YURTSEVERLİK.COM YAKIN GELECEĞİN DÜNYASINA BAKIYOR. ÜNSAL ÖZTÜRK YAZDI- YAKIN ZAMANIN DEVRİMİ: ELEKTRİKLİ TAŞITLAR VE 2023 TÜRKİYE’Sİ

Ana Sayfa » GÜNCEL » YURTSEVERLİK.COM YAKIN GELECEĞİN DÜNYASINA BAKIYOR. ÜNSAL ÖZTÜRK YAZDI- YAKIN ZAMANIN DEVRİMİ: ELEKTRİKLİ TAŞITLAR VE 2023 TÜRKİYE’Sİ

16.02.2019 - 14:11

YURTSEVERLİK.COM YAKIN GELECEĞİN DÜNYASINA BAKIYOR. ÜNSAL ÖZTÜRK YAZDI- YAKIN ZAMANIN DEVRİMİ: ELEKTRİKLİ TAŞITLAR VE 2023 TÜRKİYE’Sİ

 

ELEKTRİKLİ TAŞITTAN 2023 TÜRKİYE’SİNE

 

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 13 Şubat 2019’da yaptığı resmi açıklamada yakın bir gelecekte hepimizin hayatına girecek olan elektrikli taşıt aküsü üretimi için Almanya ile bir işbirliğine gittiklerini ve birisi Fransa’da diğeri Almanya’da olmak üzere 2 adet büyük fabrikanın açılması için çalışacaklarını belirterek, her iki ülkenin bu yönde yaptıkları bilimsel, teknik ve üretime yönelik anlaşmalar ile sektörde önemli bir adım attıklarını ifade etti.

 

Fransa ilk etapta 700 milyon Avro’luk, Almanya ise 1 milyar Avro’luk bir bütçeyi proje için ayırmış durumda. Böylece Avrupa’nın iki önemli lokomotif ülkesi, Asyalı rakiplerine karşı özellikle Çin, Kore ve Japon rakiplerine karşı elektrikli taşıt akü sektöründeki yarışta geri kalmak istemediklerini açıkça ortaya koymuş oldular.

 

Macron açıklamasında ayrıca ülkesinde elektrikli taşıt üretimini ve satışını desteklemek için çeşitli teşvik ve destekleme uygulayacaklarını, ayrıca ülkenin önemli merkezlerine artık benzin ve mazot istasyonları yerine kademeli olarak elektrikli taşıt akülerini doldurma ve satış noktalarını hizmete almayı planladıklarını ifade etti. Dahası park yerlerinde elektrikli taşıtlardan daha az ücret alınması gibi başka teşviklerin de uygulanacağı ifade edildi.

 

Diğer taraftan AB’nin en önemli kurumlarından birisi olan Avrupa Yatırım Bankası, İsveçli elektrikli taşıt akü üreticisi Northvolt İsveç’te Avrupa’nın en büyük fabrikasını kurmak üzere 52,5 milyon Avro’luk bir destek sağlamak üzere 11 Şubat 2019’da bir anlaşma imzaladı. Northvolt firması, sadece Avrupa’nın değil, aynı zamanda dünyanın en büyük ve en yeşil taşıt aküsünü üretmek için 2016 yılında İsveç’te kuruldu. Bu dev firmanın kurucu ortakları arasında BMV, Scania ve Siemens gibi Avrupa’nın dev firmaları da bulunmakta.

 

Şu anda görünen en önemli rakipleri ise, Japonya’dan Panasonic ve NEC, Kore’den LG ve Samsung, Çin’den ise BYD ve CATL. Tesla ise, ABD’nin dışında ilk kez Çin’de kurmakta olduğu en büyük yatırımı ile sektörde oldukça iddialı ve önder firmalar arasında yerini korumakta.

 

İsveç’teki Northvolt fabrikanın ilk etapta yıllık üretim gücünün toplam 32 GWh’lık akü olması ve bunun her yıl kademeli olarak artırılması planlanmakta. Nitekim elektrikli taşıt uygulamasına tam olarak geçtiğinde ise, Avrupa’nın enerji ihtiyacının 200 GWh olacağı öngörülmekte ve bunun karşılığının da yaklaşık 250 milyar Avro’luk bir miktara denk düşeceği hesaplanmakta.

 

Yakın gelecekte elektrikli taşıt akü üreticisi firma sayısının en fazla 10 – 20 arasında olacağı beklenmekte. Yani ülkeler bu ilk 10 ya da 20 arasına girmek için birbirleriyle ARGE’de, üretimde, planlamada vb şimdiden kıyasıya yarışmaktalar.

 

İlk aşamada oldukça pahalı olan bu aküler, bir taşıtın yaklaşık %30 – %50’si maliyetine karşılık gelmekte. Ancak zaman içinde bu oranın artan üretimle birlikte düşeceği ifade edilmekte.

 

Diğer taraftan Çin ise, AB’nin elektrikli taşıt ve akü üretimine ayırdığı bütçenin neredeyse 7 katını yani yaklaşık 21,7 milyar Avro’luk bir bütçe ayırmış durumda. Bu da bir anlamda Avrupalı firmaları oldukça tedirgin etmekte. Daha ilginci de, bu yatırımın büyük bir kısmının Avrupa kökenli firmalar tarafından Çin’de yapılmasıdır.

 

Bunda en büyük etkenin işgücünün ucuz olmasının yanında, 1 yılda Avrupa’da 17 milyon taşıt üretilirken Çin’de ise 23,5 milyon taşıt pazarının olmasıdır. İşte bu nedenledir ki, Avrupa’nın en büyüklerinden biri olan VW firması, 2022 yılına kadar anlaşma imzaladığı Çin’li firma JAC ile beraber 15 milyar Avro’luk büyük bir yatırım yapmayı planlamış durumdadır.

 

Benzer şekilde Nissan, Daimler, Mercedez-Benz gibi firmalar da Çinli firmalarla işbirliği yaparak Çin’de 8 milyar Avro ve üzeri büyük ölçekte yatırım yapmayı şimdiden planlamış görünüyorlar.

 

Çinli bir firma olan JAC, akü konusunda oldukça ileri teknolojiye sahip olarak ürettiği akülerle bir taşıt yaklaşık 300 km gidebilmektedir. Uzmanlara göre bu rakamın 700 km’ye kadar çıkabileceği ifade edilmekte.

 

Akülerin dolma süresi konusuna gelince, İngiliz Bristol Üniversitesi ile Surrey Üniversitesi’nin ortaklaşa bilimsel çalışmaları sayesinde lityum yerine oldukça özel bir polimer teknolojisi kullanılarak üretilen süper kapasitörler sayesinde akü doldurma süresinin 10 dakika gibi oldukça az bir süreye kadar indirilebildiği ifade edilmekte.

 

Dahası AB uzmanlarınca yapılan bu teknolojik ilerleme sayesinde 2030 yılına kadar karbon salınımının en az %30 azaltılabileceği belirtilmektedir.

 

Buraya kadar her şey tozpembe gözükmekle beraber, aslında beraberinde oldukça büyük bir sorunu getirmektedir. Nitekim AB’nin şu anki elektrik enerjisi ihtiyacının oldukça artacağı ve buna yönelik bazı köklü tedbirlerin alınması gerekmektedir. Nitekim elektrik üretim ve dağıtımdaki kayıp/kaçakların önemli ölçüde azaltılması için elektrik şebekesinin yenilenmesi ve yeni elektrik kaynaklarının oluşturulması da son derece önemli bir sorundur.

 

Ülkemizdeki duruma gelince, karşımıza içler acısı bir durum ortaya çıkmaktadır. 2023’e zaten öyle ya da böyle ulaşacağız. Ancak burada önemli olan 2023’ün topluma ulaşılması gereken bir hedef olarak gösterilmesi değildir. Önemli olan bu tarihe ulaşılınca hangi somut olguların gerçekleştirileceğidir. Bir elektrik santralında üretilen elektriğin şehirlere ulaşana kadar kayıp ve kaçakların halkın sırtına yüklenmesinin önlenip teknolojik yenilik yapılıp enerji nakil hatlarında yenileme mi yapılacak? Bu tarihte yerli ve milli bir elektrikli Türk taşıtı mı yoksa aküsü mü üretilip piyasaya sunulacak? Yoksa saman ithalatında olduğu gibi bunları da yukarıda belirtilen firmalardan mı ithal edeceğiz? İşte yanıt bekleyen esas sorun da budur.

 

2023 Türkiye’nin geleceği açısında kuşkusuz anlamlı bir tarihtir.

 

Ama burada önemli olan o tarihte hangi yönetim anlayışının ve hangi kadroların iktidarda olacağıdır.

 

Yani bugün olduğu gibi samanı bile dışarıdan ithal eden bir devlet olarak mı kalacağız, yoksa yukarıda sözü edilen sanayileşmiş ülkelerle yarışabilecek yönetimlerle mi yolumuza devam edeceğiz?

 

Umarız bir mucize olur ve ikincisi gerçekleşir.

 

Niye olmasın?

 

Bu ülke ilk yola çıktığında o mucizeyi gerçekleştirmedi mi?

Ünsal ÖZTÜRK

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :