18 Ağustos 2022 - Hoş geldiniz

ÜZERİNDEN 9 YIL GEÇTİ: İŞTE GEZİ’NİN KISA TARİHÇESİ

Ana Sayfa » GÜNCEL » ÜZERİNDEN 9 YIL GEÇTİ: İŞTE GEZİ’NİN KISA TARİHÇESİ

Eklenme : 31.05.2022 - 10:37

ÜZERİNDEN 9 YIL GEÇTİ: İŞTE GEZİ’NİN KISA TARİHÇESİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aradan geçen onca zamana rağmen hala katılan milyonlarca kişiyi ‘terörist’ ilan etmeyi sürdürdüğü, hukuku araçsallaştırarak başta iş insanı ve insan hakları aktivisti Osman Kavala olmak üzere birçok kişiden ‘intikam aldığı’ Gezi Parkı eylemlerinin üzerinden dokuz yıl geçti.

İlk eylemler, 28 Mayıs 2013’te iş makinelerinin Gezi Parkı’na girdiği ve çalışmalara başladığı haberinin sosyal medya üzerinden yayılmasıyla birlikte başladı. Türkiye genelineyse, parkta nöbet tutan çevre aktivistlerinin çadırlarının yakılmasıyla yayıldı.

Eylemler, kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanımına sahne oldu. Biri polis sekiz yurttaş yaşamını yitirirken, on binlerce insan yaralandı.

Gezi, artık siyasileşmişti ve ilerleyen yıllarda iktidar partisi AKP’nin güvenlikçi politikalarına bir kılıf olarak kullanılacaktı.

Süreç, dönemin Başbakanı Erdoğan ile ‘sıkı dostu’ 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül arasındaki fikir ayrılıklarını da ilk kez gün yüzüne çıkardı.

 

İktidara yakınlığıyla bilinen yazarların halen ‘Gezi’de Erdoğan’ın arkasında durmamakla’ eleştirdiği Gül, ilerleyen yıllarda AKP’yle yollarını ayırdı. 2020 yılına gelindiğindeyse şöyle diyordu: “Gezi olaylarıyla gurur duyuyorum.”

(Çizim: Fahrettin Engin Erdoğan)

Gerçek Gündem’de yer alan habere göre o dönem sadece Türkiye’de değil, uluslararası kamuoyunda da dikkatle izlenen, #ocuppygezi tabelasıyla da hatırlanacak eylemlerde yaşananlar adeta bir ders niteliğinde.

 

28 MAYIS 2013

İnşaat çalışmalarına başlamak üzere gece yarısı ilk dozerler parka girdi ve bazı ağaçların sökümüne başlandı. Aynı saatlerde çay bahçesinde toplantı yapan Taksim Gezi Parkı Derneği üyelerinin yıkım çalışmalarını fark etmesiyle sosyal medya üzerinden eylem çağrısı yapıldı.

Bir grup çevre aktivisti, çadır kurarak parkta beklemeye başladı. Sabah saatlerinde kalabalığın artmasıyla bölgede çevik kuvvet polisleri konuşlandırıldı. Ardından kitleye gazla ‘müdahale’ edildi.

Dönemin Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, eylemcilere destek vermek amacıyla Gezi Parkı’na geldi.

“Ben ağacın da vekiliyim” sözleriyle dozerlerin önüne oturdu ve çalışmaların durmasını sağladı.

29 MAYIS 2013

Çalışmalar durduruldu ancak kitle, yeniden başlaması ihtimaline karşı beklemeye devam etti. Bir gün önce sökülen ağaçların yerine yeni fidanlar dikildi.

Dönemin Başbakanı Erdoğan, İstanbul’da üçüncü köprünün temel atma töreninde “İşte birileri geliyor, Taksim Meydanı’nda yok Gezi Parkı şöyle olmuş, böyle olmuş, gösteri yapacaklar şudur budur vesaire. Ne yaparsanız yapın. Biz kararı verdik. Verdiğimiz gibi bunu işleyeceğiz” dedi.

30 MAYIS 2013

Polis sabah saatlerinde, parkta çadır kurarak geceleyen eylemcilere müdahale etti, yaklaşık 150 kişilik kalabalığın üzerine biber gazı attı. Kalabalığın uzaklaştırılmasının ardından yıkım çalışmaları yeniden başladı.

BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder, bir kez daha parka gelerek, dozerlerin önüne geçti ve çalışmaları durdurdu.

Polisin müdahalesinde bir kişi de yaralandı. Kalabalık parkta sabahlamaya devam etti.

31 MAYIS 2013

Sabah saat 05.00’te parkta uyuyan eylemcilere bu kez polis daha sert müdahalede bulundu. Polis önce biber gazıyla müdahale etti, ardından da eylemcilerin içinde uyudukları çadırları ateşe verdi.

Görüntüler kamuoyunda büyük tepki çekti. Taksim’de toplanan binlerce kişi ile polis arasında sert çatışmalar yaşandı.

Polis biber gazı ve plastik mermi kullandı. İstiklal Caddesi’ni binlerce gaz kapsülü kapladı.

İstanbul Altıncı İdare Mahkemesi, Topçu Kışlası’nın yapımına onay veren kararı iptal etti.

POLİS EYLEMCİLERİ SUÇLADI, GERÇEKLER GÖRÜNTÜLER İZLENİNCE ORTAYA ÇIKTI

Bu arada güvenlik güçleri çadırları eylemcilerin yaktığını iddia etti, ancak çekilen görüntülerde işlemin bizzat polis ve zabıta tarafından yapıldığı anlaşıldı.

Dönemin Beyoğlu İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı Ramazan Emekli, daha sonra çadırların yakılması talimatı verdiği iddiasıyla yargılandı. 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından ihraç edilen Emekli, çadırların yakılmasından dolayı ‘görevi kötüye kullanmak’ ve ‘genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması’ suçlarından 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

TENCERE – TAVA EYLEMLERİ

Evlerinin pencerelerinden eylemlere destek vermek amacıyla tencere ve tavalara vurarak ses çıkaranlar oldu. Bu gösteri, Erdoğan tarafından daha sonra “Tencere tava, hep aynı hava” sözleriyle eleştirildi.

GÖSTERİLER TÜRKİYE GENELİNE YAYILDI

Eylemler, başta Ankara, İzmir ve Adana gibi büyük kentler olmak üzere başka şehirlere yayıldı. Ülke genelinde Gezi Parkı’na destek eylemleri düzenlendi ve birçoğunda eylemciler ile polis arasında çatışmalar çıktı.

1 HAZİRAN 2013

İstanbul’un Anadolu yakasında Gezi Parkı eylemlerine destek vermek amacıyla toplanan kalabalık, daha sonra Boğaz Köprüsü’nden yürüyerek Avrupa yakasına geçti ve Taksim Meydanı’na ulaştı.

Polis, sabah saatlerinde gelen talimatla birlikte çekildi ve eylemciler yeniden Taksim Meydanı ile Gezi Parkı’na girdi. Böylece meydanın yaklaşık 10 gün; parkın da iki hafta süren işgali başlamış oldu.

Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de ilk kez konuyla ilgili bir açıklama yaptı; hükümetten farklı düşünce ve kaygılara daha çok kulak vermesini isterken, polisin de müdahalelerinde ölçülü olması gerektiğini söyledi.

2 HAZİRAN 2013

İstanbul’da başta Beşiktaş olmak üzere diğer bazı yerlerinde ve Ankara’da toplanan göstericiler ile polis arasında sert çatışmalar yaşandı.

Ankara’da Kızılay’da toplanan kalabalık, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Başbakanlık binasına yürümek istedi. Ancak polisin müdahalesiyle karşılaştı. 500 kişi gözaltına alındı.

Dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler, altı günde 67 şehirde 235 eylem yapıldığını ve 1730 kişinin gözaltına alındığını söyledi; maddi zararın da 20 milyon lirayı aştığını savundu.

ERDOĞAN İLK KEZ ‘ÇAPULCU’ DEDİ

Erdoğan ise daha sonra sloganlaşacak olan ‘çapulcu’ ifadesini de ilk kez kullandı.

“Açık söylüyorum; birkaç tane çapulcunun o meydana gelip insanımızı, halkımızı yanlış bilgilendirmek suretiyle tahrik etmesine pabuç bırakmayacağız.”

SOSYAL MEDYAYA KARŞI SAVAŞININ BAŞLANGICI

Bu konuşmadan sonra Habertürk TV’de gazeteci Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtlayan Erdoğan, “Twitter denilen bir bela var, sosyal medya denilen şey toplumların baş belasıdır” sözlerini sarf ederek, içki içen herkesi ‘alkolik’ olarak nitelendirdi.

Yani Cumhurbaşkanı’nın sosyal medyaya karşı savaşı da, tam da o günlerde başladı.

İlerleyen yıllarda attığı adımlarla ‘haberleşme özgürlüğüne büyük engel gelecek, sosyal medyaya sansür uygulanacak’ endişelerine neden olan iktidar, şimdilerde yeni bir ‘dezenformasyonla mücadele yasası’ üzerinde çalışıyor.

3 HAZİRAN 2013

Eskişehir’deki protestolara destek amaçlı düzenlenen yürüyüşte polisin müdahalesi nedeniyle ara sokaklara kaçan eylemcilerden birisi olan Anadolu Üniversitesi birinci sınıf öğrencisi Ali İsmail Korkmaz, polis tarafından darp edildikten sonra eli sopalı gruplarca iki defa daha darp edildi.

Korkmaz, 38 Gün verdiği yaşam mücadelesinden sonra, 10 Temmuz 2013’te hayatını kaybetti. 

İstanbul’un Ümraniye ilçesinde bir şahsın aracını TEM otoyolunda yürüyen protestocuların üzerine sürmesiyle 19 yaşındaki Mehmet Ayvalıtaş; Antakya’da da polisin attığı gaz fişeğiyle vurulan 22 yaşındaki Abdullah Cömert hayatını kaybetti.

Taksim Dayanışması da Gezi Parkı’nda yaptığı basın açıklamasıyla taleplerini sıraladı. Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman tarafından okunan açıklamada talepler şöyle sıralandı:

• Gezi Parkı’nın park olarak kalması ve Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) yıkılmaması,

• Başta İstanbul Valisi ve Emniyet Genel Müdürü olmak üzere eylemlerin şiddetle bastırılması emrini veren sorumluların istifa etmesi ve biber gazı kullanımının yasaklanması,

• Eylemler nedeniyle gözaltına alınanların serbest bırakılması,

• Türkiye’deki tüm meydan ve kamusal alanlarda toplantı ve eylem yasağının sona erdirilmesi,

• İfade özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması.

Güvenlik güçlerinin Dolmabahçe ve Beşiktaş hattına çekilmesiyle birlikte, buralardan Taksim’e çıkmaya çalışan gruplarla polisin çatışmaları devam etti.

Polis, eylemcilerin özellikle Dolmabahçe’de bulunan Başbakanlık Ofisi’ne yaklaşmalarını engellemek için biber gazı ve plastik mermi ile sert müdahalelerde bulundu. Ankara, Antalya, Adana ve İzmir gibi kentlerde de eylemler görüldü.

GÜL BİR KEZ DAHA ERDOĞAN’LA TERS DÜŞTÜ

Cumhurbaşkanı Gül, sakin olunması ve kurallara uyulması çağrısı yaparken, “İyi niyetli mesajlar alındı. Günü geldiğinde gereği yapılır” dedi. Başbakan Erdoğan ise Gül’ün ne kastettiğini bilemediğini söyledi.

‘YÜZDE 50’Yİ EVDE ZOR TUTUYORUZ’

3 Haziran 2013’e damga vuran asıl olaysa, Erdoğan’ın Afrika turuna çıkmadan önce havalimanında düzenlediği basın toplantısında Reuters muhabiri Birsen Altaylı’yla tartışmasıydı. Uzun yıllar unutulmayacak ‘restini’, bu gerginlik sırasında çekti: “Bizim de evlerinde zorla tuttuğumuz bu ülkenin en az yüzde 50’si var.”

4 HAZİRAN 2013

Türkiye’nin çok sayıda kentinde birçok kişi gündüz işe, akşam saatlerinde de eylemcilerin toplandığı alanlara gitmeye başladı. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) eylemlere destek için greve gitti.

Taksim Meydanı ve civarı sükûnetini korurken, İstanbul’da Beşiktaş ve Gazi Mahallesi ile Ankara, Adana, Hatay, İzmir ve Tunceli gibi yerlerde devam eden eylemlere polis sert şekilde müdahale etti.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), eylemlerin başlangıcından bu yana üçü ağır en az 2 bin 800 kişinin yaralandığını açıkladı. Yaralanmaların çoğunun tazyikli suyun ölçüsüz biçimde insan bedeni hedef alınarak kullanılması, biber gazı kapsüllerinin eylemcilerin üzerine sıkılması, doğrudan hedef alınarak direkt fırlatılması ve plastik mermilerin yakın mesafeden ateşlenmesi sonucu gerçekleştiğini söyledi.

5 HAZİRAN 2013

Taksim Dayanışması’ndan bir grup, dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile bir araya geldi.  Grup adına görüşmenin ardından bir açıklama yapan Eyüp Muhçu, Gezi Parkı için referandum önerisini kabul etmediklerini belirterek, “Demokratik toplumlarda halkın sağduyusu dikkate alınır” dedi.

‘ARTIK EVE GİDELİM, YARIN YİNE GELİRİZ’

Ankara’da bir polis şefinin göstericilere “Artık eve gidelim, yarın yine geliriz” demesi, en çok konuşulan konulardan biri oldu.

6 HAZİRAN 2013

Komiser Mustafa Sarı, AKP Adana İl Başkanlığı binasının önünde toplanan kalabalığa müdahale sırasında alt geçit inşaatından düşerek hayatını kaybetti.

7 HAZİRAN 2013

Türkiye’de yayın yapan yedi ulusal gazete, Başbakan Erdoğan’ın dış gezisi sonrası uçakta yaptığı açıklamaları aynı başlığı kullanarak manşetlerine taşıdı.

ERDOĞAN KONUŞTU, MEDYANIN ‘CANI FEDA’

Erdoğan’ın uçakta gazetecilere söylediği, “Demokratik taleplere canımız feda” cümlesini Habertürk, Türkiye, Sabah, Zaman, Yeni Şafak ve Star gazeteleri taşra baskılarında manşetten; Bugün ise sürmanşetten verdi.

Bu durum, basın özgürlüğüyle ilgili tartışmalarda sıklıkla gündeme getirilen bir sembole dönüştü.

Diğer yandan, İmralı’da cezaevinde bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan da Gezi Parkı eylemleriyle ilgili bir mesaj yayınladı.

O dönemde devam eden barış süreci kapsamında İmralı’ya giden BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Öcalan’ın mesajını iletti:

“Direnişi anlamlı buluyor ve selamlıyorum. Elbette ki bu duruş yeni bir siyasal kırılma yaratmıştır. Ancak hiç kimse ulusalcı, milliyetçi, darbeci çevrelere de kendini kullandırmamalı.”

8 HAZİRAN 2013

Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş futbol takımlarının taraftar grupları birlikte Taksim Meydanı’na yürüdü.

Sosyal medyada kendilerini ‘ezeli rakip’ olarak isimlendiren üç kulübün taraftarlarının birlikte yürümesine ‘İstanbul United’ adı verildi.

ERDOĞAN ‘DIŞ MİHRAKLARI’ SUÇLAMAYA BAŞLADI: FAİZ LOBİSİ, SOROS…

İstanbul’da beş saat süren AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında Erdoğan, olayların arkasında faiz lobisi ve George Soros ile Türkiye’deki işbirlikçilerinin olduğunu ileri sürdü. Kendisine ‘sivil darbe’ yapılmak istendiğini savundu.

9 HAZİRAN 2013

Türkiye, güne dönemin İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun Twitter üzerinden attığı mesajlarla başladı. Mutlu, “Gençler, Gezi parkında kuş sesleri, ıhlamur kokusu ve arı vızıltısıyla huzurlu bir sabah varmış doğru mu? Aranızda olmak isterdim” yazdı.

‘PARKIMIZI İADE EDİN’

Taksim Dayanışma, 100 binlerce kişinin katılımıyla meydanda bir miting düzenledi. Gezi eylemcileri adına açıklama yapan mimar Mücella Yapıcı, “Parkımızı iade edin. Her ne ad ile olursa olsun parkın bir santimetrekaresini dahi yapılaşmaya açacak projelerinizi unutun” dedi.

‘ANLADIĞINIZ DİLDEN KONUŞMAK ZORUNDA KALIRIM’

Aynı gün Erdoğan da önce Adana, ardından Mersin’de birer miting düzenledi ve Ankara’ya dönüşünde kendisini karşılayanlara hitap ederken “Kızılay’da, Sıhhiye’de, yok şurada yok burada, artık bu eylemlere son verilmesini özellikle rica ediyorum. Bir derdiniz varsa, temsilcilerinizi seçersiniz ben dahi kabul ederim ama aynı şekilde devam ederseniz anladığınız dilden konuşmak zorunda kalırım” dedi.

‘CAMİYE BİRA ŞİŞELERİYLE, AYAKKABILARIYLA GİRDİLER’ İDDİASI: ‘CUMA GÜNÜ YAYINLAYACAĞIZ’ DEDİĞİ GÖRÜNTÜ 9 YILDIR ORTADA YOK

Ayrıca, Dolmabahçe Bezm-i Alem Camisi’ne sığınan eylemcilerle ilgili olarak “Yaptıkları iş sadece vurup kırma. Kamunun binalarına saldırma, kamunun binalarını yakıp yıkma. Sivil vatandaşın, halkın araçlarını yakıp yıkma. Bununla kalmadılar. Benim başörtülü kızlarıma, başörtülü bacılarıma saldırdılar. Bununla da kalmadılar. Dolmabahçe Camii’ne maalesef bira şişeleriyle girmek suretiyle, ayakkabıyla onu da yaptılar” iddiasını ileri sürdü.

Bu iddia Yeni Şafak gazetesi yazarı Süleyman Gündüz ve cami imamı Halil Necipoğlu tarafından yalanlandı. Necipoğlu daha sonra bir ‘ceza’ olarak başka yere atandı.

Erdoğan’ın “Bütün görüntüler elimizde. Yayınlayacağız” dediği görüntüler ise hiç yayınlanmadı.

10 HAZİRAN 2013

Yeni Şafak gazetesi, ‘Bu Ne Tesadüf’ manşetiyle çıktı. Manşet haberde, oyuncu Memet Ali Alabora’nın yönetmenliğini yaptığı ve başrolünde oynadığı Mi Minör adlı oyunun ‘eylemlerin provası’ olduğu iddia edildi.

Bakanlar Kurulu toplantısının ardından bir açıklama yapan dönemin Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, eylemlerde yer alan grupların Erdoğan ile görüşeceklerini açıkladı.

11 HAZİRAN 2013

Sabah saatlerinde başta Çevik Kuvvet olmak üzere çok sayıda polis, iş makineleriyle barikatları aşarak Taksim Meydanı’na çıktı.

Polis, meydana girişinde, “Gezi Parkı’na dokunmayacağız, taş atmayın, gaz sıkmayalım” anonsu yaptı. Ancak bazı eylemciler ile polis arasında çatışmalar yaşandı.

Daha sonra Gezi Parkı’nda kurulan kamptan gelen bir grup eylemci, park ile Meydan’da bulunan polis arasında el ele tutuşarak insan zinciri oluşturdu. Bu gelişme üzerine polis, AKM’nin olduğu alana çekildi; ilerleyen saatlerde meydanda toplanan kalabalığa sert ‘müdahalede’ bulundu.

Çatışmalar gece boyu devam etti.

ERDOĞAN: ‘ARTIK BU İŞİN BİTİRİN’ DİYOR, GÖZLERİNİZDEN ÖPÜYORUM

Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Taksim’de gösteri yapan ve samimi duygularla oralara gittiğini kabul ettiğim gençleri özellikle buralardan ayırarak, ‘Artık bu işi bitirin’ diyor ve gözlerinden öpüyorum” dedi.

Vali Mutlu da akşamki müdahalenin ardından yaptığı çağrıda, “Taksim’e gelmeyin, Gezi’yi boşaltın. Aileler çocuklarını alsın. Can güvenliği sorunları olduğu konusunda ciddi istihbarat var” dedi.

12 HAZİRAN 2013

Bu dönemde, 25 yaşında bir kadın, İstanbul’un Kabataş semtinde bebeğiyle birlikte eylemcilerin saldırısına uğradığını ve ‘belden yukarısı çıplak, ellerinde deri eldivenler, başlarında siyah bandanalar bulunan 70-100 kişilik grubun kendisini 52 saniye boyunca dövdüğünü’ iddia etti.

KABATAŞ YALANCILARI SAHNEDE

Çok sayıda hükümete yakın gazeteci bu iddiayı köşesine taşıyarak destek verdi. Bu kişiler halen ‘Kabataş yalancıları’ olarak anılıyor.

Olay gününe ait kayıtlarda herhangi bir saldırıya dair görüntülerin olmadığı ortaya çıkarken, savcılık daha sonra herhangi bir delil bulunamadığı için soruşturmayı kapattı. Söz konusu gazeteciler, ilerleyen yıllarda kamuoyundan özür diledi.

Polisin meydandaki sert müdahalesinden 24 saat sonra piyanistler Yiğit Özatalay ve Davide Martello, Atatürk Anıtı’nın önünde bir konser verdi.

13 HAZİRAN 2013

Gezi Parkı eylemcilerinden oluşan 11 kişilik bir grup, Başbakan Erdoğan ile bir görüşme yaptı. Görüşme yaklaşık 4,5 saat sürdü.

Taksim Dayanışması’ndan Cem Tüzün, Nisan 2022’de o toplantıyı şöyle anlatacaktı:

“Başbakan geldi. Gezi’deki eylemcileri şikâyet eden, polisin hazırladığı videolarla sunum yapmaya başladı. İnsanlar sitemkâr davranışlarda bulundu. Başbakan azarlar tonda konuşuyordu. ‘Biz buraya günlerdir dinlediğimiz konuşmaları dinlemeye gelmedik, taleplerimizi söyleyelim ve çözüm bulalım diye geldik’ dedim. ‘Altı arkadaşımız geldi, kapıda, gelmeyeceklerse ben de çıkıyorum’ dedim, çıktım.

Peşimden Mahsun Kırmızıgül geldi, sakinleştirdi. Tekrar altı kişiyle birlikte bizi içeri aldılar.

Benden sonra Arzu Çerkezoğlu söz istedi. O konuşurken Erdoğan bir anda sinirlendi. ‘Bana sosyoloji anlatma, ben ne kadar oy alıyorum, senin desteklediğin partiler ne kadar oy alıyor’ dedi. Sinirle ayağa kalktı. O kalkınca herkes de kalktı. Beyza Metin o sırada, ‘Bir kadınla böyle konuşamazsınız, haddinizi bilin’ dedi. Erdoğan, bunu Arzu Çerkezoğlu söyledi sandı. Öfkeyle ona döndü. ‘Asıl siz haddinizi bilin’ dedi. Sanki kriz geçiriyordu. Kelimeleri birbirine giriyordu. Sümeyye Erdoğan ve partisindekiler araya girdi, onu götürdüler.

Tayyip ve Sümeyye Erdoğan dışındakiler bir süre sonra salona döndü. AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik söze girdi. Önerilerini söyledi: ‘Biz mahkeme kararını bekleyeceğiz, olumsuz bir karar çıkarsa Topçu Kışlası’ndan vazgeçeceğiz’ dedi. ‘Tersi çıkarsa da halka sorarız, referandum yaparız’ dedi.’

Dayanışma’dakiler bunu olumlu bulmakla birlikte taleplerini sıraladılar. Mahkemeden hükümet lehine karar çıkarsa üniversitelere, meslek kuruluşlarına sorulmasını istiyorlardı. Öte yandan sivil halka şiddet uygulayarak ölümlere neden olan görevliler hakkında soruşturma açılmasını, gözaltındakilerin bırakılmasını istiyorlardı. (…)”

Aynı gün Vali Mutlu’nun bir gün önce ailelere yaptığı çağrının yüzlerce anne, eyleme katılan çocuklarına destek vermek üzere Gezi Parkı ve Taksim Meydanı’na geldi. Anneler el ele insan zinciri oluşturarak, bir yürüyüş gerçekleştirdi.

14 HAZİRAN 2013

Başbakan Erdoğan, bir kez daha çekilme çağrısı yaptı:

“Mesajı aldık. Yargının kararını bekleyeceğiz. Karar olumsuz çıkarsa uyacağız, olumlu çıkarsa da halkoylamasına gideceğiz. Daha ne diyeyim. Artık Gezi Parkı’ndan çekilin, evlerinize gidin. Temenni ederim ki; bugün bu iş artık biter.”

Ankara’da düzenlenen eylemlerde polisin açtığı ateş sonucu başından ağır yaralanan Ethem  Sarısülük, hayatını kaybetti.

15 HAZİRAN 2013

Taksim Dayanışması, eylemlere devam etme ve Gezi Parkı’ndan ayrılmama kararı aldı. Bunun üzerine Erdoğan, Sincan’da yaptığı konuşmada, “Yarın İstanbul mitingimiz var. Taksim Meydanı boşaldı boşaldı. Boşalmadığı takdirde artık bu ülkenin güvenlik güçleri orayı boşaltmayı bilir” dedi.

Ardından parkın önüne çok sayıda TOMA ve Çevik Kuvvet polisi getirildi. Polis önce parkın boşaltılması için anons yaptı ve akşam saatlerinde biber gazı atarak parka girdi.

Eylemcilerin bir kısmı Divan Otel’e sığındı. Polis, buraya çok sert ‘müdahalede’ bulundu ve içeri gaz fişeği attı.

16 HAZİRAN 2013

Polis, sabah saatlerinde Divan Otel’de mahsur kalanların ayrılmasına izin verdi.

Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nın sert müdahaleyle boşaltılmasının ardından İstanbul’un başka noktalarında ve Türkiye’nin diğer kentlerinde çok sayıda eylem ve çatışma yaşandı.

İstanbul’da Okmeydanı semtinde 14 yaşındaki Berkin Elvan polis tarafından sıkılan gaz fişeğiyle başından ağır yaralandı.

Elvan, dokuz ay yoğun bakımda kaldıktan sonra Mart 2014’te yaşamını yitirdi.

7 Aralık 2016’da polis memuru F.D. hakkında ‘olası kastla öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 2017’de başlayan yargılamanın ardından geçtiğimiz yıl F. D’ye 18 Haziran 2021’de ‘olası kastla öldürme’ suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezası verildi.

DURAN ADAM

18 Haziran 2013’te polisin Taksim’e çıkışları engellenmesini protesto eden Erdem Gündüz isimli bir kişi, akşam saatlerinden itibaren Taksim Metro çıkışında hareket etmeden ve konuşmadan bekledi. Bu sivil itaatsizlik eylemine katılım, dakikalar geçtikçe arttı.

Gece saatlerinde polis amirinin ‘müdahaleye’ hazırlanırken “Sabit duranları alın” emrini verdiği duyuldu. Bunun üzerine ‘sabit duran kişiler’ gözaltına alındı.

YARGI SÜRECİ: HUKUK ‘İNTİKAM’ İÇİN ARAÇ OLDU

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturmalarda o dönemde yüzlerce kişi gözaltına alındı.

14 Haziran 2013’te ilk kez ‘silahlı terör örgütü üyeliği ve yardım etmek’ suçu gündeme geldi ve aralarında Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) üyesi Ulaş Bayraktaroğlu’nun da bulunduğu 4 kişi tutuklandı.

Olaylara karıştığı gerekçesiyle gözaltına alınan Beşiktaş’ın taraftar gruplarından Çarşı üyelerinin bir kısmı da ‘6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet’ suçundan tutuklanırken, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ile Marksist Leninist Komünist Partisi (MLKP) üyelerinin de yer aldığı çok sayıda kişinin, ‘terör örgütü üyeliği’ ve ‘kamu malına zarar vermek’ gibi suçlardan tutuklanmasına karar verildi.

Eylemcilere satırla saldırdığı görüntüler kameralara yansıyan ve ‘Palalı Sabri’ olarak anılan Sabri Çelebi de hakkında açılan dava kapsamında 11 Mayıs 2017’de ‘kasten yaralama’ suçundan 3 yıl hapis cezası aldı, bir kadını zırhla yaraladığı gerekçesiyle de 9 bin lira adli para cezasına çarptırıldı.

Taksim Dayanışması’ndan Ali Çerkezoğlu, Mücella Yapıcı, Beyza Metin, Ender İmrek ve Haluk Ağabeyoğlu’nun da aralarında bulunduğu 26 kişi hakkında 4 Şubat 2014’te iddianame hazırlandı. Yargılama sonunda 29 Nisan 2015’te, tüm sanıklar beraat etti.

ELVAN’IN ÖLÜMÜNÜN YIL DÖNÜMÜNDE HAZIRLANAN KLİPTE YER ALAN SANATÇILARA SORUŞTURMA

Elvan’ın ölümünün birinci yılında hazırlanan klipte rol alan bazı sanatçılar hakkında ‘suça teşvik’ iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Zuhal Olcay, Şevval Sam, merhum Tarık Akan, Selçuk Balcı, Cahit Berkay, Efkan Şeşen, Hüseyin Turan ve Levent Üzümcü’nün de aralarında bulunduğu 20 ünlü isim hakkındaki soruşturma, iki buçuk yıl sonra 17 Kasım 2017’de takipsizlikle sonuçlandı.

AYVALITAŞ’IN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN DAVADA SANIKLARA BERAAT

Mehmet Ayvalıtaş’ın ölümüne ilişkin 5 Şubat 2014’te, iki kişi hakkında ‘taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak’ suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Yargılama sonunda iki sanık beraat etti.

ÇARŞI GRUBU HALA YARGILANIYOR

Aralarında Beşiktaş taraftar grubu Çarşı mensuplarının da bulunduğu 35 kişi hakkında, 11 Eylül 2014’de, ‘cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Mahkeme, 29 Aralık 2015’te 35 sanığın beraatine karar verdi.

MUSTAFA ALTIOKLAR’A PARA CEZASI

Katıldığı bir televizyon programında Gezi Parkı olaylarıyla ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla yargılanan yönetmen Mustafa Altıoklar, 28 Aralık 2015’te, Bakırköy 4. Asliye Ceza Mahkemesince 6 bin lira idari para cezasına çarptırıldı.

GAZETECİLERE TAKİPSİZLİK

Fuat Yıldırım’ın, Gezi Parkı olayları sırasındaki yazıları nedeniyle suç duyurusunda bulunduğu gazeteciler Soner Yalçın ve Barış Pehlivan ile OdaTV yöneticileri hakkında yürütülen soruşturmada, 17 Ocak 2014’te takipsizlik kararı verildi.

İTO YÖNETİMİNİN GÖREVDEN ALINMASI TALEBİYLE AÇILAN DAVA REDDEDİLDİ

Gezi Parkı eylemleri sırasında yaralı vatandaşlara izinsiz sağlık yardımı yapıldığı gerekçesiyle dönemin (2012-2014) İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Onur Kurulu’nun görevden alınması talebiyle İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan dava, 14 Kasım 2017 tarihli duruşmada reddedildi.

OSMAN KAVALA’NIN YARGILANMASI

Anadolu Kültür A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve insan hakları aktivisti Osman Kavala, 1 Kasım 2017’de tutuklandı. Hakkında hiçbir hüküm bulunmadan cezaevinde tutulduğu süreçte Erdoğan tarafından birçok kez “Soros artığı” gibi ifadelerle hedef alındı.

Bu soruşturma kapsamında, 5 Aralık 2018’de Mehmet Ali Alabora ve MİT TIR’larının durdurulmasına ilişkin davada yargılanan gazeteci Can Dündar hakkında Gezi Parkı eylemlerinde etkin rol aldıkları gerekçesiyle tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.

Soruşturma 20 Şubat 2019’da tamamlandı ve 16 şüpheli hakkında “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Dava, 18 Şubat 2020’de karara bağlandı. Osman Kavala, Ayşe Mücella Yapıcı, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Mehmet Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekçi, Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden’in, somut ve kesin delil bulunmadığından beraatlerine, Kavala’nın tahliyesine hükmedildi. Firari sanıkların dosyası ayrıldı, savunmaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.

OSMAN KAVALA TAHLİYE OLAMADAN YENİDEN TUTUKLANDI

Kavala, 19 Şubat 2020’de cezaevinden tahliye edilmeden jet bir soruşturma açılarak tekrar polis ekiplerince gözaltına alındı. Adliyeye getirilen Kavala, yeniden tutuklandı. Bu kez yöneltilen suçlama ‘casusluk’tu.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi (istinaf), 22 Ocak 2021’de Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 9 kişi hakkında verilen beraat kararlarını bozdu.

Bu süreçte Çarşı taraftar grubu üyelerinin de içinde bulunduğu 35 sanıklı dava dosyası da bozuldu.

YENİDEN GÖRÜLEN DAVADA HUKUKSUZLUKLAR SİLSİLESİ

Yargılama sürecinde yaşananlarla yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası kamuoyunda tepki çeken ve şimdiden hukuk tarihine bir ‘skandal’ olarak adını yazdıran üçüncü Gezi Parkı davasının karar duruşması, 25 Nisan’da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

(Çizim: Murat Başol)

Gezi’yi savundukları için bir kez daha hakim karşısına çıkan isimler, uzun yargılama süreci sonunda ağır cezalara çarptırıldı.

1637 GÜNDÜR NEDEN TUTUKLU OLDUĞUNU BİLMEYEN KAVALA’YA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

Hakkında hiçbir hüküm bulunmadan 1637 gün cezaevinde tutulan iş insanı ve insan hakları aktivisti Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

İçinde AKP’den milletvekili aday adayı olan bir ismi de barındıran mahkeme heyeti, iş insanının 19 Şubat 2020’de cezaevi kapısından geri dönmesine neden olan ‘casusluk suçlamasından’ ise beraat ettirdi.

Bu noktada Kavala hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) hak ihlali kararı bulunduğunu, ancak Türkiye’nin bu karara uymamakta ısrarcı olduğunu, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, Kavala’yla ilgili AİHM kararını uygulamadığı gerekçesiyle Türkiye için yaptırım prosedürünü başlattığını hatırlatalım.

YAPICI, ATALAY, KAHRAMAN, MATER, EKMEKÇİ, ÖZERDEN VE ALTINAY’A 18 YIL HAPİS VE TUTUKLAMA

Mücella Yapıcı, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Yiğit Ekmekçi, Mine Özerden ve Hakan Altınay’a da 18 yıl hapis cezası verildi ve kaçma şüphesiyle tutuklanmalarına hükmedildi.

Gerekçeli kararın yazımı sürüyor.

Benzer Haberler

Facebook'ta Biz

Çanakkale Rent a Car Banka Kredisi diş rehberi Bozcaada Otelleri Bozcaada Otelleri Bozcaada Pansiyonları