YAKUP KEPENEK- İLBER- 19 ARALIK 2011 CUMHURİYET GAZETESİ

Ana Sayfa » GÜNCEL » YAKUP KEPENEK- İLBER- 19 ARALIK 2011 CUMHURİYET GAZETESİ

02.10.2018 - 11:31

YAKUP KEPENEK- İLBER- 19 ARALIK 2011 CUMHURİYET GAZETESİ

Geçen günlerde Prof. Dr. İlber Ortaylı, Başbakan’ın ameliyatından sonra evinin girişine konulmuş olan ve yurttaşların geçmiş olsun dileklerini yazdıkları defteri imzalarken görüntülendi. Defterin üzerine iyice eğilmişti ve sağlığını koruma amacıyla olacak, İlber’in başında bir de bere vardı.

 

Kuşkusuz tamamıyla insani duygularla Başbakan’a geçmiş olsun denilmesi çok doğaldır. Ancak, ülkemizin yetiştirdiği tarihçilerin önde gelenlerinden biri olan, seçkin bilim insanı, ünlü tarihçi ve kamuoyunca çok iyi tanınan Prof. Dr. İlber Ortaylı, o imzasıyla, aslında 2000’lerin ikinci on yılına girerken, Türkiye aydınının siyasal güç karşısındaki tutumunu anlatıyor; benzer davranışlar sergileyen yüzlerce, giderek binlerce bilim insanını kendi cismiyle somutlaştırıyor; bir simge oluyor.

 

***

 

İlber’in tarihçi kimliğiyle, yıllar önce Topkapı Sarayı Müzesi’nin üst düzey yöneticisi olmasında yadırganacak bir şey yoktu. Ancak, atanma sonrası gelişmeler benim için gerçekten beklenmedikti.

\n

İlber bir konferans için çağrıldığı Kastamonu Üniversitesi’nde, hükümetin yeni üniversiteler kurulmasıyla ilgili politikasını eleştirdi. Gerekli ön hazırlıklar yapılmadan, özellikle de nitelikli bilim insanı yetiştirilmeden her ilde bir üniversite açılması uygulamasını haklı olarak doğru bulmadığını söyledi.

 

İlber bu tutumuyla, bilimsel ve toplumsal sorumluluk taşıyan gerçek bir bilim insanının yapması gerekeni yapıyordu.

 

Konferansını izleyen günlerde başka bir şey oldu; ülkenin Başbakan’ı, bilimden sanata her şeyin doğrusunu, iyisini ve güzelini yalnız kendisinin bildiği düşüncesiyle olacak:

 

– Hoca, sen bu işlerden anlamazsın; bunlara karışma anlamına gelen sözler söyledi.

 

Bunun üzerine İlber, basında yer alan uzun bir açıklamayla, yeni üniversiteler açılması konusundaki eleştirel sözlerinin doğru olmadığını açıkladı; yanıldığını belirtti ve Başbakan’dan özür diledi. Ve Topkapı Müzesi’ndeki yerini korudu.

 

Şimdi de geçmiş olsun dilekleri sunma gerekçesiyle kapı önünde imza atıyor; siyasetin gücü karşısında bir kez daha eğiliyor.

 

Elbette İlber yalnız değil. Adlarının önünde akademik unvan bulunmasına karşın bilimle hiçbir ilişkisi olamayan ve devlet bürokrasisinde görev; TÜBİTAK ve TÜBA üyeliği; üniversitelerde rektör, dekan ve bölüm başkanlığı için akıl almaz yollara başvuran başkalaşarak siyasetin karşısında diz çöken binlerce kişi var.

 

***

 

Kendisi çok iyi bir tarihçi olan İlber, yine çok iyi bilir ki insanlık, ta ilkçağlardan bu yana çağdaş bilimin gelişmesini, siyasete teslim olan değil, tam tersine yaşamı pahasına siyasetin baskıları karşısında boyun eğmeyen bilim insanlarına borçludur; bilim tarihi siyaset karşısında onurlu, dik duruş sergileyenlerin yazdığı bilim insanı destanlarının tarihidir.

 

Değil mi?

 

Ve bir soru daha. İlber, TÜBİTAK’ın Darwin’i sansür ettiğini; Evrim Kuramı’nı reddetmeyen bilim insanlarının üniversitelerde yaşatılmadığını; AKP’ci rektörlerin korkutucu bir baskı ortamıoluşturduklarını; yükseköğretim kuruluşlarının ve bunun da ötesinde bilim dünyamızın tümüyle belirli bir dünya görüşü çerçevesinde yeniden biçimlendirildiğini bilmiyor mu?

 

Bu toplum ve bu ülkenin yıllar yılı bilimsel gerçeklerden uzak tutulan insanları, bilimin yol göstericiliğini kişiliğinde ve kişiliğiyle simgeleyen; bilimsel ve toplumsal sorumluluğunun bilincinde olan gerçek bilim insanlarına daha ne kadar uzun bir süre kavuşamayacak; onlara hasret kalacak? Bu gidişin topluma maliyeti ne olacak?

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :