27 Kasım 2021 - Hoş geldiniz

ZAFER ANAYURT YAZDI- HESAPSIZLIK KANSERİ VE BİR MURPHY YASASI: ”MİKROMETRE İLE ÖLÇ, TEBEŞİR İLE İŞARETLE, BALTA İLE KES!”

Ana Sayfa » GÜNCEL » ZAFER ANAYURT YAZDI- HESAPSIZLIK KANSERİ VE BİR MURPHY YASASI: ”MİKROMETRE İLE ÖLÇ, TEBEŞİR İLE İŞARETLE, BALTA İLE KES!”

Eklenme : 23.01.2021 - 13:14

ZAFER ANAYURT YAZDI- HESAPSIZLIK KANSERİ VE BİR MURPHY YASASI: ”MİKROMETRE İLE ÖLÇ, TEBEŞİR İLE İŞARETLE, BALTA İLE KES!”

 

Mühendisliğin temel ilkesi amaca uygun en optimum çözümlerin seçilmesi ve uygulanmasıdır.

Mühendislik genellikle bir meslek dalı olarak sınırlı şekilde kavranılır, oysa problemlere yaklaşım tarzı olarak çok daha geniş bir kavramdır.

İşte bu yüzdendir ki proje mühendisliği, sosyal mühendislik gibi hangi meslek olduğunu anlamakta güçlük çektiğimiz ve geçen yüzyıllarda hiç duyulmamış olan kavramlarla bugünlerde sık sık karşılaşıyoruz.

Mühendislik, yaptığın iş ile beklediğin sonuçlar arasındaki ilişkiyi hesaplamaktır.

Mühendislik, amaçladığın sonuçlar için yapmak gerekeni doğru olarak hesaplamaktır.

Bugünlerde bu coğrafyada en az bulunan şeydir.

Beni bu düşüncelere iten olaylar dizisi halk sağlığı profesörü Ahmet Saltık’ın Türkiye’de kullanılmak üzere seçilmiş olan Coronavac aşısının etkililik hesabına yaptığı eleştirilerle başladı. Ahmet Hoca, duyan herkesi yerinden sıçratacak bir keskinlikte %91.25 olarak açıklanan aşı etkinliği hesabını eleştiriyor ve “bunu benim birinci sınıf öğrencim yapsa çık dışarı derim” diyordu. Ahmet Saltık’ın bu kadar büyük tepki göstermesine neden olan hata neydi? İlginç bir biçimde ilgili herkes hocanın tüm Türkiye’ye biyoistatistik dersi vermesini ve problemin çözümünü açıklamasını bekledi. Aynı Karadeniz fıkrasında zaten doğru cevap veren çocuklarını desteklemek için öğretmeninden bir fırsat daha talep eden veliler gibi haykırdılar “çöz de anlayalım.”

Üniversite sınavlarına giren liseli çocuklarımızın listenin başındaki bölümlere girebilmesi için ciddi bir düzeyde matematik, fizik, kimya, biyoloji, türkçe bilgisine sahip olmasını beklediğimiz bir rekabet toplumunda 60 milyon kişiye uygulanacak aşının etkililik hesabı, istatistik biliminin tüm incelikleri atlanılarak kitapta ilk görülen formüle konuluyor ve açıklanıyordu.

Bu kadar basit.

Konu ne aşı karşıtlığı, ne de diğer rakip aşıların da geçmesi gereken bilimsel süreçlerin daha iyi yönetildiği iddiası.

Açıklıkla görülen şu ki, dünya 20-30 yıl öncesine göre çok daha “esnek” süreçlerle işleyen bir yer haline gelmiş.

Yıllar önce mühendislikle ilgili bir felsefe kitabı olduğuna ve seçmeli ders olarak okutulması gerektiğine kanaat getirdiğim Murphy Yasaları’nda gördüğüm bir maddeyi hatırladım:

“Mikrometre ile ölç, tebeşir ile işaretle, balta ile kes!”

Buradaki acı mizah, balta ile kesilecek şeylerin mikrometre ile ölçülmesindeki çelişkiye vurgu yapar. Ama mikrometreyle ölçmeden mikrometre keskinliğinde rakamlar üretmek de, yeni bir çağın hastalığına işaret ediyor.

Üzerinde konuştuğu salgın kadar yeni ve hızla gelişen bir kanser.

Hayatımızdan matematiği çıkardık.

Sadece sınavlarda bıraktık.

Matematiği hayatın olaylarının akli modellemesi olmaktan çıkarıp metafizik bir yarış alanı haline getirdik.

Onun için matematik kitaplarında olasılığı anlatmak için hâlâ torbadan top çektiriyoruz.

Son yıllarda, dil ile ifade edilmiş problemlerin anlaşılmasını ölçen bir soru tarzının gelişmesi olumlu olmakla birlikte, ifade edilen problemin gerçek hayata ilişkin olmaması (ve zorlama olması) durumunda öğrenci matematiğin hayattaki yerini anlamakta zorluk çekiyor. Matematik modelleme eksikliği, mühendislik zaafına dönüşüyor. Ahmet Saltık, zaten 18 yaş üstü olarak toplumun yaklaşık yüzde yetmişine uygulanması planlanan aşının etkililik oranının biyoistatistik biliminin ciddiyetine yaraşır olarak ele alınmasını hatırlatıyor.

Biyoistatistik, tıbbi çalışmada üretilen ve başlangıçta biçimsiz görünen verileri analiz ederek anlamlandırmanın bilimidir.

Hesaplanan rakam, örnekleme yapılan kesimin büyüklüğüne göre anlam kazanır ve güvenilirlik seviyesi düşük hesaplamalar muhakkak bu çekinceler ile birlikte anılmak durumundadır. Aksi takdirde 100 kişilik özenle seçilmiş bir anket üzerinden Türkiye’nin siyasi eğilimini belirleyip yayınlamaya eşdeğer bir hata (ya da manipülasyon) yapmış oluruz.

60 milyon kişinin Türkiye’de yetersiz veriyle hesaplanmış %91.25 etkinlikte bir aşıyla aşılanması durumunda, aşılı 5 milyon 250 bin kişinin enfekte olması beklenirken, Brezilya’da hesaplanan %50.38 etkililik rakamına göre bu rakam 29 milyon 772 bin kişi olacak.

Fark büyük değil mi?

Aşılama süresince aşısız olanlar ve tüm kampanya bittiğinde hâlâ aşısız olacak gençlerin tümünün bu kadar farklı boyutlardaki enfekte nüfusa karışması dikkate alınmayacak bir ayrıntı olabilir mi?

Hangisi doğru?

21.yy’da “hiç yoktan iyiymiş” ya da “bir düzeyde işe yarıyormuş” seviyesinin aşılmış olması gerekiyor.

Herkes bilimsel sürece katılamaz, ama bilimsel eğitim almış herkes kayıtsız şartsız bilimin gereklerini ve bugüne kadar geliştirilmiş yöntemlere uyulmasını savunmak durumunda.

Yapılanlar ve yapılmayanlar önümüzdeki yıllarda hastanelerdeki manzaraları köklü olarak değiştirecek.

Büyük ihtimalle yüzde 40 (salgını durdurmada yetersiz) toplumsal bağışıklığa, bu aşılama hızıyla bir yılı aşkın sürede varacağımız düşünülecek olursa, fazladan kaç canı daha yitireceğimizi bize politikacılar ya da onlara biat eden bilim değil, doğru ve yerinde kullanılan matematik söyleyecek.

Gerekli matematiği bilimine uygun kullanan epidemiyologlar söyleyecek.

 

 

Zafer Anayurt kimdir:

1966 yılında Ankara’da doğdu. Üniversite eğitimini Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Bölümü’nde tamamladı. Çalışma hayatına 1991 yılında TCMB EFT projesinde başladı. 2014 yılına kadar sırasıyla Tandem Computers, Koçnet, Cisco, SABANCI TELEKOM ve TurkNet’te  teknik ekiplerin yönetiminde yer alarak işletim sistemleri, ağ güvenliği, ağ tasarımı, kurulumu ve işletimi alanlarında çalıştı.

Benzer Haberler

Facebook'ta Biz

Çanakkale Rent a Car Banka Kredisi diş rehberi Bozcaada Otelleri Bozcaada Otelleri Bozcaada Pansiyonları