evinizdeki radyoaktif bir element olan fosfor içeren çok sayıda cihazda ve donanımda  kullanılmaktadır. Örneğin televizyonun camı florasan kaplıdır. Yine evinizdeki lamba düğmesinde ve kol saatinde bu madde bulunmaktadır. Fosfor içeren lamba düğmesi ve kol saatinizin rakamları gece zifiri karanlıkta bakın nasıl parlar. Burada yayılan radyasyon çok az seviyede olduğundan insan ve çevre sağlığına olumsuz etkisi yoktur.

 

Bunlar gece gündüz her zaman parlar yani etrafa radyasyon yayar ancak yayılan radyasyon sonucu oluşan ışıma seviyesi çok az olduğundan yayılan ışık gündüz aydınlığında görülmez.

 

Benzer şekilde diş/kalp/mide vb filmi çektirirken kullanılan röntgen cihazlarında da bu radyoaktif elementler kullanılır. Ama bunlar çok düşük seviyede olduğu için insana zarar vermez. Fazlası olursa zararlıdır. O nedenledir ki, bir kişinin bir yılda çok sayıda röntgen çektirmesi istenmez. Bu işte çalışan röntgen teknisyenleri sürekli röntgen çektikleri için sağlık açısından oluşabilecek riski azaltmak amacıyla özel donanımlar kullanmaktadırlar. Hatta üzerlerinde bu işe özel dozimetre denilen ekipmanlar kullanılmaktadır.

 

İşin bu boyutunu bırakıp esas konumuza dönecek olursak, iyonize edici olmayan radyasyon yayan cihazlar, cep telefonu ve baz istasyonu gibi cihazlardır.

Dünya Sağlık Örgütü, Özel Soğurma Oranı (SAR – Specific Absorption Rate) denilen özel bir değer belirlemiş ve Ülkemiz dahil tüm ülkelerde cep telefonu ve baz istasyonları vb ilgili teknik standartlara göre üretilip kullanılmaktadır.

ABD ve AB, 5G teknolojisi konusunda Çin’e karşı bir türlü üstünlük kuramadı. Esas kavga burada.

AB / NATO, AB / ABD, sırf bu nedenle siber güvenlik anlaşmaları yapmıştır.

Çinli firma Huawei, Alcatel, Philips, Siemens, Nokia ve Motorola gibi ABD / AB cep telefonu ve baz istasyonu üretici firmalarını piyasadan adeta sildi süpürdü.

5G’ye geçildiğinde ki, mecburen yakın gelecekte herkes kullanacak, 5G’deki esas risk ve tehlike sağlık açısından değil, siber güvenlik ve ekonomik savaş ve üstünlük açısındandır.

1G / 2G / 3G / 3,5G / 4G ve 5G / XG yani bu rakamların büyümesi cihazın frekans band genişliğinin artması demektir.

Yani frekansı arttıkça doküman, film vb indirme hızı da o kadar artar, anten boyutu daha da küçülür, yayacağı güç de çok küçülür, buna karşın kapsama alanı da o kadar küçülür.

Yani rakamlar büyüdükçe sağlık açısından oluşturabileceği risk ve tehdit azalır ancak siber güvenlik açısından oluşturabileceği risk ve tehdit büyür.

5G konusunda AB, ABD ve Çin arasındaki kavganın esası, halk sağlığı açısından değil, ekonomik pzar büyüklüğünden pay kapmak ve siber güvenlik açısından olası risk ve tehditlerdir.

5G’nin neden olacağı esas risk siber tehlikededir. Yani 5G kullanımı yaygınlaşmaya başlayınca IoT, IPv6, Data Mining, AI, NFC, Cloud Computing gibi var olan daha bir çok teknoloji, cihaz, sistem, yazılım vb tek bir noktada birleşecek. İşte burası siber güvenlik açısından çok tehlikelidir.

1G, 2G, 3G, 4G, 5G vb yani kısaca XG dersek, buradaki rakamlar küçüldükçe siber risk azalır fakat sağlık açısından risk büyür. Yani daha büyük anten, daha büyük çıkış gücü, daha büyük SAR oranı ve daha büyük kapsama alanı demektir.

Yanlız bu husus HF, VHF, SHF ve LF vb bandında çalışan uzun dalga, orta dalga ve kısa dalga gibi 1 m – 100 m boyutunda olan telsiz, radyo ve TV antenleri ile karıştırılmamalı.

Bunlarda sağlık açısından belirli oranda risk vardır ancak dağlık gibi uzak bölgelerde olduğundan çok önemli değildir.

5G konusuna gelince 5G, diğer daha küçük olan XG’lere göre sağlık açısından ziyade siber güvenlik açısından daha risklidir. Ancak bu risk sadece kendisinden kaynaklanmamakta, beraberinde birleşip yukarıda sıralanan diğer teknolojilerle beraber kullanılınca ortaya çıkacaktır.

5G, diğerlerinden daha küçük kapsama alanına sahip olup, anten boyutu daha küçüktür, çıkış gücü de yani buna bağlı olarak SAR oranı da daha düşüktür.

6G olursa, bu da 5G’den sağlık açısından daha az riskli ama siber güvenlik açısından daha risklidir denilebilir.

Yani rakam arttıkça sağlık açısından risk azalır, buna karşın siber güvenlik riski büyür.

Bu konuda DSÖ, AB, ITU, CEPT, ETSI, CEN ve CENELEC’in yayınladığı çok sayıda laboratuvar yayını, bilimsel çalışma var.

Ayrıca uydu, radyolink ve radar istasyonları vb var ama konu çok teknik olduğundan bunu burada yazıp anlatmaya gerek yok.

Önemli olan cihazı alıp kullanmak değil, 5G’de kullanılan IC denilen entegre devreyi kim, nerede, nasıl üretti sorusudur.

Know-how denilen bilgi buradadır.

Yani IC’ye sahip olan, dünyaya sahip olur. Bütün kavga buradadır. Cihazın kendisi değil. Tabii ki, pazarda en büyük payı kapma yarışı da sözkonusu. Bu da işin diğer bir boyutudur.

ABD, AB ve Çin arasında pazarı ve siber güveniliği başkasına kaptırmama kavgası var.

 

SONUÇ

 

Bir zamanlar Tanrı’nın kırbacı olan Atilla, günümüzde BİLGİ olmuştur.

 

BİLGİ GÜÇTÜR

 

Ünsal ÖZTÜRK

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :