ÜNSAL ÖZTÜRK YAZDI- HAYAT BOYU ÖĞRENME Mİ YOKSA HAYAT BOYU GEZİP TOZMA MI?

Ana Sayfa » EĞİTİM KADIN GENÇLİK » ÜNSAL ÖZTÜRK YAZDI- HAYAT BOYU ÖĞRENME Mİ YOKSA HAYAT BOYU GEZİP TOZMA MI?

29.06.2019 - 22:21

ÜNSAL ÖZTÜRK YAZDI- HAYAT BOYU ÖĞRENME Mİ YOKSA HAYAT BOYU GEZİP TOZMA MI?

Mart 2000’deki Lizbon Avrupa Konseyi Zirvesi’nde alınan kararla küreselleşmeye uyum sağlayarak rekabet edebilirlik seviyesini korumak ve bilgi toplumu olabilmek amacıyla AB tarafından, işsiz ve aktif olmayan kişilerin de yeterli seviyede eğitime tabi tutularak çalışma hayatına katılmalarının sağlanmasına ve girişimciliğin desteklenmesine yönelik bir proje başlatılmıştır. Ayrıca AB ekonomisindeki dinamizmi devam ettirmek için yeterli genç işgücü bulunmaması nedeniyle yaşlıların gelişen teknolojiye uyum sağlayacak şekilde yeterli seviyede yeniden eğitime tabi tutulmaları da önem kazanmaktadır.

 

Bu çerçevede günün gelişen ve değişen şartlarına her alanda uyum sağlayabilmek amacıyla okul öncesi eğitimden emeklilikten sonraki eğitime kadar olan uzun bir süreci kapsayan ve kısaca “beşikten mezara eğitim” diye de adlandırılabilecek “Hayat Boyu Öğrenme” (Lifelong Learning Programme – LLP) adında bir eğitim seferberliği başlatılmıştır.

 

2007-2013 dönemini kapsayan ve 7 milyar Avro bütçeli LLP, Avrupa’daki farklı eğitim ve öğretimi tek bir çatı altında birleştiren kapsamlı bir projedir. LLP bünyesinde “Comenius” (okul öncesi, ilk ve orta eğitim), “Erasmus” (yüksek öğrenim), “Leonardo da Vinci” (mesleki eğitim) ve “Grundtvig” (gençlere yönelik) olmak üzere 4 alt program mevcuttur.

 

LLP’ye EFTA, AEA ve AB’ne aday ülkeler de başvurabilmektedir. AB Komisyonu LLP programı çerçevesinde UNESCO, OECD, Avrupa Komisyonu ve diğer üçüncü ülkelerle işbirliği yapabilecektir. LLP kapsamında ayrıca bedensel engelli ve işsizler için de gerekli tedbirler alınarak iş hayatına aktif olarak katılmaları hedeflenmiştir. Zira AB’nin küreselleşen dünyada ekonomik, teknik, sosyal ve kültürel gibi çeşitli alanlarda karşılaşabileceği sorun ve tehditlere karşı emekli, bedensel engelli ve aktif çalışan iş gücünün gerekli her türlü altyapı ve donanıma sahip olabilmesi amacıyla aşağıdaki kriterler tespit edilmiştir.

 

a)  Ana dilde eğitim ve iletişim

Kişinin kendi ana diline sahip çıkması, çok iyi öğrenmesi ve kullanabilmesi

b)  Yabancı dilde iletişim

Küreselleşen dünyada ve farklı kültürlerin daha iyi anlaşılabilmesi, ekonomik, sosyal ve ticari ilişkilerin ve imkanların geliştirilmesi için kişilerin bir yabancı dile çok iyi hakim olması

c)  Matematik, bilim ve teknoloji alanında yeterli eğitim

Günlük yaşantının her anında karşılaşılan sorunların çözümünde matematiksel, kavramsal, mantıksal ve analitik düşünmek, bilim ve teknolojiye olan yatkınlık

d)  Sayısal teknolojilerde yeterli eğitim

Bilgi ve iletişim teknolojilerini (BİT) tanıma ve kullanabilme

e)  Öğrenmeyi öğrenme

Kişinin kendi öğrenme sürecini organize edebilmesi, bireysel veya grup olarak çalışma disiplininin kazandırılması, zamanın ve bilginin etkin ve verimli kullanılması, öğrenme sürecinde azimli çalışma isteğinin sürdürülmesi, motivasyonun ve kendine güvenin geliştirilmesi, kişinin zayıf ve güçlü yanlarını bilerek ona göre hareket etmesi

f)  Sosyal ve medeni yeterlik

Kişinin sosyal ve iş hayatına çok iyi hazırlanması, kişiler ve kültürler arası etkileşimde başarılı olması, zihnen ve bedenen sağlıklı kişilerin yetiştirilmesi, ulusal kimlik ve kültür bilinci ile Avrupalılık kültürü ve bilincinin oluşturulması ve bu değerlere sahipçıkılması

g)  Girişimciliğin ve yaratıcılığın geliştirilmesi

Kişilerin fikirlerini eyleme geçirebilme yeteneğinin kazandırılması, risk alma ve projeleri organize edip başarıya götürebilme yeteneğinin kazandırılması

h)  Kültürel değerlere sahip çıkma ve koruma

Sanat, edebiyat, resim ve müzik gibi çeşitli alanlarda milli ve kültürel değerlere sahip çıkılması, Avrupa kültürel mirasının korunması gerektiği bilincinin verilmesi

 

Yukarıda belirtilen hususların gerçekleştirilmesi durumunda bilgi toplumu ve bilgi ekonomisi hedeflerine ulaşılabilecektir. Ancak dikkat edileceği üzere AB, küreselleşen bir  dünyada kendi kültürel değerlerinin de korunması gerektiğinin altını önemle çizmektedir.  Küreselleşme olgusu ise sadece ekonomik ve teknik alanda mücadele etmenin yeterli olmadığını ve hatta kültürel değerlerin yok olması açısından küreselleşmeyi bir tehlike olarak algılayarak çeşitli tedbirlerin alınmasının gerektiğini ifadeetmektedir.

 

AB’de sadece öğrencilerin değil aynı zamanda öğretmenlerin de eğitim seviyesinin ve kalitesinin hizmet içi eğitim verilerek artırılmasına çalışılmaktadır. Ayrıca eğitim müfredatı ile araç/gereçlerin çağın ihtiyacına göre güncellenmesi hedeflenmiştir. Kişilerin STK’lardaki çalışmalara daha etkin katılımının sağlanması, çeşitli bölgesel, yerel ve ulusal paydaşlar arasında etkileşim sağlanarak çeşitli alanlardaki işbirliğinin sağlanmasıhedeflenmiştir.

 

Diğer taraftan “eğitim üçgeni” olarak adlandırılan “eğitim, araştırma ve yenilikçilik”, teknolojik ve ekonomik büyümede olduğu kadar istihdam yaratmada da büyük bir öneme haiz olması nedeniyle AB, kamu-özel sektör-üniversite işbirliğine büyük önem vermektedir.

 

LLP kapsamında gayri resmi öğrenmenin ispatına yönelik olarak çeşitli sistemler (kişinin temel bilgisayar kullanım bilgisinin ölçülmesi gibi) bazı AB ülkelerinde uygulanmaktadır. Örneğin Portekiz’de 2000 yılında “Yeterliliğin Tanınması, Doğrulanması ve Belgelendirilmesi Merkezleri” (Centres for the Recognition, Validation and Certification of Competences – RVCC) kurulmuştur. Yaklaşık 58.000 kişi bu merkezlerde sınava tabi tutularak mesleki yeterlilik belgesi almıştır. Bu merkezlerde ayrıca mesleki yeterlilik eğitimleri de verilmekte, bu sisteme AB’nde “Avrupa Yeterlilik Çerçevesi” (European Qualifications Framework – EQF)denilmektedir.

 

Okul öncesi eğitim

AB’nin bilgi toplumu ve bilgi ekonomisine geçiş sürecini hızlandırmak ve toplumun her kesimine yaygınlaştırabilmek amacıyla hayat boyu öğrenme sürecinin temel eğitimi olan okul öncesi eğitim sürecinde (4 yaşından itibaren) başlatılması hedeflenmiştir. AB27’deki 4 yaşındaki çocukların eğitim sürecine alınmasında %3’lük bir artış sağlanarak tüm çocukların%85’inin bu şekilde eğitime erken yaşta başlamaları sağlanmıştır. 2005 yılında Fransa, Belçika, İtalya ve İspanya gibi bazı ülkelerde bu oran neredeyse %100’e yaklaşmıştır. Bu da, AB’nin okul öncesi eğitime ne kadar önem verdiğini açıkça ortaya koymaktadır.

 

Eğitimin yarıda kesilmesi

Ülkemizde 18-24 yaş arasındaki kişilerin lise eğitimini yarıda bırakma oranı 2006 yılında%50 iken, bu oranın AB’nde %15 olduğu ve 2010’a kadar bu oranın %10’a kadar düşürülmesi hedeflenmiştir. Görüldüğü üzere Ülkemizde lise eğitiminin yarıda kesilme oranı AB ortalamasının çoküstündedir.

 

Günümüzde ise, AB ile aramızdaki bu anlamdaki oranın daha da büyüdüğü yadsınamaz bir gerçektir.

 

Ayrıca 20-24 yaşları arasındaki kişilerin lise sonrası eğitimi tamamlama oranı 2006’da Türkiyeiçin%45iken,AB27’de%78olduğu,bunakarşılıkAB,buoranı2010’akadar

%86’ya çıkartmayı planlamış ve günümüzde de bu hedefi fazlasıyla gerçekleştirmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere Ülkemizde lise sonrası eğitim oranının AB ortalamasının maalesef çok altında olduğu görülmektedir.

 

Eğitime yapılan katkı

2004’te AB’ndeki eğitime yapılan kamu harcaması ortalama olarak GSMH’nın %5.1’i iken, bu oran Danimarka’da %8,5 buna karşılık Ülkemizde %3,5’tur. Bu oran günümüzde ise, yaklaşık %25 artırılmıştır.

 

Üniversitelere yapılan kamu katkısı 2004’te AB27 için GSMH’nın %1,1’i olmasına rağmen ABD’dekinden daha düşüktür. Bu oran Danimarka’da %2,5’tir. ABD’ye göre düşük olmasının sebebi ise, ABD’deki özel sektörün üniversitelere ve ARGE’ye yaptığı yatırımın AB’dekinden 7 kat daha fazla olmasıdır. Ayrıca ABD’de üniversite öğrencisi başına yapılan harcama, AB ortalamasının 2 katındanfazladır.

 

İskandinav ülkelerinde ve İngiltere’de kamu, özel sektör ve üniversite işbirliğinin çok etkili işlediğinden bahsedilerek benzer uygulamaların diğer üye ülkelerde de gerçekleştirilmesinin önemine işaret edilmektedir. Örneğin Almanya’da 2006-2011 dönemi için üniversitelerde yürütülecek ARGE projelerine 2 milyar Avro’luk bir katkının sağlanması planlanmıştır.

 

Ayrıca üniversite eğitiminin daha iyi hale getirilmesi, üniversitelerin daha fazla girişimci ve araştırmacı bir yapıya dönüştürülmesi, ARGE projelerinde üniversiteler arası işbirliğinin daha

etkin hale getirilmesi planlanmıştır. Bu çerçevede AB bünyesinde kurulmuş bulunan EIT’ye (Avrupa Teknoloji Enstitüsü) büyük görev düştüğü ifade edilmektedir.

 

AB üyesi ülkelerdeki üniversite öğrencilerinin eğitimlerinin bir kısmını başka üniversitelerde tamamlamalarına (Transnational Mobility) büyük önem verilmektedir. Böylece üniversite öğrencilerinin özgüven kazanmaları, girişimci olmaları, başka kültürleri tanıyarak iş imkanlarını yaratabilmelerinin sağlanmasına çalışılmaktadır. Örneğin Lüksemburg Üniversitesi’nde bu tip bir uygulama zorunlu olup, üniversite öğrencilerinin eğitimlerinin bir kısmını yurtdışındaki bir üniversitede tamamlaması gerekmektedir.

 

Eğitimde milli hedef

LLP kapsamında AB, AEA (İzlanda, Norveç ve Liçheştayn), Japonya, ABD ve aday ülkeler (Türkiye ve Hırvatistan) arasında bir karşılaştırma yapmak amacıyla AB tarafından hazırlanan raporda Türkiye’de ulusal düzeyde LLP ve yeterlilik çerçevesi konusunda ulusal bir stratejinin hazırlanmakta olduğu ancak, gayri resmi öğrenmenin doğrulanmasına yönelik sistemin ve AB’nde kıyaslama amacıyla belirlenmiş bir ulusal hedefin olmadığı ifade edilmektedir. Kaldı ki, Ülkemizde resmi anlamda da ciddi bir eğitim sisteminin olduğundan bahsedilemez.

 

LLP kapsamında 25-64 yaşları arasındaki kişilerin 4 haftalık çeşitli eğitim ve kurs programlarına katılma oranı Ülkemizde %2 iken, AB’nde ortalama %10 olup, bu oranın 2010’a kadar %12’ye çıkartılması planlanmış ve hedef de fazlasıyla gerçekleştirilmiştir.  Buna karşılık İsveç, Danimarka ve İngiltere gibi eğitime önem veren ülkelerde ise, bu oranın %25 civarında olduğu görülmektedir.

 

Eğitimde teknolojiden yararlanma

Günümüzün hızla gelişen ve değişen teknolojisi karşısında bazı meslek dalları ortadan kalkmakta, buna karşılık BİT yoğun olarak kullanımını gerektiren yeni meslek dalları ortaya çıkmaktadır. Böylece işsizlik artmakta, sosyal dışlanma meydana gelmektedir. Bu tür bir problemin önüne geçilebilmesi amacıyla hayat boyu öğrenme stratejisi kapsamında çeşitli eylem planlarının başlatılması öngörülmüştür.

 

BİT, her alanda olduğu gibi iş hayatını da derinden etkilemekte, çalışan kesimin yeni sayısal teknolojilere olan yatkınlığının daha da artırılmasını gerektirmektedir. Zira AB işgücünün 1/3’ünü oluşturan 80 milyon kişi, yeni teknolojileri kullanma konusunda yeterli seviyede bilgi sahibi değildir. Buna karşılık 2020’ye kadar piyasada oluşacak iş imkanlarının yaklaşık %80’sinin üniversite diploması ve yeni teknolojileri kullanma becerisi gerektireceği öngörülmektedir.

 

Ayrıca Lizbon Konsey toplantısında BİT’in sunduğu imkanlardan faydalanılması için “Açık ve Uzaktan Öğrenme” (Open and Distance Learning – ODL) programı olarak bir e-öğrenme projesi uygulamaya konulmuştur.

 

BİT, AB tarafından özellikle gayri resmi öğrenme fırsatının sağlanması açısından son derece önemli bir vasıta olarak görülmektedir. Zira kişiler BİT sayesinde gerekli bilgiye kolay, ucuz, zamandan ve mekandan bağımsız olarak erişebilmektedir.

 

2006 Riga Bakanlar toplantısında yayınlanan Bildiri’de bedensel engelli ve yoksul kişilerin de BİT’in sunduğu imkanlardan azami ölçüde faydalanarak toplum dışı olmalarının önlenmesi, ekonomiye ve iş hayatına katılabilmesi için “e-toplumsallaşma” (e-inclusion) projesi başlatılmıştır. Bu çerçevede 50 milyona yakın bedensel engelli kişi ile yoksulluk sınırındaki kişilerin bilgi toplumuna kazandırılması hedeflenmiştir.

 

BİT, LLP’deki hedeflere ulaşılmasında en önemli araçlardan birisi olarak görülmektedir. Bu nedenle de AB tarafından okullarda BİT kullanımının yaygınlaştırılmasını teminen çeşitli tedbirler alınmaktadır. Örneğin 2006 yılında ilköğretim, lise ve meslek okulunda 100 öğrenciye düşen bilgisayar yaklaşık %11,3 olup, bu oran günümüzde 3 kat artmış ve daha da artırılmasına çalışılmaktadır. Ancak bu oran Hollanda’da %21, İngiltere’de 19,8 ve Danimarka’da ise

%27,3 gibi oldukça yüksek değerlerde olup, neredeyse AB ortalamasının yaklaşık 2 katıdır.

 

2006’daki verilere göre okulların %99’unda bilgisayar kullanılmakta, okulların %67’sinde geniş bantlı internet erişimi mevcuttur. Okulların %63’ünün kendi internet sayfası olup, okulların %55’i LAN sistemine sahiptir. Günümüzde ise, bu oran neredeyse %100’e yaklaşmıştır.

 

AB’de internet sadece eğlence ve haber edinmenin haricinde uzaktan eğitimde de son derece başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Örneğin Finlandiya’da uzaktan eğitimde e-öğrenme kapsamında hazırlanan eğitim ve kurs programlarının %13’ü internet üzerinden verilmektedir. 2006 verilerine göre AB’de hane halkının %51’i evde internet erişim imkanına sahip iken, bu oran günümüzde %100’dür.

 

Ülkemizdeki durum

Ülkemiz, AB Eğitim ve Gençlik Programlarına “tam üye” olarak 1 Nisan 2004 tarihinden itibaren katılmaktadır daha doğrusu katılmaya çalışmaktadır dersek çok daha doğru olur.

 

Socrates, Leonardo da Vinci ve Youth programları çerçevesinde, gerek katılım öncesi AB fonlarından ve gerekse ulusal katkı paylarından oluşan toplam 67 milyon Avro’luk bir bütçe oluşturulmuştur. Programların uygulandığı 2004-2006 arasında toplam 3.035 projeye destek sağlanmıştır. Yaklaşık 40.000 kişi, AB üyesi ülkelerde gerek programlar ve gerekse bireysel faaliyetler çerçevesinde bilgi ve deneyim artırma amaçlı değişim ve yerleştirmelere katılmıştır. Ayrıca Ülkemiz, 1 Ocak 2007’de başlayan LLP’ye tam üye olarak katılmış ve 2007-2013 dönemi için tahsis edilen bütçe %70 oranında artırılmıştır.

 

Günümüze kadar bir nebze de olsa, eğitim alanında bazı şeyler yapılmaya çalışılmışsa da, aslında yeterli seviyede değil demek çok iyimser olur.

 

Bence HİÇ.

 

Çünkü bu projelerin çoğu sadece turistik geziden öteye gidememiştir.

 

Daha acısı da, sırf bu projelerin yerinde ve zamanında gerçekleştirilebilmesi için MEB bünyesinde Hayat Boyu Eğitim Genel Müdürlüğü bile kuruldu. Gazi Tıp Fakültesi’nin tam karşısında bir bina var ama içiboş.

 

Ulu Önder Atatürk’ün ifadesiyle,“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” şeklindeki son derece anlamlı özdeyişinin gereğinin harfiyen yerine getirilmesi, sadece 90 yıl öncesinin bir gereği değil, günümüzün de bir gereğidir.

 

Ünsal ÖZTÜRK

 

Kaynaklar

2006/962/EC sayılı Tavsiye Kararı, 30.12.2006 tarih ve L349/10 sayılı AB Resmi Gazetesi 1720/2006/EC sayılı Karar, 24.11.2006 tarih ve L327/45 sayılı AB Resmi Gazetesi 1357/2008/EC sayılı Karar, 30.12.2008 tarih ve L350/56 sayılı AB Resmi Gazetesi 30.8.2008 tarih ve C224/115 sayılı AB Resmi Gazetesi

30.12.2006 tarih ve L394/10 sayılı AB Resmi Gazetesi 18.8.2006 tarih ve C195/109 sayılı AB Resmi Gazetesi 22.9.2006 tarih ve C229/21 sayılı AB Resmi Gazetesi 13.12.2008 tarih ve C319/4 sayılı AB Resmi Gazetesi 6.5.2008 tarih ve C111/1 sayılı AB Resmi Gazetesi 12.11.2007 tarih ve COM(2007) 703 sayılı AB Tebliği 5.4.2008 tarih ve C86/1 sayılı AB Resmi Gazetesi 9.10.2008 tarih ve SEC(2008) 2629 sayılı AB Raporu 5.9.2006 tarih ve COM(2006) 479 sayılı AB Tebliği

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :