SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- TRUMP KLİNİK VAKA MI?

Ana Sayfa » GÜNCEL » SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- TRUMP KLİNİK VAKA MI?

11.10.2019 - 20:58

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- TRUMP KLİNİK VAKA MI?

 

Son yazımın başlığı ‘ Trump Çıldırmış Olabilir mi? ‘ sorusuydu.

Aradan sadece bir hafta geçti. Bu kısa süre içinde bile Trump’ın başına öyle şeyler geldi ki, önce ABD’de olmak üzere birçok ülkede ‘ klinik vaka ‘ olduğuna dair iddialar tekrar hatırlanmaya başladı.

Ancak son bir haftadaki gelişmelere kısaca göz atacak olursak, Trump’ın uğraşmak zorunda kaldığı sorunlar sağlıklı birini bile çileden çıkarmaya yeter sanırım.

Gelin sırayla bakalım, neler oldu geçen hafta?

Ukrayna Başkan’ı Zelinsky ile yaptığı telefon görüşmelerinin bir muhbir kanalı ile Kongre’nin Temsilciler Meclisi’ne intikali sonrası, Meclis’te çoğunlukta bulunan Trump muhalifi Demokratlar ‘ azil ‘ girişimini başlatma kararı aldılar.

Bununla ilgili karşılıklı suçlamalar sürerken, geçen pazar günü, Trump’ın telefonda konuşmasına bizzat tanık olduğu söylenen ikinci bir muhbir ortaya çıktı.

Bitmedi!

Trump’ın bir kadın ile yaşadığı ilişkiyi örtbas etmesi için ona verildiği ileri sürülen ‘hush money-sus payı’ konusunu araştıran Manhattan Bölge Savcısı’nın, Başkan’ın vergi beyannamelerini talep etmesi gündeme bomba gibi düştü!

Yani Çin İşkencesi tarzında, adeta her gün damla damla gündeme getirilen sorunlar Trump’ı bir hayli bunalttı.

Sonuçta Başkan, başta Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Başkan’ı Adam Schiff olmak üzere Demokrat’ların çoğunu ABD derin devleti ile birlikte kendisine saldırmakla suçladı. Hatta Adam Schiff’in vatana ihanetten yargılanması gerektiğini bile söyledi.

Ayrıca attığı bir twitte, ‘Radikal sol demokratlar her tarafta uğradıkları yenilgiyi hazmedemeyip şimdi de eyalet ve demokrat bölge savcılarını benim aleyhimde harekete geçiriyorlar. Şimdiye kadar hiçbir Başkan aleyhine buna benzer bir şey olmadı. ‘ dedi.

Aynı günün gecesinde Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinden sonra Trump, Türkiye’nin güvenli bölge tesisi amacıyla Fırat’ın doğusuna girmesine izin verildiğini, ABD askerlerinin de bölgeden çıkarak eve döneceklerini bildiren bir twit attı.

Gerçekten ABD askerlerinin bölgeyi terk etmeye başladığı görüntüleri gelmeye başlayınca, Washington’da neredeyse yer yerinden oynadı. Başta Demokrat siyasetçiler olmak üzere, Trump’a yakın bazı Cumhuriyetçiler, bir kısım eski diplomatlar ve en önemlisi Pentagon’dan ciddi itirazlar yükselmeye başladı.

Bunları göğüslemek için Trump attığı ikinci bir twit ile, bu askeri girişim sırasında Kürtlere ve diğer sivillere zarar verilmesi halinde Türkiye ekonomisini  tamamen imha (obliterate) edeceğini, bunu Türklerin iyi bildiğini açıkça yazmaktan çekinmedi.

Bu iletisinde, sanırım tehdidinin ciddiyetini ortaya koymak için, kendisini tanımlama ihtiyacı içinde seçtiği sözler, Trump’ın, yazının başında söz ettiğim, ‘narsisistik’ kişilik bozukluğunun zirvelerinde dolaştığının tipik bir göstergesi gibiydi.

Trump Klinik Vaka mı?

İşte tam da geçen hafta gündeme gelen bu sahnelerden sonra Trump’ın ruh sağlığı ile ilgili bazı uzman görüşleri sosyal medyada tekrar dolaşmaya başladı.

Bunlardan biri, Yale Üniversitesi Psikiyatrlarından Dr.Bandy Lee’nin geçen ağustos sonunda basına yansıyan görüşleri!

Dr.Lee’ye göre Trump’ın mental sağlığı hem ulusal, hem de küresel olarak acil bir vaka haline gelmiş durumda.

Dr.Lee 2017 yılında ‘Tehlikeli Vaka: Donald Trump’ adında bir de kitap yazmış. Yazdığı bu kitapta Trump’ın ruh sağlığı hakkında fikir beyan eden 27 psikiyatrın görüşlerine yer vermiş.

Sonuçta bu çalışmaya katkıda bulunan uzmanlar ve Dr.Lee’nin görüşleri şöyle özetlenmiş:

‘Trump’ın toplum için bir tehdit olduğu konusunda halkın uyarılması yanında, kendisi de derhal müşahede altına alınmalı ve sonuçlara göre gerekirse görevden uzaklaştırılmalı.’

Trump’ın sağlığı ile ilgili sosyal medyada dolaşımda olan haber sadece bu değil elbette. Bir başka örnek, Columbia Dil Profesörü John McWhorter ile yapılan bir söyleşi. Bu söyleşide Prof. McWhorter, Trump’ın konuşmalarına kendi perspektifinden baktığında, onu ( insane ) deli olarak tanımlayamayacağını, ancak ‘ ağır narsisistik tuhaf bir ergen ‘ olarak nitelendirebileceğini söylüyor.

Trump’ın Yetersizliği Kaygıları

The American Prospect adlı sitede, geçen ayın sonunda daha bu sahneler ortaya çıkmadan Paul Waldman imzasıyla yayınlanan uzun bir analizde ilginç bir yorum yapılmış. 1971 yılında Woody Allen’in ‘ Bananas ‘ adlı filminde Latin Amerika’da darbe ile gelen bir liderin acayip bildirileri ile Trump’ınkiler arasında benzerlikler kurulmuş ve Trump’ın yetersizliği zirveye çıktığına göre, o giderse ne olur; sorusuna yanıt aranmış.

Yine aynı günlerde, yani bir ay kadar önce, The Atlantic adlı sitede Peter Wehne tarafından yazılan ‘ Trump  İyi Değil’ başlıklı makalede de, başkanın kişilik bozukluğunun artık kabul edilmesinin gerektiğine vurgu yapılmış.

Konu ile ilgili bir hayli uzman görüşüne yer verilen bu makalenin sonunda yer verilen şu görüş, kanımca çok önemli. ‘ Uzmanlarca klinik tetkiklere alınmayı kabul etmeyeceği için teşhis edilse de, edilmese de; Başkan’ın psikolojik bozukluğu çok açık. Aslında bu durum yeni değil. Görevi aldığında da belliydi. Ancak giderek kötüleşerek, davranış ve söylemleri ülke adına utanç verici olmanın ötesinde, ciddi tehlikeler arz etmeye başladı.

Trump’ın mental sağlığı ile ilgili bunlara benzer çok sayıda uzman görüşü haber ve yorumu Google’da bulmak mümkün. Yazıyı daha fazla uzatmamak için örnekleri burada kesiyorum.

Bu arada, Trump’ın başını epey ağrıtacağa benzeyen bir başka gelişme, perşembe gecesi dünya tv’lerindeki haber programlarına yansıdı.

Ayrıntıları henüz net bir şekilde ortaya çıkmasa da; eski SSCB ülkelerinden birinde doğmuş ( muhtemelen Ukrayna) ve sonradan ABD vatandaşı olmuş iki işadamı, ülkeye yasadışı yollarla para sokmaktan tutuklanmış. Ayrıca bu paralar, Teksas’lı bir Cumhuriyetçinin seçim kampanyasında kullanılmış.

Bu iki işadamı Trump’ın özel avukatı Rudy Giulani’nin, Demokrat Başkan Aday adayı Joe Biden ve oğlunun kirli işlerini ortaya çıkarmak için Ukrayna’ya gidişinde kendisine yardımcı olduğu kişiler.

Ayrıca bu kişiler Cumhuriyetçilere 325.000 $’lık bağış yapmalarından önce Trump ile Beyaz Saray’da yemek yemişler. Trump her ne kadar bu kişileri tanımadığını söylese de, elde kayıtlar olduğu bildiriliyor.

Bu kişiler Trump’tan Ukrayna’nın başkenti Kiev’deki ABD elçisini de görevden almalarını talep etmişler ve istekleri Trump tarafından yerine getirilmiş.

Sürece bütüncül bir bakış, sanki Trump’ın azli konusunda, ABD ( establishment ) derin devletinin dehlizlerinde çoktan karar alınmış da; oyunun son perdelerine doğru gelinmiş gibi görünüyor.

ABD’nin Kürt Politikası

TSK’nın Suriye’nin kuzeyine girişi ile, PYD/YPG’lilerin, ‘ABD yine bizi arkadan vurdu.’ şeklinde kampanyaya başlamak için hiç zaman kaybetmedikleri biliniyor.

Bu kampanya, zaten 1 Mart 2003 tezkeresi ile muhatap oldukları hayal kırıklığını unutmadıkları için, adeta bir Kürt histerisi geliştiren bazı Cumhuriyetçi senatörler üzerinde ciddi etki yapmış görünüyor.

Bu durumda eğer bir kısım Cumhuriyetçi Meclis ve Senato üyesi, Demokrat’ların azil girişimini destekler ise, 2020 başkanlık seçim kampanya dönemi ısınmadan Trump için azil kararının çıkma ihtimali güçlenebilir. Bu kararın çıkmasından önce de, 1974’de Nixon’un istifaya zorlandığı gibi, Trump da aynı şekilde istifa aşamasına gelebilir.

Olabilir mi?

Kanımca kuvvetli bir ihtimaldir.

Bu durumda ne olur?

Galiba, başta Suriye Krizi olmak üzere, bütün dünyada çok şey değişir.

‘ Genelde dünyada neler olur ‘ başlıklı bir çalışmamı yakında okuyucuların dikkatine sunmayı umuyorum.

Ancak bu durumda, herşeyden önce bizim için galiba en önemlisi,son birkaç gündür, bana öyle geliyor ki; Trump ile Putin anlaşması ile içine iyice çekildiğimiz Suriye Krizi nereye doğru yol alır sorusu!

Umarım, uluslararası platformlarda ortaya çıkacak bu tür olasılıklara hazırlık olmak üzere hükümetin ( contingency) bazı planlamaları mutlaka vardır.

Aksini düşünmek akla zarar!

Bekleyip göreceğiz.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :